
Yunanistan'ın yüksek Tirajlı “TA NEA” Gazetesinin “Tahidromos (Postacı)” adlı dergisi Eylül ekinde Dikili'ye geniş yer verdi.
Dergide son yıllarda Yunanlıların Midilliden Ayvalık'a düzenli olarak alışverişe ve geziye gitmesi faklı bir üslupla anlatılıyor. Karşıya geçenlerin Bergama, Efes, İzmir ve Çeşme gibi arkeolojik yerleri ziyaret etme fırsatının da olduğu belirtilen yazıda Türk insanının Yunanlıları çok sevdikleri cana yakın ve dost canlısı odlukları anlatılıyor. Bunun yanında ziyaretin sadece farklı şeylerin çok uygun fiyatlarla satılmasının olmadığı aslında iki ülke arasındaki ticaretin çok eskiye dayandığı ve adada yaşayan birçok Yunanlı göçmenin zamanında Ege kıyılarında yaşadığı ve adadaki göçmenlerin çoğunun karşıdaki evlerinin halen ayakta duruyor olmasının da etkisi olduğu belirtilmiş.
DERGİDEKİ MAKALE ŞU ŞEKİLDEKarşıya düzenli olarak gidiyoruz. Yazın haftada bir kez. İyi ve ucuz. Yurtdışında alışveriş etmeyelim mi? Varia'lı Yorgos Bey, Eresos'lu, Mandamados'lu, Skaminia'lı ve Molivos'lu diğer yurttaşları ile Midilli limanında feribotun önünde toplanıyorlar. Bakınız, her Salı Dikili'de, her Perşembe Ayvalık'ta Pazar var. Gemiler karşı tarafa gitmek için dolu olarak ayrılıyor. Oradaki insanlar alışverişte özgürler. Midilli'lilerin yolculuk zahmeti çekmeden son yıllarda düzenli olarak gelmeleri, bir gelenek haline geldi. Bilet fiyatları dönüşle beraber 25 Euro'dan fazla tutmuyor, sadece pasaport gerekiyor. Haftalık ev ihtiyaçlarını karşıdaki Türk pazarlarından karşılayan aileler var. Onları, valizler ve büyük çantalar ile gümrük kuyruklarında beklediklerini, akşam aynı valiz ve çantalarda kilolarca eşyalarla döndüklerini göreceksiniz. Çok kez yanlarında yığınla yorgan, masa, komodinler var…
Yolculuk bir buçuk saat sürüyor, feribot her gün ayrılıyor. Aralarında yerliler, turist grubu ya da yalnız başlarına gelen yabancılar var. Şu bir gerçek ki, Yunan adalarını ziyaret eden insanlar, karşı tarafta Bergama, Efes, İzmir ve Çeşme gibi arkeolojik yerlerin olduğu turistik yerleri ziyaret etme fırsatını buluyorlar.
1950'LİLERİN OMONİA'SI GİBİDikili, Batılı bir ziyaretçinin kolayca etkilenebileceği yaşam dolu bir yer. Kendinizi, 1950'lilerin Omonia'sında zannedersiniz. İnsanlar yollarda eşyalar taşıyorlar. Motorlar yüklenmiş, at arabaları geçiş yollarında. Yerliler, cami avlularında toplu halde, çeşmelerde ve erkekler kahvelerde toplanıyorlar. Plajlarda kimi insanlar çocukları ile denize giriyorlar, tüm insanların dışarıda olduğunu, kimsenin evinde yaşamadığını hissediyorsunuz. Gerçek pazara gidene kadar, burayı pazar zannedersiniz.
Tezgâhların mutfak eşyaları, çatal bıçak takımları, plastik kap kacaklar ile dolup taştığı büyük çadırların altında karmaşık bir yol. Pantolonlar, giysiler, mendil ve halılardan oluşan bir gökyüzü. Ve doğal olarak, başarı olacak ve marifetli Yunanlı ev hanımı kusursuz bir İngilizce ile masa örtüsü için pazarlık yapıyor. Pazarcılar, pazarlığı bekliyorlar, aralarındaki en yerleşik iletişim, parmaklarla diyalog.
Yunanistan'da kolayca bulunmayan alaca, ipek ve ince pamuk gibi farklı kumaşların sergilendiği tezgâhlar mevcut. Burada satıcılık yapan Ömer bize “ Burası ticaretin cenneti” diyor. Ömer; “Ben burada, pazarda on yıl önce bir Midilli'li çift ile tanıştım. Şu an yılda bir kez bizi ziyaret ediyorlar ve en az bir hafta bizde kalıyorlar. Eşimle iki defa karşıya geçtik, bizim için en zor olan şey, vizeyi kolay verememeleri. Avrupa Birliği'ne girdiğimizde, kolay olacak.” diyor.
İnsanlar cana yakın ve dost canlısı. Yunanlılar'ı seviyorlar, el kol hareketleri ile her şeyi kolaylaştırıyorlar. Çoğunun atalarının, Yunanlılarla geçmişi var, kiminin dedesi nüfus mübadelesi öncesi Yunanistan'da yaşamış. Dükkânı pazar çevresinde o dönemin tanıklarından kahveci Hasan şunlar söyledi: “ Karşıdan Manousellis ailesinin fertlerinden iki genç gelmişlerdi. İyi çocuklardı. Bize, dedelerinin evi için bilgiler aradıklarını söylediler. Herhangi bir bilgi veremedim ama laf lafı açtı, kahveme bir rakı için oturdular. Birkaç saat sonra kendimizi şarkılar söylerken bulduk- Buradaki rakı sertti”. Ona, hâkim olan imajın, iki ülkenin rekabet için de olduğunu söylediğimizde “Politikacılar” diye cevap veriyor.
GÜRÜLTÜLER, GÜZEL KOKULAR VE RENKLERYürüyüşe devam ediyoruz, meyve, sebze, karpuz, şifalı bitki, kına, bakliyat, parfüm ve biberlerin olduğu diğer bir Pazar ile karşılaşıyoruz. Bu bize doğuyu daha çok hatırlatıyor. Bereket var ve kadınlar evleri için dolu torbalarla ayrılıyorlar. Erkekler sürekli kahvelere gidiyorlar ve müzik çalan küçük ve karanlık barlarda bira içiyorlar. Berberler burada traş ediyorlar, erkekler buralarda toplanıp sohbet ediyorlar. Pazarın sesleri, akşam beşte imamın mikrofon ile inananları akşam namazına çağırdığı makam ile bütünleşiyor.
Karanfil kokuları ile beraber ve limon kolonyası ikram edilen Pazardaki lokantalarda tepsideki yemekleri, pilavları deneyebilirsiniz.Yürüyüş memnun edici, birçok yer görmek için çok sebep var. Ritimler çok farklı ve zaman çabuk geçiyor. Ayrıldığınızda, doğunun lezzetine sahip olacaksınız.