KANSERLİ ÇOCUKLARIN GÖNÜLLÜ ZİYARETÇİLERİ

5 Nisan 2017, Çarşamba 06:04

     


Ege Üniversitesi (EÜ) Çocuk Hastanesinde kanser tedavisi gören çocuklar, gönüllü ziyaretçileri ve hemşirelerle yaptıkları dans, resim ve çeşitli etkinliklerle moral buluyor.

Hematoloji kliniğinde yatan lösemi hastası 7 yaşındaki Ela Bingöl, odasında gönüllü bir misafiri ağırlıyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gülçin Özalp Gerçeker, Ela ile resim yapıyor, ona kitaplar okuyor. Ela'nın yanındaki odada kalan 11 yaşındaki lösemi hastası Gürcistanlı Tekla Natchkebia ise Fransa'dan gelecek kök hücreyle sağlığına kavuşmayı beklerken, tıp öğrnecisi İmge Durmaz ile boyama yapıyor. Aynı klinikte 15 yaşındaki kanser hastası Umutsen Gezer de bir başka gönüllüyle oyun konsolunda vakit geçiriyor. Birimin hemşireleri de günlerce yatağından çıkmamış kanserli çocukları, danslarla ayağa kaldırıyor. Masal dinleyen, boyama yapan ve dans eden çocukların görüntüsü, onların hayata yeniden tutunma çabasını ortaya koyuyor.

"Çocuk oyun istiyor"

Ege Lösemili Çocuklar Derneği Başkanı Deniz Yılmaz Karapınar, AA muhabirine, lösemili çocukların hastanede yatış süreci ve sonrasında ailelere sosyal ve ekonomik destek vermek için çalıştıklarını söyledi. Hasta çocuklar ve ailelerinin en büyük sıkıntısının "yalnızlık" olduğunu ifade eden Karapınar, "Hastanede geçirilen süreçte hem çocuklar hem de aileleri çok yalnız kalıyorlar. Yalnızca çocuk açısından değil annesi açısından da son derece tekdüze, çok sıkıntılı bir dönem oluyor. Biz tıbbi açıdan destek sağlarken psikiyatrik destek de sunuyoruz ancak sosyal desteğin yerini tutmuyor. Çocuk oyun istiyor." dedi.

Annenin birkaç saat hastaneden ayrılması ve nefes almasını da istediklerini kaydeden Karapınar, şöyle konuştu: "Refakatçi annelerin başka bir şeye, çocuğa, evlerine vakit ayırmaları mümkün olmuyor. Onlara huzur ve enerji verebilmek, çocukların da eğlenceli vakit geçirmesini sağlamak istiyoruz. Gönüllülerin bu servise gelerek iyi bildikleri bir şeyi paylaşmalarını istiyoruz. İyi keman çalmayı ya da fotoğraf çekmeyi bilen bir kişi, bu bilgisini hasta çocuklarımıza aktarabilir. Böylelikle, anne dinlenebilir, çocuklar da eğlenceli vakit geçirebilir. Morali yükselen çocuğun tedaviye de uyumu artıyor."

İlk destek annelerden geldi

Projeye ilk destek verenlerin, çocuğu daha önce kanser tedavisi gören gönüllü anneler olduğunu bildiren Karapınar, "Bazı okullardan da destek alıyoruz. Projemizi çok daha etkin hayata geçirmek için gönüllülere çağrıda bulunuyoruz. Özellikle gençlerin boş vakitlerinde hasta çocuklarımızla ilgilenmeleri rehabilite edici olacaktır." dedi. Çocuk doktorlarının hasta çocukların hayatında ayrı bir rolü olduğunu dile getiren Karapınar, tüm sağlık personelinin kanserli çocuklara farklı yaklaştığına işaret etti. Karapınar, şöyle devam etti: "Çocuk servisinde hemşire ya da doktor olmak demek, çocuklarla oyun oynayabilmek demek oluyor. Hemşirelerimizin de aktif çalışmaları oluyor. Gece çok sakin yarım saatleri varsa, onu çocuklarla dans ederek, oyun oynayarak geçirmeye çalışıyorlar. Çok faydası oluyor. Bir kere pansuman yaparken bağırış çağırış olmuyor. Çünkü bunu sevdikleri birinin yaptığını ve akşam onunla oyun oynayacaklarını biliyorlar."

"Çocuklar çok sıkılıyor"

Gülçin Özalp Gerçeker de daha önce Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde çalıştığını, lösemi hastası çocuklarla ilgilendiğini belirtti. Dokuz Eylül Üniversitesinde çalışmaya başladıktan sonra da hasta çocuklardan ve ailelerden kopmadığını bildiren Gerçeker, hasta çocuklarla kitap okuyarak, resim yaparak paylaşımda bulunmanın hayati önem taşıdığını söyledi. Gerçeker, "Buradaki çocuklar çok uzun süre hastanede vakit geçiriyor. Bizler onların eğlenmesini sağlayabiliriz. Ayağa kalkamayacak durumda olanlar var. Hasta oldukları için çok sıkılıyorlar." diye konuştu. İmge Durmaz ise lösemi hastası çocuklarla ilgilenirken zamanın çok çabuk geçtiğini, onlara umut ve moral vermekten mutluluk duyduğunu bildirdi. Lösemi hastası Ela Bingöl ise kemoterapi sonrası yattığı hematoloji ünitesinde piyano ve gitar çalmayı öğrenmeyi ancak en çok da "artık okula gitmeyi" istediğini anlattı.

(VOLKAN GÜNDÜZ)