19 Ocak 2018, Cuma

MİLLİ VE YERLİ SİSTEM: YOKSUL FEDA EDER ZENGİN CEFA SÜRER

23 Aralık 2017, Cumartesi

     


Turan KARA

Asgari ücret görüşmeleri başladı bir süredir. Başında 5 hükümet temsilcisinin oturduğu masada 5 patron 5 Türk-İş temsilcisi olacak. Türkiye'de işçinin ölümüne çalıştığı çalışma koşullarında ne kadar ücret alacağını belirleyecekler.

Tartışmaya açılmasıyla beraber çalışma bakanı peşinen söyledi “işçi tarafından da işveren tarafından da fedakarlık bekliyoruz”. Aslında net ifade işçilerden insancıl duygularını, ailesinin bakımını, onların bankalar ve tefecilere muhtaç olmadan yaşama amacını, çocuklarının geleceğini, gücünü, kuvvetini, yaşamını feda etmesini bekliyor. Bir beklenti de değil, bunu ifade ediyor ve istiyor. İşverenden de diye eklediğine bakmayın, tarafsız görünmek adına söylenmiş bir şey bu. Yoksa bir yanda milli servetin %70’ten fazlasına sahip olan bir kaç bin kişi ile bir yanda hem bu serveti yaratan hem de yaşayabilmek için emek gücünden başka bir olanağı olmayan milyonlarca insan var ve tarafsızlık diyor. Devasa serveti olan biri ile hem bunu yaratıp hem de açlık sınırında yaşayan biri karşı karşıya kaldığında tarafsız davranmak güçlüyü tutmak değil midir?

Tarafsız görünme çabası ise bir kaç bin kişinin yanında olduğu belli olmasın diye. Patronlardan fedakarlık da beklemiyoruz üstelik, gasp ettiklerini geri versin görelim: 3 işçinin yapacağı işi 2 kişiye yaptırmasın, esnek çalışma, taşeron, kiralık işçilik, işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uymak, ikramiye, sosyal haklar, refah payı, üretim primi, kar primi bunları gasp eden onlar, bunu onlara sağlayan devlet, feda eden biz. Biraz bunlardan bahsetsin, “OHAL’i grev engellemek için ilan ediyoruz” diyeceğine.

Geçenlerde Tayyip Erdoğan'a bağlılığını ya da inancını tartışmaya bile açmayacak kadar sadık bir arkadaşla sohbet ediyoruz. Kendisi laik, demokratik değerlere de sahip çıkan bir insan. Diyor ki “15 Temmuz’da sokağa çıkın dedi çıktık, askere karşı gelin dedi geldik, her seçimde sandığa çağırdı koşulsuz gittik. Şimdi çıkmış bir bakan fedakarlık istiyor. Biz daha ne fedakarlığı yapalım anlamıyorum. Biraz da onlar fedakarlık yapsa, onlardan istese fedakarlığı? Ağır sanayide çalışıyorum, ayda ortalama 70 saat fazla mesai yapıyorum ve ancak böylece 4 bin lira brüt maaşım var elime geçen 2500 TL. Bunun da içinde ikramiye, yakacak, ayakkabı, çocuk yardımı bir ton sözde sosyal hak var. Ulan benim maaşım nerede? Bundan daha fazla fedakarlığı yapan var mı?” Var mı, yok. Sizden feda etmenizi istediklerinde fedanın da bir sınırı sonu yok.

Milli ve yerli sendikamız Türk-İş’in başkanı -ki kendisinin maaşı ve yaşam koşulları milletvekillerinden daha iyi- asgari ücret için istediği rakamı söyledi: 1893 TL. Ne kadar da net! Ne kadar da fedakar! Ne kadar da istatistiki! Ne kadar da araştırmacı! Araştırmış ve bulmuşlar bir işçi ailesi ile her gün yavan ekmek yiyerek yaşar ve çalışırsa bu para yeter. Bundan fazlası haram sanki! Kabul edilmezse imza atmayıp, “biz bunu kabul etmedik” diyecek. Kabul etmeyip ne yapacak? Hiç!

Disk 2300 TL istediğini açıklayarak bunun için imza kampanyaları, basın açıklamaları yaparak sesini duyurmaya çalışıyor. 

Ücretlerimiz miktarı kadar vergi dışı kalması da gerekli ve zorunlu değil mi? Zaten ortaya çıkıyor ki neredeyse bir tek işçiler, emeği ile geçinenler vergi veriyormuş?! Hem de sadece ücretinden daha eline geçmeden kesilen para ile de değil, ekmek alırken, ilaç alırken, su içer ve bunu işerken, gülerken, okurken, nefes alırken hatta hiç bir şey yapmadan evinde otururken bile. Milyonlarca lira kazanan fabrikalarıyla patronlar vergi teşviki, karşılıksız kredi alırken, elmas, pırlanta, araba, yat, o lüks yata yakıt alırken hiç vergi vermez, milli gelirin de aslan payını alır; biz fedakarlık yaparız.

Aynı arkadaşla konuşmaya devam ederken Man Adası, Malta Adası, Başbakan'ın, Erdoğan'ın çocuklarının yurt dışında para tutma, tüm işlerini vergi cenneti dedikleri ülkelerde kurdukları şirketler ile yaparak vergi vermediklerini, milyarlarca Euro’luk servetlerini bu ülkelerde biriktirdikleri iddialarını anlatıyorum, biliyor musun bunları diye soruyorum. İnandırıcı bulmadığını söylüyor, muhalefetin uydurması diyor. Konu hakkında ise hiç bilgisi yok. Bu konuları konuşmaya da düşünmeye de kapatıyor kendini.

Pek fazla bir şey bilmiyoruz gerçeğe dair çünkü yazılmıyor, çizilmiyor, televizyonlarda anlatılmıyor. Elbette yazan anlatan gazete ve TV’ler var ancak genel, yaygın “basın-yayın” kuruluşlarında değil. Güçlü, genel, yaygın basın yayın araçları ise yandaş olsun olmasın hepsi bir Holding'in, şirketin sahibi patronların araçları. Gerçeklerin değil, ne denirse, ne istenirse, onun yazılacak olduğu gazete TV’ler. Feda etmeye ilk başta buralardan başlayınca fark edilmiyor belki de.

İşçiler için ne feda etme zamanı, ne fedakarlık isteyerek hem emeğimizi hem ülkemizin zenginliklerini, milli servetimizi ele geçirenlere, özel mülkü yapanlara, buna yol açanlara göz yumma zamanı. Sendikalar patronlar karşısında zayıf ve aciz, sendikal bürokrasi artık daha güçlü çünkü tamamıyla hem iktidara hem de patronlara teslim olmuş, milli ve yerli söylemi ile patronların arkasında saf tutmuş. Bunu da milli ve yerli söylemi ile cilalayarak gizliyor, çünkü tutuyor. Fedakarlık talebinin arkasında da bu söylem var,  “milli ve yerli ekonomi”, “milli ve yerli hükümet”. Millet? Millet açlık sınırının altında, uluslararası yaşam standartlarının çok gerisinde, her şeyi bankalara ipotekli. Bankalar yabancıların, sanayi yabancıların, tarım yabancıların.



Yazarın Tüm Yazıları
MİLLİ VE YERLİ SİSTEM: YOKSUL FEDA EDER ZENGİN CEFA SÜRER 23 Aralık 2017, Cumartesi
Tüpraş Faciası kapandı mı? 21 Ekim 2017, Cumartesi
TÜPRAŞ VE KOÇ HOLDİNG; FABRİKALARIN FABRİKASI, SANAYİNİN SARAYI KAR İCİN HEPİMİZİ TEHLİKEYE ATIYOR 14 Ekim 2017, Cumartesi
İTİBAR LÜKS VE ŞATAFATTA DEĞİL HALKIN ZENGİNLİĞİNDEDİR 7 Ekim 2017, Cumartesi
EĞİTİM Mİ ÖĞRETİM Mİ? 23 Eylül 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-4 26 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-3 19 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler-2 12 Ağustos 2017, Cumartesi
Demir Çelik Üretimi ve İşçilerin Payına Düşenler 5 Ağustos 2017, Cumartesi
TEMEL EĞİTİME CİHADÇILIK NEDEN GİRDİ? 22 Temmuz 2017, Cumartesi
Türk İşçisi Haçlı İttifakının Kölesi mi? 15 Temmuz 2017, Cumartesi
Bizleri bölenler kendileri ayrışıyor mu? 1 Temmuz 2017, Cumartesi
PATRONLAR 3 YILI OHAL ZORBALIĞI İLE DAYATIYOR 24 Haziran 2017, Cumartesi
15-16 HAZİRAN İŞÇİ SELİ 17 Haziran 2017, Cumartesi
Körfez ülkelerinin temel zenginlik kaynağı petrol mü, Kafala Sistemi kölecilik mi? 10 Haziran 2017, Cumartesi
Türkiye’de ekonomi kimin için kötü? 3 Haziran 2017, Cumartesi
Grev Yasaklamakla Ülkeyi Nasıl Kurtarıyoruz 27 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş işçileri 3 yıllık sözleşmeyi çöpe attı 20 Mayıs 2017, Cumartesi
PATRONLARIN TARİHİ TEZİ ÇÖPE 13 Mayıs 2017, Cumartesi
Tüpraş eylemleri ne gösteriyor? 6 Mayıs 2017, Cumartesi
İNSANLIĞIN TEK EVRENSEL BAYRAMI 29 Nisan 2017, Cumartesi
Evet diyen illerde şehir merkezleri bile hayır dedi 22 Nisan 2017, Cumartesi
PETKİM ve TÜPRAŞ İŞÇİLERİ OHALDE DİRENİŞ DEDİ 15 Nisan 2017, Cumartesi
ALİAĞA’DA YAP BOZ DEVRİ BİTTİ YAPMADAN BOZMA DEVRİ YAŞANIYOR 8 Nisan 2017, Cumartesi
SENDİKALARDAKİ TEK ADAMLIK 1 Nisan 2017, Cumartesi
Sendikal Demokrasi Güçlü Sendika ve Güçlü Toplum 25 Mart 2017, Cumartesi
İŞÇİLERİN TOPLU SÖZLEŞME DÖNEMİ SÜRÜYOR 18 Mart 2017, Cumartesi
8 Mart yine bir Facia ile karşılandı başımız sağolsun 11 Mart 2017, Cumartesi
EMEK KENTİ 4 Mart 2017, Cumartesi