15 Aralık 2017, Cuma

EVET Mİ, HAYIR MI? (BEKİR TAŞKÖPRÜ)

21 Mart 2017, Salı

     


KONUK YAZAR

Bir zamanlar bu sözcükler şarkı sözleriydi. Ama bu kez o kadar kolayca söylenebilir değil. Çok daha ciddi, çok daha önemli ve sorumluluk gerektiriyor söylemek için. 

Bilindiği gibi ülkemiz bu günlerde tüm asıl gündemi bir yana bırakılarak varsa yoksa referanduma kilitlendi. Vatandaşın dertleri referandum sonrasına ertelendi.

Pekiyi nedir vatandaşın asıl derdi? Bugün sokağa çıkıp, on vatandaşımızla konuşsanız size ülkemizin asıl gündemini bir çırpıda sayarlar. Konuştuğunuz vatandaş emekli biri ise; aldığı emekli maaşı ile geçinemediğini, pazarda 5 TL’den daha ucuza sebze kalmadığını, taze fasulyenin kilosunun 25-30 TL’ye çıktığını, vitrinine yaklaşamadığı et fiyatlarından, geçinebilmek için yüklendiği banka kredilerinin altından kalkamadığını, ve son birkaç aydır umudunu alacağı ama yılan hikayesine dönen 250-300 liralık promosyonu size anlatacaktır. Bu umutla girdikleri banka kuyruklarından daha önce emekli maaşlarının getirmeleri karşılığında verdikleri bir çeyrek altını bahane ederek nasıl geri çevrildiklerini anlatır size.

Emeklinin gündemi bu! Bakanlar ekranlardan talimat yağdırıyorlar, meyveyi sebzeyi ucuzlatın diye, dinleyen kim? Hükümet var ama hükmü yok. Üstüne gidebilen de yok. Hükmünü yitirmiş bir iktidar(sızlık) söz konusu.

Genç biri ise rastladığınız?, kimi, geleceği ile ilgili hayal kurmayı bile unutmuş, bitirdiği iki üniversiteye rağmen iş bulamamış, kimi, eğitim aldığı alanda 4 yıl, 5 yıldır atama bekleyip atanamamış, kimi aldığı eğitim alanında iş bulunamadığından alakasız alanlarda, itfaiyecilik, güvenlik işleri gibi işlere fit olmuş, onların özel sınavlarında kolunu, bacağını kırar halde. Kimi de; okulu da bittiği için ailesinden hala harçlık almaya utandığından, geçici inşaat işlerinde çalışırken iş kazalarında yaşamını yitiren milyonlarca mutsuz, umutsuz, şimdiden omuzları çökmüş, özgüvenin kaybetmiş, gelecek kaygılarının ağırlığından, ülkenin gidişatına kulaklarını tıkamış umarsız bir nesil görürsünüz. 

İşveren;  bir yandan; yükselen döviz karşısında eriyen sermayesine mi yansın, dolar belirsizliği nedeni ile yatırım planlamasını tümüyle kapattığına mı? Hammadde girdisindeki artış yüzünden zora düşen ve mevcut durumunu kurtarmak için küçülmeye giden ve tabii ki işçi çıkaran bir konumda iken, üstüne üstlük referandum gerekçesi ile hükümetin zorla işçi almalarını dayatması karşısında şaşkına dönmüş vaziyette.

İşsizlik gençlerimizde %25’lere varmış, esnaf siftahsız, bakkallar zaten çoktan mefta olmuş.

Rastladığınız vatandaş eğer üretici ise; mazot, gübre ve tohum fiyatlarını karşılamak için aldığı banka kredilerini ödeyemediği nedeni ile tarlası toprağı ipotek altında. Pazarda 8-10 TL etiketle satılan ürününü 60 kuruşa vermeye razı edilmiş. Anlayacağın o da “anasını da alarak”, tasını tarağını çoktan toplamış, kente göçüyor bir umut.

 Pahalılık, işsizlik, ekonomik belirsizlik çökmüş ülkenin üzerine. Başkalarının savaşına itilen “Mehmetçik” ten gelen şehit haberleri anaların yüreğini yakıyor. Yetim bırakılan yavrular, genç yaşta dul kalan eşler, sönen ocaklar, umutlar, gelecekler… 

Sokağın, vatandaşın gerçek gündemi ve çözümünü bekleyen sorunları bunlar.

(yarın ; referandum üzerine)

Bekir Taşköprü