22 Ekim 2017, Pazar

SENDİKALARDAKİ TEK ADAMLIK

1 Nisan 2017, Cumartesi

     


Turan KARA

Referanduma 2 hafta kala başkanlık, tek adamlık, gücün tek bir yerde toplanması ve otoriterlik-demokrasi tartışması daha çok yaşanıyor. Biz bugün işçilerin uzun yıllardır başında bela olan sendikalardaki tek adamcılıktan, başkanlıktan, otoriter yöneticilikten ve güçten bahsedelim.

Her işkolunda ama özellikle metal işçileri için, sendikal demokrasi sorunu ciddi sıkıntı. Hepimiz iyi biliriz,  sendikalarda 12 Eylül darbesinden bu yana başkanlık sistemi gibi bir yönetim var. Daha doğrusu, tek adamcılık. Sistemi gibi diyorum, çünkü herhangi bir sistemden bahsedebilmek için bile iç hukuktan, ilkeden yoksunlar.

Bunların kimisi muhalif gördüğünde koca şubeyi fesheder, kimisi aklına eser şube yönetimini toptan görevden alır, şubeleri kapatır, yeni bir şube açarak tanıdığı birini şube başkanı yapar, kimi 40 yıldır başkandır; delegesini, temsilcisini yandaşlarını atayarak belirler. “Hop! seçim yapılmalı” desen yüzlerce sendikacının da öldürüldüğü, tutuklandığı, işten atıldığı, sendikaların kapatıldığı, 12 eylül kanlı darbesinin ürünü sendika yasasını savunarak “yasalarda atama yapılır diyor” derken hiç utanmaz! Bunlar bugün yaşandığı için anlatıyoruz.

Bu tek adamların, harcamalarının ve servetinin haddi hesabı yoktur, bunu hakları çalınanlar asla  bilemez. Siyasi tercihi ne olursa olsun sendikacı olarak hepsi de gericidir çünkü darbe yasalarıyla oluşmuş sistemde var olmuştur ve onu korumaya çalışır ilerletmeye, geliştirmeye değil!

Başkanlar demokratik her yolu tıkarlar

İşçiler birleşip muhalefet ettiğinde ne olur? Bu tek adamdan kurtulmanın tek yolun onu devirmek olduğunu görür, bu imkansız görününce sendikayı terk etmekte çözüm ararlar. Çünkü o tek adamlar üyelerinin demokrasi ve seçim sistemi, ifade özgürlüğü ve muhalefet haklarını kullanmasını engelleyerek başka her yolu yok etmiştir, işçiye seçenek kalmaz. İnanmayan 2015 teki Renault ve Tofaş işçilerinin yaşadıklarına baksın! Türk Metal yöneticileri atamayla belirlediği temsilcilere karşı istifadan başka şans tanımadığı işçileri muhalefet ettiği için dövdürmüş, tehdit etmiş, terörist diye ihbar etmiştir! Koltuğunu kaybetmemek için kendi üyesinin kanını dökmüştür! Belediye-İş’te de benzer şeyler oldu mesela, hem de kadın sendikacıya demir sopalı adamlar saldırmıştır. İşte sendikalardaki demokrasiyi ortadan kaldıran tek adam yönetimi, başkanlık yönetimi ve idaresindeki sendikaların hali! Rezalet!

Sendikanın başındaki tek adamın sadece kendi üyeleri üzerinde kullanabildiği gücünün kaynağı kendisinin yönetilemez, denetlenemez, hesap sorulamaz olmasından gelir. Yasak mıdır bu? Sözde hayır ama gerçekte imkansızdır, sendikanın her yanı, her organı yandaşlarla doldurulmuş, atamalarla belirlenmiş ve demokratik sistem felç edilmiştir. Sendikal demokrasi o kadar ayaklar altına alınmıştır o kadar göstermeliktir ki üyeler delege ne, şube yönetimi kimlerden, nasıl oluşur haberi yoktur.

Biraz eleştirildiğinde ise “sen sendika düşmanı mısın? sendikaya zarar veriyorsun” deyip saldırırlar. Çünkü sendika ona göre kendisinden başka bir şey değildir.

 Aslında sendikalar toptan böylemidir? Elbette hayır! Hem tarihsel açıdan bakalım hem de güncel. Tarihsel açıdan toplumun gelişmesinde aktif- belirleyici rolleri vardır.  Güncel örnekte de en yakınmızda Petrol-İş Aliağa Şubesi var, sendikanın mücadele tarihinde örnek alınacak pek çok örneği var, son günlerde adını yaptığı sözleşme yöntemi ile duyuran Genel-iş 2 nolu var, daha da var İzmirde örnek sendikacılık. Aslında onları anlatmak lazım ama bunları da konu başkanlıkken bunlara değinmek lazım.

Peki bugün genel merkezlerin her şeyi belirlediği, tek adamcılıkla yönetilen sendikalar yaygın mı? Yaygın. Neden böyle? İşçiler hak talep etmesin, daha iyi yaşam koşulları istemesin, istediğinde de alamasın diyerek. Bu bir politik tutum tabi ki ve her politik durum gibi işçi veya kapitalist 2 sınıftan birinin çıkarına hizmet eder. Söylemeye gerek yok bu kapitalistlerin politikasıdır, sermaye sahipleri, TÜSİAD, MESS böyle bir sendika istiyor.

Genel Mantık Gücün Merkezileşmesi, Başkancılık

Görüyoruz ki tek adamlık, başkanlık; demokrasinin, kazanılmış hakların, yani insanca yaşamanın, eşit haklarla var olmanın, yönetici konumda olanlarında yönetilebileceği kurumların, adaletin ortadan kalkmasıdır. Ayrıcalıklı, aristokrat bir kesimin oluşmasıdır. Bu aynı zamanda sermaye sahiplerinin zenginliğinin pervasızca artmasıdır! O derece pervasız ki, sırf zengin olduğu için insanları “mal”ı olarak görebilecek kadar! Yakın zamanda yap-sat tüccarı biri var, görmüştür herkes.
Demokrasi hak sahiplerinin yönetimde söz sahibi olmasıdır, demokrasi yaşam hürriyetidir, demokrasi yönetenlerin de yönetilebileceği hukuk sistemidir
Onlara sorsan hepsi demokrasi kahramanı, işçi önderi! Öyle olduğu için seçiliyorlar mış?! “Demokrasi seçim değil mi seçim var işte, herkes aday da olur, seçilemezse ne yapalım” derler. Seçim tek başına demokrasi değil onun bir parçasıdır bu ayrı konu.

Başkanın itibarı değil işçinin işletmede itibar kazanması sendikayı güçlü yapar

Oysa olması gereken işletmelerde, fabrikalarda işçilerin inisiyatifini, gücünü ve birliğini artıracak, söz hakkını kullanmasını sağlayacak, kararların uygulanmasını denetleyecek demokratik organların kurulması, sendikal demokrasinin hayata geçirilmesidir. İşçiler itibar kazanır, sendika güçlenir, toplum ilerler.

Toplumsal kutuplaşma bir yönetim biçimi olarak kullanıldığında, hak sahipleri değilde güç sahiplerinin kararları hayata geçtiğinde, yoksullaşma, krizler, gerilimler ve üzerimizdeki sürekli baskı hali eksik olmaz. Bütün bunlar iddia edildiği gibi başkanlık olmadığı için değil, tam tersine demokrasinin ilkeleri yerine getirilmediği içindir. Sendikalar bir örnektir.
                Tek adamcılık, başkanlık, merkeziyetçilik, güç ve otoriterlik, adına ne derse densin bunun doğası budur. Bu otorite ve güç, mücadele edilmesi gereken kesimlere; insanları gardırobundaki eşyası, malı gibi görmekten utanmayan işçi düşmanlarına, emek düşmanlarına karşı değil, her zaman onlar için kullanılır. Onun için emek en yüce değer, demokrasi en iyi yönetim şeklidir.                            



Yazarın Tüm Yazıları
Tüpraş Faciası kapandı mı? 21 Ekim 2017, Cumartesi
TÜPRAŞ VE KOÇ HOLDİNG; FABRİKALARIN FABRİKASI, SANAYİNİN SARAYI KAR İCİN HEPİMİZİ TEHLİKEYE ATIYOR 14 Ekim 2017, Cumartesi
İTİBAR LÜKS VE ŞATAFATTA DEĞİL HALKIN ZENGİNLİĞİNDEDİR 7 Ekim 2017, Cumartesi
EĞİTİM Mİ ÖĞRETİM Mİ? 23 Eylül 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-4 26 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-3 19 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-2 12 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler 5 Ağustos 2017, Cumartesi
TEMEL EĞİTİME CİHADÇILIK NEDEN GİRDİ? 22 Temmuz 2017, Cumartesi
Türk İşçisi Haçlı İttifakının Kölesi mi? 15 Temmuz 2017, Cumartesi
Bizleri bölenler kendileri ayrışıyor mu? 1 Temmuz 2017, Cumartesi
PATRONLAR 3 YILI OHAL ZORBALIĞI İLE DAYATIYOR 24 Haziran 2017, Cumartesi
15-16 HAZİRAN İŞÇİ SELİ 17 Haziran 2017, Cumartesi
Körfez ülkelerinin temel zenginlik kaynağı petrol mü, Kafala Sistemi kölecilik mi? 10 Haziran 2017, Cumartesi
Türkiye’de ekonomi kimin için kötü? 3 Haziran 2017, Cumartesi
Grev Yasaklamakla Ülkeyi Nasıl Kurtarıyoruz 27 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş işçileri 3 yıllık sözleşmeyi çöpe attı 20 Mayıs 2017, Cumartesi
PATRONLARIN TARİHİ TEZİ ÇÖPE 13 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş eylemleri ne gösteriyor? 6 Mayıs 2017, Cumartesi
İNSANLIĞIN TEK EVRENSEL BAYRAMI 29 Nisan 2017, Cumartesi
Evet diyen illerde şehir merkezleri bile hayır dedi 22 Nisan 2017, Cumartesi
PETKİM ve TÜPRAŞ İŞÇİLERİ OHALDE DİRENİŞ DEDİ 15 Nisan 2017, Cumartesi
ALİAĞA’DA YAP BOZ DEVRİ BİTTİ YAPMADAN BOZMA DEVRİ YAŞANIYOR 8 Nisan 2017, Cumartesi
SENDİKALARDAKİ TEK ADAMLIK 1 Nisan 2017, Cumartesi
Sendikal Demokrasi Güçlü Sendika ve Güçlü Toplum 25 Mart 2017, Cumartesi
İŞÇİLERİN TOPLU SÖZLEŞME DÖNEMİ SÜRÜYOR 18 Mart 2017, Cumartesi
8 Mart yine bir Facia ile karşılandı başımız sağolsun 11 Mart 2017, Cumartesi
EMEK KENTİ 4 Mart 2017, Cumartesi