İzgazete’ye röportaj veren CHP Aliağa İlçe Başkanı Özcan Durmaz, Belediye Başkanı Serkan Acar hakkında eleştirilerde bulundu. Acar’ın şans eseri belediye başkanı seçildiğini söyleyen Durmaz, “Aliağa’yı tanımayan, gönül bağı olmayan, anıları olmayan bir belediye başkanı ve aynı durumdaki ekibi Aliağa’da hüküm sürüyor” dedi.
CHP Aliağa İlçe Başkanı Özcan Durmaz, Aliağa ile ilgili birçok konuda, İzgazete’den Cihan Samgar ve Ümit Kartal’ın sorularını cevapladı. Röportajda ilçedeki sorunlara da değinen Durmaz, yakın zamanda meydana gelen Zeytinli Park’taki ağaçların sökümü ve parkın içerisinden yol geçirilmesi ile ilgili konuştu. Durmaz’ın röportajından dikkat çeken ayrıntılar şöyle;
Aliağa’ya dair çok şey konuşulabilir. Sanayisi, nüfus hareketliliği, belediyesi vs. Ama 2017’nin ilk yarısına, ağacına sahip çıkan Aliağalılar damga vurdu. Neler söylemek istersiniz?
Zeytinli Park Aliağa’nın tam merkezinde, adını içinde bulunan yüzlerce zeytin ağacından alan gerçekten çok büyük bir park. İçindeki zeytin ağaçları nedeniyle de buraya Zeytinli Park adı verilmiş. Bu parkın oluşturulmasından sonra Aliağa imar planları yapılmış. Aliağa’nın genel yerleşimi nedeniyle, Atatürk Caddesinin devamı parkın ortasından geçecek şekilde planlanmış. Fakat içinde birkaç asırlık zeytin ağaçları olan bu büyük parktan yol geçirmeye kıyamamışlar. 30 yıl boyunca gelen diğer belediye başkanları da bu yolu açmamış. Her ne kadar imar planlarında olsa bile bu yolun açılması gerçekten bir ihtiyaç da değil. Çünkü parkın içinden geçirilen bu yeni yolun 40-50 metre paralelinde Sebastian Logana Caddesi var, trafik zaten o caddeden akıyor. Buna rağmen 12 Nisan günü Aliağa Belediyesi sabaha karşı greyderlerle, kepçelerle girip ağaçları kırıp kökleyerek ve yeşil alanı kazıyarak yol güzergahını açmış. Geldik müdahale ettik, Aliağa’nın duyarlı insanları iş makinalarını durdurdular. Ancak biz gelene kadar zaten yol güzergahı traşlanmış, yapılmak istenen yapılmıştı. Şimdi de Zeytinli Parkın içine iş makinaları ve traktörlerle girdiler. Tüm çiçekleri, çimleri kazıdılar. Traktör ve kepçelerle toprağı o kadar derin kazdılar ki ağaçların köklerini kopardılar açığa çıkardılar. Bazı ağaçlar kurumaya başladı. Ne yapıldığını sadece kendileri biliyor, Aliağa halkı bilmiyor. Çalışanlara soruyoruz, yeni çiçekler ve çimler ekeceklermiş. Bu kadar derin kazıp zarar vermek niye, bilen yok.
‘ŞANS ESERİ BELEDİYE BAŞKANI OLDU’
Aliağa’da enteresan bir belediye var. Tamamen içine kapalı, tamamen sokağın söylediğine kulaklarını tıkamış, sadece kendi aklını beğenen bir anlayışla küçük bir ekip tarafından yönetiliyor. Ne yazık ki mevcut belediye başkanı Aliağa’nın hayatıyla geçmişte de fazla iç içe birisi değildi, belediye başkanı seçildiğinde zaten Aliağa’da beş yıldır yaşıyordu. Şans eseri başkan oldu. Sonrasında birlikte çalışacağı üst yönetim ekibini de dışarıdan, ömründe hiç Aliağa’yı görmemiş insanlardan oluşturdu. Aliağa’yı tanıyan eski belediye bürokratlarını açığa aldı, onları tecrit diye adlandırdığımız bir yerde oturtarak işlevsiz hale getirdi. Aliağa’yı tanımayan, Aliağa ile gönül bağı olmayan, Aliağa’da anıları olmayan bir belediye başkanı ve aynı durumdaki ekibi şimdi Aliağa’da hüküm sürüyor, Aliağa’ya gömlek biçiyor. Zaten, ancak böyle bir belediye başkanı 300 yaşındaki zeytin ağaçlarını dozerle ezebilirdi. O zeytin ağaçlarının altında oturmadıysanız, o zeytin ağaçlarının altında çocuğunuzla oynamadıysanız ve ya arkadaşlarınızla o zeytin ağaçlarının altında zaman geçirmediyseniz gönül bağınız oluşmaz zaten. Ne yazık ki Aliağa ile gönül bağı olmadığını Zeytinli Parkın bağrını hançerleyerek gösterdi de. Kendisine oy verenlerden ‘elimiz kırılsın’ diyen birçok insan var.
Küçücük bir yolda rant olamaz her halde, bu inadın sebebi nedir sizce?
Bu inadı anlamak mümkün değil. İki yıldır bu ısrar sürüyor. Geçen sene Aliağa itiraz etti, onlar ise sanki güç gösterisi yapıyorlar şimdi, ‘biz dediğimizi yaparız’ havasındalar. Çünkü ‘yapamazsınız, Aliağa izin vermez’ demiştik, onlar bir güç gösterme iddiasını sürdürüyorlar sanırım. Bir de kenti pergelle cetvelle yönetebileceklerini, toplum mühendisliği yapabileceklerini sanıyorlar.
Kaç ağaç söküldü?
Yaklaşık 30 civarı.
Şimdi şöyle diyenler olacaktır: ‘30 ağaç için mi bu öfke?’ Gezi’den bu yana ağaç sayısı üzerinden polemik yapanlar oluyor. Sanırım sadece ağaç sayısına değil, bir de bahsettiğiniz yönetme tarzına da öfke var.
Aynen öyle, kente ve insanlara tepeden bakan inada karşı bir öfke bu… Kentin duyarlılıklarını tanımayanlara, kulaklarını tıkayıp gözlerini kapatanlara karşı bir öfke. Kentin anılarına ve kentin dokusuna zarar vermeye karşı bir öfke bu. Ve bu nedenle de haklı bir öfke.
Cumhuriyet Halk Partisi belediye yönetiyor olmasa bile Aliağa’yı yeşillendirmek üzere bir kampanya çağrısı başlatamaz mı? “30 ağaç söktüler 130 ağaç dikeceğiz” demez mi?
Bence de biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak öncülük etmeliyiz. Burada dikilen, burada daha doğrusu sökülen her bir ağaca karşılık 10 ağaç dikecek bir alan bulmalıyız ve orada bir ağaçlandırma çalışması yapmalıyız. Partimiz öncüdür. Bunu da önümüze bir hedef olarak koyalım. Aliağa sanayinin beşiği, Türkiye’deki bacalı sanayiye ev sahipliği yapan dört beş kentten birisidir. Türkiye bacalı sanayisinin en yoğun olduğu kentlerden birisidir. Keza diğer endüstriyel faaliyetler, liman faaliyetleri sebebi ile de yoğun bir trafiğin olduğu, hava ve çevre kirliliğinin yüksek olduğu bir kenttir. Çevre ve hava kirliliğinin bu kadar boğduğu Aliağa’da yeşilin her parçası çok önemli, her ağaç çok değerli. Biz yeşil alanları çoğaltmak, büyütmek zorundayken, insanlara daha yaşanır bir çevre, daha çok kendini temizleyen bir doğa yaratmak durumundayken onlara zarar verilmesi kabul edilemez. Çağdaş kent yöneticiliğinin en önemli kriteri yeşili ve doğayı korumak, sadece insana değil insanın dışındaki diğer varlıklara da yaşam hakkı ve olanağı sağlamaktır.
Bugün Aliağa’nın çevresinde gördüğünüz yeşil doku büyük ölçüde Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediyeleri döneminde yaratılmıştır.1989’dan 2014’e kadar gelen süreçte sadece beş yıl dışında Cumhuriyet Halk Partili belediyeler tarafından yönetilmiştir Aliağa. Bugün Aliağa’da gördüğünüz Aliağa’yı kuşatan yeşil doku, hemen Aliağa’nın dağ tarafındaki orman yapısının tamamı bizim belediyelerimiz tarafından yaratılmıştır. Bu Zeytinli Parktaki yeşil doku ve kentin çeşitli yerlerindeki diğer bütün o parklar yine bizim belediyelerimiz tarafından yapılmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Aliağa’da güçlü bir yeşil mirası vardır. Cumhuriyet Halk Partisi Aliağa’yı yönetse de yönetmese de bundan böyle yerel olarak o güçlü yeşil mirasını daha da büyütecek bir çalışma içinde olacaktır. Elbette Aliağa’yı yönetme fırsatımız olduğunda çok daha güçlü bir şekilde bunu belediyenin de olanakları ile hayata geçireceğiz.
ALİAĞA HALKI AKP-MHP İTTİFAKINA SIRTINI DÖNDÜ
Referandum süreci nasıl geçti? Bakanlar geldi, Başbakan geldi, nelerle karşılaştınız?
Referandumun yapılacağının kesinleşmesiyle ilçe örgütü olarak sıkı bir çalışma başlattıklarını kaydeden Başkan Durmaz, şu ifadeleri kullandı: “Referandumun yapılacağının anlaşılmasıyla, 20 Ocaktan 16 Nisan akşamı sandıklar kapatılıncaya kadar üç ay boyunca ekiplerimizle güçlü bir çalışma yaptık. En başında şunu gördük; toplum referandumda neyi oylayacağını, bu değişikliklerin ne getirdiğini tam olarak bilmiyordu, hatta referandum olduğundan bile haberdar olmayan önemli bir kesim vardı. Sokağa çıktığımızda ilk iş değişikliklerle ne yapılmak istenildiğini anlattık. Toplumun önüne bu referandumu koyan AKP ve MHP ittifakının toplumu bilgilendirme konusunda hiçbir gayret göstermedi. Bilgilendirme gayretini bir kenara bırakın, görüşmeler sırasında dahi değişikliklerin içeriği kamuoyu ile paylaşılmadı, üstü örtüldü. Zaten propaganda sürecinde de AKP ve MHP içeriği anlatmak yerine hamaset üzerinden topluma bu anayasa değişikliğini kabul ettirmeye çalıştılar. ‘Hayır’ demeyi vatan hainliği, ‘Evet’ demeyi de vatanseverlik gibi gösteren bir söylemle toplumun karşısına çıktılar. Biz bu süreçte toplumun doğru bilgilendirilmesi ve kararını buna göre oluşturabilmesi için 20 Ocak’tan 16 Nisan’a kadar, hem birebir insanlarla görüşüp konuşarak hem konunun anlaşılmasına yardımcı olduk, hem de ‘Hayır’ demenin önemini anlattık.”
O cephe ne yaptı başkan? Çünkü buraya iktidar bir basınç uyguladı son zamanlarda. Başbakan İzmir’den ayrılmadı, bakanlar seferber oldu. Ne yaptı onlar?
İzmir’de Başbakan iki ilçeye gitti. Açılış için Kınık’a, propaganda için de Aliağa’ya. Referandumdan bir buçuk ay kadar önce Başbakan Aliağa’ya geldi ve Aliağa’da kapalı salon toplantısı yaptı. Onun dışında da referandum sürecinde AKP Aliağa’da çok ciddi şekilde çalışma yaptı, Aliağa’ya çok asıldı. Ama biz sahaya çok erken indiğimiz için açık ara önde bir çalışma yaptık. Neredeyse her kapıya üç kere gittik. O üç aylık süre zarfında köyler dahil tek tek tüm kapıları çaldık, kapılarda sadece broşür dağıtmadık, eğitilmiş kadrolarımız hemşerilerimizle birebir konuşarak hem içeriği, hem de ‘Hayır’ demenin önemini anlattılar. Bu bilgilendirmenin, çok işe yaradığını düşünüyorum, o nedenledir ki Aliağa’da hatırı sayılır bir ‘Hayır’ çıktı.
MHP’li belediye ama MHP’de muhalifler var. Buradaki belediye muhaliflerdenmiş gibi anlaşılmasın. Durum nedir onu da açıklayalım.
Aliağa’daki MHP’li belediye ‘Evetçi’ydi. Belediye Başkanı 2014 yerel seçimlerindeki bölünmüşlüğümüz nedeniyle CHP tabanından da oy aldığı için ‘Evetçi’ olduğunu bir süre sakladı. Tutumu hakkında ipucu vermedi ‘gizli Evetçi’ydi. Ancak Başbakan Aliağaya geldiğinde salon toplantısına katıldı, sonrasında Cumhurbaşkanı İzmir’e geldiğinde hem buradan katılımı artırmak için gayret sarf ettiler hem de bizzat kendisi de alandaydı. Yani süreç içerisinde ‘açık evetçi’ oldular. Zaten kendi çevresinde de çok ortaya çıkmadan ‘Evet’e çalıştı. Çünkü AKP ile ilişkilerini iyi tutmaya çalışıyor, AKP’ye geçme konusunda bir gayreti olduğunu duyduk.”
“Referandumda Aliağa da; AKP ve MHP ittifakı yani ‘Evet cephesi’ %34, ‘Hayır cephesi’ ise % 66 oy aldı. Bu Evet oranı, AKP’nin 1 Kasım 2015 seçimlerinde Aliağa’da aldığı oy oranından bile düşüktür. Bu sonuç kaybettiklerinin çok açık göstergesidir. Aliağa bir Türkiye mozaiğidir. Türkiye’nin her yerinden göç almış, Türkiye’deki bütün renkleri, zenginliği barındıran bir mozaiktir. Küçük bir Türkiye gibi düşünün Aliağa’yı yada küçük bir İstanbul. Buna rağmen Aliağa Cumhuriyet’e, demokrasiye ve onların kazanımlarına sahip çıkmış, Türkiye genelinden çok daha yüksek bir Hayır sonucu çıkarmıştır. Aliağa halkı, AKP-MHP ittifakına ve onların savunduğu Evet’e, onların savunduğu yönetim sistemine ve anlayışına sırtını dönmüştür.”
‘BELEDİYECİLİK ALİAĞA’DA CUMHURİYET HALK PARTİSİ’NİN İŞİDİR’
Sayın Başkan, sizin nasıl bir Aliağa tahayyülünüz var?
Benim hayalim Barış ve Kardeşlik kenti Aliağa’dır. Türkiye’nin dört bir yanından göç alan ve Türkiye’nin tüm renklerini taşıyan, çok renkli bir mozaiktir Aliağa. Türkiye’yi temsil eden prototip bir kent olması nedeni ile Aliağa’da toplumun bütün kesimlerinin kendini huzur içinde hissettiği, barış ve kardeşlik içinde bir arada yaşadığı ortam Türkiye’nin bugünkü ayrışmış, kutuplaşmış toplumsal tablosu içinde bir örnek olacaktır. Benim hayalim, çevresi temiz, yeşil bir Aliağa’dır. Aliağa büyük kirleticileri olan bir sanayi kenti olduğu için çevrenin ve doğanın korunması büyük önem taşımaktadır. Hem mevcut kirletici kaynaklar yeşil teknolojilerle değiştirilmeli hem de dünden kalan çevre kirliliği hızla temizlenmeli, Aliağa daha yeşil ve doğa dostu, daha yaşanılası bir kent haline gelmelidir. Benim hayalim emek, demokrasi, kültür ve sanat kenti Aliağa’dır. Bir emekçi kenti olan Aliağa da emeğin örgütlenmesinin yaygınlaşması demokratik bir kent yaratmaya da katkı sağlayacaktır. Demokrasinin geliştiği Aliağa da, Emek ve Barış Şenlikleri yeniden başlamalı, kültür ve sanat yeniden günlük hayatımızın içinde yer bulmalıdır.
(VOLKAN GÜNDÜZ)