12 Aralık 2017, Salı

KAMU ZARARI, KAMUNUN ZARARI MIDIR? - 2

19 Ocak 2017, Perşembe

     


Taner ERASLAN

...Kim ödeyecek diye bir soru akla gelebilir. Kamu zararını ödeyecek olan, “sorumlu” sıfatıyla kamu görevlisidir. Ancak, 6085 sayılı Sayıştay Kanunun 7.maddesi gereği, bu sorumluluğun tespitinde, kamu zararı ile kamu görevlisi arasında illiyet bağının kurulması gerekmektedir.

Dolayısıyla, kamu zararından sorumlu olan kamu görevlisinin hangi davranışının (kusurlu hangi eyleminin) bu sonucun ortaya çıkmasına neden olduğu ortaya konulması şarttır.

Bu noktada aşağıdaki Sayıştay Temyiz Kurulu Kararında belirtilen yaklaşım oldukça önemlidir:

5018 sayılı Kanun’un 71. maddesinde kamu zararı; “Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlanmaktadır.

Bu çerçevede, kamu zararından ve mali sorumluluktan bahsedilebilmesi için her somut olayda, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemin bulunması; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması ve kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması durumu ile mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem arasında bir illiyet bağının olması şartlarının birlikte aranması gerekmektedir. Zira, 1050 sayılı Kanuna hakim olan kusursuz yani objektif sorumluluk ilkesinin yerine 5018 sayılı Kanunla kusur sorumluluğu ilkesi getirilmiştir.

Temel ilke olarak kusur sorumluluğunu esas alan 5018 sayılı Kanun uyarınca kamu görevlilerinin mali karar, işlem veya eylemleri sonucu oluşan kamu zararından sorumlu olduklarına hükmedilebilmesi için manevi unsur olarak kasıt, kusur veya en azından bir ihmalin varlığı gerekmektedir. (17.02.2015 Tarihli Sayıştay Temyiz Kurulu Tutanağı)

Kamu görevlileri bir emanet parayı kullanmaktadır. Yetkileri yani hareket alanları mevzuatın çizdiği bir çerçevedir. Ortaya çıkan kamu zararının, bütçeden karşılanması mümkün değildir. Böyle olması durumunda, kamu zararının, topluma ödettirilmesi söz konusu olacaktır. Bu durumun da kabul edilebilir olmadığı açıktır.

Danıştay Beşinci Dairesi’nin 3.6.2008 tarihli 3234 sayılı kararı, bu konu ile ilgili bir içtihattır. Yüksek Mahkeme bu kararında “yargı kararını uygulamama eyleminin idare adına yetki kullanan kamu görevlilerinin kişisel kusurundan doğduğuna ve kamu görevlilerinin kusurlarından doğan bu zararın toplum tarafından ödenemeyeceğine” hükmetmiştir.

Peki idare tarafından karşılanması gereken bir tutar hiç mi yoktur? Elbette vardır. Örneğin, yargı kararıyla iptal edilen bir idari işlemden kaynaklanan zarar idarece karşılanacaktır.

“İdari işlemin yargısal bir kararla iptali halinde: bu iptal kararının işlemin yapılması sırasında unsurlarında bulunan sakatlıkları saptandığı, işlemi yapıldığı andan başlayarak ortadan kaldırdığı, bu özelliği sebebiyle geriye yürüyen sonuçlar doğurduğu, başka bir anlatımla, işlemin tesis edildiği tarihten önceki hukuki durumun geçerliliğini sağladığı, iptal edilen işlemlerden doğan zararın idarece tazmin edilmesi gerektiği İdare Hukukunun bilinen ilkelerindendir. Bu nedenle, davacı adına tesis edilen işlemin iptal istemi yanında, ödenen meblağın tazminine dair istem de bulunduğundan ve yukarda da belirtildiği üzere hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanmış olan idari işlemden kaynaklanan zararın idarece tazmin  edilmesi gerektiği açık olduğundan, faizin başlangıcında ecrimisil bedelinin davacı tarafından ödendiği tarihin esas alınması gerekmektedir.” (T.C. DANIŞTAY 10. DAİRE E. 2010/3381 K. 2014/3257 T. 21.5.2014)

Yukarıda yer verilen hususlar, konunun oldukça yüzeysel bir değerlendirmesidir. Ancak, kamu zararının tanımlanmasında, sorumlunun tespitinde ve tespit edilen kamu zararının takip ve tahsilinde ne kadar ciddi hukuki düzenlemeler olduğunu belirtmiş olduğumu düşünmekteyim.

Dolayısıyla, kamu görevlilerinin yapacakları idari işlemlerle kamu zararına sebep olmamaları için görevinin gereklerini yerine getirirken oldukça özen göstermeleri gerekmektedir.

NOT: Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için aşağıdaki mevzuat düzenlemelerine bakılmasını önermekteyim:

- Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik

- Sayıştay Başsavcılığı Çalışma Yönetmeliği

- Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin 140 Nolu Hesabın Açıklanmasına İlişkin Maddeleri

 



Yazarın Tüm Yazıları
Belediyeler, vergi ve benzeri gelirlerini banka yoluyla tahsil edemez! -2 2 Şubat 2017, Perşembe
Belediyeler, vergi ve benzeri gelirlerini banka yoluyla tahsil edemez! 1 Şubat 2017, Çarşamba
KAMU ZARARI, KAMUNUN ZARARI MIDIR? - 2 19 Ocak 2017, Perşembe
KAMU ZARARI, KAMUNUN ZARARI MIDIR? 18 Ocak 2017, Çarşamba
Belediye Arşivleri Can Çekişiyor! 2 Ocak 2017, Pazartesi
DUVAR YÖNETİCİLER 26 Aralık 2016, Pazartesi
Deliler çağına hoş geldiniz!... 16 Aralık 2016, Cuma