12 Aralık 2017, Salı

TEMEL EĞİTİME CİHADÇILIK NEDEN GİRDİ?

22 Temmuz 2017, Cumartesi

     


Turan KARA

İçinde yaşadığı dünyayı ve doğayı tanıması bilmesi gereken çocuklarımızın eğitimi gittikçe bilimsel ve teknoolojik, uygarlık düzeyinden uzaklaşarak, düşünme ve çevresini değiştirme kabiliyeti geliştirme yetisi kazanamadan, ilkokuldan bu yana ilahiyat eğitimi halini alıyor. Şimdi de cihatçılık çıktı. Peki bu asıl kimin ihtiyacı?

Eğitim kimin ihtiyacına ve neye göre belirleniyor?

Eğitim sorununun uzun zamandır ülkemizin en önemli problemi olduğu kuşku götürmez halde. Ne kadar uzun zamandır? Elbette bir başlangıç tarihi ararsak bunu Köy Enstitülerinin milliyetçi ve muhafazakar Adnan Menderes Hükümeti’nce yasaklanmasına ve kaldırılması diyebiliriz. Türkiye’de halka ve devlete çağ atlatacak kadar çağdaş, bilimsel, ulaşılabilir ve tüm halkın kullanım hakkına sunulmuş bir modeldi. Örneği az görülecek halkçı bir eğitim anlayışı ile halkın enerjisini ve birikimini toplumsal gelişme ve kalkınmaya yönlendirme amacı da güdüyordu.

Toprak ağaları ve milliyetçi-muhafazakar siyasetçilerin baskıları ile kapatıldı. Truman doktrini icabınca Sosyalizm ve halkçılık etkisi olan eğitim reddedildi ve daha İslami bir model hazırlandı. Örneğin ilk Kuran kursları ve İmam hatipler Truman Doktrininin “sosyalist sovyetleri yeşil kuşak ile kuşatma” planı uyarınca hayata geçti. 2. model değişimi 80’lerde hayata geçti. 70’lerdeki toplumsal ve sınıf hareketine karşı ideolojik bir mücadele başlatan kapitalistler, ekonomide neo liberal, piyasacı uygulamaları hayata geçirirken eğitim ve kültürde ise insanları toplumculuktan uzaklaştıran bireyci bir modelle, sınıf kimliği yerine de milliyetçi muhafazakar bir model uygulayarak mücadele etti. NATO üyesi Türkiye’de bu Türk-İslam sentezli eğitim modeli ile “köşeyi dönen”, “işini bilen”, “gemisini kurtaran” kişiler yetiştirme çabası hakimdi. Yine temel bilimlerden, dünyayı tanıma, anlama, bilme çabasından uzak kadercilikle bulanmış eğitim yerleştirildi.

Şimdilerde dünyada ne Sosyalizm tehdidine karşı yeşil kuşak projesi, ne toplumsal hareketler ve sınıf mücadelesi tehdidi mevcut. Neoliberal bireyci yaşam politikası hakim. Tamamen kapitalistlerin dünyası olan günümüzde liberalizm teorilerinin çöktüğü, pazar paylaşım mücadelelerinin arttığı, popülizmin, milliyetçiliğin ardına sığınmış, sözüm ona uygarlık çatışmaları adı altında gösterilmeye çalışılan bir ucuz emek(kölecilik), pazar ve ham madde savaşının eşiğinde. G20 zirvesinde de ortaya çıktı ki hızla gelişen Almanya ve AB serbest ticaret dayatması ile kendine pazar açmaya çalışırken ABD, Çin kendi pazarlarını herkese açmayacaklarını ilan etti ve ticarette de sanayide de korumacılık yasalarından vazgeçmeyeceğini söyledi. Paris iklim anlaşması da yine aynı konuya bağlı (üretim kapasitesini azaltmaya yanaşmayan) olarak anlaşmazlık konusu oldu. Paylaşılamayan ucuz emek (köle), pazar ve doğal kaynakların merkezi ise Ortadoğu ve Afrika elbette. Burada yaşanan krizin adı ise şii-sünni savaşı! Amerika müttefiki IŞİD, Arabistan, BEA, Kuveyt şii bölgelerdeki petrol kaynaklarına konmaya ve oraların tek pazarlayıcısı (sahibi bile değil!) olmaya aday. 

Bütün bunların ülkemizdeki eğitim sorunu ile alakası ne peki?

Ülkemizde eğitimin içeriği, biçimi ve halka sunuluşu sürekli bir siyasi tercih olarak ortaya çıkıyor. bütün kapitalist ülkelerde böyledir ama gelişmiş kapitalist ülkeler kendi ulusal ve sınıfsal çıkarlarına uygun, bağımsız bir model geliştirirken, az gelişmişler gelişmişlerin ihtiyaçlarına uygun hareket ederler. Türkiye’de de durum bu. Böyle bir siyasi tercih ise ülkenin ve halkın ihtiyaçları değil çoğu zaman diğer emperyalist ülkeler ile ilişkiler ve Türkiye’deki sermaye kesimlerinin büyümek için emperyalistlerle ilişkilerde kapmaya çalıştığı rol ile alakalı oluyor. Köy enstitülerinden bu yana kısaca bahsettik; 50’lerde toprak ağaları ve soğuk savaş, 80’lerde uluslararası tekellerin taşeronu olan patronların ihtiyacı ile toplumculuk ve sınıf kimliği yerine milletçilik, bireycilik politikaları vs.. milliyetçi-muhafazakar siyasetçilerin devlet, millet, din adına söylediği her şey aslında sermaye kesimlerinin çıkarları içindir, bu her zaman şaşmaz bir saatten daha şaşmaz biçimde böyledir.

Avrupa Sanayi 4.0 devrimini, Türkiye Cihatçı eğitimi müfredeta alıyor

Şimdiki değişiklikler bu sefer dünyadaki gelişmelerden bağımsız mı? Gelişmiş kapitalist ülkeler sanayi 4.0 teorisi ile yeni bir endüstri devrimi çağının hazırlıklarını yapıyor, eğitiminden kültürüne kadar değişimi buna uygun hazırlıyor. Ama ya bağımlı ve az gelişmiş kapitalist ülkeler? Türkiye’de eğitim modelinde tekrar tekrar değişiklikler oluyor, 4+4+4 ile beraber. Örneğin temel eğitimde “cihadçılığın” müfredata girmesi büyük bir aşama! Okullar cihatçı mı yetiştirecek? Hangi okullar bunlar? Zenginlerin, sermaye sahiplerinin çocuklarının okulları mı? Elbette hayır! Onlar seneliği 30-50 bin lira olan okullarda okuduktan sonra Avrupaya giderek devam edecek. İşçilerin yoksulların bizlerin çocuklarımız için ise cihatçılık! Bizim çocuklarımız için “Düşünmesinler! Sadece okuma yazma öğrensinler, kendilerine ne söylendiğini anlasınlar, kendilerinden istenileni yapabilsinler yeter.” mantığı ile hem de bunu bizlere parayla satarak nitelikli eğitim hakkımızdan mahrum bırakmaya ne hakları var? Hakkımızdan mahrum kaldığımız gibi geleceğimizin, düşünce dünyamızın, yaşam biçimimizin yıllar boyu tamamen ağaların, patronların ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesine kimin ne hakkı var? Bugün eğitim sistemi içerisinde bilimsel, laik ve parasız eğitimi savunan ve Türkiye’nin kuruluş değerlerindeki anlayışı da içinde barındıran Eğitim-Sen üyesi emekçilerin KHK’larla atılması, sendikanın zayıflatılmaya çalışılması sadece onların sorunu değil aynı zamanda bizim ve çocuklarımızın da gerçek sorunudur. Bu ülkenin en önemli problemi eğitim problemidir elbette! Hem de eğitim politikasının emekçiler tarafından belirlenememe problemidir!

KHK ile atılan öğretmenler çocuklarımızın gelecek sorunudur

Bugün eğitim sistemi içerisinde bilimsel, laik ve parasız eğitimi savunan ve Türkiye’nin kuruluş değerlerindeki anlayışı da içinde barındıran Eğitim-Sen üyesi emekçilerin KHK’larla atılması, sendikanın zayıflatılmaya çalışılması sadece onların sorunu değil aynı zamanda bizim ve çocuklarımızın da gerçek sorunudur. bu ülkenin en önemli problemi eğitim problemidir elbette! Hem de eğitim politikasının emekçiler tarafından belirlenememe problemidir!

 İşte yeni müfredatın bazı özellikleri: Normal liselerimiz bile İran ve Suudi Arabistan düzeyinde dincileşmiş bulunuyor. İmam hatiple kıyaslanırsa İran İslam Cumhuriyeti’nde veya Suudi Arabistan okullarında imam hatip liselerinin üçte biri kadar din dersi okutuluyor.

Liseler adeta İmam Hatip’e dönüştü (liselerde psikoloji, sosyoloji ve mantık yok, 11. ve 12. sınıfta zorunlu fen ve matematik dersi yok) İmam Hatipler ise Suudi Arabistan’dan, İran’dan bile daha fazla din eğitimi içerirken temel bilimlere, sosyal bilimlere ayrılan saat neredeyse bitti. 



Yazarın Tüm Yazıları
Tüpraş Faciası kapandı mı? 21 Ekim 2017, Cumartesi
TÜPRAŞ VE KOÇ HOLDİNG; FABRİKALARIN FABRİKASI, SANAYİNİN SARAYI KAR İCİN HEPİMİZİ TEHLİKEYE ATIYOR 14 Ekim 2017, Cumartesi
İTİBAR LÜKS VE ŞATAFATTA DEĞİL HALKIN ZENGİNLİĞİNDEDİR 7 Ekim 2017, Cumartesi
EĞİTİM Mİ ÖĞRETİM Mİ? 23 Eylül 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-4 26 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-3 19 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-2 12 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler 5 Ağustos 2017, Cumartesi
TEMEL EĞİTİME CİHADÇILIK NEDEN GİRDİ? 22 Temmuz 2017, Cumartesi
Türk İşçisi Haçlı İttifakının Kölesi mi? 15 Temmuz 2017, Cumartesi
Bizleri bölenler kendileri ayrışıyor mu? 1 Temmuz 2017, Cumartesi
PATRONLAR 3 YILI OHAL ZORBALIĞI İLE DAYATIYOR 24 Haziran 2017, Cumartesi
15-16 HAZİRAN İŞÇİ SELİ 17 Haziran 2017, Cumartesi
Körfez ülkelerinin temel zenginlik kaynağı petrol mü, Kafala Sistemi kölecilik mi? 10 Haziran 2017, Cumartesi
Türkiye’de ekonomi kimin için kötü? 3 Haziran 2017, Cumartesi
Grev Yasaklamakla Ülkeyi Nasıl Kurtarıyoruz 27 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş işçileri 3 yıllık sözleşmeyi çöpe attı 20 Mayıs 2017, Cumartesi
PATRONLARIN TARİHİ TEZİ ÇÖPE 13 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş eylemleri ne gösteriyor? 6 Mayıs 2017, Cumartesi
İNSANLIĞIN TEK EVRENSEL BAYRAMI 29 Nisan 2017, Cumartesi
Evet diyen illerde şehir merkezleri bile hayır dedi 22 Nisan 2017, Cumartesi
PETKİM ve TÜPRAŞ İŞÇİLERİ OHALDE DİRENİŞ DEDİ 15 Nisan 2017, Cumartesi
ALİAĞA’DA YAP BOZ DEVRİ BİTTİ YAPMADAN BOZMA DEVRİ YAŞANIYOR 8 Nisan 2017, Cumartesi
SENDİKALARDAKİ TEK ADAMLIK 1 Nisan 2017, Cumartesi
Sendikal Demokrasi Güçlü Sendika ve Güçlü Toplum 25 Mart 2017, Cumartesi
İŞÇİLERİN TOPLU SÖZLEŞME DÖNEMİ SÜRÜYOR 18 Mart 2017, Cumartesi
8 Mart yine bir Facia ile karşılandı başımız sağolsun 11 Mart 2017, Cumartesi
EMEK KENTİ 4 Mart 2017, Cumartesi