13 Ocak 2026, Salı

‘PETKİM İŞÇİSİ NEZDİNDE TÜM İŞÇİ SINIFI KAZANDI’

04 Temmuz 2017, Salı Paylaş Gönderiyi Yayınla
‘PETKİM İŞÇİSİ NEZDİNDE TÜM İŞÇİ SINIFI KAZANDI’

Petrol- İş Aliağa Şube Başkanı Ahmet Oktay yaşanan süreci ve TİS sonrası PETKİM’de nasıl çalışma yürüteceklerini Aliağa Ekspres’e değerlendirdi.

Zorlu bir TİS süreci geçirdiniz. Sonucu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu dönem toplu iş sözleşmesi sürecinde her zaman dile getirdiğimiz bir olayın canlı tanığı olduk. Emek-sermaye çatışmasının birebir örneğini görmüş olduk. Sermayenin mevcut siyasi iktidarı da arkasına alarak biz emekçilere yapmış olduğu faşizan saldırıyı yaşadık. Sonuç itibariyle ekonomik olarak her ne kadar hedeflerimize ulaşamamış olsak da kazanan PETKİM işçisi nezdinde tüm işçi sınıfı olmuştur. Neden diyecek olursanız? Bizler PETKİM işvereninin iktidar ile birlikte üzerimize gelmesi ile artık bizleri ayrıştıran düşüncelerden uzaklaşarak, sendikamızın ve sınıfımızın etrafında kenetlendik. Bugüne kadar direniş deneyimi yaşamamış, farklı dünya görüşlerine mensup işçi arkadaşlarımız vardı. Dünyaya işçi olduğunun, emekçi olduğunun farkında olduğu bir pencereden bakması gerektiğini tüm arkadaşlarımız öğrenmiş oldu. İşte bu bizim için belki de en büyük kazanımdır. Petrol-İş’te 35 yıldır sendikal mücadeleyi hep beraber yürütüyoruz ama bugüne kadar yaşamadıklarımızı yaşattılar. Bize bunları reva gören anlayışı bir kez daha kınıyoruz.

Görüşmeler esnasında devlet yetkililerinin sizlerle görüşmesi oldu. Sizce bu görüşmeler arabuluculuk niyetini yerine getirdi mi?

Devlet erkânının bu sözleşme sürecine müdahil olması doğru değildi. Çünkü PETKİM 2008 yılına kadar kamu kuruluşuydu ve 2008 sonrası özelleştirildi. Madem müdahil olacaklardı, niye burayı özelleştirip sermayeye peşkeş çektiler? PETKİM işvereninin bizim adımıza açmış olduğu bir dava var. TİS sürecinde yaptığımız eylemlerden dolayı yaşadıkları 1 milyon 300 bin liralık tazminattan bahsetmişler. PETKİM’in stratejik öneme sahip bir iş yeri olduğunu beyan etmişler. Biz de yine soruyoruz ‘Madem bu kadar stratejik bir önemi vardı. Neden özelleştirildi?’ önce bu sorunun yanıtını versinler.

Sonuç olarak PETKİM’de gerçekleştirilen TİS görüşmelerinde hem Azerbaycan devlet yönetimi hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti PETKİM işvereni ile birlikte hareket etmiş, sermayeden yana taraf olmuşlardır. Bu PETKİM’i yöneten Azeri yöneticilerin, bu devletin atanmış bürokratlarını kullanma çabasıdır aynı zamanda. İlçe emniyeti, İlçe Kaymakamlığı, İzmir Valiliği’nin ilk başta arabulucu gibi başlattığı girişimin daha sonrasında nasıl tarafçılığa dönüştüğünü 2000 PETKİM işçisi ile beraber gördük.

PETKİM işçisi ne diyor?

Eylemimizi başlattığımız ilk gün SOCAR CEO’su ve AK Parti Iğdır Milletvekili şirketi ziyarete geldiler. Daha sonra aldığımız duyumlara göre İç İşleri Bakanlığını ziyaret ediyorlar ve yüksek hakem kurulu tarihinde bir ilk yaşayarak sözleşmemizin görüşme süresi öne çekildi. Bunlar birbirini takip eden konular ve PETKİM işçisi bunu gördüğü andan itibaren bizlerinde gözaltına alınma sürecimizle birlikte bir öfke biriktirdi.

Bizler işçi arkadaşlarımızı polisle yüz yüze getirmemek adına temsilci arkadaşlarımızla kamyonların önünde durduk. Ancak bizlerin yaka paça gözaltına alınmamız üyelerimizin hazmedebildiği bir durum değil.

‘Sağduyu göstermeseydik sonuçlar böyle olmazdı.’

Emniyetin size olan müdahalesi bazı çevrelerce oldukça tepki çekti. Neden sizlere böyle müdahale edildi?

İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’nden gelen bir müdahaleydi. Daha sonrasında bize o gün yapılan operasyonun gözaltı değil de bir yakalama olduğunu içeren tartışmaları duyuyoruz. Ancak o gün PETKİM’de bulunan herkes gözaltı sürecinin başladığına dair emniyet görevlilerinin açık anonsuna şahit oldu. Bundan sonraki süreci kendi hukukçularımızla değerlendirip, takipçisi olacağız. Bizler sağduyulu davranışta bulunarak işçi arkadaşlarımızı tel örgülerin arkasına çektik. Bizim başka sonuçlar doğurmasından endişe ederek gösterdiğimiz sağduyuya ise verilen yanıt maalesef kabul edilebilir gibi değil.

Ailelerin ve diğer tüm sivil toplum kurumlarının ve siyasi partilerin desteğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ailelerin PETKİM önüne desteğe gelmesi, bir işçinin kendi örgütüne nasıl sahip çıkması gerektiğinin göstergesi oldu. Ayrıca bizleri yalnız bırakmayan emekten yana herkes mücadelemize güç kattı. Hepsine bir kez daha temsil ettiğimiz üyelerimiz adına çok teşekkür ediyorum.

Neden işverenler bu süreçte üç yılda ısrarcı?

Bizim toplu sözleşmemizin apar topar YHK’ ya gönderilmek istenmesi de göstermiştir ki PETKİM işvereni sözleşmeyi 3 yıl ile bağlayarak sendika ile işçiler arasında özellikle TİS süreçlerinde artan bağı kırmak istiyor. Zaten 3 yılda bir gerçekleştirdikleri sözleşmede, ilk yıl zam olduğu için geri kalan yıllarda üç sözleşmede bir sözleşme kaybımız olurken, işveren buradan karlı çıkacaktır. Ancak yaşanan süreç sonrası bizim üyelerimizle aramızdaki bağı daha da güçlendirdiği için en azından bu konuda amaçlarına ulaşamayacaklar. Bundan sonra PETKİM’de iş barışı ortadan kalktı. Üyelerimiz halen işverenle nasıl bu işleyişi sürdüreceklerini soruyorlar. Bizler de bunu asla unutmayacağımızı dile getiriyoruz. Bizler bundan sonra her platformda PETKİM’in nasıl yöneltildiğini anlatacağız.

Son olarak ülkemizde süren ‘Adalet Yürüyüşü’ için ne söylemek istersiniz?

Bize tüm yaşananların öğrettiği en belirgin şey adaletin herkese lazım olduğudur. Bizler adaletin olmadığı hukukun işlemediği bir ülkede OHAL sürecinden geçiyoruz. İşverenler hükümet ile birlikte bizlere baskı uygulayarak adil olmayan sözleşmeler imzalatıyor. Bu yüzden aynı noktada adalet talebini destekliyoruz.

(EREN SARAN)