İzmir'in havasının Aliağa'nınki düzelmeden temizlenmeyeceğini söyleyen Ege Üniversitesi Çevre Sorunları uygulama ve Araştırma Merkezi eski Müdürü Prof Erdem, "Termik santral kuracaklar "Çevre kirliliği, 10 mikrogram olacak" diyor. Aliağa'nın 0 mikrogramı kaldıracak durumu yok. Orada demirci dükkanı bile açılamaz" dedi. Ege Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Eski Müdürü, Prof. Dr. Ümit Erdem ile İzmir'in havasını, suyunu, kirliliğini konuştuk.Çevreci kişiliği ile bilinen Prof. Dr. Erdem önceki yıllarda 5 üniversiteyle ortaklaşa gerçekleştirdikleri İzmir'de Hava Kalitesi ve Kentsel Gelişim araştırmasının sonuçlarını paylaştı. Sonuçlar özellikle Aliağa'nın kirliliğini tüm çıplaklığı ile ortaya sererken, standartların çok üstünde sülfür dioksit emisyonu oranları ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. İmisyon, atmosferde bulunan, ölçülen veya teneffüs edilen tüm gaz ve partiküllere verilen ad. Sülfür dioksit imisyonu ise, çoğunlukla fabrika ve endüstriyel işletmelerden havaya yayılan kirliliği gösteriyor. Hannover Üniversitesi'nin önderliğinde, Stuttgart Üniversitesi, 9 Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Karlsruhe Meteroloji ve İklim Araştırma Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen ve İzmir'de yaz ve kış mevsimlerindeki sülfür dioksit imisyonunun ölçüldüğü araştırma sonuçları çarpıcı gerçekleri ortaya koyan cinsten.Bize bu araştırmadan elde ettiğiniz sonuçlardan bahseder misiniz? İzmir ile ilgili kirlilik verilerini topladığımız bu bilimsel araştırmaya, 1996'da başlayıp 2000 yılında yayın yaptık. Bu, Hannover Üniversitesi, Stuttgart Üniversitesi, 9 Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi'nin ortak bir çalışması.İlk defa zeplinle, 800 metre yüksekliğinde, vertikal düşey ölçüm yapıldı. 1 buçuk milyar mark harcandı. Güntak'ın katkılarıyla Volkswagen yaptı bunu. Aliağa'nın kirliliği, mikrogram metreküpte 80.30 şeklinde ölçüldü. Normalde 20 olması gerekir. Menemen-Aliağa çizgisi bu anlamda en yüksek değerlere sahip.
ALİAĞA BUNU KALDIRAMAZ Bu değerler bize neyi anlatıyor? İzmir'in kirliliğinin bir bölümü Aliağa'dan kaynaklanıyor. Sebebi de yazın esen kuzeybatı rüzgarları. Aliağa düzelmedikten sonra İzmir'in düzelebilmesi söz konusu değil. Bilim insanı ekonominin yükselmesine karşı değildir ama, veriler de ortada.Yeni termik santral kuracaklar diyor ki, "Çevre kirliliğiAvrupa'dan bile az olacak, 10 mikrogram olacak." Ama Aliağa'nın 0 (sıfır) mikrogramı kaldıracak durumu yok. Termik santral yapılacaksa eğer Aliağa'yı gözden çıkardılar demektir. Orada demirci dükkanı açarken bile düşüneceksin. 60'larda bir karar alınmış, sanayi bölgesi ilan edilmiş ama artık orasının nüfusu aynı değil, kirliliği aynı değil, artık kaldırmıyor. Termik santrallardan tonlarca kül çıkıyor. Külleri ne yapacaksın? "Dağıtırız, yola koyarız" diyorlar. Molozları halledemedik daha. Onun için bizim iddiamız şu, "Aliağa'ya artık dokunulmayıp, yeşil dokuyu artırıp, var olanı koruyup çoğaltmalıyız. Kirlilik sorunu ancak bu şekilde düzelir.Hava kirliliği ötesinde, sudaki mikroorganizma oranı, dünyanın en fazla kirliliklerinin barındığı yermiş...Şimdi termik santrallerin külü bir yana, deniz kenarına kuruluyor ki soğutma denizden yapılsın. Denizden alıp, soğutmadan sonra geri denize veriliyor. Oradaki mikroorganizmayı direkt bozuyorsun. Yani bütün yaşamı bozuyorsun.Sulanabilir arazi Türkiye'de yüzde 33'ten fazla. Menderes havzasını mahvettik, Gediz öyle, Bakırçay'ı da mahvediyoruz. İleride ne yapacağız? Gediz'i düzeltmek için uğraşılıyor ama çözüm yok. İlk önce kirlilik yaratan kaynaklar kapatılmalı. Yerel yönetimlerle hükümet bilimsel olarak ortak çalışmalı.
ARITMASIZ GEDİZDünyadaki en kirli sanayi, yıllarca arıtmasız olarak Gediz'e geldi. Arıtma kuruldu ama zaman zaman kaçaklar oluyor. Oradaki insanlar diyor ki "koyunların kulağının arkası kurtlanıyor, balıklar ölüyor". Biz bu suyla sulama yapıyoruz, "ürünleri yetiştirirken eğer çıplak ayak dolaşırsak sivilce olur ayaklarımız" diyorlar.Organize sanayi kuruyorsan önce arıtmayı kur, sonra tesisi. Trilyonluk iş yapıyorsun ama arıtma yok. Keşke mümkün olsa da kurulsa.Bir başka şey daha, turizm diye tutturuyoruz, Aliağa'nın dibi Foça, bırakın Yunan adaları bile istemedi, "sakın ha" dediler.
PİLOT BÖLGE BORNOVA'YDIHocam şehir içindeki çimento fabrikalarını ne yapacağız. Onların hava kirliliğine etkisi nasıl acaba. Elimizde var mı bir araştırma? Çimentaş'ı anlatacağım, Ülkü Bayındır hiç unutmam 76-78 yılına ait benim dışarıdan desteklediğim Altındağ'daki ve Naldöken'deki göğüs hastalıklarıyla ilgili araştırmaları olacak. Bir kere Altındağ'da patlamadan mini depremler dediğimiz olaylar oluyor, okullar çatlıyor başka solunum yolları rahatsızlıkları. Bu araştırma bulunmalı. Pınarbaşı'nda eskiden ayva nar festivalleri yapılırdı. Şimdi git gör kalmadı, topraklar gitti, suları fabrikalar kesti. En önemlisi zeytin gibi bitkilerin üzerlerine çimento tozu yapıştı mı gözenekleri tıkar.Vatandaşa soruyoruz, halkla herkesle konuşuyoruz. 15 günlük çocuk bir hafta solunum yetersizliğinden yatıyor. Ne diyorsunuz hocam. Ben Altınyol'a araştırma yaptım, Altınyol değil orası Bakıryol. 73'ten önceye bakıyoruz yüzde 90'a yakın tarım alanı, şimdi yüzde 20'ye inmiş.
Aliağa cok gelişti de bizim mi haberimiz yok, yoksa orası gerçekten artık bitti mi? Volkswagen bize bir araç verdi, içerisinde ölçüm yapan bir aygıt var. Pilot bölge Bornova'ydı, yöntem Almanya'dan geldi. Yenilenmesi gereken çalışma olmalı, bıraksınlar Ren nehrinin kıyısında bunlar var diye konuşmayı.(9 Eylül Gazetesi)