Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-2

12 Ağustos 2017, Cumartesi

     


Turan KARA

Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-2

Önceki yazıda demir çelik endüstrisinde üretim rakamlarındaki artış, patronlara sağlanan bir kısım teşvikler, desteklerden bahsetmiştik. Bu konuya biraz daha devam edelim. 2017 yılının ilk yarısında 18 milyon ton üretim gerçekleşti, bu yıllık 36 ve daha fazlası demek olacak. Bu yeni bir rekor olacak. Bir başka rekor elbette ürün fiyatlarında yaşanıyor. 2015 temmuzunda 1100 tl olan demir bugün 2300 tl sınırında. Çelik ihracatçıları birliği verilerine göre 5 aylık dönemde AB'ye ihracat yüzde 109 artarak 2,5 milyon tona ulaştı. Uzakdoğu ülkelerine ihracat ise yüzde 626 artışla 697 bin tona yükseldi. Demir çelik endüstrisinde iyileşme 2016 yılında Erdemir ve İsdemir’in Çin, Ukrayna ve Rusya’dan kontrolsüz şekilde ithalat yapılması sebebiyle Çelik ürünleri için anti damping vergisi talep etmesiyle başladı. Çin yerli tüccarların aç gözlülüğünü fırsata çevirip saldırgan bir tavırla iç pazarı ucuz ürüne boğunca fiyatlar bir anda $130’dan $60’a gerilemişti. Erdemirin antidamping müdahalesinden sonra normal seviyeye geldi. Şimdi tüccarlar gümrük vergisi indirimi talep etti, ucuz ürün ithalatı için ancak dünya pazar fiyatları da iç piyasadan daha ucuz değil.

Karları ve servetleri toplumsal mülkiyeti ve milli geliri iç ederek de büyüyor

Tabi şimdiye kadar anlattıklarımız “zenginin malı züğürdün çenesi” hikayesinden başka bir şey değil. Kazandıkça kazanan bir sınıf var, daha fazla kazanmak için teşvikler, destekler, vergisiz al-satlar her yol mübah gören, ülkeyi de kendinden ibaret sanan bir sınıf. Kendinden başka kimseye hatta ülkesine bile faydası yok. Şimdi bunu duysa belki de “olur mu? Biz çelik üreterek ülkemizde makina sanayinin gelişmesi…” deyip anlatabilir kim bilir? Ülkeye fayda için yaptıklarını iddia edeceklerdir.

Sadede gelelim; ülke endüstrisinin en ağır iş kolunda patronların durumu bu kadar iyi iken, bu fabrikalarda canhıraş çalışan işçiler bundan ne fayda görüyor? Demir yolları, tren tekerleri, boru hatları, savunma sanayi, imalat, otomotiv ve yan sanayisi, inşaat gibi alanların temel belirleyicisi olan bir endüstriden bahsediyoruz. Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği diye bir örgütleri var. Bir kaç büyük çelik şirketinin patronları tarafından piyasayı ve üretimi düzenlemek için kurulmuş. TÇÜD Genel Sekreteri Veysel Yayan +2 milyon ton üretimin ek vardiya konularak, %10 istihdam artışı ile sağlandığını iddia ediyor. Bu rakam onun söylediğine göre 3500 civarı işçi yapıyor.

Verimlilik adıyla çalışma saatleri ve harcanan emek artıyor

Peki öyle mi? Tosçelik, Kroman, Yeşilyurt, Diler gibi her bölgedeki büyük işletmelerden bahsediyoruz. Kendi bölgemizde İDÇ, HABAŞ, Ege Çelik, Cebitaş, Özkan ve Sider çelik ülke üretiminin %15 civarını karşılıyor. İşçi sayısında ne tür bir artış oldu? Gözle görülür bir artıştan bahsedebilmek için çalışma saatlerindeki artış/azalışla ölçecek olursak bu durum hiç de söyledikleri gibi değil. İşçiler haftanın en az 3-4 günü 16 saat çalışıyor, mesaisiz gün geçmiyor. Bırakalım ek vardiyayı, vardiya değiştirecek işçi olmuyor. İşçiler için mesai demek olması gereken ücret seviyesini yakalamak demek. Bir başka anlatımla “gerçek” ve “yetecek” ücreti ancak 1,5-2 işçinin çalışma saatiyle ancak elde edebiliyor. Böyle bir durumda ağır sanayi söz konusu olduğunu da düşünerek bunun yıpranma, yorgunluk etkisini ve aile yaşamının kalmamasını siz hesap edin.

Buradan bakarak diğer yerleri de görebiliriz ki, diğerlerine göre ortalamanın üstünde iyi şartlar var burada. İyi dediklerimize bakalım: Sider çelik, ücret ödememekle meşhur, Foça kavşağını geçtikten sonra Aliağa’ya kadar olan bölgeyi sis perdesi ile kaplayarak hiç bir canlının nefes almasına müsaade etmeyecek kadar, her şeyi sarı-siyah, cansız, ölü bir renge dönüştürecek kadar toz atan, elektrik, vergi, da bir çok şeyi öteleyebilen bir işletme. Bunların hepsi de gizli saklı değil bilinen, basında çıkan şeyler.

Habaş; İÇDAŞ ve KARDEMİR gibi devlerle yarışan, yeni 150 tonluk ocak ve sac haddehanesi kurarak, sit alanı, arkeolojik alan demeden her yana yayılan sahasıyla gittikçe büyüyen bir fabrika. Yine herkes biliyor ki; bir iş cinayeti olmuşsa bunun ilk adresi burasıdır. Habaş hadi hadi sistemi ile taşeron çalışmasıyla Soma madenlerindeki çalışma ve sömürü koşullarından hiç farklı değildir. Fabrikada sendika yok mu? Var… Anlatacağız, bu yazı dizisi uzun sürecek.

İzmir Demir Çelik (İDÇ) ise “görece” daha iyi bir fabrika olarak bilinir. Neden? İyi olduğu için mi? Tabii ki çevresindeki her şey de sınır, temel insani değerlerin çok altında olduğu için. en iyi kötü fabrika yani. Kurduğu ve büyütmeye çalıştığı elektrik santrali ile Horozgediği köylülerinin tepesinden zorla yüksek gerilim geçiren, tükettiği kömür ile havanın, denizin dengesini değiştiren bir işletme… Bütün işletmeler için diğerlerini de sayarız, mesela cüruf dağları, yer altı su kaynakları, tarıma etkileri… Sayfada yer biter bunlar bitmez.

Milli Servetimiz bir kaç şirketin elinde toplanıyor

Kazançlarının içinde bunlar da var ve bu onların umurumda değil. Bu saydıklarımız toplumsal zenginlikler olduğu için önemli. kullandıklarının ne kadarını geri veriyor bunlar?

Neden sayıp döküyoruz bunları? Sevmediğimiz, istemediğimiz, ya da iddia ettikleri gibi ‘servet düşmanı’ olduğumuz için mi? Elbette bizim yaşama hakkımızın onların servet güdüsünden de diğer her şeyden de daha önemli bildiğimiz için. Ülkemizin bir karış toprağı dahi olsa, tarihiyle, doğası ve kültürüyle bunların sırf daha fazla kazanmak için yok edilmesini istemediğimiz için. Bütün toplumun olan zenginlikleri gerek metalaştırarak, gerekirse tüketerek servet biriktirip topluma bir fayda sağlamadıkları için anlatıyoruz.

Daha bu fabrikalarda çalışan işçilerin sorunlarına gelmeden sayfada yer doluyor. Bir o konu var bir de bu devasa karlar yapan işletmelerin Bakırçay bölgesi halkının yaşamına “iyi” yönde ne tür etkisi yada bu yönde bir çabası var, ona değiniriz. Bulabilirsek...

 



Diğer Yazıları
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-3 19 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-2 12 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler 5 Ağustos 2017, Cumartesi
TEMEL EĞİTİME CİHADÇILIK NEDEN GİRDİ? 22 Temmuz 2017, Cumartesi
Türk İşçisi Haçlı İttifakının Kölesi mi? 15 Temmuz 2017, Cumartesi
Bizleri bölenler kendileri ayrışıyor mu? 1 Temmuz 2017, Cumartesi
PATRONLAR 3 YILI OHAL ZORBALIĞI İLE DAYATIYOR 24 Haziran 2017, Cumartesi
15-16 HAZİRAN İŞÇİ SELİ 17 Haziran 2017, Cumartesi
Körfez ülkelerinin temel zenginlik kaynağı petrol mü, Kafala Sistemi kölecilik mi? 10 Haziran 2017, Cumartesi
Türkiye’de ekonomi kimin için kötü? 3 Haziran 2017, Cumartesi
Grev Yasaklamakla Ülkeyi Nasıl Kurtarıyoruz 27 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş işçileri 3 yıllık sözleşmeyi çöpe attı 20 Mayıs 2017, Cumartesi
PATRONLARIN TARİHİ TEZİ ÇÖPE 13 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş eylemleri ne gösteriyor? 6 Mayıs 2017, Cumartesi
İNSANLIĞIN TEK EVRENSEL BAYRAMI 29 Nisan 2017, Cumartesi
Evet diyen illerde şehir merkezleri bile hayır dedi 22 Nisan 2017, Cumartesi
PETKİM ve TÜPRAŞ İŞÇİLERİ OHALDE DİRENİŞ DEDİ 15 Nisan 2017, Cumartesi
ALİAĞA’DA YAP BOZ DEVRİ BİTTİ YAPMADAN BOZMA DEVRİ YAŞANIYOR 8 Nisan 2017, Cumartesi
SENDİKALARDAKİ TEK ADAMLIK 1 Nisan 2017, Cumartesi
Sendikal Demokrasi Güçlü Sendika ve Güçlü Toplum 25 Mart 2017, Cumartesi
İŞÇİLERİN TOPLU SÖZLEŞME DÖNEMİ SÜRÜYOR 18 Mart 2017, Cumartesi
8 Mart yine bir Facia ile karşılandı başımız sağolsun 11 Mart 2017, Cumartesi
EMEK KENTİ 4 Mart 2017, Cumartesi