KÜLTÜRÜN MİRASI TÜRK HALK DANSLARI

13 Mayıs 2017, Cumartesi 06:07

     


Dans, çağlar boyunca insanların sevinçlerini, acılarını, korkularını, umutlarını kısacası insana dair tüm duyguların yansıtılma biçimi oldu. Dünyada kültürel açıdan belki de en zengin topraklarda yani Anadolu’da da dans olgusu her zaman önemli bir yerde duruyor. Bu anlamda Türk halk dansları, ulusal kimliğin ve geleneğin aktarımındaki en büyük araçlardan birisi olmayı halen sürdürüyor. Ege Üniversitesi Devlet Türk Halk Musikisi Konservatuvarı Türk Halk Oyunları Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Füsun Aşkar, “Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuarı Türk Halk Oyunları Bölümü olarak eskiyi koruyoruz, arşivliyoruz. Bunun böyle olması gerektiğini öğrencilerimize öğretiyoruz. Geleneksel olanı çağdaş düzenlemelerle sahneliyoruz” dedi. Yrd. Doç. Dr. Füsun Aşkar, halk oyunlarının halk biliminin bir alt dalı olduğunu ifade ederek “Halk mimarisi, halk hekimliği, halk ekonomisi gibi bir sürü alt dal belirlenmiş. Kısacası halkı ilgilendiren her şey bu kadroların altına alınmış. Halk oyunları da bunlardan bir tanesi. Halk oyunları çok önemli bir olgu çünkü kültürün çok önemli bir yerinde durmaktadır” dedi.

GELENEKSELİN VE MODERNİN SENTEZİ

‘Kültür Endüstrisi’ kavramının son zamanlarda çok tartışıldığını, bu kavrama karşı iki görüşün olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Aşkar, “Birinci görüş elde olan kültürel ürünleri koru derken ikinci görüş elde olan bu ürünleri istediğin gibi kullan diyor. Dolayısıyla kültür endüstrisine giden bir yolda halk oyunlarını geleneksel çizgilerini koruyarak yaşatmayı hedefliyoruz. Artık akademiler var. Halk oyunları olgusu gelişti. Sahne değişerek sahne sanatları haline geldi. Bu anlamda halkoyunları şuanda kültürün ulusal imajını yükseltmek için çok önemli bir konumda. Bizler kültür endüstrisi alanında ki bu iki görüşü de benimsiyoruz. Eskiyi koruyoruz, arşivliyoruz ve bunun böyle olması gerektiğini öğrencilerimize öğretiyoruz fakat çağdaş düzenlemelerle bunları sahneliyoruz. Tam da geleneksel olmuyor. Zaten sahne kavramı işin içine girdiği anda geleneksellik dejenerasyona uğramış oluyor” diye konuştu.

“HALK OYUNLARININ BİLİNİRLİĞİ ARTTIRILABİLİR”

Artık halk oyunları geçmişe göre daha da bilindiğinin arttığını vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Aşkar, “Eskiden bir takım kurum ve kuruluşlar daha fazlaydı. Akademiler kurulduktan sonra mezun olanlar hem Türkiye’nin hem de dünyanın birçok noktasına dağıldıktan sonra halk oyunları daha farklı ve işlevsel bir hal aldı. Yine de halk oyunlarının bilinirliği daha da arttırılabilir. Ve değer verilebilir. Burada asıl konu saygı duyarak geleneği yaşatabilmektedir. Akademiler halk oyunlarının yaşatılması için önemli bir araç ve sayıları arttıkça halk oyunlarının değerinin arttırılması sürecektir. Bizler alan araştırmalarını ve derlemeleri çoğaltmalıyız. Bu çalışmalar gelecekte halk oyunları için yapılacak post-modern çalışmalara kaynaklık edecektir” diye söyledi.

(HABER MERKEZİ)