27 Nisan 2026, Pazartesi

“Başladığım yere vardım”

27 Nisan 2026, Pazartesi Paylaş Gönderiyi Yayınla
“Başladığım yere vardım”

Müzik dünyasının hızına ve “hit” formüllerine kendi içsel ritmiyle meydan okuyan Yasin Yıldıran, dört yıllık bir aranın ardından “Kurtar Beni” ile geri döndü. Popüler kalıplara girmeyi reddeden, müziği bir “pazarlama ürünü” değil, bir dışavurum biçimi olarak gören Yıldıran ile demlenmiş şarkılarını, sektörün dijital çıkmazlarını ve “başladığı yere varan” insanın o derin paradoksunu konuştuk.

Dört yıl aradan sonra son çalışmanızla geri döndünüz. Bu süreç sizin için nasıl geçti? Bu dönemi müzikal üretiminiz ve ifade biçiminiz açısından nasıl değerlendirirsiniz?

Ben nedense beste yayınlama işlerini hep ağırdan aldım, bu konuda ne kadar kendime kızsam da, artık süreci hızlandıracağım desem de ağırdan alıyorum farkındayım. En temel sebebini bilmemekle birlikte kendimce bulduğum sebepleri kendime saklayacağım… J 17 yaşında bestelediğim Son Bir Defa adlı şarkımı 22 yaşımda yayınlayabildim mesela. Şuan bu röportajı yapmamıza vesile olan Kurtar Beni de 2019’da bestelediğim bir şarkı. Sonrasında pandemi dönemi yaşandı. Ardından yaşamın tüm dinamikleri değişti. Hayatta kalma çabası, var olmanın ve kendini gerçekleştirmenin önüne geçti. İnişlerim, çıkışlarım oldu herkes gibi. Yeni şarkılar besteledim. Yayınlayıp yayınlamamaktan emin olamadım çoğundan, sonrasında önce şu eskileri yayınlayayım da biraz bardak boşalsın dedim. Her ne kadar ideallerim, planlarım olsa da ara ara miskinlik yapmak da istedim, zaman zaman uzaklaşmak da istedim. Şimdi sorunuzla beraber tekrar düşünüyorum da 4 yıl hiç az bir süre değil. 4 sene neden yapmamışım sorusunu sormak benim de canımı sıkıyor şuan.. Ama hatırlıyorum, bir şeyler bestelemek isteyip, hiçbir şey besteleyemediğim ve bunu dile getirdiğim bir dönem vardı. Sonrasında fark etmiştim, çünkü aslında hiçbir şey yaşamıyor ve hissetmiyordum. Bence maalesef birçoğumuz buna dönüştük, kimilerimiz ufak ufak toparlıyor ama sanki. Ara ara kendimi gaza getirip yola çıkmaya niyetlendiğim fakat ne yaparsam yapayım bir şekilde işlerin yolunda gitmediği, olduramadığım dönemler de oldu, ‘’zamanı değilmiş’’ deyip akışına bıraktım. Keza 5-6 yıldır karanlık bir köşede bekleyen Kurtar Beni, 2 ay gibi kısa bir sürede mix, yayın işlemleri, klip çekimleri vs.  her şey tıkırında giderek yayınlandı.

Yasin Yıldıran’ı kısaca tanıyabilir miyiz? Üretim sürecinizde sizi tanımlayan temel unsurlar nelerdir?

Kastımız bir biyografi değilse.. İnsanı, insana, insanca… J Üretim sürecim tamamen değişken. Bazen gerçekten ilham gelir ve 15 dakikada bir şarkıyı içime sinmiş bir şekilde tamamlarım, bazen aynı bir esnaf iş yapıp yapmayacağını bilmeden her sabah nasıl dükkanını açıyorsa, onun gibi masaya, enstrümanımın başına oturup beste yapmaya çalışırım. Mesela 3 hafta önce sabaha karşı 5 gibi uyandım, sıkıldım, biraz gitar çalayım derken güzel melodiler çıktı, söz yazabilirim sanki buna deyip 15-20 dakika gibi bir sürede yeni şarkımın taslağını yapmış oldum. Demek ki dökecek sözlerim de varmış, ama mesele enstrümanın başına oturmaktı. İçerik olarak ise kalıpları hiçbir zaman tercih etmem. ‘’Her şarkın birbirinden farklı, farklı bir albümün A1’i gibi, bu şekilde net bir tarz olmadığı için kitle oluşturman zor olur.’’ diyenler çok oldu. Bu tarz kalıplara takılmıyorum, başkasının kariyer yönetimini yapıyor olsam takılırdım muhtemelen ama en azından kendi hayatımda bu noktalarda takılmak istemiyorum. İçindekini sanat yoluyla dışa vurabilene sanatçı deriz, bu noktada sanatçı üretmek zorundadır, üretemediği zaman sıkıntıya düşer. Ben içimdeki bir derdi, düşünceyi, duyguyu ne şekilde dile getirebiliyorsam odur benim hissettiğim ve bana ait olan. Bunu elbette güzelleştirebiliriz, daha estetik kılabiliriz ama başka bir şeye dönüştüremeyiz. Mesela az önce bahsettiğim yeni bestelediğim şarkıyı merakımdan yapay zekaya da yükleyerek aranje etmesini istedim. O kadar güzel şeyler yaptı ki gerçekten şaşkınlığım yarım saat geçmemiştir. O kadar hoşuma gitti ki, kesinlikle çok beğenilir, hit olabilir ama şarkının duygusu o değildi… Ben yine benden çıkan haliyle yayınlayacağım… Sonra o halini de paylaşırım mutlaka karşılaştırma yaparız J Yani toparlarsam yıllarca yerli/yabancı piyasa müziğine hakim, konservatuvarda batı müziği okumuş, dünyaca ünlü bestecilerin kompozisyonlarını, form kullanımlarını, etkilerini, sonrasında bu müziklerin kimlere esin kaynağı olduğunu, günümüz müziğini, toplum algısını vs. naçizane bilen biri olarak tutacak şarkının nasıl yapılacağını bildiğimi düşünüyorum. Bunun yalnızca şarkıyla ilgili olmadığını da bilmenin yanı sıra. Bunu da kibirden söylemiyorum bu arada birçok müzisyen de bunu bilir ve başarır isterse. Fakat içimizden gelmediği halde sırf tutacağını bildiğimiz için şarkılar yapmak ve bu yüzden konserlere çıkmak; sevmediğin bir işte çalışmakla aynı. Herkes zaten sevmediği işlerden kaçmak isterken, ruhumuza iyi gelen bu tarz özel uğraşları başka şeylerle takas etmek istemiyorum.

Son şarkınızla ilgili olarak; “Kurtar Beni” ismi ilk etapta bir yardım çağrışımı yaratıyor; ancak şarkıyı dinlediğimizde ve sizin de açıklamalarınızda daha çok teslimiyet ve farkındalık temalarının öne çıktığını görüyoruz. Bu algı ile şarkının iç dünyası arasındaki fark sizin için nasıl bir anlam taşıyor?

Aynı dediğiniz gibi. Farkındalık ve teslimiyet. Hayat işte. Sebebi yok, çözümü yok, sadece sonuçlarıyla yaşamak zorunda kaldığımız bir süreç. Hiçbirimize böyle anlatılmadı, hiç böyle hayal etmedik. Tatsız, kaotik bir maskeli balo gibi. Keşke erkenden bu konuda uyarılsaydık. Bireysel başarıların, güzel eylemlerin, insan olmanın pek de bir anlam, karşılık bulmadığı bir yerde, günün sonunda insan inşa ettiği yapının en tepesinde olsa da bunun bir önemi olmayabiliyor ya da o yapıyı balyozlarla, vinçlerle yıkabiliyorlar. Bunlara tanık oldukça ve bu kapanlardan çıkamadıkça, yatağında dizlerini karnına çekip uykusuz kaldığı gecelerde insan haliyle kurtarılmayı, tüm bunların geçmesini bekliyor. Bu kurtarıcı kişinin kendisi de olabilir. O yüzden elbette olur biter, geçer gider ben de biliyorum ama zaman zor geçiyor bazen… Farkındalık ve teslimiyet de şarkının direkt giriş sözlerinde kendini belli ediyor.
Dalsam okyanusun en dibine, güneş görmem sadece.
Çıksam dağların zirvesine, benim olmaz her şey yine de.

Şarkının finalindeki “Tüm dünyayı yürüdüm sandım, başladığım yere vardım” dizesi güçlü bir paradoks barındırıyor. Siz bu durumu nasıl yorumluyorsunuz? İnsan başladığı yere vardığında sizce neyle karşılaşır?

Bunun çok katmanı var. Ben bu sözü ilk bestelediğimdeki anlamı daha karanlıktı. Hayatımda kıramadığım kısır döngülere ithafen yazdığım ve kime söylesem çok etkilendiğini gördüğüm bir söz. Çünkü farklı hayatlar yaşasak da hepimiz aynı hayatta yaşıyoruz. Yaşantılarımızın izleri ve duygularımız benzer. Aile dizilimlerine o kadar insan boşa gitmiyordur bu kısır döngü herkesin hayatında labirentli bir zindan. Bunu çok iyi ifade ediyor. Diğer yandan insan öz olarak doğar ve yine öze ulaşmak için çabalamalıdır. Doğumdan önce nasıl yok ise, öldükten sonra da yok olacaktır. Başlangıç son, son başlangıçtır. O süre zarfında neler yaptığının, oluşturduğun egonun hiçbir önemi olmadığının yüze çarpması olarak da yorumlanabilir.

 “Kurtar Beni”yi, daha çok tek başına yürüyen birine mi yoksa kalabalıklar içinde yalnız hisseden birine mi daha yakın görüyorsunuz?

Hayata ve insana, canlı/cansız var olan her şeye dair inceliklere sahip olan herkese yakın görürüm. Elbette herkes hak etmiyordur ama herkesin kurtarılmaya ihtiyacı var…

Müzik eğitimi, sahne deneyimi ve prodüksiyonu bir araya getirerek kendi müziğinizi üretmek sizin için ne ifade ediyor? Bağımsız bir sanatçı olarak bu yolculukta en büyük zorluk ve en büyük motivasyon kaynağınız nedir?

Dediğim gibi tutacak müziğin formülünü bilirim ama tercih etmiyorum. Kendi müziğimi üretmek benim duygumu dışavurumdan başka bir şey değildir. Bunu pazarlama ihtiyacı gütmem. Örneğin aşık olduysam veya bir ilişkiyi bitirmiş olmanın üstüne beste yapmışsam, nasıl ki gidip ‘’ben aşık oldum veya sevgilimden ayrıldım böyle hissediyorum..’’ diye hiç tanımadığım insanların karşına çıkıp anlatmıyorsam, şarkı olarak dışa vurduğum o duyguyu kimseye dayatmak istemiyorum. Elbette daha büyük kitlelere ulaşsın isterim, ‘benim gibi düşünen hisseden başkaları da vardır yalnız olmadığımızı biliriz’ duygusunu hissetmek çok özel ama bunun için sosyal medyada herkesin yaptığı içerikleri yapmak bana iyi hissettirmiyor. Bence bağımsız sanatçıların en çok canını sıkan şey de bu etkileşim değerlendirmesi. Yanı sıra şarkı çıkarmak oldukça maliyetli ve uzun süren bir iş. Geçen süre zarfında şarkıyla o kadar çok haşır neşir olmak zorunda kalıyorsunuz ki duygusu yitip gidebiliyor, sıradanlaşabiliyor, siz de değişmiş olabiliyorsunuz. Müzisyen bunlarla boğuşurken çevresindeki insanların şarkı çıkarınca hemen ünlü olacağı, bir şeyler olacağı beklentisi de ayrıca darlamıyor değil, sevip saydığın insanların yine senin iyiliğin için o gün popüler olan ne varsa seni ona yönlendirmeye çalışmaları, o konuşmaları idare etmek zorunda kalmak veya duygularını dile getirmişsin ve bu herkesin erişebileceği bir ortamda artık, çıplaklığını ortaya koymuşsun gibi…  Sürekli bir mahcup hissetme hali olabiliyor. Birde takıldığım bir şey var ki umarım kimse bana kızmaz, saçma da gelebilir ama ben no-name bir müzisyen şarkı çıkardığında, çevresinin platformlarda ‘’yolu açık olsun, çok dinlensin’’ gibi yorumlar yapmasının kötü etkilediğini düşünüyorum. Mesela Mabel Matiz, Edis gibi sanatçılar şarkı çıkardığında altına ‘’ yolu açık olsun, bol dinlensin, başarıların devamını dilerim’’ gibi şeyler yazılıyor mu, hayır. Oysa Edis’in de, Mabel’in de yollarının açık olmasına ihtiyacı yok mu? J Bu güzel dilekler müzisyene söylensin tabi ama platformlarda yazılması onu no-name, amatör kılmaya devam ediyor bence. Sonuçta no-name de olsa bir artist marketing yapılmaya çalışılıyor ve bu yorumlar, insanlar farkında olmadan iyi niyetli yapıyor olsa da bence o görüntüyü bozarak zarar veriyor. Sanatçı, sanatçı olana kadar toplumla mücadele halindedir aslında. Toparlayıp tekrar soruya dönersem, motivasyonum yok desem yeridir. Dediğim gibi çok zor şarkı çıkarıyorum, hep erteliyorum ama bir yerden sonra patlıyor o şarkı artık çıkıp kendi yayınlanıyor adeta. Yaptıktan sonra da kendimi iyi hissediyorum. Bu kadar. J

“Kurtar Beni”den sonra dinleyicileri neler bekliyor? Albüm planınız var mı, yoksa single’larla mı devam etmeyi düşünüyorsunuz?

Albüm diye bir şey kalmadı sanırım. Her şarkımın farklı tarzda olduğuna dair eleştiriler alsam da Anı Defteri adlı şarkımdan itibaren Kurtar Beni ve bestelediğim fakat henüz yayınlamadığım birkaç şarkıyı EP albüm gibi birbirine iliştirmeyi düşünüyordum. Onlar aynı duygunun devam filmi gibi çünkü. Hatta Anı Defteri adlı şarkımın klibinde özellikle Kurtar Beni’nin şarkı sözlerini yazdığım kağıdı da göstermiştim. Biraz daha gaza basacağım artık, belki 1-2 akustik parça ve sonrasında önümüz yaz, yine 2020’de bestelediğim dinleyen herkesin çok sevdiği ‘bunu yayınlasan harika olur’ dediği eğlenceli bir şarkım var. İlk eğlenceli şarkım olacak hatta yazın onu yayınlamayı düşünüyorum. Sonrasında da ara ara dertlerimi düşüncelerimi paylaşmaya devam ederim eşlik edenlerle J

Son olarak, klasikleşen bir sorum var. Elinizde bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?

Aklımda bir şeyler yok değil ama… J Bir yazı okumuştum çok eskiden umarım yanlış hatırlamıyorumdur, ana fikri şuydu: ‘’Geçmişe gidilip Hitler’in doğumu engellense, başka bir Hitler doğacak ve tüm bunlar yine yaşanacaktı.’’ Pişmanlıklarımız var mıdır, vardır, daha başka olabilir miydi, belki. Ama tüm bunlar bilinmezlik. Şuanda sahip olduğumuz şey en iyisidir diye düşünüyorum o yüzden hiçbir şeyi değiştirmezdim.

(SERKAN SELİNGİL)