Dün sona eren yazı dizimizde işveren temsilcilerinin iş sağlığı ve güvenliğine dair düşünceleri eksik kalmıştı. Aliağa Ticaret Odası Başkanı Adnan Saka sorularımızı yanıtladı. İş sağlığı ve güvenliğinin herkesin sorunu olduğunu söyleyen Saka, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin işverenler tarafından bir maliyet unsuru olarak görülmemesi gerektiğini aktardı.
"İş cenneti mi, iş cehennemi mi?" başlıklı dosyamız dün sona ermişti. Fabrikalarda iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmasında en önemli unsuru olan işverenlerin görüşleri eksik kalmıştı. Yazı dizimize ek olarak Aliağa Ticaret Odası'nın ilçedeki fabrikalarda yaşanan iş kazaları ve işçi ölümlerine dair düşüncelerini gazetemizle paylaştı. İş sağlığı ve güvenliğinin herkesin sorunu olduğunu söyleyen Saka, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin işverenler tarafından bir maliyet unsuru olarak görülmemesi gerektiğini aktardı.
Aliağa'da ocak ayında birçok ölümlü iş kazası yaşandı. Şubat'ın ilk günü de ALOSBİ’de bir iş veren iş kazasında yaşamını yitirdi. Bu iş kazalarının nedeni nelerdir?
Hiçbir kaza durup dururken, tesadüfi olarak ya da sebepsiz meydana gelmez. İş kazalarının oluşumunda pek çok faktör var. İşletmede güvenlik tedbirlerinin yetersiz olması, işçilerin kişisel kusurlarının olması, çalışma koşullarının yetersiz olması ve bazı yapısal nedenler maalesef ki iş kazalarına sebep oluyor. İş kazalarının nedenlerini faktörlerden sadece biri ile açıklamak elbette ki mümkün değildir. Zira kazaların birçok faktörün değişik oranlardaki paylarının etkisi ile meydana geliyor.
Bizim bu noktada ülkemizde henüz oluşmayan iş sağlığı ve güvenliği bilincini konunun tüm paydaşlarında oluşturmamız gerekiyor. İşverenlerin iş güvenliğine maliyet odaklı yaklaşmaması, buna karşılık, işçilerin de iş sağlığı ve güvenliği kültürü ve bilincini edinmeleri gerekiyor. Kanunların yanı sıra işçilerde ve işverenlerde iş sağlığı ve güvenliği bilincinin oluşturulması gerekiyor. İşveren ve işçi bana bir şey olmaz diyerek tedbir almadan yapılan işlerden vazgeçmeli.
İŞ GÜVENLİĞİ KÜLTÜR VE EĞİTİM MESELESİDİR
İşçiler, işverenlerin fabrikada gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almadığını söylüyor.
Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Yukarıda da bahsettiğimiz gibi iş kazalarının meydana gelmesini tek bir nedene bağlayarak ve tarafların birbirlerini suçlayarak çözülmesi mümkün değil. İş güvenliğine verilen önem, her şeyden önce insan hayatına verilen değerin bir ölçüsüdür. İşyerinde sağlık ve güvenlik önlemlerinin alınması işverenin yükümlülüğünde. İşveren işyerinde yürütülen faaliyete göre belirlenen güvenlik önlemlerini almak ve araç gereçleri sağlamak zorunda. İşveren iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminden gelen bildirimlere uyarak iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerinin öngördüğü tedbirlerin alınmasını sağlamakla yükümlü. İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin mevzuat hükümlerine işçi, işveren ve ilgili diğer kesimlerin titizlikle uyması gerekir. Devlet de, iş kazalarını önlemek ve çalışma hayatının düzen içerisinde yürümesini sağlamak amacıyla çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını izler, denetler ve teftiş eder.
Müfettişlerin de iş kazalarının önlenmesi noktasında bilgi birikimlerini işçi ve işverenlerle paylaşarak kazaların önlenmesinde rolleri büyük. Konunun tüm kesimleri tarafından oluşturulacak bilinç ve kültür, kanun ve denetlemeler ile birleştiğinde kazaları önleme noktasında önemli bir mesafe kat edebiliriz. Ancak şu da bir gerçek ki her işyerinin başına devletin bir müfettiş tahsis etmesi mümkün değil. Dolayısıyla İş kazalarının önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınması ve bu tedbirlere uyulması bir ‘kültür ve eğitim’ meselesidir. İşveren önlemenin ödemekten daha kolay olduğunu, işçinin ise iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uymamasının sonucunu hayatı ile ödeyeceğini bilmesi gerekir. Herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi durumunda iş kazaları önemli ölçüde azalarak gelişmiş ülkeler ortalamasına hatta bu ortalamanın da altına düşmesi mümkün olacaktır.
MESLEKİ EĞİTİM ÇOK ÖNEMLİ
-İş kazalarını ve işçi ölümlerini önlemek için yaptığınız çalışmalar var mı?
Ülkemizde yaşanan en büyük sorunlardan bir tanesi mesleki eğitim. Mesleki eğitimi olmayan kişilerin çalıştırılması halinde iş kazası riski artıyor. Şu an için Mesleki Yeterlilik Kurumu’nun belirlediği 40 meslekte mesleki yeterlilik zorunluluğu bulunuyor. Örneğin; sıvacı çalıştıran bir işveren işçisinin mesleki yeterlilik belgesinin bulunup bulunmadığını kontrol etmek zorunda. Aksi taktirde, mesleki yeterlilik belgesi olmadan çalıştırdığı her bir işçi için 500 TL idari para cezası ödemek zorunda.
Diğer taraftan, 8 meslekte daha yeterlilikler hazırlandı ve 25 Mart 2017’den itibaren bu 8 meslekte de mesleki yeterlilik belgesi zorunluluğu devreye girecek. Bu konuda oda olarak Mayıs ayından bugüne kadar düzenlediğimiz sınavlarda 357 kişi sınavlarını başarıyla tamamladı ve belgelerini aldı. Mesleki yeterlilik belgesi sahibi olan işçilerin iş kazası yaşama ihtimali çok daha düşük. Çünkü mesleki yeterlilik belgesi olan işçilerimiz hem iş sağlığı ve güvenliği konusunda, hem de yaptığı meslekle ilgili bilgilendiriliyor.
-Neler yapmalı?
Alınacak tedbirler işverenlerin gözünde çok büyük maliyetlermiş gibi algılanmamalı aksine, iş kazası sonrası katlanılacak maddi yükümlülükler yanında, iş kazasını önlemeye harcanacak paralar çok düşük kalmaktadır. İş kazalarını önlemenin maliyeti de iş kazası sonucu ortaya çıkacak maliyetlere katlanmaktan çok daha uygun. Bu nedenle, işverenlerin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin bakış açılarını değiştirmeleri ve iş güvenliğini bir maliyet unsuru olarak değil, işyerinde verimliliği artıracak ve işçinin kendini güvende hissetmesini sağlayacak tedbirler bütünü olarak görmeleri gerekiyor. Bunun yanı sıra kanunlar iş güvenliği konusunda yalnızca işvereni yükümlü kılmıyor. Tedbir almayan işveren nasıl tazminat ödemek zorundaysa tedbirlere uymayan işçi de işini tazminatsız kaybedebilir. İşveren nasıl işyerinde güvenlik önlemlerini almak zorundaysa, işçi de bu önlemlere uymak zorunda.
İş kazalarının yüzde 98’i önlenebilir nitelikteki kazalar. Dolayısıyla, iş kazasının gerekli tedbirler alındığında çalışma hayatından silinebilecek bir olgu olduğunu söylemek mümkün. Yeter ki, işveren ve işçi kesimi bu konuda kararlı olsun. İş kazalarının yüzde 50’si kolaylıkla, yüzde 48’i ise sistemli çalışmayla önlenebilir kazalar. Bu sebeple, işverenlerin iş kazalarını önlemek için işyerinde alacağı tedbirler her on kazadan dokuzunun hiç yaşanmamasını sağlayabilir. Diğer yandan, işçiler de işyerinde alınmış tedbirlere uyar ve tehlikeli hareketlerden kaçınırlarsa, iş kazası işyerlerinde istisna olarak kalacaktır. İş kazalarına ilişkin alınacak tedbirler hem kazaların sayısını azaltacak, hem de yaşanan kazaların sonuçlarını hafifletecektir.
(İSMAİL AFACAN)