15 Aralık 2017, Cuma

FETÖNÜN EN BÜYÜK MAĞDURU: ÇOCUKLAR!..

9 Eylül 2016, Cuma

     


Bülent PINARBAŞI
bulent@aliagaekspres.com.tr

15 Temmuz kalkışmasıyla gördük ki bu FETÖ denilen ‘cemaat örgütü’ ya da ‘örgütlü cemaat’ devletin her kademesine sızmış, ülkenin can damarlarına çöreklenmiş, pek çok vatandaşın hakkını yemiş, her türlü yolsuzluğun ve usulsüzlüğün adresi haline gelmiş.

Bunları her gün saatlerce televizyonlarda izliyor, gazetelerde sayfa sayfa okuyoruz. Ama konuşulmayan bir konu var: Çocuklarımız!..

***

Örgütün ışık evleri, özel yurtları ve eğitim kurumlarından yetiştirdiği ilk jenerasyon kendi vatandaşına silah doğrultup Gazi Meclis’i bombalayacak kadar robotlaştırılmıştı. Bunun açıklaması hiçbir inançla, ideolojiyle yapılamaz. Çünkü insan canına kastetmenin inançla, ülküyle, ideolojiyle alakası olamaz.

O halde, bütün bu tutuklamalar, gözaltı ve işten uzaklaştırmalar arasında asıl yapılması, asıl araştırılması gereken konu tam da budur.

***

Haydi Fethullah Gülen denilen gözü dönmüş cahil ve çevresindeki bir avuç cühela ereklerine ulaşmak için her yolu mübah saydı. Peki etrafında toplanmış bu kadar müridi nasıl inandırdı, nasıl yönlendirdi?

Bütün bunlar elbette ilkokul mezunu, medrese eğitimi bile almamış birinin üstesinden gelebileceği herze değil. O halde, 40 yıl öncesinde projelendirilmiş bir planın nasıl bu kadar ustaca yönetilebildiğini anlamak için bakış açımızı değiştirmek, olaya sadece bir cemaatin hayal ve hezeyanı olarak yaklaşmamak lazım.

İster siyonizm deyin, ister CIA deyin, ister haçlı zihniyetinin yüzyıllardan gelen öç alma hırsı ya da hepsini bir arada sayın. Kısaca “dış güç” parmağı kesin.

***

İşte bu profesyonel ve sabırlı “projelendiriciler”, 15 Temmuz’u daha 80’li yıllarda planlarken bizler maalesef gaflet uykusundaydık. Onlar çocuklarımızı bedava burs, özel kurs, üniversitelilere uygun fiyatlı yurt benzeri “ağzımıza çalınmış bir parmak bal” ile elimizden alırken hiçbirimiz bu günleri öngöremedik. Hayırsever adamlardı. Zaten kredi, borç, taksit batağında boğulan dar gelirli Anadolu insanı, kendisine uzatılan bu “rüşvet”i çocuğunun geleceğini kurtaracak bir can simidi olarak algıladı ve sahiplendi.

Peki o kurs ve yurtlarda neler yaşandı?..

Esas düşünülmesi ve ülkenin bozulan temel yapıtaşlarından önce düzeltilmesi gereken sorun budur.

Çünkü o “ışıkevleri”nde bu ülkenin geleceği, en zeki ve yetenekli gençleri birer “düşman” olarak eğitilip yetiştirildi. Yatılı kurslara giden çocuklar, kısa süre sonra anne-babalarını eleştirir, onlara isyan eder hale geldi. Bizler, “dinibütün” çocuklar yetiştirildiğini düşünürken, 15 Temmuz’un ve geleceğin 15 Temmuzlarının aktörleri eğitiliyordu aslında.

Genç ve her şeye inanmaya hazır beyinler, Atatürk düşmanlığıyla, Cumhuriyet karşıtlığıyla dolduruldu.

***

Dedik ya, bu bir cemaat projesi değil “dış güçler”in planlamasıydı diye...

İşte o dış güçlerin yıllardır diğer üçüncü dünya ülkelerinde uyguladığı ne kadar metod varsa hepsi uygulandı çocuklarımızın üzerinde.

Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Atilla Uğur’un anlattıkları, bunlardan sadece biri. Uğur diyor ki “"1999 yılında Ankara'da istihbarat grup komutanıyım. Çok önemli bir şey anlatıyorum. Bu bilmediğiniz bir şey. Bir sözde ışık evi ile ilgili ihbar alınmış. Gittiğimizde gördüğümüz şuydu, kapıda Türk bayrağı, onun üstünde bir Mustafa Kemal fotoğrafı, altında da Nutuk. İçeriye bir girdik bambaşka bir atmosfer. 14, 15 yaşında astsubay okulu öğrencileri var. Bu çocuklar ifadeleri alınmak üzere götürüldü. Ben de merak ettim sordum, neden gidiyorsunuz diye. Hepsi fakir ailenin çocukları, üniformayı giyip aslan gibi millete hizmet etme amacındalar. Dediler ki komutanım biz cumartesi pazar günleri maça, sinemaya gitmek istiyoruz. Arkadaşlarımız ısrar edince oraya gidiyoruz. Akşamüstü çıkarken büyük bir huşu içinde, mutluluk içinde çıkıyoruz. Bu benim çok dikkatimi çekti. Arkadaşlarla tekrar eve gittik. Sigara dumanından kurtulmak için tütsüler yakılır, ben de sigara kullanıcısı olduğum için biliyorum. Tütsü hala yanıyor, aldım tütsüyü kriminale gönderdim. Ne çıktı içinden biliyor musunuz? Esrar tohumu çıktı. Bunu kimse bilmiyor. Bunların müslümanlığı, işadamlığı hepsi palavradır. O çocuk oraya zorla giriyor fakat çıkarken bir mutluluk içinde çıkıyor. Taktiğe bakın arkadaşlar. Millet bunu bilsin. FETÖ'nün başvurmadığı hiçbir şey yoktur"

***

Görüleceği üzere, Gülen Cemaati ve okullarına kurban verdiğimiz çocuklarımız sadece örgüt için finans kaynağı olmanın ötesinde, bir iç savaşın lejyonerleri olarak yetişmiştir.

Bu sürede çocuklarımız kişilik ve şahsiyet duygularını kaybedip ruhunu farkında olmadan şeytana satarken, aile bağlarını, ana baba sevgi ve saygısını da kaybetmiş ve cemaat içinden edindikleri “abi”leri “abla”ları bunların yerine koymuşlardır.

Bu çocuklar henüz çok küçükken dini telkinler veriliyor ve bu telkinlerde Fethullah Gülen ön plana çıkarılıyor. Gülen'in video vaazları seyrettiriliyor. "Senin ismini o koydu. Sen mübarek bir zat olacaksın" diyerek seçilmiş ve önemli insan duygusu yerleştiriliyor. Çocuk da 'Benim özel misyonum var' düşüncesiyle büyüyor. Çocuklar okul çağına geldiğinde, özel yetenekleri olanlar seçilip ailelerinden alınıyor; daha iddialı ve daha özel okullara gönderiliyorlar. Üniversitede yönlendirildikleri fakültelerden bilgi birikimi, psikoloji ve örgütsel bağ açısından 'kalifiye' eleman olarak mezun oluyorlar. Sonra da devletin içine sızdırma harekatına geçiliyor.

Operasyon sadece cemaat üyelerinin çocuklarıyla da sınırlı değil. Cemaat (ya da terör örgütü) özel görevlileri bütün Anadolu’yu ve Türki Cumhuriyetleri gezerek yoksul köy çocuklarına IQ testi uygulayıp en zekilerini seçerek kendi okullarında, ücretsiz okutmuş, ordusuna dahil etmiş.

***

İşte şimdi, madem ki geç de olsa bu tehlikeli oluşumu fark ettik ve artık uyandık; çocuklarımızı geri kazanmak, ülkenin geleceğini sağlam temeller üzerine oturtmak için bir an önce harekete geçmeli.

En başta, eğitim sistemi, bundan sonra başka hiçbir art niyetli oluşumun el atamayacağı seviyeye ve kaliteye yükseltilmeli. Bunu yaparken, siyaset üstü düşünerek hareket etmek çok önemli.

Aksi halde, bugün FETÖ’yü önledik belki ama yarın onun yerine geçecek başka isimli, başka amaçlı mihraklara açık kapı bırakmış oluruz.

 

BÜLENT PINARBAŞI



Yazarın Tüm Yazıları
RAKİPSİZ SEÇİMDE ÜÇTE BİR KAYIP... 12 Aralık 2017, Salı
KURUMLAR ARASI İLETİŞİM YOKSA, KURUMLAR ÜSTÜ İLETİŞİM OLAMAZ MI?.. 15 Kasım 2017, Çarşamba
HERKESİN BAŞKANI OLUNUR DA, HER YERİN BAŞKANI OLUNABİLİR Mİ? 22 Eylül 2017, Cuma
ASIL SUÇLU KİM? 16 Eylül 2017, Cumartesi
BAŞINIZA BİR İŞ AÇIN LÜTFEN!.. 11 Eylül 2017, Pazartesi
ALİAĞA’NIN KAYBI, AĞRI’NIN KAZANIMI... 27 Temmuz 2017, Perşembe
GÜN, DEM... 22 Temmuz 2017, Cumartesi
Yanıyoruz 24 yıldır 3 Temmuz 2017, Pazartesi
NE KULLANIRSANIZ KULLANIN, ALİAĞA’YI KULLANMAYIN!.. 9 Haziran 2017, Cuma
Pek muhterem ‘Eşbaşkan’... 12 Mayıs 2017, Cuma
SEVİYE SİZSİNİZ!.. 6 Mayıs 2017, Cumartesi
ACAR HEDEF GÖSTERİRSE... 29 Nisan 2017, Cumartesi
YOL 27 Nisan 2017, Perşembe
TAKKE DÜŞTÜ, BAKALIM KEL GÖRÜNECEK Mİ? 19 Nisan 2017, Çarşamba
“HAVET” GÜZEL, KUŞLAR ÖTÜYOR... 24 Mart 2017, Cuma
BAŞKAN “HAVET” DESİN, SİZ “HAYIR” ANLAYIN... 7 Mart 2017, Salı
SUSSAM GÖNÜL RAZI DEĞİL, SORSAM CEVAP YOK!.. 6 Mart 2017, Pazartesi
“PSİKOLOJİK ANALİZ YAZISI”NIN ANALİZİ... 23 Şubat 2017, Perşembe
EVET Mİ HAYIR MI SAYIN ACAR BAŞKAN? 17 Şubat 2017, Cuma
KESTANE KEBAP, ARACISIZ CEVAP... 10 Şubat 2017, Cuma
“BAŞIMA BİR İŞ GELMEYECEKSE” SORULARI... 4 Şubat 2017, Cumartesi
KIRK AKILLI ARANIYOR... 30 Ocak 2017, Pazartesi
GAYRİ RESMİ “EŞBAŞKAN” 26 Ocak 2017, Perşembe
GÜVEN 7 Ocak 2017, Cumartesi
SOSYAL MEDYA AKBABALARI 26 Aralık 2016, Pazartesi
HALKIN MECLİSİ-BELEDİYENİN MECLİSİ 8 Aralık 2016, Perşembe
İSTİRHAMIMDIR!.. 5 Aralık 2016, Pazartesi
ALİAĞA NASIL KAZANILIR, ALİAĞALI NASIL KAZANIR? 16 Kasım 2016, Çarşamba
“GAZETE”CİLİK... 2 Kasım 2016, Çarşamba
DENİZDE KUM, ALİAĞA’DA SPONSOR... 17 Ekim 2016, Pazartesi
İKİNCİ “BAŞDANIŞMAN” DÖNEMİ... 5 Ekim 2016, Çarşamba
ALİAĞA’NIN GÜNAH KEÇİSİ 22 Eylül 2016, Perşembe
FETÖNÜN EN BÜYÜK MAĞDURU: ÇOCUKLAR!.. 9 Eylül 2016, Cuma
AYTUĞ, SEMİH, EDA, UMUT, ŞAHİN VE DİĞERLERİ... 31 Ağustos 2016, Çarşamba
ÇÖZÜM “SAVAŞ”TA... 27 Ağustos 2016, Cumartesi
‘DÜZEN’Lİ SİYASET 17 Ağustos 2016, Çarşamba
NE KARİNESİYDİ? 16 Ağustos 2016, Salı
KARGAYA KILAVUZ OLMAK... 8 Ağustos 2016, Pazartesi
BULANIK SUDA CEMAATCİ AVLAMAK... 4 Ağustos 2016, Perşembe
ÖLÜMÜ GÖRDÜK DİYE SITMAYA RAZI MI OLALIM? 22 Temmuz 2016, Cuma
SEBEBİ SİZ YARATTINIZ, YOK ETMEK SİZİN ELİNİZDE... 21 Temmuz 2016, Perşembe
İHANET... KİM TARAFINDAN, KİME? 19 Temmuz 2016, Salı
ÖFKELİYİZ 16 Temmuz 2016, Cumartesi
GÜVEN 14 Temmuz 2016, Perşembe
VATANDAŞ OLMA KRİTERLERİ 12 Temmuz 2016, Salı
BANA ‘BARIŞ’IN RESMİNİ ÇİZ USTA!.. 11 Temmuz 2016, Pazartesi
23 YIL ÖNCE... 2 Temmuz 2016, Cumartesi
VATANIN BAĞRINA TERÖR DAYAMIŞ HANÇERİNİ... 1 Temmuz 2016, Cuma
İYİ KONUŞAMIYORSANIZ SUSUN BE MÜBAREKLER... 24 Haziran 2016, Cuma
BAK BEYİM!.. 17 Haziran 2016, Cuma
SERİ... 14 Haziran 2016, Salı
BUMERANG 11 Haziran 2016, Cumartesi
GERÇEK GÖREVİNİZİN FARKINA VARIN!.. 9 Haziran 2016, Perşembe
“YARIM” POLİTİKA... 8 Haziran 2016, Çarşamba
ŞU BİZİM ERMENİ MESELESİ 4 Haziran 2016, Cumartesi
YAKIN GELECEĞE HAZIR MISIN EYY ALİAĞA?.. 3 Haziran 2016, Cuma
DEJAVU 31 Mayıs 2016, Salı
HEYKEL 28 Mayıs 2016, Cumartesi
ÇÖP 26 Mayıs 2016, Perşembe
ALLAH AĞLATMASIN AMA... 25 Mayıs 2016, Çarşamba
TRANSFER SEZONU AÇILDI MI?.. 23 Mayıs 2016, Pazartesi
KİM BU KÖPEKLER DEĞİL, KİMİN BU KÖPEKLER?.. 20 Mayıs 2016, Cuma
DARBE Mİ DEMOKRASİ Mİ?.. 18 Mayıs 2016, Çarşamba
DÜĞÜN VE CENAZE VE KONGRE VE BEŞİKTAŞ... 17 Mayıs 2016, Salı
FUHUŞ 16 Mayıs 2016, Pazartesi
DERE KIYISI 12 Mayıs 2016, Perşembe
BUGÜN YEDİĞİNİZ HURMALAR... 11 Mayıs 2016, Çarşamba
Aliağa'nın filleri... 9 Mayıs 2016, Pazartesi
BİZİM BERBERLER... 6 Mayıs 2016, Cuma
HEPİMİZ MHP'YİZ... 5 Mayıs 2016, Perşembe
SÖZÜM “MECLİS”TEN DIŞARI!.. 4 Mayıs 2016, Çarşamba
İYİ İNSAN MI İYİ LİDER Mİ LAZIM? 3 Mayıs 2016, Salı
1 MAYIS 30 Nisan 2016, Cumartesi
İKİ ERDOĞAN 29 Nisan 2016, Cuma
GENÇ LAİKLER RAHATSIZ... 28 Nisan 2016, Perşembe
ÇAYIN RADYASYONLUSU İYİDİR... 26 Nisan 2016, Salı
TEMSİL... 25 Nisan 2016, Pazartesi
Pardon... 23 Nisan 2016, Cumartesi
HAYDİ ÇOCUKLAR MEYDANA... 22 Nisan 2016, Cuma
ŞEYTAN... 21 Nisan 2016, Perşembe
İKTİDAR DEĞİL, İKBAL KAVGASI... 20 Nisan 2016, Çarşamba
Milli Birlik... 18 Nisan 2016, Pazartesi
YA YIKIN YA YAPIN, BOŞU BOŞUNA OYALAMAYIN... 16 Nisan 2016, Cumartesi
SİYASET Mİ DEĞİŞMELİ SİYASETÇİ Mİ? 15 Nisan 2016, Cuma