12 Aralık 2017, Salı

HAYATI DOYA DOYA YAŞAMAK

7 Aralık 2016, Çarşamba

     


Çiçek AKYOL

Hayatımıza anlam katma çabalarımız, hiç bitmeyen öğrenme isteğimiz ve gelişim- değişim yolculuğumuz...

. İçinde büyüdüğümüz ailenin değerleri, çevreden öğrendiklerimiz, aldığımız eğitimle zaman içinde kişiliğimiz gelişimini sürdürür. Büyürken en çok sevgiye ve ilgiye ihtiyacımız olduğunu çoğu defa anlayamayız hatta önemsemeyiz bile. Oysa sevgiyle yoğrulmuş bir hayatta daha dirençli, özgüvenli, hayata daha kolay uyum sağlar hale gelir, etkileşimde bulunduğumuz insanlara da değer katarız. Eğer sevgi eksikse en iyi okullarda da okusak, en iyi mesleğe de sahip olsak bir tarafımız hep eksiktir.

Önemli olan kendimizi tanımak ve kendimize güvenmek, neyi istediğimizi iyi bilmek değil midir. Neredeyse hepimiz kendimiz dışında herkesin kişilik yapısıyla ilgileniriz. Ne yazık ki bu hareketlerimizi çocuklarımız da modeller. Başkalarıyla ilgilenmeye ve gördükleri hareketleri eleştirmeye başlarlar. Kendisinden çok başkalarına zaman ayırır hale gelirler.

Bir düşünün bazen çok basit olayları kendimiz ve çevremizdekiler için çok zor hale getirebiliyoruz. Oysa kuralları kendimiz koyabilirsek yaşamı basitleştirebiliriz. Bunun için öncelikle kendimize zaman ayırmalıyız ve kendimizin farkına varmalıyız. Boş zamanımızı nasıl değerlendirdiğimiz sorulduğunda cevabımız hep sıradan olan ama aslında yapmadığımız işlerdir. Kitap okumak, müzik dinlemek, spor yapmak v.s. liste uzar gider. Oysa bunlar zaten kendimiz için yapmamız gerekenlerdir. Boş zaman işi değildir.

Hayatın akışında en az zamanı kendimize ayırıyoruz. Kendimizle yüzleşmeye cesaret edemiyoruz. Kendimizle ilgilenmiyor, kendimizi sevmeyi aklımıza bile getirmiyoruz. Öyle çok hata hata yapıyoruz ki. Hayatımızın en önemli kararlarını verirken bile kendi duygularımızdan çok başkalarının düşüncelerine göre hareket ediyoruz. Ancak yaş kemale erdiğinde yüzlerce hatadan sonra gerçeği görebiliyoruz. Lakin hayıflanıp geçiyoruz. Ne var ki aynı hataları çocuklarımızı yetiştirirken de yapıyoruz. Onlara kendilerini tanımalarını öğretmiyoruz, tanımaya çalışana da imkan vermiyoruz.

En değerli zamanı kendilerine ayırmalarını anlatmıyor, farkındalık kazanmalarını sağlamıyoruz. Birçok tecrübeden yola çıkarak birçok şeyi öğreniyoruz. Ama en önemlilerini geçiştiriyoruz; duygularımızı tanımıyoruz, düşünmeye üşeniyoruz, yeteneklerimizle ilgilenmiyoruz. Kendimizi küçümsüyoruz, özgüven sahibi olmaksa bazen yıllarımızı alıyor. Çoğu zaman önyargılarımız bizi esir alıyor. Korkularımızı yenebilmek için önce bunları kendimize itiraf etmeliyiz. Kendimizle barışık olmalıyız. Her zaman mükemmel olmamız gerekmiyor ki.

Yaşımız kaç olursa olsun hiç fark etmez. Çoğumuz ne yazık ki başkalarının yönlendirmeleriyle hareket ederiz. Mesela üniversite sınavını kazanırız ama sonraki yıl tekrar sınava gireriz, çünkü mutlu değilizdir. Okulu bitiririz ama bambaşka bir işte çalışırız.

Çok severek, aşık olarak evlendiğimizi sanırız ama kısa zaman sonra mutsuz oluruz. Çünkü aşk sandığımız bile başkasının dayatmasıdır aslında. Ve mutsuz bireylerin sayısı oldukça fazladır. Çünkü hiç birimiz kendi isteğimiz doğrultuda hareket edemiyoruz, ne istediğimizi bilmiyoruz. Ne istediğimizi bilsek bile onu seçmeye cesaretimiz yok. Çoğu zaman bunun farkına bile varamayız. Bunların sonucunda hayal kırıklıkları, devam edemeyen ilişkiler, mutsuz evlilikler, sürekli iş değiştirmeler, aradığını bulamama ve bitmeyen arayışlar...

Yaptığımız yanlışlar için kendimize kızacağımıza, hatalarımızı kabul edip, yeniden denemek için kendimize fırsatlar yaratmalıyız. Kendimize güvenmeliyiz. Hayatı olduğu gibi kabul etmeliyiz ama kabul edilebilir hale gelmesi içinde çaba göstermeliyiz.

Adamın biri güzel, mehtaplı bir gecede bir suyun başına oturmuş, Ay'ın sudaki yansımasına bakarak hayranlıkla izliyormuş. O sırada oradan geçmekte olan bir sufi, adama sormuş:

-Ne yapıyorsun?

Adam cevap vermiş: - Ay'a bakıyorum.

Sufi, adamın ensesine patlatmış ve demiş ki:

-A be ahmak, kendini bilmez, kafanı kaldır artık, yukarı bak!

Kendimize karşı dürüst olmalıyız. Sorunları görmezden gelmek ancak artarak hayatımızda kısır döngülere neden olur.  Sorunların üzerine gidip, küçük parçalara bölerek gerçekçi çözümler üretmeliyiz.

Başarılarımızdan keyif almak için önce kendimizi sevmeli ve kendimize zaman ayırmalı ve kendimize değer vermeliyiz.

Yaşamı sevmeliyiz, hem de her anını. İçimizdeki çocuğu görmezden gelmemeliyiz, onunla ilgilenmeli, ihtiyaçlarına cevap vermeliyiz.

 

ÇİÇEK AKYOL

Uluslararası Tüm Engelliler, Yaşlılar ve Kimsesizler Federasyonu  Ankara  Temsilcisi (UTEYKİF Ankara  Temsilcisi)

 



Yazarın Tüm Yazıları
Erkekler bizim ‘düşmanımız’ değil! 8 Mart 2017, Çarşamba
TELEVİZYON 21 Şubat 2017, Salı
İNSAN MÜZİĞE NASIL BAŞLADI 15 Şubat 2017, Çarşamba
Ne Güzel Bir İş Yapıyorsunuz Farkında Mısınız? 6 Şubat 2017, Pazartesi
PALYAÇO 25 Ocak 2017, Çarşamba
ZAMAN ZAMAN ZAMANINIZI DÜŞÜNÜN! 18 Ocak 2017, Çarşamba
Hayatını IskalaMA 4 Ocak 2017, Çarşamba
SÖYLESENE NESİN SEN? KADINIM İŞTE! 29 Aralık 2016, Perşembe
Ne güzel bir iş yapıyorsunuz... 21 Aralık 2016, Çarşamba
BİRLİKTE YAŞLANSAK YA 15 Aralık 2016, Perşembe
HAYATI DOYA DOYA YAŞAMAK 7 Aralık 2016, Çarşamba