18 yıl önce Sivas'ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin yakılması sonucu katledilen 33 “can” tüm Türkiye'de olduğu gibi Aliağa'da yapılacak etkinlikle anılacak. Yapılan katliamında lanetleneceği etkinlikte sorumluların bulunması ve cezalandırılması bir kez daha istenecek.
Sivas katliamı Aliağa'da sahnelenecek Sivas katliamının belgesel oyunu olan “Simurg” ile anılacak. Aliağa Belediyesi ve Aliağa Demokrasi ve Emek Platformu tarafından düzenlenen etkinlikte Canlar Tiyatrosu tarafından sahnelenecek oyun Aliağa Belediyesi Açık Hava Tiyatrosu'nda 3 Temmuz Pazar günü saat 21.00'de izleyicilerle buluşacak.
Katliamlar aydınlatılsın
Sivas Katliamının yıl dönümü dolayısıyla yapılacak etkinlik öncesinde Aliağa Emek ve Demokrasi Platformu tüm Aliağa halkını bir olmaya çağırarak yaşanan katliamı lanetlemeye davet etti. Aliağa Demokrasi Platformu imzasıyla Yapılan açıklamada Ankara Bahçelievler katliamı, 1977 Bir Mayıs Taksim katliamı, Maraş katliamı, Çorum katliamı, Sivas katliamı gibi daha onlarca katliamın yaşandığı Türkiye'de hiçbir olayın aydınlatılmadığı vurgulanarak, bu katliamların aydınlatılması çağrısı yapıldı. Aliağa emek ve demokrasi platformu adına yapılan açıklamada kısaca şunlar söylendi:
“Bugün 2 Temmuz 2011 Yani bundan tam on sekiz yıl önce Kızılırmak boylarında yurdumun bir şehrinde tam otuz üç canımızı yitirdik. Kimlerin yaptırdığı ve yaptığı öğrenilmeyen bu acı olayı, yanı otuz üç canımızı anıyoruz. Dikkat edilirse yazının başlığını koyarken ne kadar hassas olduğumuzu fark edeceksiniz. Dedik ya “ İNSANLIĞI SEVGİ KURTARACAK” Bu ülkenin sol duyulu insanları, anlatılması çok zor süreçler yaşadılar. Hani nasıl söylenilir, hunharca katledildiler, Aşk olsun ki o insanlara, hiçbir zaman öç alma gibi zavallı bir duyguları olmadı, olmayacak. Onlar biliyorlar ki “ İNSAN HAKTA HAK İNSANDA” insana kıymanın, hakka kıymak olduğunun bilincindeler. Onun için yetmiş iki millette bir nazarda baksalar İnsan ayırımı, din ayırımı, cinsiyet ayırımı yapmazlar. Ne kadar katliamlara uğrasa da, asılsıda yakılsa da hep yapanların insan olduğunun bilincindeler, farkındadırlar. İdealleri, bütün insanlık için sevgi ve barışın, dünyayı ve insanları sarmasıdır. Ozan ne güzel söylemiş “ Kırdık mı kanadını serçenin. Vurduk mu karacanın yavrulusunu. Ya nasıl kıyarız insana. Kör olasın demiyorum. Kör olmada, gör beni.” Bunun üzerine ne söylense ne yazılsa da karşılığını tam bulamaz. Tam da bu noktada toplumları yöneten idareci veya siyasetçilerin kullandığı dil çok önemlidir. Ağzınızda çıkan her söz sizin kişiliğinizdir, olaylara bakış açınızdır, kısacası sizsinizdir. Elhamdülillah bu ülkede siyaset yapanların ağzında bu tür söylemlere tanık olduk. Cenabı hakkın gönlüne hoş gelir mi bilmem ama biz fakir hakkın kullarının gönlüne hoş gelmedi tabii ki. Böyle konuşan politikacılar, amel defterlerine ne büyük günahlar yazdırdıklarının farkında değiller midir? Eğer değillerse vay onların haline. Öbür dünyada onları ne büyük bir cehennem azabı karşılayacaktır. Fani dünyadan bahis edersek eğer, böyle konuşan insanların içindeki insan sevgisinin eksikliğini hemen fark edeceksiniz.
Ayrımcılık yapılmamalı
Yine çok yazık, insanların arasına ayrımcılığı koymak kadar ayıp bir şey varmıdır. Sormak gerekiyor, sormadan da edemiyorsunuz. İşte insanların arasına kin ve nefret tohumları böyle ekiliyor. İnsanlar böylece birbiriyle düşman oluyor ve kendinin karşısındaki insana düşmanca duygu besleyip ortada kaldırmanın yollarını arıyor. Bunun içindir ki bizim güzel ve mazlum ülkemizde; ANKARA Bahçelievler katliamı, 1977 BİR MAYIS TAKSİM katliamı, MARAŞ katliamı, ÇORUM katliamı, SİVAS katliamı gibi katliamlar yaşandı. Bu güzelim ülkede şimdiye kadar nerede ve nasıl olmuş olursa olsun insanlığa karşı yapılmış tüm katliamları kınıyoruz. Acaba yaşanan bu olaylardan hiç mi ders alamadık. Ey insanlık nerdesin, ayağa kalk. Hepimiz kardeşiz diyenlerin yüzüne çarp, çarp ki akılları başlarına gelsin ağızlarından neler çıktığının farkında olsunlar. İnsanlığın ve insanların arasına nasıl nifak tohumları soktuklarının farkına varabilsinler. Kendilerinden ve insan olduklarından utansınlar.Bazı olayların tarihsel gelişimini kronolojik olarak sıralamak yaşananların izlerini sıradanlaştırabiliyor. Onun için sizlere bu yaşanan Anadolu gerçekliklerinin yüreğimizde bıraktığı duygusal izdüşümünü aktarma iznini satırlara bırakmak istiyorum.
Ey Kızılırmak…
Gecenin bir yarısı suyu kararan Kızılırmak…
Mesele yakmakta değil.!..
Adam gibi yanmakta.
Yanarken de cellâdına gül atmakta.
Mesele, 20. Asırda 33 fidanı diri diri yakmakta değil!..
Yanarken etrafını, Pir Sultan'ın nuru ile aydınlatmakta…
Mesele, 33 fidanın küllerinden barış, hoşgörü ve sevgi dolu bir ülke yaratmakta…
Sözü fazlada uzatmaya gerek yok. Özlemimiz, ülkemizin ve dünyanın bin bir çiçekli bir kültür bahçesi olduğunun farkında olabilirsek eğer, bu kültürlerin birbirlerini ne kadar beslediklerini görmüş olacağız. Dememiz o ki, bu bin bir renkli bahçeden bir rengin solmasına asla gönlümüz razı gelmez. Bütün renkleri olduğu gibi kabullenip en canlı renk tonlarıyla onlara can suyu olup güzelliklerini sergilemelerine katkı koymak olmalı”