
Aliağa Sokak Hayvanlarını Koruyanlar Derneği (ASKOD) Başkanı ve İzmir Valiliği Yerel Hayvan Koruma Görevlisi Hülya Alpgiray, 4 Ekim Hayvan Hakları Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Hayvanları Koruma Kanunu'nun yürürlüğe girdiği günden bugüne tablonun giderek kötüleştiğini belirtti. ,
"ALT TARAFI HAYVAN" DEĞİLLER
5199 sayılı Hayvan Hakları Kanununun çıkmasından bugüne kadar geçen yıllarda, belediyeler tarafından zehirlenen kedi ve köpekler, hayvana şiddet ve tecavüz, işkence, köpek barınaklarında yaşanan açlık, susuzluk, hastalık ve sayamadığımız ihlallerin önüne geçilememesinin altında, hoşgörüsüzlük, sevgisizlik, merhamet eksikliğinin yanı sıra, bahsi geçen Kanunun, Kabahatler Kanunu kapsamında değerlendirilmesinin çok büyük bir etkisi olduğunu belirten Hülya Alpgiray, “Caydırıcılıktan ve yaptırımdan uzak bu Kanunun Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilmesi acilen gerekmektedir”dedi.
Alpgiray sözlerine şöyle devam etti: “Bizler insan olarak, bazı insanlar tarafından işlenen suçları şiddetle kınıyoruz. Tecavüz, dayak, hırsızlık, üçkağıtçılık, cinayet, dedikodu, aile şiddet, çocuk, yaşlı, genç istismarı ve daha sayılamıyacak kadar çok insanlık ayıbı. Bu bağlamda, 4 Ekim Hayvan Hakları günü nedeniyle sözü "alt tarafı hayvan" değiller dediğimiz canlılara bırakıyoruz :
Hayvanlar meclisi toplanmış, insan oğlunun kendilerine yaptığı haksızlığı tartışıyorlar.
Ilk sözü Kedi almış: `Yahu bunlar ne iki yüzlü şeyler. Hem severler,okşarlar hem de kendi aralarında birine nankör demek için beni kullanırlar.`
Keçi: `Sormayın efendim. Etimden sütüme her şeyimi onlara veririm, gene de birbirlerine kızdıklarında, inatçı diye benim adımı kullanırlar. Benim nerem inatçı?`
Eşek: `Gene siz iyisiniz. Benim hem inatçı, hem akılsız, hem de yozlukların oldugu her yerde adım kullanılıyor.'
Ayı: `Ne kadar kabalık, beceriksizlik varsa benim adımı kullanıyorlar.
Koyun: `Akılsızlık konusunda galiba ben önde geliyorum.`
Öküz: `Anlayışsız, kaba, budala, geri zekalı durumları da ben temsil ediyormuşum.`
Çakal: `Arsız ve kapkaçcı imişim.`
Karga: `Hırsızmışım.`
Akbaba: `Fırsatçı imişim.`
Köpek: `Sizler gene uzaktasınız. Ben içlerinde, yakınlarındayım. Bütün özverilerime karşın aldığım sıfat köpekleşmek.`
Yılan: `Keskin dilim varmis ve beklenmedik zamanda onlari sokarmisim.`
Fil ortaligi yatıştırmak için: `Yakın zamanlara kadar rahattım. Ancak yeni bir hortumlama lafi çıktı ki, hortumumdan utanıyorum. Sizin anlıyacagınız, büyük hırsızlıklarda benim şerefli hortumum kullanılıyor.
Bu söz üzerine, ortalığı derin bir sessizlik kapladı.
Tilki söz istedi :
Sayın üyeler, O ki ben akıllıymışım, bir öneri getiriyorum. Biz de insanlara bir sıfat yakıştıralım. Madem ki bütün olumsuzluklarımızı kendilerine layık görüyorlar, Benim teklifim, onlara : `Insanoglu insan` diyelim. Böylece hepimize verilen aşağılık sıfatları, kendilerine iade etmis oluruz.`
Söylenen odur ki: Hayvanlar nerede bir olumsuzluk görürlerse, birbirlerine: `Insanoglu insan` diyorlarmış.