21 Ekim 2017, Cumartesi

REFERANDUM ÜZERİNE-1 (BEKİR TAŞKÖPRÜ)

22 Mart 2017, Çarşamba

     


KONUK YAZAR

Değerli okurlar, dünkü yazımda vatandaşın gündeminin farklı, Sayın Erdoğan ile MHP destekli Hükümetin gündeminin farklılığından söz etmiştim.

Bu makalede başlığa da uygun olarak 25 gün sonra oylanacak olan referandum ve yürütülen kampanyadan söz etmek istiyorum.

Öncelikle şu tespiti belirtmek gerekir ki; Anayasa değişikliği hiç gündemde yokken, başkanlık sistemini meydanlarda en çok yeren ve türk toplum yapısına ters olduğunu ve ülkeyi federasyonlara götüreceğini, böleceğini , savunan Sayın Bahçeli’ye kimler ne dedi, kimlere ne tür çıkarlar vaat edildi, ya da başına nasıl bir taş düştü bilinmez ama, bir sabah kalktığında, “Getir şu başkanlık sistemini” diyerek ülkenin gündemine bu bomba düşürüldü.

18 maddelik anayasa değişiklik paketi ile ülke; zaten her türlü yetkiye haiz olan Cumhurbaşkanlığı makamı daha da yetkilendirilecek, ama tam olarak adı konulamayan ve dünyada başka benzeri de olmayan,  bir sistem değişikliğine gidiliyor. Başkanlık sistemi bir yapılanma şekli olmakla beraber, sırf Bahçeli geçmişte söylediklerini yalamamış olmak adına Yetkilendirilmiş Cumhurbaşkanlığı sistemi diye uyduruk bir isme sığınıldı. Adına “Başkanlık” sistemi demeseler de, benzerlerinden daha fazla yetki ile donatılmış bir balkanlık sistemidir oylanacak olan anayasa değişikliği.

İyi de bu teklifi sunan ne AKP, ne de meclis desteği veren MHP meydanlarda getirilen değişiklikleri açık açık savunmuyorlar.  AKP; “Millet için EVET, MHP de, Devlet için EVET gibi çok yüzeysel ve muğlak sloganlarla ve muhaliflerinin dil sürçmesi ile söylediklerine bel bağlayarak ve çamur atarak bir kampanya yürütmeye çalışıyor.

Hükümet kanadı, her türlü devlet olanaklarını kullandığı yetmezmiş gibi, bir de kaymakam ve valileri OHAL ‘i bahane ederek , “hayır” kampanyası yürüten muhaliflerine salonları iptal ediyor, meydanları yasak ederken; milletin parasıyla yapılan şaşalı meydan ve salon toplantılarına, resmi kurumlar ve belediyeler  çalışanlarını o gün izinli sayıp,  otobüs tahsis ederek vatandaş katılımı sağlanıyor. Başta devlet televizyonu olmak üzere,  yandaş medya kanalları naklen yayınlarla, pahalı reklamlarla “evet” kampanya yürütüyor.

“Devletin bekası için evet” diyen Sayın Bahçeli; öyle görünüyor ki, bu güne kadar hiç görülmediği kadar  tabanı ile ters düştü. Kendinin seçtiği yol arkadaşlarını partiden ihraç ederek muhalafeti susturma yolunu seçti. Hükümetin desteğini  ve OHAL durumundan yararlanarak yıllarca beraber olduğu, Akşener,  Oğan ve diğerleri gibi yol arkadaşları oylarının Hayır” “olacağını beyan ettiler      diye, neredeyse kanlı bıçaklı oldular. Onların yürüttüğü “hayır” kampanyalarını provake etmek, engellemek yoluna başvurmaya başladı. Daha da vahimi “Ülkücüler işini yarım bırakmaz” diyerek adeta onları hedef gösteriyor.

Bu eşit ve adilce yapılmayan avantajlı şartlara rağmen, Sayın Erdoğan da dahil olmak üzere Sayın Yıldırım ve Sayın Bahçeli’nin yürüttüğü kampanya, kararsız oyları ikna etmeye yeterli bulunmuyor.

Özellikle Hollanda ve Almanya başta olmak üzere AB ile yaratılmaya çalışılan sun-i gündem de halk tarafından hoş karşılanmadı. İç politika için dost ve müttefik ülkelerle girilen zıtlaşmanın ekonomiye vereceği zararların yanı sıra dostlukların da zedeleneceği,  kaygı ile karşılanıyor.

Ülke bir gündemine zamansız ve zorlama ile getirilen bu anayasa değişikliği talebi; üstelik de yürütmenin ve destekçisi MHP’nin bir kısmı tarafından koparılan fırtına, tümüyle yanıltıcı bir demagojiden ibaret.

15 yıldır %50 ye yakın bir çoğunlukla iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisi ve onun Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan hangi yasayı çıkarmak istedi de meclis engelledi,  hangi işi yapmak istemiş de yaptırılmamış bu konuda herhangi bir açıklama yapılmıyor.