30 Mayıs 2024, Perşembe

Esra Karagülle: ‘Çocuk kitapla tanışırken sanatla da tanışıyor’

28 Ağustos 2023, Pazartesi 06:07

     


Çocuk edebiyatı alanında ismini duyuran yazar Esra Karagülle ile yazarlığı, çocuk edebiyatı ve yeni projeleri üzerine konuştuk. İyi okumalar.

Yazmak sizin için ne ifade ediyor?

Yaratıcı bir yolculuk diyebilirim. Kitap yazarken gerçek dünyadan çıkıp kendinizi bambaşka bir dünyada farklı karakterlerle birlikte bulmak muhteşem bir duygu. Sanki başka bir evrende, farklı arkadaşlarla ve hayatlarla bir süre yaşama hissi yaratıyor bana.

Çocuk kitapları yazmayı tercih etmenizin nedenleri neler?

Çocukları çok seviyorum ve birazda çocuk ruhlu olduğumu düşünüyorum. Onları meraklandırmak, şaşırtmak, güldürmek sevgimi paylaşmamın bir yolu belki de. Güzel mesajlar vererek, hayal güçlerini beslemek ve ilham vermek kadar güzel başka bir şey düşünemiyorum. Söyleşilerde çocukların içindeki ışıltıyı gördüğümde, aynısı bana da yansıyor. Hayata daha heyecanlı bakmamı sağlıyor.

Adettendir sorulur, kimdir Esra Karagülle?

İstanbul’da doğdum. İlkokul eğitimini aldığım yıllarda İzmir Devlet Konservatuarı’nda yarı zamanlı öğrenci olarak bale eğitimine başladım. Klasik bale ile birlikte, piyano ve tiyatro gibi eğimleri yan meslek dersleri olarak gördüm. İlk iş hayatıma lise eğitimi esnasında, İzmir Devlet Tiyatrolarında sahnelenen “Boy Friend” isimli müzikal tiyatro da yer alarak başladım.  İşletme eğitimi tamamladıktan sonra çalışmaya başladım.  Karma resim sergilerim oldu. Güzel sanatların her bölümünü çok severim ve yaratıcılık hayatımın merkezinde yer alıyor.  En büyük ilgi alanlarından biri de Psikolojidir. Birçok eğitime katıldım.  Güç kaynağım gönüllü adanmışlıktır. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Zekeriyaköy Şube Proje Koordinatörü ve aynı zamanda derneğin mentorleri arasındayım.  Evli ve bir kız annesiyim. İlk kitabım olan “Yok Artık Çıp Çıp’ın Bale Pabucu”nu kızım Serra ve on beş yıldır birlikte yaşadığımız kaplumbağamız Çıp Çıp’tan ilham alarak kâğıda döktüm. Ardından, kitabın tüm telif haklarını Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin “Anadolu’da Bir Kızım Var Öğretmen Olacak” Projesine bağışladım. Son dönemde çalışmalarımı edebiyat üzerine yoğunlaştırdım.

Çocuk edebiyatına duyulan ilgiden memnun musunuz? Çocuklara okuma alışkanlığı edindirmek adına birçok farklı metot konuşuluyor. Sizce bu alışkanlığın temeli nasıl atılmalı?

Kitap fuarlarında ve imza günlerinde ilgi çok. Ama keşke daha da artırabilsek. Okul öncesinden kitap okumayı sevmiş çocukların edebiyat okuru olma ihtimali her zaman daha yüksek. Orta okul, lise çağında alışmak biraz daha zor ve uzak bir ihtimal. Olmuyor değil oluyor ama okul öncesinde bir çabayla kuruluyorsa öbür tarafta on çaba gerekiyor. Ayrıca kitap okuyan annelerin çocuklarının da kitap okumayı sevdiğini gözlemliyorum. Bütün ailenin katılımıyla okuma saati düzenlenmek ve okunan kitaplar hakkında konuşmak. Çocuklar için evde küçük bir kütüphane kurmak. Çocuklara kitap okurken tıpkı seslendirme yapar gibi ses tonunuz inişli çıkışlı olması, arada durup kitabı birlikte özetleyip tekrar kaldığınız yerden devam etmek ve sonunda kitap hakkında konuşarak etkileşimde bulunmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Düzenli olarak kitapevlerini, kitap fuarlarını ziyaret etmek, söyleşilere katılmak ve yazarlarla iletişim kurmak çocuk ve genç okurlar üzerinde olumlu bir etki yaratıp, motive ediyor. Ayrıca çocuk dergilerine abone olmak da öyle.

Bir önceki soruyla bağlantılı olarak sorayım: Ebeveynlerin en çok şikayet ettiği konulardan birisidir çocuklarının erken yaşlarda  akıllı telefonlar, tabletlerle tanışması ve  bu cihazları uzun süreli kullanmaları. Siz çocuk kitabı yazarı olarak  ebeveynlere bu konuda ne önerirsiniz?

Evet ne yazık ki ekranların cazibesi çocukları kendine çekiyor.  Önce çocuklara kendi davranışlarımızla model olmalıyız. Eğer siz teknolojiyi dengeli kullanıyorsanız, çocuklarda bu davranışı benimseyebilir. Teknoloji kullanımını belirli sürelerde sınırlamak. Hem eğitim amaçlı hem de eğlence için ayrılmış zaman dilimleri olmalı. Çocukların farklı aktivitelere ilgi göstermelerini teşvik edelim. Spor, sanat, doğa yürüyüşleri gibi etkinliklerle zaman geçirmelerine olanak tanıyalım. Teknoloji yerine aile içi iletişimi artıralım. Birlikte oyun oynamak, kitap okumak…

Teknolojinin avantajları ve dezavantajları hakkında konuşalım. Nasıl dengeli bir şekilde kullanabileceklerini öğretelim. Ortak kararlar alalım. Çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırmak, bence teknolojiye en büyük alternatif. Unutmayalım ki hedef, teknolojiyi tamamen engellemek değil, dengeli ve faydalı bir şekilde kullanmalarını sağlamaktır.

Siz bir anne olarak çocuğunuza kitap seçip alırken nelere dikkat edersiniz?

Her çocuğun ilgi alanları ve gelişim düzeyi farklıdır. Bu yüzden kızımın bir yandan bireysel özelliklerini göz önünde bulundurarak bir yandan da kendisinin de kitap seçimine katılmasını teşvik ederim. Kitabın çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olduğundan emin olmalıyız. Kitabın içeriyi ve teması çocuğunuzun ilgi alanlarına uygun olmalıdır. Onların ilgi duyacağı hikayeler, karakterler ve konular seçmeye özen gösterelim. Özellikle okumayı bilmeyen çocuklar için resimli kitaplar çocuğun bir yandan görsel okuma yapmasını ve hikayeyi daha iyi anlamasına yardımcı olur. Çocuk aslında kitapla tanışırken sanatla da tanışıyor. Kitabın dil kullanımı sade ve anlaşılır olmalıdır. Almadan önce mutlaka kitabı incelemeli çocuğa zararlı olabilecek bir şey var mı kontrol etmeliyiz. Değerler kazandıran kitaplar tercih ediyorum. Güzel mesajlar vermesi ve umut dolu kitaplar seçiyorum.

Şu an İstanbulda yaşıyorsunuz, İzmir’de de uzun zaman yaşadınız  ve sık sık gelip gidiyorsunuz? En çok hangisinde yaşamak sizi mutlu ediyor?

Her şehir kendine özgü bir enerjiye sahiptir. Aslında ben İstanbul doğumluyum. Babamın iş sebebiyle İzmir’e yerleştik. İzmir sakin, rahat yaşam tarzı ve huzurlu atmosferiyle bilinir. Son beş yıldır İstanbul’un dinamik ritminde yeni bir sayfa açtım. Buranın hızlı tempolu yaşamı, enerjisi ruh halime tam anlamıyla uyum sağlıyor. Kültür başkenti olan İstanbul’un sanat etkinlikleri ve tarihi mirası beni büyülüyor. Konserler, tiyatrolar, baleler… gibi etkinliklerle iç içe yaşıyorum. İstanbul Boğazı, şehre masalsı bir güzellik katıyor. Buradan enerji ve ilham alıyorum… Dolayısıyla İstanbul’da kendimi ait olduğum yerde hissediyorum.

Yeni projelerinizden bahseder misiniz?

Fantastik bir çocuk kitabı yazma düşüncesi beni heyecanlandırdığı gibi, aynı zamanda Kanlıca’nın en eski ailelerinden birine mensup olmanın getirdiği tarihi derinlik de ilgimi çekiyor, kafamı kurcalıyor. Bu arada biyografiden yola çıkarak hikaye yazma işini de çok sevdim. Eylül ayında inşallah netleştireceğim.

Röportajlarımdaki klasik sorumdur size de sormak isterim. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı ne yapmak isterdiniz?

Keşke ne güzel olurdu! İlk önce kız çocuklarının eğitime erişimini artırmak, fırsat eşitliği sağlamak ve çocuk gelinlerin önüne geçmek. Ardından cinsiyet eşitliliği ve kadın hakları konusunda daha adil bir dünya kurardım sihirli değneğimle.

Sorularıma verdiğiniz yanıtlar için çok teşekkür ederim. Siz bir şey eklemek ister misiniz?

Ben teşekkür ederim bu güzel röportaj için. Jeanette Winderson’un güzel bir sözüyle bitirmek istiyorum.

 

      ‘Kitaplar da kapılar gibidir,

      Bir kez açtın mı,

      Bambaşka bir dünyaya geçiverirsin.’

 

 

 

 

 







 
Son Eklenen Haberler