2014 yılı sonunda Etilen ve PTA fabrikalarına yaptığı 200 milyon dolarlık yatırım sonrasında yüzde 13`lük üretim artışı sağlayan Petkim, Türkiye`nin 3. Büyük limanı için yatırım çalışmalarına devam ediyor.
Türkiye’nin 16. büyük şirketi ve 24. büyük ihracatçısı konumunda bulunan, petrokimya sektörümüzün ilk ve tek yerli üreticisi PETKİM`in Aliağa Kompleksi, birbirine entegre 14 fabrika ve 8 yardımcı üniteden oluşuyor. 2014 yılı sonunda Etilen ve PTA fabrikalarına yaptığı 200 milyon dolarlık yatırım sonrasında yüzde 13’lük üretim artışı sağlayan Petkim, Türkiye’nin 3. Büyük limanı için yatırım çalışmalarına devam ediyor. 2018 yılına kadar 10 milyar doların üzerinde bir yatırıma imza atması beklenen Petkim kapılarını ST Otomasyon ekibine açtı. PETKİM Genel Müdürü Sadettin Korkut, yeni yatırımlar ve üretimde verimliliği artırma çalışmalarını anlatırken, üretimdeki 14 fabrikanın da DCS (Distributed Control System) sistemleri ile tam otomasyona bağlı olarak yönetildiğini açıkladı.
Türk sanayisinin dışa bağımlılığını azaltarak, yerli üretimi desteklemek hedefindeki PETKİM, kısa vadede, mevcut proseslerde pazar beklentilerine uygun ürün geliştirme projelerine ağırlık verecek. Çok büyük önem verdikleri bir başka konunun ise "enerji verimliliği" olduğunu söyleyen Sadettin Korkut, "Enerji maliyetlerimizi düşürmek amacı ile kritik her proses ve ekipmanını gözden geçirerek gerekli iyileştirme faaliyetlerini yürütüyoruz. Uzun vadede ise proseslerde geri kazanılabilir ürünleri değerlendirebilme çalışmaları, proses modelleme ve simülasyon gibi mühendislik çalışmaları ile optimizasyon yaparak enerji ve üretim maliyetlerini azaltma çalışmalarımızı artırarak sürdüreceğiz" dedi. Sadettin Korkut soruları şöyle yanıtladı.
Petkim geçmişten günümüze nasıl bir gelişim gösterdi?
Petkim, 2015 yılında kuruluşunun 50. yılını kutluyor. 2008 yılına kadar kamu şirketi kimliği ile çok önemli başarılara imza atan şirketimiz, 2008 yılında tamamlanan özelleştirme süreci sonrasında SOCAR Türkiye çatısı altında artan bir ivme ile üretimini ve yatırımlarını sürdürüyor. Ülkemizde petrokimya sektörünün ilk ve tek yerli üreticisiyiz. Türkiye’de 50 yıl ayakta kalmayı başarmış şirketlerin –ki buna kamu şirketleri de dâhildir- sayısının çok az olduğunu biliyoruz. Çok dinamik ve ülkemizin büyüme oranının en az iki katı hızla büyüyen bir sektörde üretim yapıyoruz. Petkim, bugün ulaştığı gurur verici noktada yılda 3 Milyon 600 bin ton üretim yapabilen, Türkiye’nin 16. büyük şirketi ve 24. büyük ihracatçısı olarak geleceğini konuşabilen az sayıdaki şirketten biridir. Petkim’in yarım yüzyıllık üretim koşusu, ülkemizin sanayileşme ve kalkınma sürecinin en önemli mihenk taşıdır. Bugüne kadar sağlanan başarıyı, hiç kuşkusuz aidiyet gücü ve özverisi yüksek çalışanlarımıza borçluyuz.
Üretimini gerçekleştirdiği ürünleri nelerdir Petkim’in? Üretim tesislerini ve proseslerini kısaca tanıyabilir miyiz?
Petkim, 60’ı aşan petrokimyasal ürün yelpazesiyle Türk sanayisinin tek hammadde üreticisi konumunda. Temel ürün gamımızı Alçak Yoğunluk Polietilen, Alçak Yoğunluk Polietilen-Tubular, Yüksek Yoğunluk Polietilen, Polipropilen, Ftalik Anhidrit, Polivinil Klorür, Vinil Klorür Monomer, Saf Tereftalik Asit, C4, Benzen, Ortoksilen, Monoetilen Glikol, Dietilen Glikol gibi ürünler ve bu ürünlerin farklı türleri oluşturuyor. Ürettiğimiz petrokimyasal ürünler; inşaat, tarım, otomotiv, elektrik, elektronik, ambalaj, tekstil sektörlerinin önemli girdileri arasında yer alıyor. Yanı sıra ilaç, boya, deterjan, kozmetik gibi birçok sanayi kolu için girdi üretiyoruz. Petkim Aliağa Kompleksi, birbirine entegre 14 fabrika ve 8 yardımcı üniteden oluşuyor. Petrokimya bilgi, teknoloji ve sermaye yoğun bir sektör. Yanı sıra dünya ölçeğinde rekabete açık ve rekabetin yoğun olduğu sektörlerin başında petrokimya geliyor. Üretim proseslerini, dünyanın en ileri teknolojilerine uyumlu halde tutmak, kapasitenizi ve verimliliğinizi sürekli maksimize etmek durumundasınız. Çok karmaşık bir prosesi yönetiyoruz. Ayrıca, üretimde kullanılan hammadde, kimyasal madde ve katalizörlere teknik ve ekonomik açıdan daha üstün alternatifler geliştirme, rakip ürünlerindeki gelişmeleri yakından takip etme, müşterilerin tercihlerine uygun ürün geliştirme gibi sorumluluklarımız da bulunuyor.
Plastik sektörünün gelişiminde Petkim`in rolü nedir? Türkiye`nin tek hammadde üreticisi olmanın avantajlı ve zor yanları nelerdir?
Petkim’in plastik başta olmak üzere, hammadde sağladığı sektörlerin gelişimine etkisi çok büyük. 50. Yılını kutlayan bir şirket olarak Türk imalat sanayisinin temel üretici sektörlerinin büyümesinde hep omuz omuza olduk. Bu bakış açısıyla müşterilerimizi sadece velinimetimiz olarak değil birer iş ortağımız olarak görüyoruz. Müşterilerimizin talepleri, bizim için önemli geri bildirimler sağlıyor. Üretim proseslerimizin farklılaştırılması, yeni ürünlerin geliştirilmesi ve üretimi gibi iş süreçlerimiz bu doğrultuda destek buluyor. Petkim, petrokimya sektöründe tek hammadde üreticisi ve iç pazarın yaklaşık yüzde 20-25’ine hitap ediyor. Ülkemizde bir birim üretime karşılık 3-4 birim ithalat yapılıyor. Keşke ülkemizde 3-4 Petkim daha olsaydı ve yaşadığımız sorunların bize özgü olmadığını daha iyi anlatabilseydik.
Ar-Ge Merkeziniz ne tür yetkinliklere sahip ve bünyesinde ne gibi geliştirmeler yapılıyor?
Ar-Ge ve Teknoloji Müdürlüğümüz, Türk petrokimya sektöründe öncü rolünü, sanayi ile el ele vererek gerçekleştirdiği projelerle sürdürüyor. Ar-Ge çalışmasında en önemli gücünüz insan kaynağıdır. Biz bu açıdan son derece şanslıyız. Ağırlığını çok iyi eğitim almış, genç ve idealist mühendislerimizin oluşturduğu kadromuzla temel amacımız, Türk sanayisinin dışa bağımlılığını azaltarak, yerli üretimi desteklemek. Kısa vadede, mevcut proseslerimizde pazar beklentilerine uygun ürün geliştirme projelerine ağırlık vereceğiz. Kimyasal girdi maliyetlerini azaltarak finansal göstergelerimize olumlu yansıyabilecek çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Çok büyük önem verdiğimiz bir başka konu ise enerji verimliliği… Enerji maliyetlerimizi düşürmek amacı ile kritik her proses ve ekipmanını gözden geçirerek gerekli iyileştirme faaliyetlerini yürütüyoruz. Uzun vadede ise proseslerde geri kazanılabilir ürünleri değerlendirebilme çalışmaları, proses modelleme ve simülasyon gibi mühendislik çalışmaları ile optimizasyon yaparak enerji ve üretim maliyetlerini azaltma çalışmalarımızı artırarak sürdüreceğiz. Bu konuda TÜBİTAK-TEYDEP ve Sanayi Bakanlığı’nın SANTEZ desteklerinden mümkün olan en güçlü şekilde yararlanmaya çalışıyoruz. Son dönemde;
• Kablo sektörü için çapraz-bağlanabilir polietilen üretiminin geliştirilmesi,
• Optik özellikleri iyileştirilmiş polietilen ürününün geliştirilmesi,
• Termoformluk polipropilen ürününün geliştirilmesi,
• PVC üretiminde kullanılmak üzere verimliliği artırıcı ve ürün özelliği iyileştirici reçine üretiminin geliştirilmesi gibi projeleri sürdürüyoruz.
Bunların yanında
• Trietilen glikol üretimi,
• Üretimde kullanılan atık solventlerin geri kazanımı,
• Atık giderme sistemlerimiz için yeşil proses olarak adlandırabileceğimiz bakteri üretimi
gibi proses geliştirme projelerimizi hayata geçirmiş durumdayız.
Petkim bünyesinde yakın dönemde tamamlanan yatırımları, getirilerini, ayrıca planlanmış yakın dönem yatırımlarını aktarır mısınız?
2014 yılı sonunda Etilen ve PTA fabrikalarımızda yaptığımız toplamda 200 Milyon Dolara mal olan kapasite artışı yatırımları sonrasında yüzde 13’lük üretim artışı sağladık. Petlim şirketimiz kanalıyla sürdürdüğümüz Konteyner Limanı yatırımımızın ise ilk fazını tamamladık, işletmeci APM Terminals üst yapı ekipmanlarını sahaya taşımaya başladı. İki fazda toplam 400 Milyon Dolara mal olacak yatırım ile Türkiye’nin 3. Büyük, Ege Bölgesi’nin en büyük limanına sahip olacağız. Başlangıç kapasitesi yıllık 1.5 Milyon TEU olan limanımızın 2016 yılı başında ilk gemiye hizmet vermeye başlamasını bekliyoruz. SOCAR Türkiye’nin portföyündeki diğer yatırımlarla birlikte içinde bulunduğumuz Petkim Yarımadası, 2018 yılına kadar 10 Milyar Doların üzerinde bir yatırıma ev sahipliği yapacak.
Türkiye’nin enerji sorunu ve politikalarına nasıl bakıyorsunuz? Türkiye enerjide dışa bağımlılıktan nasıl kurtulabilir? Kendi kaynakları var mıdır ve yeterli midir?
Bugün Türkiye enerji ihtiyacının %73’ünü ithalatla karşılamaktadır. Enerjide dışa bağımlılık özellikle fosil kaynaklar petrol ve doğalgazda %90’ların üzerindedir. Enerji ithalatı, cari açık içinde çok önemli bir payı oluşturuyor. Türkiye’nin 2014 yılı 84,51 Dış Ticaret Açığının 48,8 milyar doları, bir başka deyişle %58’i enerjiden kaynaklanıyor. sİthalata bağımlılığın yüksek olmasından dolayı enerji güvenliği ve enerji arzının sürekliliği Türkiye için hayati öneme sahiptir. Günümüzde sürdürülebilir gelişme, iklim değişiklikleri, enerjinin dinamik yapısı ve teknolojinin sürekli biçimde gelişmesi sanayide rekabetçi olmanın tetikleyicileridir. Ülkemizde enerji maliyetlerinin yüksek oluşu serbest piyasa koşullarında rekabet etmeyi zorlaştırmaktadır. Enerji verimliliğinin arttırılması ve çevresel faktörlerin gözetilmesi de Türkiye’nin enerji politikasındaki öncelikleri arasında olmalıdır. Özellikle enerji üretiminde doğalgaza bağımlılığımız çok yüksek. Mevsimsel olarak değişkenlikler gösterse de, elektrik üretiminde doğalgazın payı yüzde 44 seviyelerinde. Tüm kaynaklarımızdan optimum verimlilikle enerji üretmemiz gerekiyor. Türkiye enerji kaynaklarını çeşitlendirerek, enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmak mecburiyetindedir.
Petrokimya; insan sağlığı ve tesis güvenliğinin en yüksek düzeyde öne çıktığı alanların başında geliyor? Tesislerinizde hangi güvenlik standartlarına uygun üretim gerçekleştiriliyor?
Petkim’de iş sağlığı ve güvenliği iş süreçlerimizin başında geliyor. Petrokimya sektörü, yapısı itibarıyla tehlikeli iş süreçlerini barındıran bir sektör. Çalışanlarımızın bu konuda bilinçli, yetkin ve eğitimli olmasına şirket olarak büyük önem veriyoruz. İş sağlığı ve güvenliği alanında yapılan her türlü iş ve işlemin en üst çıtadaki uluslararası standartlara uygun olması bizim için vazgeçilmez bir unsur. Petkim uzun yıllardır OHSAS 18001 iş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi belgesine sahip. Limanımızda ise bu anlamda bir ilki gerçekleştirdik. Türk Standartları Enstitüsü ve Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulan Green Port Yönetim Sistem Belgesi’ni, sıvı yük elleçleyen limanlar arasında ilk alan şirket Petkim oldu. Ayrıca Çalışma Bakanlığı başta olmak üzere, iş süreçlerimizle ilgili tüm bakanlıklar, şirketimize habersiz şekilde gelerek her türlü denetimi yapabiliyorlar. Petkim bünyesindeki tüm fabrikalarımız DCS (Distributed Control System) sistemleri ile full otomasyona bağlı olarak yönetiliyor. Yaşanacak en küçük bir probleme saniyeler içinde müdahale etmemiz mümkün. Çalışanlarımızın güvenliği bizler için tüm maliyetlerin önünde ve öncelikli konumda. Ayrıca Petkim bünyesinde çok gelişmiş bir itfaiye birimimiz bulunuyor. En son model araç ve ekipmanlarla donatılan ve özellikle kimyasal yangınları söndürmekte uzman olan itfaiyemiz, talep olduğunda şirket dışındaki olaylara da müdahale edebilecek imkan ve altyapıyla sahip.
2015`i Petkim nasıl tamamlıyor? Gelecek yıl hedef ve beklentileriniz neler?
2015 yılının son iki ayına girdik ve geçen on ayda beklenti ve hedeflerimizin üzerinde bir performans gösterdiğimizi rahatlıkla söyleyebilirim. Bu yıl toplamında 125 Milyon Dolar yatırım yapmış olacağız. Ciro, üretim, kârlılık parametrelerinde hedeflerimize rahatlıkla ulaşacağımızı söyleyebilirim.
(VOLKAN GÜNDÜZ)