13 Ocak 2026, Salı

ASİD BAŞKANI ÜMİT DEVRAN; "ALİAĞA'YI İYİ OKUMAK GEREKİYOR"

03 Ağustos 2018, Cuma Paylaş Gönderiyi Yayınla
ASİD BAŞKANI ÜMİT DEVRAN; "ALİAĞA'YI İYİ OKUMAK GEREKİYOR"

Aliağa Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ASİD) Başkanı Ümit Devran ile Aliağa ekonomisini, kentsel ve sosyolojik sorunları masaya yatırdık.

Maden Yüksek Mühendisi olan ve alanında işletme yüksek lisansına sahip Ümit Devran; İzmir ve çevresinde uzun yıllardır madenden gıdaya, inşaattan petrokimyaya pek çok sektörde üst düzey proje yöneticilikleri yapmış, başarılı bir girişimci ve iş adamı. Son yıllarda birikimini Aliağa'ya aktaran ve Aliağa iş dünyası ile kentin dinamiklerini buluşturarak proje ve çözüm üretmek üzere ASİD’in kurucu başkanlığını üstlenen Ümit Devran; Aliağa Ekspres'in sorularını yanıtladı.

Bize kısaca kendinizden söz eder misiniz? Ümit Devran kimdir?

53 yaşımdayım. Aslen Malatya Hekimhanlı’yım. İzmir'e ailemle çocuk yaşlarımda geldim. Eğitim ve bilime değer veren Anadolulu ancak son derece çağdaş bir ailede büyüdüm. Maden Mühendisi olarak Etibank'ın çeşitli kademelerinde 10 yıllık bir tecrübem oldu. Daha sonra, İzmir ve Ege Bölgesi'nde büyük girişimlerin, yatırımların öncü yöneticiliğini üstlendim. Bir süredir de kurucu yöneticiliğini yaptığım 4 yapı kooperatifini hayata geçirmek üzere çalışıyorum. Evliyim, iki kız ve bir erkek çocuk babasıyım.

DENEYİM, BAŞINIZA GELENLE NE YAPTIĞINIZDIR...

Hem devlet hem de özel sektör deneyiminiz var.

Mesleki geçmişiniz ve deneyimlerinizden söz edebilir misiniz?

Deneyim; başınıza gelenler değildir, başına gelenlerle neler yaptığınızdır. Deneyimlerim yolumu her defasında genişlettiyse önce bunu başarabildiğimdendir. Çünkü değişim ve gelişimin zorunluluğuna inanırım. Gerçekten çok önemli ve birbirinden farklı sektörlerde yöneticilik yapma şansım oldu. Bu fırsatları iyi değerlendirdim diye düşünüyorum. Günü yakalamak, bilgilenmek, öğrenmek önemli. ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetimi, TMMOB İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Sistemi, Maden Mühendisleri Odası Teknik Nezaretçi, gayrimenkul danışmanlığı eğitim ve belgelerimi bu yüzden aldım. Etibank deneyimimin ardından Ege Bölgesi’nin en büyük ve en nitelikli kum ve mıcır tesislerini yönettim. Çaldağı nikel madeninin kuruluşunda, üretim aşamalarında koordinatör olarak görev yaptım. PARSA Gıda’nın 3 bin dekarlık alanda sulu tarım ve ek olarak konserve fabrikasının kurulması projesinin tüm aşamalarını koordine ettim, uzun süre genel müdürlüğünü yaptım. Söke Batı Çimento’nun madencilik faaliyetlerinde, Söke’de Outletin kuruluşunda koordinatörlük yaptım. 2013-2015 yılları arasında SOCAR Turkey’de kamu ilişkileri yöneticisi olarak çalıştım. Aliağa Belediyesi'ne danışmanlık yaptım.

Oldukça geniş bir yelpaze. Peki başarı sırrınız nedir?

Evet öyle. Bir işte, zamanlama, üretim planlaması ve pazarlama bir bütündür. Toplamakta gecikirseniz, meyveyi dalında çürütürsünüz. Önce kendi günlük yaşamınızı planlayacaksınız. Sonra sorumlulukla üstlendiğiniz işi. Gün doğduğunda sokaktayımdır. Planlı bir insan ve kararlı bir iş insanı olduğumu düşünüyorum. Benim için; bir işi, sonlandırmak ve katma değere dönüştürmek esastır. Yapacağım demekle zaman harcamak yerine, yola koyulmayı seçtim ve hiçbir işimi yarım bırakmadım. Zirveyi görmek istiyorsanız, tırmanmayı göze alacaksınız, terleyeceksiniz, yorulacaksınız. Sizinle birlikte üretenleri ekip ruhuyla çalıştıracaksınız, kazanımlarınızı onlarla paylaşacaksınız, başarınızı da. Yoksa başarınız, bir balondan ibaret olur.

SANAYİ VE İŞ GÜCÜNÜN KALBİ

Aliağa’nın örnek ve öncü yanları olduğunu savunuyorsunuz. Nedir bunlar?

Her şeyden önce; sanayinin ve iş gücünün kalbiyiz. Aliağa; bölgemiz ve ülkemiz için büyük nimetleri bünyesinde barındırıyor. Dev yatırımların yerleştiği ve yeni girişimleri için adres gösterdiği bir ilçe. Yani gelişmeye hızla devam ediyor. Petro-Kimya, Enerji, Gemi söküm, lojistik yatırımları; organize sanayi bölgesi ve limanlarımız ile ihracat kapısıyız. Ege İhracatçı Birliği verilerine göre; geçen yıl 10 milyar dolarlık bir ihracat gerçekleştirmişiz ki Ege Bölgesi ihracatının yüzde ellisinin üzerinde bir rakam. Ulaşım ağlarının odağındayız. Yeni ulaşım yatırımları büyük gelecek vaat ediyor. Büyükşehir Belediyemizin İZBAN yatırımı, Şakran'ın turistik açıdan gelişmeye açık oluşu. Tüm bu değerleri ile Aliağa; Kocaeli gibi bir sanayi kentinin dahi önüne geçmeye aday. Aliağa limanlarına uğrayan gemi sayısı, İzmir limanına uğrayanın iki buçuk katı. Dolayısı ile istihdamın, üretimin ve ticaretin de merkezi konumunda. Tabi ki bu potansiyel, doğru ve zamanlı adımların atılmasını da gerekli kılıyor.

KONUT VE TRAFİK KRİZİ

Bu hızlı gelişmenin getirileri kadar yarattığı sorunlar da var. Sizce bunların başında neler geliyor?

En başta göç. Ama göç, ilçemizde bir sorundan çok, çözüm bekleyen önemli bir sosyal olgu olarak görülmeli. Aliağa'nın iş gücüne ihtiyacı bu doğal süreci yaratmıştır. Önemli olan; entegrasyon sürecini yönetebilmektir. 1960’larda 3 bin olan ilçe nüfusu 1985’e gelindiğinde 33 bine, 2007’de ise 60 bine çıktı. TÜİK 2017 verilerine göre, 2017 verilerine göre son 10 yılda nüfusumuz yüzde 50’den fazla artarak 94 bine ulaştı. Bu hızlı artış ivmesi doğal olarak çeşitli sorun ve ihtiyaçları da beraberinde getiriyor. Bunların başında konut yetersizliği geliyor. İhtiyacı ne yazık ki karşılamıyor, dolayısı ile emlak kira fiyatları oldukça yüksek. Bu durum, Aliağa'da inşaat sektörünün gelişmesi ihtiyacını doğuruyor. Kentsel planlamalar yapmak ve Aliağa'yı geleceğe hazırlamak zorundayız.

İlçemizin potansiyel geçişleri ve ağır nakliye ihtiyacı göz önünde bulundurulduğunda Menemen Aliağa Çandarlı otoyolunun bir an önce tamamlanması gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde de bir çağrıda bulunmuştum. Bugün Aliağa'daki konteyner hareket sayısı 442.00 TEU. İlçemizden her gün yaklaşık 35 bin araç geçiş yapıyor. Bu hem çile, hem de büyük kayıp.

TAM TEŞEKKÜLLÜ HASTANEMİZ YOK

Aliağa'nın hayati sayılan bir önemli sorunu da hastane yokluğu. Tam teşekküllü bir hastanemiz yok. Daha da trajik olan şu ki; sadece 75 yatak kapasiteli bir hastaneye sahibiz. Ne Aliağalılar doğru düzgün sağlık hizmeti alabiliyor ne de sanayinin olası iş kazalarına müdahale edebilecek bir sağlık merkezi var. Acil vakalara müdahale için ya 25 kilometre yol alacaksınız ya da Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin yolunu tutacaksınız. Böylesi temel bir ihtiyacın düşünülmemiş olması içler acısı. Geçtiğimiz günlerdeki binlerce işçinin zehirlenme vakası son çarpıcı örnek. Hastalar ve yakınları perişan oldu. Mutlaka, ilçemize tam teşekküllü bir hastane ve yanık merkezi yapılmak zorunda.

ALİAĞA'YI İYİ OKUMAK GEREKİYOR...

Peki sizce bu sorunların çözüm yolu nedir?

Hayal ile hedef arasındaki fark eylemdir. Çözüm, oturduğunuz yerden üretilemez. İhtiyaç belli, yol yöntem belli, sorumlular belli. Yapılacak tek şey, istemek, hedeflemek ve harekete geçmek. Çok büyük yatırımlar gibi görünebilir ama Aliağa bunun karşılığını fazlasıyla verecek potansiyeldedir ve eminim yola çıkıldığında, sanayici de Aliağa halkı da taşın altına elini koyacaktır. Ama önce, devlet başta olmak üzere herkesin Aliağa gerçeğini iyi okuması gerekiyor. Geçtiğimiz nisan ayında, halkımız hastane ihtiyacı için alana çıktı, imza topladı. Sonuç? Böylesi meselelere kör, sağır ve dilsiz kalınamaz. Her zaman söylerim; soru da cevap da bilgiden doğar. Bunu iş hayatımda, sosyal ve siyasi ilişkilerimde; bir işe başlarken de kriz yönetirken de temel alırım. Ayrıca, çözüm için görev üstlenmeyenlerin, sorunun bir parçası sayıldığına inanırım. Aliağa; gerek yol gerek sağlık hizmeti, gerekse göçle gelen tüm sorunlarının farkında; sonuçları nedeniyle bedel ödüyor ve bunu hiç hak etmiyor.

(VOLKAN GÜNDÜZ)