22 Ekim 2017, Pazar

EĞİTİM Mİ ÖĞRETİM Mİ?

23 Eylül 2017, Cumartesi

     


Turan KARA

Eğitim öğretim yılı her sene olduğu gibi bu sene de tonlarca tartışma, endişe, itiraz ve bunların hiçbirinin dikkate alınmaması ile birlikte başlıyor. Ülkemizin geleceği ve bizlerin de kıymetlisi olan çocuklarımızı aydınlatma ve güçlü bireyler çabasından uzak, kendi niyetlerine göre şekillendirme çabası güden bu sistemde her şeye rağmen başarılar ailelere sabırlar diliyoruz.

 Dilemekle olmuyor elbette, dünya sıralamasındaki başarısızlıklar ortada, ülke genelinde eşitsiz ve adaletsizlikler ortada. Bu yıldan itibaren uygulanacak olan yeni müfredat;  İlkokul ve ortaokul düzeyinde 17, lise düzeyinde 24, İHL’lerde 10 olmak üzere toplam 51 ayrı derste “yenilenmiş”, oysa ortada yenilik değil eskinin çağ dışı kalmış gerici dayatmaları var. “Yeni” müfredat programı 2017-2018 eğitim öğretim yılında 1, 5 ve 9. sınıflarda uygulanmaya başlanacak.
Değişiklik ile liselerde; Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji, Coğrafya dersleri 11. ve 12. sınıflarda kaldırılmış ve seçmeli hale getirilmiş. Çocuklar bu dersleri de okumayacaksa ne okuyacak? içinde yaşadığı dünyayı, doğayı, temel yaşam ilkelerini de bilmeyecekse ne bilecek?
Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi saati ise ilkokul dördüncü sınıftan itibaren lise son sınıfa kadar haftalık bir saatten iki saate çıkarılmış ve ayrıcı Kur’an-ı Kerim, Hz.Muhammed’in Hayatı ve Temel Dini Bilgiler dersleri de 5. sınıftan 12. sınıf sonuna kadar seçmeli olarak okutulacak.

Yeni Müfredat Çocuklarımızın Kendilerini Geliştirmelerine ve Bilimsel Eğitim Almaları Önünde En Büyük Engel
Yeni müfredata göre Evrim Kuramı Biyoloji ders müfredatından çıkarılıyor. Ders kitaplarında doğa olayları “kader” ve “cezalandırma” olarak açıklanıyor. Müfredatı ve ders kitaplarını hazırlatan ve onaylayıp yayınlayan Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanı; “Tornavidayı kullanıyoruz, tornavidaya inanıyor muyuz? Evrimi de kullanıyoruz ama evrime inanmıyoruz” diyerek çocuklarımızın ve tüm ülkemizin nasıl bir felaketle karşı karşıya olduğunu adeta bu açıklamasıyla itiraf etmiş. Bu onların dünya görüşü olabilir, kendisi böyle yaşamak isteyebilir ama herkese “en doğrusu budur ve herkes böyle yaşamalıdır” dayatması doğru değildir. Dayatma diyoruz çünkü devlet okullarında parasız zorunlu eğitim kazanılmış bir hakkımız.

Emekçilerin özel okullarda ve kolejlerde en iyi ve modern sistemle eğitim almasını sağlayacak ne maddi durumu ne de olanağı ne de gereği var. Devlet okullarının eğitim düzeyinin “piyasa” okullarından daha geride olması başka bir sorun ama zorunlu eğitimde gerici, laiklikten uzak bir dünya görüşü barındıran dayatmayla okutulması ise başka bir sorun. Zaten yoksul çocukları için bu müfredatı hazırlayanların çocuklarının özel okullarda, Fransız, Amerikan kolejlerinde yurt dışında eğitim aldıkları da bilinmeyen bir şey değil. Yani işçinin, emekçinin çocuğuna deniyor ki “Senin çocuğun imam hatip liselerinde, meslek liselerinde okusun. İktidarın, egemenin lütufları karşısında şükretsin. Sanayi çarklarında sermayenin ihtiyacını gören; boyun eğen işçiler olsun.” Ama kendi çocukları kolejlerde, özel okullarda okuyabilir. Sonuç, bu eğitim sistemi sınıfsal bir saldırıdır aynı zamanda. Öyle değil mi, hepimiz çocuklarımızın bizden daha az ezildiği, daha rahat koşullarda yaşadığı bir iş yaşam hayal edip okutmuyor muyuz aynı zamanda?

Yeni müfredatta başka ne var? “kadının kocasına itaat etmesi” gerekliliği var. Kadınların içinde bulunduğu ortaçağ koşullarındaki şiddet ve yok sayılma ancak onun itaat etmesi ile çözüleceği mi düşünülmüş? Her gün en az dört kadının en yakınları tarafından öldürüldüğü ülkemizde, sorunun kaynağını kadın itaatkar olmaması olarak mı görünüyor? Ayrıca bir başka sorun ise tamamen din uğruna savaşı ve “kılıç zoru ile itaati” çağrıştıran cihat eğitimi müfredata alınmıştır.
 

ÇOCUKLARIMIZ BİLGİSİZ, GELECEĞİMİZ KARANLIK OLMASIN!
Çocuklarımızın ihtiyacı olan gelecekte işlerine yarayacak, dünyayı ve çevrelerini anlamalarını ve kendilerine-insanlığa yararlı bir şekilde değiştirmelerini sağlayacak bir eğitimdir. bu Ülkemiz içinde gereklidir. Ne kadar yerli-milli denirse o kadar bundan uzaklaşan bir çizgi benimseniyor gibi görünüyor. Çünkü bilimin gerekleri yerine getirilerek, halkın gerçek ihtiyaçları gözetilerek gerçekleşmesi gereken büyüme, gelişme çizgisinden uzaklaşılıyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın, hükümetin, devletin bizim çocuklarımıza temel bilgileri öğretmek yerine onları kendi istedikleri gibi eğitmek amacı güttüğü açıkça bariz olan bir mantığı var; buna hakkı var mı?



Yazarın Tüm Yazıları
Tüpraş Faciası kapandı mı? 21 Ekim 2017, Cumartesi
TÜPRAŞ VE KOÇ HOLDİNG; FABRİKALARIN FABRİKASI, SANAYİNİN SARAYI KAR İCİN HEPİMİZİ TEHLİKEYE ATIYOR 14 Ekim 2017, Cumartesi
İTİBAR LÜKS VE ŞATAFATTA DEĞİL HALKIN ZENGİNLİĞİNDEDİR 7 Ekim 2017, Cumartesi
EĞİTİM Mİ ÖĞRETİM Mİ? 23 Eylül 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-4 26 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-3 19 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-2 12 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler 5 Ağustos 2017, Cumartesi
TEMEL EĞİTİME CİHADÇILIK NEDEN GİRDİ? 22 Temmuz 2017, Cumartesi
Türk İşçisi Haçlı İttifakının Kölesi mi? 15 Temmuz 2017, Cumartesi
Bizleri bölenler kendileri ayrışıyor mu? 1 Temmuz 2017, Cumartesi
PATRONLAR 3 YILI OHAL ZORBALIĞI İLE DAYATIYOR 24 Haziran 2017, Cumartesi
15-16 HAZİRAN İŞÇİ SELİ 17 Haziran 2017, Cumartesi
Körfez ülkelerinin temel zenginlik kaynağı petrol mü, Kafala Sistemi kölecilik mi? 10 Haziran 2017, Cumartesi
Türkiye’de ekonomi kimin için kötü? 3 Haziran 2017, Cumartesi
Grev Yasaklamakla Ülkeyi Nasıl Kurtarıyoruz 27 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş işçileri 3 yıllık sözleşmeyi çöpe attı 20 Mayıs 2017, Cumartesi
PATRONLARIN TARİHİ TEZİ ÇÖPE 13 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş eylemleri ne gösteriyor? 6 Mayıs 2017, Cumartesi
İNSANLIĞIN TEK EVRENSEL BAYRAMI 29 Nisan 2017, Cumartesi
Evet diyen illerde şehir merkezleri bile hayır dedi 22 Nisan 2017, Cumartesi
PETKİM ve TÜPRAŞ İŞÇİLERİ OHALDE DİRENİŞ DEDİ 15 Nisan 2017, Cumartesi
ALİAĞA’DA YAP BOZ DEVRİ BİTTİ YAPMADAN BOZMA DEVRİ YAŞANIYOR 8 Nisan 2017, Cumartesi
SENDİKALARDAKİ TEK ADAMLIK 1 Nisan 2017, Cumartesi
Sendikal Demokrasi Güçlü Sendika ve Güçlü Toplum 25 Mart 2017, Cumartesi
İŞÇİLERİN TOPLU SÖZLEŞME DÖNEMİ SÜRÜYOR 18 Mart 2017, Cumartesi
8 Mart yine bir Facia ile karşılandı başımız sağolsun 11 Mart 2017, Cumartesi
EMEK KENTİ 4 Mart 2017, Cumartesi