19 Eylül 2018, Çarşamba

YÜZ YILIN SÖZLEŞMESİ VE ÖNÜMÜZDEKİ 2 YIL

17 Şubat 2018, Cumartesi

     


Turan KARA

Metal iş kolunda 130 bin işçinin MESS ( metal patronları sendikası) ile toplu sözleşme süreci işçilerin kazanımı ile sonuçlandı. Kazanımın maddi ölçüleri var, bir de mücadele açısından moral ve sendikal ölçüleri. Maddi kazanımlar tartışılacaktır, Türk Metal sendikası 100 yılın sözleşmesi diyerek her zamanki abartı tarzı olan görmemişlere özgü, yaparken  kendini küçük düşüren cinsten böbürlenme, abartı içeren şov ile açıklıyor. Komik duruma düşüyor elbette, 100 yılın sözleşmesi derken 100 yıldır kötü sözleşme yaptığını mı anlatıyor, 100 yıl boyunca bir daha bunu yapamayacağını mı bilinmez. Ama bilinen bir şey var ki içinde demir çelik işçilerinin de olduğu ve ülkenin neredeyse bütün yükünü sırtında taşıyan işçiler açlık sınırında, asgari ücret seviyesinde çalışıyor ve durum hala değişmedi.

O halde bunun neresi kazanım diyenler olacaktır, kazanım kısmı MESS gibi bir vahşi örgütü dize olmasa da hizaya getirmek. Sadaka gibi %3 sunup yoksa batarız biz batarsak ülke batar tehdidini yaparken işçilerin istediklerinin %80’ine yakını vermek zorunda kalmasıdır. MESS’le beraber elbette grev yasaklayarak patronların en büyük destekçisi olan  hükümeti de güç ve gövde gösterisi yapmasını engelleyerek hizaya getirdi. Greve her koşulda çıkma kararlılığı ve günlük 1 saate yaklaşan iş durdurmalar, patronların yasa dışı söylemini hiçe sayarak yapıldı ve uzun zamandır da ilk defa güç gösterdi işçiler.

Bugün bu sözleşmede kazanımların korunması, ilerletilmesi ve “yüz yıllık” sözleşmenin 2 yıl sonra buhar olmadan üstüne ne konabileceğinden bahsedelim. Tecrübeli ve eski başarı ve başarısızlıkları hala hatırlayan işçilerden bir ustanın deyimiyle “kaç yıldır bedava çalışan işçilerin yüzünü güldüren” bu sözleşme MESS içerisindeki patronların isteyerek verdiği bir şey değil, bunu bilelim. İşçiler zorla, mücadele ile aldı.

ÖNÜMÜZDEKİ 2 YIL NE GETİRECEK?

Şimdi süren bir Afrin harekatı var ve oldukça maliyetli bir savaş olma potansiyeli taşıyor. 2002 krizini hatırlarız, Türkiye dünya bankası verilerine göre savaş harcamalarının milli gelire en fazla pay aldığı yıldır aynı zamanda (milli gelirin 3.7). bir de 2008 krizi, o zamanda milli gelirin 2.5i askeri harcamalara ayrılmış. 2007 ve 2008 de büyük sınır ötesi opersayonlar yapılmış. Ama onlar bile ekonomideki bu etkisine rağmen bu kadar büyük değildi. Afrin operasyonundan önce hükümet, silah almamız, silahlanmamız için diyerek vergi artışlarını savundu ve iğneden ipliğe, ekmekten meyve suyuna kadar (yat, villa, mücevher ve lüks tüketim yine hariç) her şeye büyük oranda artış getirdi.

Bu henüz daha başlamamış olan savaşsız halimiz. Operasyon başlamadan önce vergi artışları, özellikle tüketim üzerinden alınan dolaylı vergiler artırıldı, zamlar peşi sıra geliyor. Bunlara gayet naif biçimde dolar kuru artışından dolayı düzenleme dense de 2018 için %7,9’luk enflasyon hedefinin “eğer bir mucize olmazsa” çok naif bir fikir olacağını gösteriyor. Yani enflasyon bir canavar olarak dikilecek karşımıza! İktidar hala üretici enflasyonunu düşürmekte zorlanıyor ve teşvikler, sigorta prim ödemeleri, vergi indirimleri, KDV almama gibi uygulamalar ile tüketiciye yansıtılmasını durdurmaya çalışıyor ama bu da kasayı boşaltıyor. SGK’nın durumu, işsizlik fonunun durumu ortada işçilerden başka herkes yararlanıyor bunlardan. 2017’de toplanan 536 milyar TL verginin 360 milyarı KDV ve ÖTV başta olmak üzere dolaylı vergilerden oluştu. Şirketler, patronlar 52, ücretliler 67 milyar TL vergi ödedi. Milli gelirin ise büyük kısmını en zengin %20lik kesim alıyor. En yoksul %20lik kesim ise karın tokluğuna çalışıyor.

YÜK BİZİM SIRTIMIZA BİNECEK, YÜZ YILLIK SÖZLEŞME MAZİ OLACAK

Afrin operasyonu olsun, Suriye, Irak gibi bölgedeki savaşa dahil olma çabaları olsun destekleyen ya da olumlu bakan, doğru olduğunu düşünen pek çok emekçi var. Milli söylemin bunda etkisi çok elbette. Bu politikalar milli ve yerli mi yoksa değil mi tartışılır ama tartışılması gereken bir şey daha var: tamamen sınıfsal bir tercih!

Emekçiler üzerine onca vergi artışı olmasına rağmen, patronlara ve büyük şirketlere dokunmayan, sonuçta da gelirin adaletsiz paylaşıldığı ve insanların işsizlikten, açlıktan kendini yakar hale geldiği bir ülke var ortada, her ne kadar TV’ler bunları vermese de.

Şimdi Afrin operasyonunun bilançosu da yakın zamanda bir “gerçek” olarak karşımıza çıkacaktır. Bunu finansal olarak çözebilmesinin yolları elbette vardır, biz en ihtimal olanı yazalım. Vergi almak ve işsizlik fonu gibi fonları kullanmak.

 Çünkü borçlanmak, uluslararası kuruluşlardan kredi almak, ya da bir şeyler satmaktan başka gelir kaynağı yok devletin! Sınıfsal dememizin sebebi de burda yatıyor yine, vergiler artıyor ama hiç gelir ve servet vergisinden bahsedeni duydunuz mu? Nasıl ki MESS ve işçiler arasında süren toplu sözleşmede işçilerin anayasal hakkı olan grev hakkı daha grev kararı alır almaz yasaklanıyorsa, nasıl iktidar hemen patronların yanında saf tutuyorsa vergi konusunda da öyle. Bu kesim şimdiye kadar hiç sorun yaşamadığı ve ortaklığı asla zarar görmeyen kesim, gelir ve servet vergisi büyük sermaye kesimine dokunması anlamına gelecek ki, neredeyse imkansız. Çünkü bu sınıf aynı zamanda iktidarı her koşulda en çok destekleyen kesim. Afrin operasyonunu ilk destekleyen kesim de bunlardı, zoraki değildir, garantisi alınmıştır. Nasıl ki şehitler veya hala savaşan ordu içerisinde bir tek, sadece bir tek MESS, TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB üyesi patronun çocuğu yoksa bedel ödemeye gelince de bunlar yok.

 Şimdiye kadar emekçi kesimlere bindirilen vergi artarken onlarınki hep teşvike girdi. Hem de şöyle bir rahatlık var büyük sermaye ve iktidar arasında; her koşulda beni destekleyen büyük bir kesim var, vergiye de yoksulluğa da, ya da herhangi bir siyasi açmaz, hata konusunda tolerans gösteren milli ve yerli bir emekçi sınıfı. O zaman yüklenmeye devam diyeceklerdir.

Şimdiden 2019 sözleşmesine hazırlanmak

Bu sözleşmede elde edilen ücret artışı küçümsenmeyecek bir kazanım, ama böbürlenecek bir şey de değil, zaten asgari ücret seviyesinde çalışan kar marjı yüksek ve en ağır işleri yapan işçilerden bahsediyoruz. Ama en büyük kazanım işçilerin birlik içinde ve kararlı bir şekilde mücadele ederek patronlara en yakın, en sarı sendikayı bile mücadeleye sevk edebilme hüneri gösterebilmeleridir. Daha büyük kazanım olabilir mi? Olabilir: bu kazanımı korumak ve birliklerini daha güçlü hale getirmek, milli ve yerli söylemin altında yatan sınıfsal tercihi fark edebilmek!



Yazarın Tüm Yazıları
Aziz Kocaoğlu İZBAN’da Adalet Arıyor muş 24 Şubat 2018, Cumartesi
YÜZ YILIN SÖZLEŞMESİ VE ÖNÜMÜZDEKİ 2 YIL 17 Şubat 2018, Cumartesi
TÜRK METAL SENDİKACILIK MI YAPIYOR ESNAFLIK MI? 27 Ocak 2018, Cumartesi
MİLLİ VE YERLİ SİSTEM: YOKSUL FEDA EDER ZENGİN CEFA SÜRER 23 Aralık 2017, Cumartesi
Tüpraş Faciası kapandı mı? 21 Ekim 2017, Cumartesi
TÜPRAŞ VE KOÇ HOLDİNG; FABRİKALARIN FABRİKASI, SANAYİNİN SARAYI KAR İCİN HEPİMİZİ TEHLİKEYE ATIYOR 14 Ekim 2017, Cumartesi
İTİBAR LÜKS VE ŞATAFATTA DEĞİL HALKIN ZENGİNLİĞİNDEDİR 7 Ekim 2017, Cumartesi
EĞİTİM Mİ ÖĞRETİM Mİ? 23 Eylül 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-4 26 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-3 19 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-2 12 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler 5 Ağustos 2017, Cumartesi
TEMEL EĞİTİME CİHADÇILIK NEDEN GİRDİ? 22 Temmuz 2017, Cumartesi
Türk İşçisi Haçlı İttifakının Kölesi mi? 15 Temmuz 2017, Cumartesi
Bizleri bölenler kendileri ayrışıyor mu? 1 Temmuz 2017, Cumartesi
PATRONLAR 3 YILI OHAL ZORBALIĞI İLE DAYATIYOR 24 Haziran 2017, Cumartesi
15-16 HAZİRAN İŞÇİ SELİ 17 Haziran 2017, Cumartesi
Körfez ülkelerinin temel zenginlik kaynağı petrol mü, Kafala Sistemi kölecilik mi? 10 Haziran 2017, Cumartesi
Türkiye’de ekonomi kimin için kötü? 3 Haziran 2017, Cumartesi
Grev Yasaklamakla Ülkeyi Nasıl Kurtarıyoruz 27 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş işçileri 3 yıllık sözleşmeyi çöpe attı 20 Mayıs 2017, Cumartesi
PATRONLARIN TARİHİ TEZİ ÇÖPE 13 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş eylemleri ne gösteriyor? 6 Mayıs 2017, Cumartesi
İNSANLIĞIN TEK EVRENSEL BAYRAMI 29 Nisan 2017, Cumartesi
Evet diyen illerde şehir merkezleri bile hayır dedi 22 Nisan 2017, Cumartesi
PETKİM ve TÜPRAŞ İŞÇİLERİ OHALDE DİRENİŞ DEDİ 15 Nisan 2017, Cumartesi
ALİAĞA’DA YAP BOZ DEVRİ BİTTİ YAPMADAN BOZMA DEVRİ YAŞANIYOR 8 Nisan 2017, Cumartesi
SENDİKALARDAKİ TEK ADAMLIK 1 Nisan 2017, Cumartesi
Sendikal Demokrasi Güçlü Sendika ve Güçlü Toplum 25 Mart 2017, Cumartesi
İŞÇİLERİN TOPLU SÖZLEŞME DÖNEMİ SÜRÜYOR 18 Mart 2017, Cumartesi
8 Mart yine bir Facia ile karşılandı başımız sağolsun 11 Mart 2017, Cumartesi
EMEK KENTİ 4 Mart 2017, Cumartesi