21 Ekim 2017, Cumartesi

Türk İşçisi Haçlı İttifakının Kölesi mi?

15 Temmuz 2017, Cumartesi

     


Turan KARA

Öncelikle haçlı ittifakı tanımı benim değil ve katılmıyorum. Oldukça gerici ve gerçek sorunun üstünü örten bir tanım. Peki bu ağır itham nerden çıktı? Turkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan'ın uluslararası şirket temsilcileri ile yaptığı toplantıdan. Haçlı ittifakı söylemi ise Referandum boyunca duyduğumuz bir söz; Avrupa’da Hollanda Fransa Almanya gibi ülkeler toplum içindeki Türkleri kutuplaştıracağı ve huzuru bozacağı endisesi ile miting ve seçim çalışması yapılmasına izin vermeyince söyledi. O zaman çok öfkeliydik onlara, ya şimdi? Şimdi OHAL’in gerekliliğini açıklamak için uluslararası tekellere ve şirket yöneticilerine sesleniyor: “OHAL olmasa işçiler grev yapar ama biz hemen müdahale ediyor engelliyoruz” diyor. Daha ne istiyorsunuz?

Karşıdakiler dünyada milyarlarca dolarlık serveti ile Türkiye'ye sırf ucuz emek cenneti ve bakir doğal kaynakları var diye yatırım yapmış uluslararası şirketler! Onları kölelik ücreti ile çalışan Türk işçilerine karşı koruyabilmesinin tek yolunun OHAL BASKISI olacağını söylüyor.  İşçilerin Hak arama yönetimi olan ve anayasal hakkı olan grevi 'tehdit’ unsuru olarak tanımlıyor.

Kölece çalışma koşulları ile Avrupa ve Amerika işçilerinden daha geride ve yoksul yaşamı olan mazlumlarla, trilyonluk servetleri ile ülkemizin yeraltı ve yerüstü kaynakları yetmezmiş gibi milletin toplumsal emeğini de gasp eden HOLDİNG ve TEKELLER, zalimler karşı karşıya. Bizim milli ve yerli cumhurbaşkanımız kimden yana?

Meseleye baştan haçlı ittifakı söylemine karşı olduğumu söyleyerek neden girdim? Çünkü konu emperyalizmin ülkemizi ve halkı her şeyi ile sömürmesi konusu iken konu millilikten ya da ümmetçilikten açılırsa bu hiç görünmez. Neticede pek çok sınıf kardeşimiz görmemekten ya da duymamaktan yana. Mesela “danışmanları yanlış yönlendirmiştir”, “aslında onu demek istememiştir” veya “yabancı sermayeyi çekmesi gerekir yoksa iş imkani nasıl olacak’ gibi, kendilerinin de inanmadığı çeşitli yollarla açıklayanlar oluyor.

Bakın bir kaç örnek: Coca Cola şirketi ülkemizin yer altı sularını ücretsiz kullanıyor. Coca-Cola İzmir, Kemalpaşa tesislerinde 1 milyon m3/yıl yeraltı suyunu devlete beş kuruş ödemeden çekiyor. Sanayimize bakalım; Petrol SHELL, BP, SOCAR gibi yabancı tekellerin, kimya Unilever başta olmak üzere yine yabancı tekellerin, otomotiv Renault, Ford, Fiat gibi tekellerin, tütün Philip Morris, JTİ, tarım Carrgill gibi tekellerin elinde. Daha yeni çıkan tarımda gümrük vergisi indirimi ile hayvancılık ve tahıl üretimi bitebilir, zeytin yasası ile zeytincilik, olduğu gibi. O kadar ki bu isimleri neredeyse yerli sayıyoruz. Hem her şeyi hesapsızca kullanıyorlar, hem sömürü, hem teşvik hem de politik baskıya kadar ne ararsan var. Söz konusu ülkemizin zenginliği, halkın refahı ve insanca yaşamı olunca hiç bir sorun olmuyor pazarlamak serbest. Oysa halk izin vermiyor, her yerde doğa talanına karşı, doğal kaynakları korumak için üretici köylüler direniyorlar, insanca çalışma koşulları için de işçiler. Ama “millet hiç etkilenmedi” denen OHAL ile bütün direnişler, bütün itirazlar bitti. İşte Petkim, nasıl bitti orda? Türk işçileri halinden memnun mu? Ama SOCAR Holding dört köşe.

Adnan Menderes’ten bu yana emperyalizme karşı mücadele de benzer söylemlerle, milliyetçilik veya ümmetçilik politikaları ile engellendi ve o günden bu yana ülkemiz inanılmaz biçimde bağımsızlık ve demokrasi krizi yaşıyor. Bağımsızlığın kriteri nedir? Ulusal sanayidir. Ulusal ekonomiyi anca böyle sağlarız. Oysa ulusal sanayimiz ve teknolojimiz olduğu söylenebilir mi? Veriler ortada Odalar ve Borsalar Birliği sitesine girin ve ülkedeki sanayi şirketlerinin ülkelere dağılımına bakın; Hollanda, Almanya, Fransa ve Belçika uzak ara önde ve önemli teknolojik üretimler bunların elinde. Ve bu Akp iktidarı boyunca artacak sürmüş, bunda özelleştirmeler ve teşvikler ayrıca yer tutuyor.

Mesele mazlum zalim, mesele haçlı müslüman, meselesi mi yoksa emek sermaye ekseninde anti emperyalist politika meselesi mi? Burdan bakmak ve bize anlatılan popülizme kanmamak gerekir.

 



Yazarın Tüm Yazıları
Tüpraş Faciası kapandı mı? 21 Ekim 2017, Cumartesi
TÜPRAŞ VE KOÇ HOLDİNG; FABRİKALARIN FABRİKASI, SANAYİNİN SARAYI KAR İCİN HEPİMİZİ TEHLİKEYE ATIYOR 14 Ekim 2017, Cumartesi
İTİBAR LÜKS VE ŞATAFATTA DEĞİL HALKIN ZENGİNLİĞİNDEDİR 7 Ekim 2017, Cumartesi
EĞİTİM Mİ ÖĞRETİM Mİ? 23 Eylül 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-4 26 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-3 19 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-2 12 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler 5 Ağustos 2017, Cumartesi
TEMEL EĞİTİME CİHADÇILIK NEDEN GİRDİ? 22 Temmuz 2017, Cumartesi
Türk İşçisi Haçlı İttifakının Kölesi mi? 15 Temmuz 2017, Cumartesi
Bizleri bölenler kendileri ayrışıyor mu? 1 Temmuz 2017, Cumartesi
PATRONLAR 3 YILI OHAL ZORBALIĞI İLE DAYATIYOR 24 Haziran 2017, Cumartesi
15-16 HAZİRAN İŞÇİ SELİ 17 Haziran 2017, Cumartesi
Körfez ülkelerinin temel zenginlik kaynağı petrol mü, Kafala Sistemi kölecilik mi? 10 Haziran 2017, Cumartesi
Türkiye’de ekonomi kimin için kötü? 3 Haziran 2017, Cumartesi
Grev Yasaklamakla Ülkeyi Nasıl Kurtarıyoruz 27 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş işçileri 3 yıllık sözleşmeyi çöpe attı 20 Mayıs 2017, Cumartesi
PATRONLARIN TARİHİ TEZİ ÇÖPE 13 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş eylemleri ne gösteriyor? 6 Mayıs 2017, Cumartesi
İNSANLIĞIN TEK EVRENSEL BAYRAMI 29 Nisan 2017, Cumartesi
Evet diyen illerde şehir merkezleri bile hayır dedi 22 Nisan 2017, Cumartesi
PETKİM ve TÜPRAŞ İŞÇİLERİ OHALDE DİRENİŞ DEDİ 15 Nisan 2017, Cumartesi
ALİAĞA’DA YAP BOZ DEVRİ BİTTİ YAPMADAN BOZMA DEVRİ YAŞANIYOR 8 Nisan 2017, Cumartesi
SENDİKALARDAKİ TEK ADAMLIK 1 Nisan 2017, Cumartesi
Sendikal Demokrasi Güçlü Sendika ve Güçlü Toplum 25 Mart 2017, Cumartesi
İŞÇİLERİN TOPLU SÖZLEŞME DÖNEMİ SÜRÜYOR 18 Mart 2017, Cumartesi
8 Mart yine bir Facia ile karşılandı başımız sağolsun 11 Mart 2017, Cumartesi
EMEK KENTİ 4 Mart 2017, Cumartesi