'Gerçek güzellik ışıl ışıl bir yürekle tamamlanır'
17 Ağustos 2026, Pazartesi Paylaş Gönderiyi YayınlaYaşama ve edebiyata "ışıl ışıl bir yürekle" bakan; şiir, anı ve güzellik alanındaki eserleriyle okurlara dokunan Işıl Akkoyunlu ile yazmaya başlama serüveninden eserlerinin arkasındaki felsefeyi ve yeni projeleri üzerine konuştuk.
Söyleşimize yazarlık yolculuğunuzla başlamak istiyorum. Yazmaya nasıl başladınız? Ardından sizi kısaca tanıyabilir miyiz diye de sorayım.
Henüz beş yaşındayken, annemin gazetelerin ilk sayfalarındaki harfleri ve daha sonra harfleri birbirine ekleyerek kelimeleri sabırla bana öğretmesiyle okuma sevgim başladı. İlkokula çok erken yaşta başladım. Annem, her hafta Gönen'de kurulan salı pazarından sebze, meyve alması için babamın verdiği pazar parasından arttırarak ya da yaptığı iğne oyalarından aldığı parayla bize kitap alırdı. İlkokul bitmeden Gönen'de doğan değerli yazar Ömer Seyfettin'in ve Kemalettin Tuğcu'nun bütün kitaplarını okumuştum. Kitap okumayı o kadar çok seviyordum ki, annemin aldığı kitaplarla yetinmez, Gönen'deki tek büyük kütüphaneye koşarak gider oradaki kitapları sessizce okumayı çok severdim. Kitaplardaki kahramanların hüzünlerini, acılarını, sevinçlerini yaşar, onlarla birlikte dünyayı dolaşırdım.
Çok sevdiğim iki buçuk yaşındaki kardeşimin gözlerimin önünde aniden vefat etmesine tanıklık etmek beni çok etkilemişti. Ortaokul ikinci sınıfa gidiyordum, o günlerde. Türkçe öğretmenimiz, Naime Avşin Hanım, bize derste anı türünde kompozisyon yazmamızı birinci olan kompozisyonun Buca Eğitim Okulundaki edebiyat kitaplarında yer alacağını söylediğinde: Kardeşimin vefat ettiği gece yaşadığım yoğun duyguları, yürekten sevginin ölümsüz olduğunu yazdığım anı türündeki kompozisyon yazım birinci olmuştu. Sevginin, iyiliğin ve güzelliğin temelinde çocuklukta kazanılan alışkanlıklar olduğuna inanıyorum. Öğrencilerime de kitapların en iyi arkadaş, dost olduğunu. eğitici ve öğretici yönleriyle insanı hiçbir zaman yalnız bırakmayacağını anlatıyorum. Az ve öz olan gerçek arkadaşlıklara, dostluklara önem veriyorum. Çevremde ve toplumda yaşayan insanların hüzünlerini, sevinçlerini yüreğimde hissederek elimden geldiğince yanlarında olmaya, sorunlarına ortak olmaya çalışıyorum. İnsani duygularımı yazıya döküyorum.
Ben Gönen'de doğdum. Halkla İlişkiler, İşletme Fakültesi, Kozmetik mezunuyum. Ayla Algan “Ekol Drama Sinema ve Tiyatro”. Sağlıklı yaşamla ilgili olarak alternatif tıp eğitimi aldım. "Gönen Kaplıcaları" ile Işıl Güzellik Kliniği sorumlusu olarak görev yaptım. Dünya TV’de Spiker Gülgün Feyman ile birlikte “Sağlıklı Güzellik”, Açelya TV’de “Duygu Seli” ve çeşitli radyolarda “Sabah Kahvesi” adlı programları sundum. Gazete ve dergilerde köşe yazıları yazdım. Sivil toplum kuruluşlarında etkin görevler aldım. “Işıl Işıl Güzellik”, “Işıl Işıl Yürek”, “Kadınsan” ve “Işıl Işıl Sev” şiir kitapları ile anı-roman türünde " Gönencem” anı-roman kitaplarım yayınlanmıştır. Ayrıca "Bodrum Antoloji" şiir kitabında şiirlerim bulunmaktadır. İstanbul Şişli Mesleki Eğitim, İstanbul Akademi, İstanbul Akademi CX, Manyas Adnan Hunca Çok Programlı Lisesi, Manyas Halk Eğitim Merkezi, Gönen Mesleki Eğitim Merkezinde öğretmenlik yaptım.
Işıl Işıl Güzellik" ile başlayan, ardından "Işıl Işıl Yürek" ve "Işıl Işıl Sev" ile devam eden bir seriniz var. Kitap isimlerinizdeki bu "ışıl ışıltı"yı vurgusu, hayata ve edebiyata bakış açınızın bir özeti diyebilir miyiz?
Güzellik için öncelikle sağlıklı ve bakımlı olmanın önemini, teknik ve pratik bilgilerim ışığında doğal formüllerle de desteklediğim "Işıl Işıl Güzellik” kitabımı yazdım. Gönen’de ilk olan “Işıl Güzellik Kliniği”ni açtım. Güzellik sadece bakım ile yapılan güzellikle değil de ışıl ışıl bir yürekle tamamlanır. Her insanda var olan duygu ve düşüncelerin vicdan, vefa gibi insani duyguları taşımak, empati yapmak, ışıl ışıl bir yürekle bakan gözlerde hayat bulur ve bu güzellikleri de pozitif enerji olarak diğer insanlara yansıtır. Yeni doğan günü, yeni doğan bebeği, çocukları, yaş almışları, doğadaki canlıları, kırlarda açan papatyaları, rengarenk açan çiçeklerin kokusunu ışıl ışıl bir yürekle sevmek taşıdığımız yüklerden arındırıp, hafifletir. Bizi daha mutlu, daha huzurlu yapar. Taşıdığı ismin o kişiye yansıdığı ve o ismi taşıyan kişiye anlam kattığının şahidi olarak "Işıl Işıl Yürek kitabımı" yazdım. Devamında ise ışıl ışıl bir yürekle, emek vererek ve hergün artan tertemiz duygularla sevgi büyür diyerek "Işıl Işıl Sev" kitabım çıkmış oldu.
2018 yılında Işıl Işıl Yürek kitabınızla Book Culture Art Times Gazetesi’nin düzenlediği Altın Kalem Ödülü’nü kazandınız ve adınıza bir fidan dikildi. Bu ödül, edebi yolculuğunuzda nasıl bir dönüm noktası oldu?
İsmimin yazılı olduğu kalem ve devamında yine ismim yazılı onlarca kalem, teşekkür belgeleri ve plaketlerle rüya gibi hiç bitmeyecek heyecanlı bir romanın sayfalarında yolculuğuma devam ediyorum. Yıllar önce Üsküdar/ İstanbul'da adıma dikilen fidan yolculuğumun paha biçilmez ödülü olmuştu! Ayrıca yarınların umudu olan öğrencilerimle birlikte diktiğimiz, ismimin de yazılmış olduğu fidanlar ve onların büyüyerek yemyeşil orman olduğunu görmek de benim için hayattaki en büyük zenginlikti.
Kadınsan" adlı kitabınızda kadına dair son derece duyarlı ve derinlikli temalar işliyorsunuz. Edebiyat dünyasında ve günümüz toplumunda kadının sesini, sorunlarını ve gücünü duyurmak adına şiirin dönüştürücü etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kendini topluma anlatamayan, sorunlarını içselleştiren kadınların sesi olmak, güven duygularını aşılamak, ayaklarını daha sağlam yere basmalarına katkıda bulunmak. Mücadele ederek hayatta kalmanın gücü ve başarılarının daha geniş kitlelere ulaşarak çığ gibi büyümesini sağlamak açısından önemli. Kadınların sessiz çığlıklarına ses olup yazıya dökmek, kadınlarda dayanışma duygularını güçlendirdiği gibi yalnız olmadığı duygusunu de hissettirir. Kadınları anlamak, kanayan yaralarına deva olmak toplumun da iyileşmesini sağlar. Unutmayalım ki kadınların yok sayılıp itelendiği, ötelendiği toplumlar yok olmaya mahkumdur. Kadınlara özel günlerde sadece bir gün sevgi gösterileri ve çiçekler sunularak değil; her gün özen gösterilerek, emek, hoşgörü, sevgi ve saygı duyulması gerekir. Hiç kimseye boyun eğmeden tek başına ayakta durmayı başaran, üreten, güçlü, emekçi kadınlara saygıyla: Kadınların yok sayılmadığı, şiddet görmediği, taciz edilmediği, gülüşlerinin çalınmadığı, yaşam haklarının ellerinden alınıp katledilmediği bir dünya diliyorum.
KADINLAR
Kara kış sonrası, baharı müjdeleyen,
yeniden doğuş,
Yağmurdan sonraki,
mis gibi toprak kokusudur kadınlar…
Desenlerinde hayranlıkla seyredilen,
hareler saklayan,
Anadolu'm gibi kucaklayan,
Her yanı, dualı mabet anadır kadınlar…
Yemenilerin renklerinde raks,
çiftetelli, bin bir zahmet,
Kem gözlerin, kötü sözlerin kurbanı,
sarı kızın sabrı, çilesidir kadınlar…
Hamur karan çatlamış, minik elleri,
ve kocaman yürekleriyle,
Kök salar çorak topraklarda,
hasat zamanı, berekettir kadınlar…
Asker ocağına evladını,
saklayıp gözün yaşını, gururla,
Kınalar yakıp, davul zurnayla gönderen,
yediği haram, uykusu ziyandır kadınlar…
Alnı secdesinde, dilinde dualarıyla,
takvimlerden gün sayan,
Geleceği gün, düğündür diye beklerken,
pusuda kurşun olur, acı haber,
Gök kubbesi yıkılır, can evinden vurulur,
sarılınca kınalı kuzusunun, cansız bedenine,
Yürek dayanmaz feryatlarına.
Yaşarken öldürülür kadınlar…
Bağrına taş basıp, sırtında yükü, gözü kara,
cepheden cepheye koşup, erzak taşıyan,
Nene Hatun, Kara Fatma, Şerife Bacı,
ve daha nicelerin azmi zaferi,
Kadınlığını unutan sayısız,
isimsiz, kahramandır kadınlar…
Sevdi mi, yoktan var eden,
sarp kayalardaki, bütün engeller aşan.
Sevdası için Mecnun'u,
mecnun edip, çöllere düşüren Leyla,
Ferhat'a, ölümü göze alıp,
aşkı için, yüce dağları deldiren Şirin,
Kerem'in bitmez, tükenmez yangısı,
aslının sureti, Aslı'dır kadınlar…
"KADINSAN" Kitabımdan. Kadınlar için bir şiirimde kadın konusunu işleyişim.
Yalnızca bir yazar değil, aynı zamanda Gönen’in kültürel hayatında aktif bir figürsünüz. 2016-2017 döneminde Gönen İğne Oyası Projesi’nin genel koordinatörlüğünü üstlendiniz. Geleneksel el sanatlarımızın yaşatılması ile şiir yazmak arasında, estetik ve emek bağlamında nasıl bir ortaklık görüyorsunuz?
Gönen'de kadınların yaptığı iğne oyaları çok meşhurdur. Gönen'de çoğu kadının bildiği ve sabırla yaptığı, iğneyle kuyu kazmak dediği gibi annem de iğne oyası yapardı. Yedi yaşında bana da iğne oyası öğretmişti. Gönen'de kadınlar el emeği, göz nuru yaptıkları iğne oyalarını ütüleyip bir gömlek kutusuna düzgünce dizerek, bazen de kollarına asarak her hafta salı günleri kurulan oya pazarında gerçek değerinden çok daha düşük fiyatlarla satar ve ev geçimlerine katkıda bulunurlar. Gerçek değerlerinden çok ucuza sattıklarına şahit olduğum göz nurları, el emeklerinin karşılığı olan hak ettikleri ücretleri almaları ve geleneksel el sanatlarımızı yaşatmak amacıyla katkım olmuştur. Geleneksel el sanatlarımızın yaşatılması ile şiir yazmak arasında çok güçlü estetik, emek ve sabır ortaklığı vardır. Çünkü her ikisi de ham malzemeyi şiirde dil ve kelimeleri, el işinde ise iplik, kumaş gibi malzemeleri biçimlendirerek anlamlı bir bütüne dönüştürür. Şiirde sözcüklerin ritmi, ahenkle dans etmesi gibi uyumlu bir bütünlük vardır. El sanatlarında fiziksel uğraşla birlikte tasarlama, hayal gücü, karar verme vardır. Bu nedenle her ikisinde de zihinsel tasarım ile bedensel emek iç içedir. El işinde kişinin el izi, kusurları, farklılıkları yapılan el işine özgünlük kazandırırken, şiirde kullanılan kelimeler, söyleyiş biçimi iz taşır. El işinde kullanılan iplik, iplik olmaktan çıkar, ilmek dokulara katılarak estetik bir bütünlük oluşturuyorsa şiirde de her kelime ve ses şiirin dokusuna karışır ve her ikisi de duygu, sabır, emek ve estetikle birlikte yoğurularak bütünlük oluşturur.
Yine Gönen’le ilgili sormaya devam edeceğim. "Gönencem" kitabı doğrudan yaşadığınız coğrafyaya bir selam niteliğinde. Doğduğunuz, doyduğunuz ve öğretmenlik yaptığınız Gönen, kaleminizi ve ilhamınızı nasıl şekillendiriyor?
Annem, babam, atalarım Gönen'in yerlisidir. Gönen tarım ve hayvancılıkla, kaplıcaları, iğne oyası, pirinci ile ünlüdür. Çocukluğumun en güzel yılları, gençliğimin heyecanı, en güzelinden baharı, bu günümün huzuru, her sokağında anıların, dostlukların yaşandığı, duygularımın en yoğun harmanlandığı yerdir benim için Gönen. Gönen sevgimi işlediğim şiirim:
ÇOK ŞANSLIYIM
Unutulmaz, değerli yazar,
Ömer Seyfettin’in doğduğu,
Birbirinden anlamlı, öykülerinde,
Kasabamızın girişinde yazan, cümlesi;
“Ben Gönen’de doğdum.”
Ömer Seyfettin’in kitaplarını,
“Beyaz Lale, “Yalnız Efe”, “Falaka”,
“Efruz Bey”, “Kaşağı”, “Bomba”,
“Bahar ve Kelebekler”, “Pembe İncili Kaftan”,
Ve daha nice eserlerini, su gibi,
Aynı mahallesinde, severek okudum.
Arkadaşlığın, fedakarlığın değerini,
Verilen sözlere bağlılığın önemini,
Cancağızım demenin, güzelliğini,
Hayvanları, en çok da atları sevmeyi,
Öğüt veren, öykülerinden öğrendim…
Oksijeni bol, yeşillikler içinde,
Asırlık, ulu ağaçların altında,
Saatlerce, çitlembik topladım,
Tahta masalı, havuzlu parkta,
Serinleten, gönül huzuruna,
Burcu kokan, çayımın tadında,
Demli sohbetlere, şahit oldum…
Gönen’in, iki yakasını ayıran,
Tarihi köprüde, yürüdüm,
Annemin, ellerinden tutup,
Yol boyunca, sabırsızlıkla,
Karıncaların telaşını, sordum,
Düğünleri var masalını, dinledim!
Karıncalara, kıyamayan yüreğimi,
Çok sevdiğim, annemden,
Ölünceye dek miras aldım.
Gelincik tarlasında, koştum,
Papatyalardan taç, yaptım,
Çıplak ayaklarımla, sekerek,
Gönen çayından, geçtim…
Biricik kahramanım babamla,
Sevinçten, havalara zıplayıp,
Gün boyu, oltayla balık tuttum…
Kışın, karlarda yuvarlandım.
Hafta sonları olmazsa, olmaz,
Dertlere deva, şifalı sularında,
Şarkılar söyleyerek, yıkandım.
Ev geçimine, katkıda bulunan,
Annemden, komşu teyzelerden,
Yedi yaşında, oya yapmayı,
Yardımlaşmayı, el uzatmayı,
Değerlere, saygı duymayı,
Arkadaşlığın, dostluğun önemini,
Çıkarsız, sevginin güzelliğini,
Evimizin bitişiğinde, okunan ezan sesini,
Annemin kışı, bahara çeviren gülüşünü,
Babamın gücünü, merhametini,
Başarılı olduğumuzda, yere göğe sığmayan,
Mutluluk dolu, heyecanlarını sevdim.
Şeftalisi, patlıcanı, pirinci, zeytini,
Eti, sütü, loru, yoğurdu, peyniri,
Keşkek, koca kulak, saçaklı mantısı,
Höşmerim, ovma, sütlü kabak,
Dünyaca ünlü tatlarını, doyasıya tattım…
Doğa yürüyüşlerinde, Alacaoluk Kalesi’nde,
Ay yıldızlı bayrağımızı, dalgalandırırken,
Gönenli olmanın, gururunu yaşadım.
Annem, babam, dedelerim, atalarım gibi,
Çok şanslıyım, “Ben de Gönen’de doğdum.”
Şu anda üzerinde çalıştığınız yeni bir kitap veya proje var mı?
Şugünlerde toplumda yaşayan bireylerin sorunları, daha iyi ve daha güzel bir hayat yaşamak için uzak karşısındaki kişilere zarar veren duygulardan arınmaları, düşüncelerini özgürce fakat kendilerine olan saygıyı yitirmeden, hiç kimsenin onuruna zarar vermeden ifade edebilmeleri gerektiği üzerine makaleler yazıyorum.
Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı Dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?
Ah keşke olsaydı! Bu sorunuzun yanıtı "DÜŞLERİN ŞARKISI YOK Kİ!" şiirimde!
DÜŞLERİN ŞARKISI YOK Kİ!
Elimde olsa…
Bir silgi alırdım elime.
Uçuşan kelebekler gibi,
Beyaz kuşların kanatlarında,
Simsiyah kararan bulutları,
Gökkuşağına boyardım önce,
Melekler kadar saf ve temiz,
Uçurtmaları ellerinde,
Güneş gibi aydınlık, yıldız gözlü,
Çocuklar çizerdim sonra.
Elimde olsa...
Yalanları, nokta kadar çıkar için,
Virgül kadar eğilen maskeli,
Dost yüzleri silerdim sonra.
Yok ederdim silahları,
Savaşları silerdim.
Elimde olsa...
Barış, kardeşlik, özgürlük için,
Savaşırdım elimde olsa...
Fakat;
Silahsız, topsuz, tüfeksiz,
Aklımla, kalemimle, yüreğimle,
Gözlerimle, ellerimle…
Elimde olsa...
Türkü gözlü, aydınlık yürekli dostlar,
Mutlu el ele...
Kıyıya vuran dalgaların eşliğinde,
Hiç duyulmamış, barış şarkılarını söylerdi.
Elimde olsa...
Düşlerin şarkısı yok ki!
(SERKAN SELİNGİL)