21 Ekim 2017, Cumartesi

DEĞİŞEN ALİAĞA (TURAN KARA)

25 Şubat 2017, Cumartesi

     


KONUK YAZAR

İlk yazımız olacak. Genelde soru soracağız, kentimize dair ve emeğe dair. Bizim nazarımızda hala emek kenti olan Aliağa’ya her hafta bu pencereden bakacağız. ‘Emek kenti Aliağa’ bir dönem Aliağa’nın etiketi olmuştu. Çalışma yaşamı ile sosyal yaşamı birbirinden ayrılmaz, ülkenin kültür, sanat, siyaset dünyasının değerli insanlarının da uğrak yeri olurdu. Aliağa'dan bahseden hemen herkes adeta ön ek, göbek adı gibi emek kenti diyerek başlardı anlatmaya. Kaymakamı, belediye başkanı, işçisi, sendikacıları, muhtarı, öğretmeni, siyasi parti temsilcileri herkes... Neden?

Aliağa o zamanlar daha çok işçi yaşadığı, çalıştığı için mi kazanmıştı bu unvanı? Çok değil 10-15 seneden bahsediyoruz.

10 yıl önceki nüfusu neredeyse 2’ye katlanmış Aliağa’da önceden de olan fabrika-işletmenin üstüne organize sanayide onlarca fabrika ile demir çelik işletmeleri, haddehaneleri, santraller, limanlar ve bir koca rafineri inşa ediliyor. Neredeyse eski Aliağa nüfusunun yarısı işçi. Burayı var etmek için evinden, ocağından uzakta barakalarda kalarak kan ter içinde çalışıyor. 15 binden fazla işçiden bahsediyoruz. Onun yarısı kadar da organize sanayide hayatını çalışmakla geçiriyor.

*****

Velhasıl fabrikalar da, işçiler de, kentin ve işçilerin günlük yaşam ihtiyaçlarını karşılayan esnafı, memuru, işçisi ile emekçiler de arttı. Arttı artmasına da Aliağa’ya eskisi gibi "emek kenti" Aliağa denmez oldu. Neden?

Aliağa nasıl değişiyor? Bir örnek verebilirim. Herkesin dikkatini çeker, restoranlardaki değişim. Gündüz aileler kimi zaman akşamları yemeğini restoranda yerdi. Çocuklu çocuklu yemeğe çıkardı.  Sadece Petkim Tüpraş işçisi değil, memuru da demir çelik işçisi de... Şimdi ise pek çok restoranın tabldot lokantalar olduğunu görmeyen yoktur. Ailece yemek yeme yerini yemekhane misali alelacele karnını doyurmaya bıraktı. Aileler yer olmadığı için değil bütçe olmadığı için yemeğe dışarı çıkmaz oldu. Bir başka sebep daha var. Her geçen gün artan fabrika sayısı aslında aynı oranda işçi sayısı artışını sağlamıyor kentte. Her fabrika diyebiliriz ki olması gerekenin en fazla üçte iki sayısı işçi çalıştırıyor. İşsizlik de çabası. Sonrası gelsin fazla mesai adıyla fazla çalışma. Kime yeteri kadar zaman ve enerji kalıyor ki? Çalıştığı yerde en az bir buçuk iki kişinin işini yaparak çalışan işçiler, yeterli ücret de alamıyor. Aliağalı işçilerin fabrika dışı yaşamı neredeyse kalmadı.

****

Zaman kalsa ve olanakları olsa ne yapabilir, vaktini ailesi eşi dostu çevresiyle nasıl geçirir bu insanlar Aliağa'da? Aklınıza bir şey geliyor mu? Özellikle son 5-6 yılda? Neredeyse hiç bir şey. Sinema, konser, tiyatro?.. Gençler, emekliler, kadınlar için kurslar, yeteneklerini geliştirecek ya da eğlenecek her hangi bir şey? Sosyalleşmek, yaşama dair hayata geldiği, yaşadığı şehre estetik katacak, keyif katacak, geliştirecek gönüllü işler yapacak olanaklar bulmak; yani mutlu yaşamak için? Aliağa büyük bir lojman binası gibi olmadı mı? Adeta ‘emek kenti’nden ‘şirket kenti’ne dönüşmedi mi? Belediyecilik bile bir nevi şirket yönetimi haline gelmedi mi? Sadece çalışmak için mi yaşayan insanlar olduğumuz mu düşünülüyor?