20 Eylül 2017, Çarşamba

Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-3

19 Ağustos 2017, Cumartesi

     


Turan KARA

Demir Çelik İşçilerinin İş kolu Sorunları

Son toplu sözleşmeden bu yana geçen 3 sene içinde patronlar açısından diğer senelere nazaran hükümetle ilişkiler, uluslararası rekabet, üretim, satış, karlılık bakımından oldukça iyi geçen bir dönem olduğundan bahsetmiştik. peki bu dönem işçiler açısından nasıl geçti?

Türk Metal sendikasının skandal denilebilecek bir sözleşmeye imza atarak 3 yıl ve enflasyon altında kalan ücret artışı getiren sözleşmesinden kısa bir süre sonra patlayan metal işçilerinin direnişi demir çelik işçilerine de kısmi kazanımlar getirdi. Ama kalıcı kazanımlar değildi; bunlar sadaka benzeri “yardım” çekleri veya prim şeklinde yapıldı ve uçtu gitti. Ayrıca seçimlerde muhalefetin baskısıyla sıkışan hükümetin zorbalık derecesinde düşük olan asgari ücreti kısmi olarak yükseltmesi de patronları ücretlerde iyileşme yapmak zorunda bıraktı. Çünkü inanılmaz ama 300 TL’lik asgari ücret artışı çelik işçilerinin ücretlerini asgari ücretin altında bıraktı!

Bu bile çelik işçilerinin yaşadığı temel problemi göz önüne sermeye yetecek kadar dramatik. Bu durum bile patronların işçilere yaklaşım tarzının ne kadar ilkel ve barbarca olduğunu gösterecek kadar da trajik!

 

Sorun sadece ücretlerin düşük olması mı?

Ülke genelinde düşük ücret ve yoğun-esnek çalışma, hatta mümkünse üretimi en ufak birimine kadar parçalayarak parça başı üretim biçimi genel bir politika. Ayrıca İzmir her iş kolundan emekçi için zor bir yer, diğer sanayi kentlerinden daha düşük bir ortalama ücret hakim.

Ancak söz konusu olan ağır sanayi ve üstelik de artı değeri yüksek ürün üretimi olan işletmelerde de hem ülke hem de uluslararası standartların çok altında ücret ve çalışma koşulları mevcut. Tekrar soralım, mesele sadece ücret meselesi mi? Hayır. Konu bir yaklaşım ve bakış açısı meselesi. Çünkü ücret yaklaşımı, çalışma koşullarını ve çalışanlara davranış biçimlerini de içeren temel bir varoluş meselesi halini alıyor. İşin bu yanını da ele alarak ücret miktarını değil de ücret politikasını değerlendirdiğimizde ortaya çıkan tablo Soma madenlerini aratmayacak vahşilik olarak görünüyor. Göz gözü görmeyen toz, duman, çeşitli zehirli gazların salındığı fabrikalar. Yetersiz ekipman ve işçi sağlığının hiçe sayıldığı aşırı çalışma koşulları, işçilerin en basit haklarının müdürlerce baskıyla sindirilmesi (örneğin sendika değiştirme hakkı) ile iradesinin yok sayılması ve daha kötüsü bunun sendikacılar vasıtası ile işçilere kanıksatılması. Bir örnek verecek olursak, kendi fabrikasında genç bir işçinin iş cinayetinde ölümünden sonra sendika temsilcisinin tüm işçilere ‘bu cinayetleri durduralım, bir kardeşimizi daha acımasız çalışma koşullarına kurban vermek istemiyoruz hep beraber dur diyelim’ demek yerine akşama futbol maçı izlemeye çağırması durumun vahametini ortaya koyuyor.

Kısaca ortaya çıkan tabloda görünen ertesi gün işe tekrar gelebilmekten başka bir şey düşünemeyen, tatil dahil, dinlenme hakkı, kendini geliştirme, sosyal yaşam ve sağlıklı yaşama hakları azami ölçüde elinden alınmış, kazandırdığı milyarlarca kara karşı, kazandığı hiç bir şeye yetmeyen bir işçi profili oluyor. Barbarlık bu değil midir? İlla gidip kafasını kesmek, zincirleyip kırbaçla çalıştırmak mıdır? Kölecilik bütün emeğini elinden alırken onu kendine muhtaç hale getirmek, iradesine ket vurmak değil midir?

Patronlar da sendikacılar da işçilerin irade kazanmasından korkuyor

 

Gerek MESS, gerekse TÇÜD bir sınıf örgütü olarak sadece üyelerinin ekonomik çıkarlarını korumakla kalmıyor, kendi sınıf çıkarlarının hem işçi sınıfının hem de bütün ülkenin çıkarıymış gibi göstermek için sürekli siyaset üretiyor. Örneğin; biz kazanırsak işçi de kazanır. Ülkenin kalkınması işçilerin daha çok çalışmasına bağlı, yabancı sermaye girerse ülke ekonomisi güçlenir… Birbirinden beleş yalanlar. MESS ve Türk Metal ortak eğitimlerinde mümkün olduğunca her işçiyi bu yalanlarla besliyor. Şu anki koşulları yaratan patronların halinden memnun olmasından ve bunun süre gitmesini istemesi elbette kendi sınıf çıkarlarına en uygun olanı.

Peki bir başka sınıf örgütü olan sendikanın temelde yukarıda saydığımız bu duruma karşı çıkmaması ve bu durumun sürdürülmesine ortak olmasının, değişmesini engellemesinin sebebi ne? Yani neden işçilerin irade ve inisiyatif sahibi olarak çalıştığı, demokratik bir sendika yapısı içinde kendi geleceğini hiç bir patron, yönetici veya sendikacının müdahalesi olmadan belirleyebileceği bir mücadele tarzı benimsemez? Kuşkusuz bunun cevabı sendikacıların kendi geleceğini patronların geleceğine bağlaması ve kendilerini “onlarla aynı gemide” görmesinden kaynaklıdır. bir diğer yazıya buradan devam ederiz: kim hangi gemide?



Yazarın Tüm Yazıları
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-4 26 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-3 19 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-2 12 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler 5 Ağustos 2017, Cumartesi
TEMEL EĞİTİME CİHADÇILIK NEDEN GİRDİ? 22 Temmuz 2017, Cumartesi
Türk İşçisi Haçlı İttifakının Kölesi mi? 15 Temmuz 2017, Cumartesi
Bizleri bölenler kendileri ayrışıyor mu? 1 Temmuz 2017, Cumartesi
PATRONLAR 3 YILI OHAL ZORBALIĞI İLE DAYATIYOR 24 Haziran 2017, Cumartesi
15-16 HAZİRAN İŞÇİ SELİ 17 Haziran 2017, Cumartesi
Körfez ülkelerinin temel zenginlik kaynağı petrol mü, Kafala Sistemi kölecilik mi? 10 Haziran 2017, Cumartesi
Türkiye’de ekonomi kimin için kötü? 3 Haziran 2017, Cumartesi
Grev Yasaklamakla Ülkeyi Nasıl Kurtarıyoruz 27 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş işçileri 3 yıllık sözleşmeyi çöpe attı 20 Mayıs 2017, Cumartesi
PATRONLARIN TARİHİ TEZİ ÇÖPE 13 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş eylemleri ne gösteriyor? 6 Mayıs 2017, Cumartesi
İNSANLIĞIN TEK EVRENSEL BAYRAMI 29 Nisan 2017, Cumartesi
Evet diyen illerde şehir merkezleri bile hayır dedi 22 Nisan 2017, Cumartesi
PETKİM ve TÜPRAŞ İŞÇİLERİ OHALDE DİRENİŞ DEDİ 15 Nisan 2017, Cumartesi
ALİAĞA’DA YAP BOZ DEVRİ BİTTİ YAPMADAN BOZMA DEVRİ YAŞANIYOR 8 Nisan 2017, Cumartesi
SENDİKALARDAKİ TEK ADAMLIK 1 Nisan 2017, Cumartesi
Sendikal Demokrasi Güçlü Sendika ve Güçlü Toplum 25 Mart 2017, Cumartesi
İŞÇİLERİN TOPLU SÖZLEŞME DÖNEMİ SÜRÜYOR 18 Mart 2017, Cumartesi
8 Mart yine bir Facia ile karşılandı başımız sağolsun 11 Mart 2017, Cumartesi
EMEK KENTİ 4 Mart 2017, Cumartesi