16 Aralık 2017, Cumartesi

EMEK KENTİ

4 Mart 2017, Cumartesi

     


Turan KARA

Referandum memleket meselesi ancak yanıbaşımzdaki işçilere soran yok

Aliağa’da tahmini 12 bin oy boş oy var. 12 bin insanın oy kullanma hakkı yok. Kullanamayacak. Tahmini diyoruz, çünkü net bir sayı bilmiyoruz. Nerede yaşıyor bu kadar insan? Çayağzı kampında veya bizimle aynı sokak, aynı caddede dairelerde tıklım tıkış. Şehirde kalanların küçük bir kısmı seçmen kaydı yaptırdı, ancak ne firmalar MERNİS sistemine kayıtlı olduğu için ne de Çağzı İşçi Kampı kayıtlı bir adres olduğu için burada kalan işçiler oy kullanamayacak. Yaklaşık 8 bin kişi olduğunu varsayıyoruz. 3-4 bin kişi de Aliağa’da kaldığını sayarsak yaklaşık 12 bin kişi oy kullanma hakkından mahrum. Gidip kaydolsalardı diyen var mıdır içimizde? Günde 10 saatten az çalışma olmuyor, 2 haftada bir Pazar günü tatil olduğunu belirtelim öyle diyenler için.

Biz tersinden soralım. Aliağa Belediyesi bunu neden dert etmedi? Şehrinde yaşayan insanların yaklaşmakta olan önemli bir seçimde oy kullanması için engellerin ortadan kaldırılmasını düşündü mü?

Basında da yer bulmadı bu sorun, sendika, dernek, muhtarlar veya insanlarımız arasında da yer bulmadı. Hangi şartlarda çalıştıkları, yaşadıkları, ilçemize gelmiş bu insanların sorunları nelerdir, nasıl çalışır ve yaşarlar, ne yapabiliriz? En az 12 bin işçinin fikri var ama oyu yok. Sıkıntısı var ama çare sunan yok.

Vergisi nereye giderse gitsin, ne şartlarda çalışsın sormadan kesilen işçiler vatandaşlık hakkını kullanabilmek için prosedüre tabi kalıyor. Bu prosedürleri ortadan kaldıracak kurumlar ise bunu işçinin kendisinin yapmasını bekliyor.

 Basit bir prosedürle; çalıştıkları firma MERNİS sistemine kayıt edilerek doğrudan seçmen yazılabilen, firma sisteme kayıtlı değilse, “şahıslar firmamıza ait şu adresteki lojman/ev de kalıyor” diyerek beyan etmesi ve Aliağa Belediyesinin de Çayağzı kampına numaratajlandırma yaparak kayıt yapması yeterli olacaktı.

Ya da AKP-CHP ve MHP nin yer aldığı belediye meclisimiz ne yaptı bunun için? Elinden resmi olarak bir şey gelip gelmediğini de bir kenara koyalım, dert edip oradakileri aydınlatmak, oy kullanmaları için teşvik etmek ve oy kullanabilmelerini sağlamak için bir şey yapmadılar. Ne yaptılar biliyor musunuz? Çalışmak, geçinmek için ikamet ettiği yeri değiştirip başka bir ile geçici olarak göçen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının haklarını kullanması için bile kafa yormayıp, günlerce mezhep kaynaklı iç savaştan kaçıp çeşitli illerde açlık ve sefalet içinde yaşayan Suriyelileri tartıştılar. Vatandaşlık versinler mi? Neden oy kullanacaklarmış! Onlar kim oluyorlarmış! Suriyelilerin iç savaş yaşamasında kendi ülkemizin rolünü bir yana bırakalım. Uluslararası insan hakları ve yasalarına tabiyiz. Devletlerden, milletlerden, dil, din, ırklardan önce varolan halimizle insan haklarımız var.

Uluslararası hukukta “mülteci” kavramı, vatandaşı olduğu ülke dışında olan ve "ırkı, dini, tabiiyeti, belirli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncesi nedeniyle zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu" için vatandaşı olduğu ülkeye dönemeyen veya dönmek istemeyen kişileri ifade etmektedir. Suriye’den Türkiye’ye gelen yaklaşık 2 milyon kayıtlı kişinin statüsü “Geçici Koruma”dır ve bireysel prosedür olan şartlı mülteci statüsü için başvuru yapamazlar. Ne mültecilerin, ne de vatandaşların haklarından yararlanamıyorlar. Ancak Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin patronları dünya düzeninin bu yeni kölelerinden çok memnunlar: Sadece asgari ücretin altında ücret vererek patronlar her yıl yüzlerce milyon TL kazanç sağlıyor. SGK primi ve kaçırılan  vergi ile ekstra  kazanç milyarlarca TL’yi buluyor. İktidarı ve muhalefeti ise insanlar arasında düşmanlığı körüklemekten başka bir şey yapmıyor! Ayrıca bu ülkede yoksulluğun, düşük ücretlerin, işsizliğin ana müsebbibi olarak Suriyeli emekçileri göstererek korkunç bir hedef şaşırtmaca yapıyorlar.

Turan Kara (dedeturank@gmail.com)

 

 



Yazarın Tüm Yazıları
Tüpraş Faciası kapandı mı? 21 Ekim 2017, Cumartesi
TÜPRAŞ VE KOÇ HOLDİNG; FABRİKALARIN FABRİKASI, SANAYİNİN SARAYI KAR İCİN HEPİMİZİ TEHLİKEYE ATIYOR 14 Ekim 2017, Cumartesi
İTİBAR LÜKS VE ŞATAFATTA DEĞİL HALKIN ZENGİNLİĞİNDEDİR 7 Ekim 2017, Cumartesi
EĞİTİM Mİ ÖĞRETİM Mİ? 23 Eylül 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-4 26 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-3 19 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-2 12 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler 5 Ağustos 2017, Cumartesi
TEMEL EĞİTİME CİHADÇILIK NEDEN GİRDİ? 22 Temmuz 2017, Cumartesi
Türk İşçisi Haçlı İttifakının Kölesi mi? 15 Temmuz 2017, Cumartesi
Bizleri bölenler kendileri ayrışıyor mu? 1 Temmuz 2017, Cumartesi
PATRONLAR 3 YILI OHAL ZORBALIĞI İLE DAYATIYOR 24 Haziran 2017, Cumartesi
15-16 HAZİRAN İŞÇİ SELİ 17 Haziran 2017, Cumartesi
Körfez ülkelerinin temel zenginlik kaynağı petrol mü, Kafala Sistemi kölecilik mi? 10 Haziran 2017, Cumartesi
Türkiye’de ekonomi kimin için kötü? 3 Haziran 2017, Cumartesi
Grev Yasaklamakla Ülkeyi Nasıl Kurtarıyoruz 27 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş işçileri 3 yıllık sözleşmeyi çöpe attı 20 Mayıs 2017, Cumartesi
PATRONLARIN TARİHİ TEZİ ÇÖPE 13 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş eylemleri ne gösteriyor? 6 Mayıs 2017, Cumartesi
İNSANLIĞIN TEK EVRENSEL BAYRAMI 29 Nisan 2017, Cumartesi
Evet diyen illerde şehir merkezleri bile hayır dedi 22 Nisan 2017, Cumartesi
PETKİM ve TÜPRAŞ İŞÇİLERİ OHALDE DİRENİŞ DEDİ 15 Nisan 2017, Cumartesi
ALİAĞA’DA YAP BOZ DEVRİ BİTTİ YAPMADAN BOZMA DEVRİ YAŞANIYOR 8 Nisan 2017, Cumartesi
SENDİKALARDAKİ TEK ADAMLIK 1 Nisan 2017, Cumartesi
Sendikal Demokrasi Güçlü Sendika ve Güçlü Toplum 25 Mart 2017, Cumartesi
İŞÇİLERİN TOPLU SÖZLEŞME DÖNEMİ SÜRÜYOR 18 Mart 2017, Cumartesi
8 Mart yine bir Facia ile karşılandı başımız sağolsun 11 Mart 2017, Cumartesi
EMEK KENTİ 4 Mart 2017, Cumartesi