21 Kasım 2019, Perşembe

BEN NERDE YANLIŞ YAPTIM…

13 Eylül 2019, Cuma

     


VOLKAN GÜNDÜZ

Yaklaşık 15 yıldır birçok gazetede, dergide, haber sitesinde muhabirlik, editörlük, yöneticilik yaptım. Haber takip edip, yazmak ağır bastığı için sanırım köşe yazısı yazma konusunda hep geri durdum. Mesleğe başladığım ilk yıllarda yazdığım birkaç köşe yazısı dışında hiç köşe yazmadım. 2015 yılından bu yana çalıştığım Aliağa Ekspres’te bu ilk köşe yazısı girişimim olacak. Uzun zamandır ‘Nereden başlasam?’ diye düşünüp kararsız kaldıktan sonra ilk adımı atıyorum bu konuda.  

Son günlerde sıkça çeşitli kademelerinden isimlerle bir araya geldiğim ve genellikle de siyasi polemikleri konuştuğum için CHP’yi değerlendirerek başlayacağım köşe yazıma.

Biliyorsunuz, Aliağa Belediye Meclisi’nin Temmuz ayı Olağan Toplantısı gergin geçti. O günlerde sayıları 179 olan işlerinden çıkarılan Aliağa Belediyesi işçilerinden 32’si ile yapılan protokol gereği, tazminatlarının İller Bankası’ndan kredi olarak temin edilmesi için Belediye Başkanına yetki verilmesi hususu gündem maddeleri arasındaydı.

Meclis toplantısında Millet İttifakı Grubu’ndan Sami Toydemir ve Gülten Taşbaş yoktu. Sedat Sarı da meclis öncesi yapılan grup toplantısında çekimser oy kullanacağını dile getirmişti. Bu şekliyle yapılacak olan meclis toplantısında Cumhur İttifakı’nın 12, Millet İttifakı’nın 11 oyu olacak, 1 üye de çekimser kalacaktı. Bu durumda özellikle geçirilmek istenen bazı maddeler Cumhur İttifakı’nın sayısal çoğunluğu nedeniyle zaten meclisten geçecekti. Hal böyle olsaydı Millet İttifakı’nı kim yarı yolda bırakmış olarak lanse edilecekti.

Gerek sayısal çoğunluğun olmaması, gerekse Başkan Acar’ı protesto etmek amacıyla Seçil Adalet Işık’ın öncülüğünde bir protesto gerçekleştirildi ve CHP Grubu toplantıya katılmadı.

Netice itibariyle AK Parti ve MHP’den oluşan Cumhur İttifakı Meclis Üyeleri’nin tam kadro bulunduğu toplantıya CHP Grubu katılmadığından Başkan Acar salt çoğunluk sağlanamadığı için toplantıyı Çarşamba sabahı 09.00’a erteledi.

Çarşamba sabahı yapılan meclis toplantısı salt çoğunluğun sağlanmasıyla başladı. Ancak CHP’li üyelerden Sami Toydemir sağlık sorunları nedeniyle, Seçil Adalet Işık ise Salı akşamı eşinin kalp krizi geçirmesi nedeniyle mazeret gösterip toplantıya katılamadılar. Toplantıda Cumhur İttifakı tarafından verilen gündem dışı önerge ile sonrasında tartışmalara neden olacak 5 madde daha gündeme alındı.

Meclis tutanaklarına göre oy dağılımı Cumhur İttifakı 11, Millet İttifakı 10 oy olarak değişti ve tartışma konusu olan 5 gündem dışı madde oyçokluğuyla kabul edildi. 10 kişilik ret oyu tartışmalı maddelerin geçmesini engellemeye yetmemişti.

Peki, bu gündem dışı önerge ile gelen 5 madde oyçokluğu ile kabul edilince ne oldu? 179 işçiden protokol imzalayan 32’sinin kıdem ve tazminatlarını ödemek için belediyeye borçlanma yetkisi verildi. Ayrıca önümüzdeki süreçte belediye yatırımlarının gerçekleştirilebilmesi için toplamda 180 milyon TL daha borçlanmanın önü açıldı. Belediye şirketlerinin vergi borçlarına karşılık 59 adet gayrimenkulün Hazine ve Sosyal Güvenlik kurumlarına devri onaylandı.

Zaten borç batağında olan Aliağa Belediyesi’nin 180 Milyon TL daha borçlandırılmasına ve 59 adet belediyeye ait gayrimenkulün başka kurumlara devredilmesine engel olamayan CHP Grubu’nda bu günden sonra tartışmalar başladı. Toplantıya katılamayan Seçil Adalet Işık durumun sorumlusu olarak gösterilip günah keçisi ilan edildi. ‘Kaç paraya satıldın da toplantıya katılmadın?’ benzeri tepkilere maruz kaldı.

Hâlbuki bir gün önceki toplantıyı boykot edip katılmama kararının alınmasını Seçil Adalet Işık’ın organize ettiği ortada.

Işık’a, belediye binası önünde yapılan protesto açıklamasının ardından eşinin Torbalı’da kalp krizi geçirdiği yönünde bir telefon geliyor ve apar topar eşinin yanına koşuyor. O gün akşam yapılan tetkiklerde eşinin ameliyata alınması gerektiği, kalp damarlarından üçünün tıkalı olduğu söyleniyor. Ertesi sabah gerçekleştirilen anjiyo nedeniyle eşine refakat eden Seçil Adalet Işık sabah 09.00’a ertelenen toplantıya katılamıyor ve sonrasında da kendi partilileri tarafından bu sert eleştirilere hedef oluyor.

CHP’ye yıllarını vermiş olan bir ismin böyle bir şey yapıp yapmayacağını bilemem. Kaldı ki Aliağalıların ‘Kırmızılı kadın’ olarak tanıdığı Seçil Adalet Işık’ın, Başkan Acar’ın göreve geldiği ilk dönemde işlerinden çıkardığı 104 işçiden biri olması ve o dönemde de günümüzdeki gibi uzunca bir süre devam eden işçi direnişinin ön saflarında yer alması ayrı bir detay.

Diğer bir detay da, Seçil Adalet Işık bu kararların geçmesini isteseydi, ilk meclis toplantısında Millet İttifakı’nın oy sayısı zaten az olduğu için sesini çıkarmazdı ve bu gündem maddeleri yine geçerdi. Eğer dedikleri gibi gerçekten satılsa bile hedef haline gelmezdi.

Tartışmalı gündem maddelerinin meclisten geçmesinin ardından CHP ilçe yönetiminin Seçil Adalet Işık’a karşı takındığı tavrın düşündürücü tarafları var.

CHP İlçe Yönetimi, ilk meclis toplantısını protesto edip toplantının ertelenmesini sağlayan kişinin Seçil Adalet Işık olduğu gerçeğini göz ardı edip Işık’ı doğru düzgün dinlemeden suçlu ilan etti.

Diyelim ki Seçil Adalet Işık gerçekten dedikleri gibi eşinin ameliyatını bahane ederek belediye meclis toplantısına katılmadı ve meclisteki oy dengesini bozarak tartışılan gündem dışı bu 5 maddenin meclisten geçmesine zemin oluşturdu.

Işık’ı altı dolu olmayan suçlamalarla hedef haline getirip günah keçisi ilan etmektense partinin disiplin kuruluna sevk etmek daha samimi olmaz mı? Sevk edin disipline, savunsun kendisini. Varsa bir art niyet o zaman ortaya çıkar zaten. Fakat amaç işin doğrusunu yapmak yerine siyaseten birilerinin önünü kesmek, itibarsızlaştırmaya çalışmaksa onu bilemem.

Bir diğer önemli nokta da; Seçil Adalet Işık bu suçlamaların ardından tartışmalı 5 maddenin sonraki 2 meclis toplantısında da yeniden gündeme alınmasını talep ediyor, fakat partililer tarafından bu talep engelleniyor. Işık,  grup toplantılarına alınmak istenmiyor. Grup toplantılarında meramını anlatmak istemesine ve İlçe Başkanı tarafından ‘sana söz vereceğiz’ denilmesine rağmen söz verilmiyor, aksine hakaretler eşliğinde sesi kesilmeye çalışılıyor.

CHP Aliağa İlçe Yönetimi, söz konusu Başkan Acar’ın yanlış politikaları olduğunda sert bir muhalefet yapmazken, hatta bazen sessiz kalırken, tüm sertliğini sorgusuz sualsiz kendinden olana sergilemesi partililer tarafından sorgulanıyor mu?

Aliağa’da CHP’ye hakim olan anlayış bu oldukça yerelde iktidarı kaybetmesi hep kaçınılmaz son oluyor. ‘Benden başka kimse ön plana çıkmasın’ hırsı, ‘En doğrusunu ben bilirim’ egosu, yerelde ve genelde iktidar olmayı hedefleyen CHP’ye yakışmayacak tutumlardan sadece birkaçı.

Derdimiz kimseye akıl vermek veya bilmişlik taslamak değil. Partinizin önde gelen isimlerinin de zaman zaman dost sohbetlerinde dile getirdiği ‘Neden kaybediyoruz?’ sorusunun ortadan kaldırılmasına az da olsa yardımcı olmak, ayna tutmak.  

Amaç bağcıyı dövmek değil, üzüm yemekse CHP Aliağa İlçe Yönetimi bir an önce aklını başına alıp izlediği ayrıştırıcı siyaset anlayışından kopmalı, yargısız infazlarından vazgeçip, önce dinleyip, sonra net bir tavır sergilemelidir.

CHP, partiye yıllarını vermiş isimleri küstürüp, diğer siyasi oluşumların güçlenmesine çanak tutarsa Aliağa’da daha çok seçim kaybeder. Partililer de ‘Ben nerde yanlış yaptım’ şarkısını söylemeye devam eder.

 

 



Yazarın Tüm Yazıları
BEN NERDE YANLIŞ YAPTIM… 13 Eylül 2019, Cuma