13 Ocak 2026, Salı

KİTAP OKUMAYAN İDARECİ BU İŞİ BIRAKSIN

04 Mart 2007, Pazar Paylaş Gönderiyi Yayınla
KİTAP OKUMAYAN İDARECİ BU İŞİ BIRAKSIN

Geçtiğimiz gün İzmir’in 28 ilçesinin Halk Eğitim Müdürlerinin Aliağa’da yaptığı “İl Halk Eğitimi Planlama Komisyonu” toplantısına katılan İl Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan, İzmir’deki milli eğitimin çalışmaları ile ilgili iddialı açıklamalarda bulunarak, eğitimcilerden çeşitli isteklerde bulundu.

İzmir Milli Eğitim camiasının 650 bin kişilik bir ordu olduğunu belirten Aydoğan, toplumdaki her olumsuzluğun sorumlusunun kendileri olduğunu söyledi.

Başarıya ulaşmak için hiç bir bahaneyi kabul etmediğini belirten Aydoğan “Kitap okumayan bir yönetici, bir eğitimci bu işi bıraksın” dedi.

Aliağa EKSPRES

Aliağa’da 28 ilçenin Halk Eğitim Merkezi Müdürünün katımıyla yapılan “İl Halk Eğitimi Planlama Komisyonu” toplantısına katılan İl Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan, müdürlere yönelik olarak çok iddalı açıklamalarda bulundu.

Aliağa’da eğitime yönelik olarak yapılan çalışmalardan son derece mutlu olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Aydoğan, Aliağa ile ilgili düşüncelerini şöyle ifade etti;

“Eskiden idareciler kürsüye çıktıkları zaman ben sizlerden şunu istiyorum bunu istiyorum diyerek, daha çok talimat içerikli toplantılar yaparlardı. Bu gün artık anlayış şu noktaya geldi. Şimdiye kadar sizlerle şunları birlikte yaptık. Bundan sonra da gene birlikte şunları yapabiliriz biçiminde ortaya konuluyor. Bu gerçekten mutluluk verici bir şey. Şimdi Aliağa’da son 4 yıl içerisinde 125 derslik kazandırılmış. 300 dersliğin son 125 dersliği son 3 yıl içinde kazandırılmış. Gene bilgisayarlar, laboratuarlar öyle diğer gelişmeler öyle halk eğitimindeki çalışmalar öyle. Ben başka bir şey daha söyleyeyim, bu Aliağa’da Belediyemiz 300 milyarlık bir katkıda bulunmuştur. Temizlik, bakımı ve onarımı çerçevesinde. Bu yüzden biz Aliağa Belediyesiyle birlikte bir protokol imzaladık valilikte. Okullarımızın önemli ihtiyaçlarını önemli bir kısmını belediyemiz karşıladı ve karşılamaya devam ediyor. Bu şu anlama geliyor; artık bu iş milli eğitimin işidir, sorumluları vardır, sorumlular sorumluluklarını yerine getirsinler diyemez. Artık herkes şunun farkında; eğitim toplumların bir numaralı değeri olduğu kabul edilmiş. Bunu erken fark edenler yol almışlar. Bizde son yıllarda fark edildi. Ben göreve başladığımda İzmir’de 95 laboratuar vardı. Bunların önemli bir kısmı özel okullarımızdaydı. Bu gün 1141 okulumuzda bilgisayar laboratuarı var. Son iki yılda bin tane laboratuar açmışız” diyen Aydoğan, bunların yalnızca devlet bütçesinden kurulmadığını, neredeyse tamamına yakınının devlet vatandaş işbirliği ile kurulduğunun altını çizdi.18 BİN 800 DERLİĞİMİZ 620 BİN ÖĞRENCİMİZ VAR

İzmir’de eğitim anlamında son yıllarda yapılan yatırımların başta kamu kurum kuruluşları, belediyeler ve sivil toplum örgütleri olmak üzere bir çok ortağının olduğunu belirten İl Milli Eğitim Müdürü Aydoğan, konuşmasını şöyle sürüdürdü;

‘Göreve başladığımdan bu yana iyi işler yaptığımızı sanıyorum. 2003 yılında ben göreve başladığımda 15 bin 600 civarında dersliğimiz 620 civarında da öğrencimiz vardı, bugün ise 18 bin 800 dersliğimiz var. Yani 3 yıl içerisinde yaklaşık 3 bin 200 derslik yapmışız. Bunun maliyeti çok yüksektir. Bunun üçte birini hayırseverlerimiz yapmıştır. Gere kalanın bir kısmını Özel İdare bütçesinden, geri kalanı da Genel Bütçe’den ayrılan paylarla yapmışız. Bu tabi ki birlikte hareket etme duyugusu sayesinde olmuştur. Bu birlikte hareket etme duygusunu devam ettirmek lazım’ dedi.

ALİAĞA’NIN EN ÖNMLİ SORUNU LİSE

Eğitimi yapılan yatırım anlamında Aliağa’daki dayanışmadan son derece memnun olduğunu belirten İl Milli eğitim Müdürü Kamil Aydoğan, ‘Aliağa’nın en önemli sorunun bir lise olduğunu biliyorum. 2007 yılı içerisinde Aliağa’da bir lise yapacağız’ diye söz verdi.

HALK EĞİTİM MİLLİ EĞİTİMİN KENDİSİDİR

Eğitimin iki ayağının olduğunu bunlardın birisinin örgün eğitim, birisinin de helk eğitim olduğunu belirten Aydoğan ‘Eğer biz halk eğitimciliği rutin, yönetmeliğimizin sınırları içerisinde bir işler olarak algılarsak inanın yeterli hizmet üretmiş olmayız. Halk eğitim önü açık, sırsız bir alandır. Eğer insanlar otobüse binerken kuralsızlık yapıyorsa, insanlar yolda çekirdek yiyip te kabuğunu yerlere atıyorsa. Halkın bu uygunsuz davranışından halk eğitimci olarak biz sorumluyuz. Eğer trafikte insanlar yol verdin vermedin kavgası yapıyorsa, bunun eğitimini vermemişsek, bunun sorumluluğunu biz duymuyorsak biz görevimizi iyi yapmıyoruz demektir. Bizim sınırsız bir sorumluluk alanımız var. Adı üstünde işimiz halk eğitim. Halkın eğitiminden bizler sorumluyuz’ dedi.

Halk Eğitimcilerin sırsız bir görev analışı sorumluluğunda olması gerektiğinin altını çizen Aydoğan, ‘Türkiye Cumhuriyeti her vatandasın eğitiminden, davranışından, meslek sahibi olmasından, kişisel gelişiminin tamamlanmasından veya Türkiye Cumhuriyetindeki her vatandaşının yeteneklerinin ortaya çıkarılmagöreve yaklaşıp, ziz’ dedi,

İzmir’de yaşayan 2 milyon 500 bin kisinin 650 bininin öğrenci olduğunu geri kalan nüfusun tamanının eğitimin Halk Eğitimlere verildiğini hatırlatan Aydoğan, Halk Eğitim müdürlerinin bu sorumulukla hareket edip, uykularının kaçması gerektiğini söyledi.

Muazeretler üreterek işin içinden çıkmanın kolay olduğunu, her kesin de kolayca muazeret üretebileceğini bildiğini belirten Aydoğan ‘Bizim işimiz muazeret üretmek değil, çözüm üretmek’ dedi.

İzmir’de halk eğitim camiasının Türkiye standatlarının çok üzerinde bir performansla çalıştığını, 2006 yılı içerisinde İzmir Halk Eğitim’in 100 bine yakın bir kitle ile muhatap olduğunu belirtti.

BİR İZMİR MODELİ OLUŞTURMAK ZORUNDAYIZ

“Her alanda İzmir modeli oluşturmak zorundayız. Bunu bir çok alanda yaptık. Halk Eğitim alanında da yapmalıyız. Durumumumuzu gözden geçirmeliyiz. Eğer İzmir’de bir tek eğitimsiz insan var sa, eğer kendi yeteneğini ortaya koyamamış bir tek insan var sa, eğer meslek sahibi olmak isteyip de imkan sağlanamamış sa bunun sorumlusu biziz. Biz yeterli değiliz demektir’ diyen Aydoğdu, bu düşüncenin bir ideal meselesi olduğunu ısrarla vurguladı.

Aliağa’da Hasır Bilezik kurslarının sebol bir iş olarak kendini kabul ettirdiğini belirten Aydoğan, her ilçemizin sembol bir projesinin olması gerektiğini belirtti.

Avurupa Birliği’nin isteklelerinden birisinin de, sürekli eğitim konusunda önemli adımlar atılması olduğunu belirten Aydoğan, Halk Eğitim Müdürlerinden yaşam boyu eğitim anlayışını ilke edinmelerini istedi.

MİLLİ EĞİTİM OLARAK ÇOK FAZLA İMKANLARIMIZ VAR

Aliağa’da 40 tane okulun, İzmir genelinde 18 bin 800 dersliğin büyük bir bölümünde tekli eğitim verdiğini belirten Aydoğan “Trilyonlar harcanarak yapılan bu okullarımızda günde 5-6 saat eğitim veriliyor. Bunun dışındaki tüm zamanlarda trilyonlar harcanarak yapılan bu okullarımız 16-17 saat boş duruyor. Ama kahvehanelerde lokallerde ve buna benzer yerlerde işsiz güçsüz boş oturan binlerce insan var. Bu bomboş oturan insanlar Halk Eğitim’ler olarak bizim potansiyel insanlarımız. İş güç sahibi olmuş mesaisini bitirmiş boş zamanlarını değerlendirmek isteyen insanlarda bizim hinterlantımız içinde. O insanlara vereceğimiz hizmet farklıdır. Bomboş duran insanlara vereceğimiz hizmet farklıdır. Biz bu şekilde düşünmek ve bu şekilde çözümler ortaya koymak zorundayız. Binalarımız bomboş duruyor ve bakanlığımız diyorki; ‘açın usta öğretici kurslarını bu konuda konusunda hiçbir sıkıntınız olmayacak’ Yaşadığımızı da düşünmüyorum. Sınırsız bir imkana sahibiz. Biz ne isek işimizde odur. Biz neye inanıyorsak onu ortaya koyuyoruz sözlerimizin bir değeri yoktur, yaptığımız işlerin bir değeri vadır”dedi.

300 KULLANILMAYAN BİNAMIZ VAR

Gerek köyde, gerekse şehirde olsun Milli Eğitim’e bağlı bulunan ve boş duran tüm okulların Halk Eğitim amaçlı kullanılmasını isteyen Aydoğan konuşmasına şöyle devam etti;

“Boş duran tüm binaların hepsi bir Halk Eğitim Merkezi olarak hizmet vermelidir. Orda kadınlar, erkekler tüm herkes faydalanmalıdır. Özellikle köylerde boş duran binaları halk eğitim merkezi haline getirmeliyiz. Burada yaşayan insanlarla dialog kurmak, birlikte olmak, devletin hizmetlerini aktarmak, bu insanlara değer vermek, devletin bu insanların ayağına gitmesi, bu insanların da devlete, yöneticilere, topluma bakışını değiştirecektir. O bakımdan hiç bir boş binamız kalmamalıdır. Şu anda 300 kadar boş kullanılmayan binamız var. Kapatılmış köy okullarımız var. Buralarda ya ana sınıfı açacağız, ana sınıfı oluşacak kadar öğrencimiz yoksa halk eğitim merkezleri bu yerleri kullanacak”dedi.

25 BİN ÖĞRENCİYE ÖSS KURSU

Dershaneye gidemeyen ailelerin çocukları için ilk defa Halk Eğitimler bünyesinde kurs düzenlendiğini belirten Aydoğan “OKS ve ÖSS ile ilgili bu yıl ilk defa halk eğitimlerimiz aracılığı ile ücretsiz kurslar gerçekleştiriyoruz. Bazı kaymakamlıklarımız belediyelerimiz de buna destek veriyorlar. İzmir genelinde planlı bir şekilde ilk kez gerçekleştirdiğimiz bir durum. Şu anda 25 bin civarında öğrencimiz devam ediyor. Bizim yatılı okul son sınıf ve lise son sınıf öğrenci toplamımız 100.000 civarındadır. Bu öğrencilerin 25 bini şu anda ücretsiz kurslardan yararlanıyor ve bunu Halk Eğitim Merkezleri gerçekleştiriliyor. Bazı ilçelerimizde sıkı denetlenmediği yönünde bana şikayetler geliyor. Yani bu kurslar denetlenmelidir öğretmen kaç saat derse giriyor, planları, programları olmalı devam devamsızlık çizelgeleri yapılmalıdır. Öğrenciler bırakmış ise takip edilmeli yeniden kazandırılmalıdır.

Halk Eğitim Merkezinin İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün okulları bilgilendirmesi ile bu kurslarda verilen imkanlar öğrencilerimizi burulara yönlendirmeliyiz. Mayıs ayına kadar sınav yaklaşıyor bende buradan yararlanmalıyım diye öğrencisayısı artmalı. Eğer bunu başaramıyorsak bizlerde bir problem var arkadaşlar biz bu işi ciddiye almıyoruz demektir. Bizim vizyonum her alanda bir numara olmak. Yaptığımız işi bu mantıkla yapmalıyız. Okumak kendini geliştirmek bu vizyona hazırlamak. İzmir dünyanın önemli kentleriyle eğitim alanında yarışacak potansiyele sahiptir. Bu bir vizyondur buna inanmalıyız. Halk Eğitimdede, projelerdede, okul öncesi eğitimdede İzmir proje konusunda bilimsel alanda bu yıl ilk defa olimpiyatlara katılıyor bu cesaret isteyen bir şey bu özgüven isteyen bir şey. Tüm Halk Eğitim merkezinin Avrupa Birliği fonlarından yararlanmasını istiyorum. Birkaç proje ile yararlanmasını istiyorum”dedi.

BU İŞİ YAPAMIYORSAN BIRAK

Halk Eğitimciliğin halkla bütünleşme işi olduğunun altını çizen Aydoğan, Halk Eğitim Müdürlerine yönelik konuşmasını şu sözlerle tamamladı;

“Halk Eğitimcilik halkla bütünleşme işidir Halkı yönlendirme işidir. Halkı değerli hissettirme işidir. Halka bir kimlik kazandırma işidir. Bu vizyonla baktığımız zaman bir çok değeri kazanmış oluruz. İzmir’de eğitim alanında gördüğümüz bir aksaklık varsa, sınıflar kalabalıksa, labrotuar yoksa, öğretmen yoksa, hizmetli yoksa sorumlusu benim çünkü bu millet bana güvenmiş demişlerki gel sen İzmir’in eğitim işlerini yürüt. Yürütemiyorsan bırakacaksın. Bende bunu şunun için söylüyorum herkes başında bulunduğu birimle ilgili böyle düşünürse, hepimizin işi kolaylaşır. Benimde sorumluluğum azalır”