12 Aralık 2017, Salı

Türkiye’de ekonomi kimin için kötü?

3 Haziran 2017, Cumartesi

     


Turan KARA

Tüm dünyada öyle ama özellikle endüstriyel toplum olma yolunda yarı gelişmiş Türkiye’de çalışma hayatında adeta depremler oluyor. Yıllardır süregiden haklar teker teker elimizden alınıyor ve daha ötesi bunun için hiç bir hukuk aranmıyor. Sadece hükümet açısından değil, özel sektörde şirket sahipleri, patronlar tarafından da. Zaten her ikisi birbirinden farklı değil o da ayrı.

Özellikle iş güvencesi ortadan kaldırılıyor, toplu sözleşme yasası çiğneniyor; işletmelerde TİS kurallarını delme, sözleşme yapmaya yanaşmamak, grev yasaklama gibi yasaklamalarla toplu sözleşme yasası ortadan kaldırılıyor. Bu devirde yasa-masa yok, gücü gücü yetene dünyası deniyor. İşçinin tamamen patronla kendisi arasındaki hak arama yolunu yasa dışı ilan eden, işçiyi de terörist ilan etmiş oluyor. Esnek çalışma sadece işletmelerde değil tüm topluma uygulanmaya çalışılıyor.

Temel tez ekonomi kötüye gidiyor, emekçiler icin evet kötüleşiyor, milli gelir artıyor ve emekçilerin milli gelirden aldığı pay azalırken ödediği vergiler yoluyla da yoksullaşıyor. Ancak patronlar, özellikle büyük patronlar için aynı şey geçerli mi? Hem dolar milyarderlerindeki artış hem de ilk 100 şirketin kar oranları tam tersini söylüyor. En büyük gelir kaynağı vergilere bakalım:
2016 yılında ücretli çalışanların maaşlarından kesilen Gelir Vergisi yaklaşık 59,6 milyar, patronlarının ödediği Kurumlar Vergisi 43 milyar. Devletin bile en büyük gelir kaynağı emek.

Karları azaldı diye mi?

 Şöyle bir genel kanı var: patronlar yeterince kar edemediklerini düşünüyor, çünkü kriz var, ekonomi kötü ondan dolayı az kazanıyorlar.

Bu aslında bize aşılanan şu fikrin ters yansıması değil de nedir: “fabrika çalışırsa (patron kazanırsa) işçi de kazanır, patron daha çok kazanırsa işçi ancak böylece daha çok kazanır.” 80 darbesinden bu yana bu fikri örgütlemekle uğraştı holding patronları; kendi idarecilerini ona göre eğitti, sendikaları ve sendikacıları ona göre eğitti ve hizaya getirdi, politik alanda, eğitim ve kültür alanında her yerde toplumsal olarak temelde bu fikir verildi.

 Oysa gerçekler bu fikrin tam tersi değil mi?  Şayet kapitalizmde yaşadığımızı unutmazsak? Karın temelinde canlı emek denen insan gücü vardır, makinalaşmayla sadece emek verimliliği artırılır. Yani işçi ne kadar emek harcarsa ve emeğinin değeri de ne kadar az ise (ürünün niteliğinden bağımsız davranalım) patron o kadar kazanır. Bir ters ilişki var kısaca.

Kriz vs. olduğu, yeterince kar yapamadıkları iddialar da safsata üstelik! Kriz kapitalizmin nefes alma, yaşama şeklidir bunda sorun yok. Yeterince kar kısmı zaten sorunlu, kar hiç bir zaman yetmez. Yapamadıklarını düşündükleri kar ise şöyle: Tüpraş 11 yıllık kar yaptı bir yılda, Şişecam 2,5 kat fazla kar yaptı, Petkim karını 3’e katlama yolunda ve yeni bir rafineri inşa etti, İzmir Demir Çelik yeni haddehaneleri, enerji santralleri, Habaş sac haddehanesi, 150 tonluk yeni ocak devrede; saymakla bitmez, bunlar sadece bu çukurdakiler.

Milli ve yerli patronlar uluslararası tekellere hizmet ediyor

 Karlar astronmik seviyede, peki hala neden işçiler kazanamıyor hatta tam tersi hakları birer birer ellerinden alınıyor. Neden yoksulluk sınırında ücretler bile hayal? Neden asgari ücret seviyesinde ücret ve yaşam koşulları? Neden onlarca iş cinayeti? Hem de her yana yayılıyor! Neden en küçük haklara bile, fazla mesai, izin hakkı, dinlenme hakkı, kıdem tazminatı, vardiyaların azaltılması, işçi sayısının düşürülmesi ve diğer sosyal ve sendikal haklara yönelik saldırılar? Neden yasaklarla toplu sözleşme ve en önemli varlığı olan kıdem tazminatı, patronla işçi arasında bir hukuk olmaktan çıkarılıyor? Neden? Patronlar çok kazanmıyor diye mi?

Son yıllarda Türkiye’deki şirketler hem ülke içinde hem de uluslararası şirketlerle satın almalar, ortaklıklar kurarak büyüyor. Ayrıca Türkiye artık sadece Avrupalı tekeller için artık sadece META (Orta doğu, Türkiye, Afrika) merkezi değil. Pek çok uluslararası tekel için EMEA ( Avrupa, Ortadoğu ve Afrika) pazarının lojistik ve üretim üssü oldu denilebilir. Çünkü bu bölgelerin hepsi ya savaş, ya iç savaşta. Ne demek bu? Uluslararası sermayenin yoğunlaştığı bu yerde yerli patronlar  daha fazla kazanabilmek emek sömürüsünü daha fazla artıracak demektir. Tamamen güvencesiz ve en ağır şartlara varana kadar. Sömürünün ölçüsü ancak işçiler tarafından belirlenene kadar sürer. Çünkü patronlarda ölçü yok, on binlerce işçi ölümü ve yoksulluk onların sorunu değil. Onların tek sorunu ÜRETİMİN AKSAYIP AKSAMAMASI. Bahsettiğimiz yaşam standardı ölçüsü böyle belirlenecek.



Yazarın Tüm Yazıları
Tüpraş Faciası kapandı mı? 21 Ekim 2017, Cumartesi
TÜPRAŞ VE KOÇ HOLDİNG; FABRİKALARIN FABRİKASI, SANAYİNİN SARAYI KAR İCİN HEPİMİZİ TEHLİKEYE ATIYOR 14 Ekim 2017, Cumartesi
İTİBAR LÜKS VE ŞATAFATTA DEĞİL HALKIN ZENGİNLİĞİNDEDİR 7 Ekim 2017, Cumartesi
EĞİTİM Mİ ÖĞRETİM Mİ? 23 Eylül 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-4 26 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-3 19 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-2 12 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler 5 Ağustos 2017, Cumartesi
TEMEL EĞİTİME CİHADÇILIK NEDEN GİRDİ? 22 Temmuz 2017, Cumartesi
Türk İşçisi Haçlı İttifakının Kölesi mi? 15 Temmuz 2017, Cumartesi
Bizleri bölenler kendileri ayrışıyor mu? 1 Temmuz 2017, Cumartesi
PATRONLAR 3 YILI OHAL ZORBALIĞI İLE DAYATIYOR 24 Haziran 2017, Cumartesi
15-16 HAZİRAN İŞÇİ SELİ 17 Haziran 2017, Cumartesi
Körfez ülkelerinin temel zenginlik kaynağı petrol mü, Kafala Sistemi kölecilik mi? 10 Haziran 2017, Cumartesi
Türkiye’de ekonomi kimin için kötü? 3 Haziran 2017, Cumartesi
Grev Yasaklamakla Ülkeyi Nasıl Kurtarıyoruz 27 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş işçileri 3 yıllık sözleşmeyi çöpe attı 20 Mayıs 2017, Cumartesi
PATRONLARIN TARİHİ TEZİ ÇÖPE 13 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş eylemleri ne gösteriyor? 6 Mayıs 2017, Cumartesi
İNSANLIĞIN TEK EVRENSEL BAYRAMI 29 Nisan 2017, Cumartesi
Evet diyen illerde şehir merkezleri bile hayır dedi 22 Nisan 2017, Cumartesi
PETKİM ve TÜPRAŞ İŞÇİLERİ OHALDE DİRENİŞ DEDİ 15 Nisan 2017, Cumartesi
ALİAĞA’DA YAP BOZ DEVRİ BİTTİ YAPMADAN BOZMA DEVRİ YAŞANIYOR 8 Nisan 2017, Cumartesi
SENDİKALARDAKİ TEK ADAMLIK 1 Nisan 2017, Cumartesi
Sendikal Demokrasi Güçlü Sendika ve Güçlü Toplum 25 Mart 2017, Cumartesi
İŞÇİLERİN TOPLU SÖZLEŞME DÖNEMİ SÜRÜYOR 18 Mart 2017, Cumartesi
8 Mart yine bir Facia ile karşılandı başımız sağolsun 11 Mart 2017, Cumartesi
EMEK KENTİ 4 Mart 2017, Cumartesi