İŞKUR İzmir İl Müdürlüğü ve Aliağa Ticaret Odası işbirliği ile Aliağalı işletmecilere İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası bilgilendirme toplantısı yapıldı.Aliağa Ticaret Odası seminer salonunda düzenlenen toplantıya Çalışma ve İş Kurumu İzmir İl Müdürü Kadri Kabak ve Müdür yardımcısı Zafer Şener konuşmacı olarak katıldı.
İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın tanıtımının yapıldığı toplantıda ayrıca kanunun getirdikleri, işveren ve çalışan yükümlülükleri, idari para cezalarının detaylı olarak anlatıldı.
Toplantı öncesinde kısa bir konuşma yapan Aliağa Ticaret Odası Başkanı Adnan Saka, oda olarak bu gibi bilgilendirme toplantılarına büyük önem verdiklerini söyleyerek, “Bildiğiniz gibi genelde eğitimli ilgili olarak, İş kurumu olsun sosyal güvenlik kurumu olsun ve diğer kurumlarla her zaman için Aliağa’da yenilikçi olarak neler yapılabilir, gereklilikler, kanunlarda yapılan değişiklikleri sizlerle paylaşmak istiyoruz. Bunları da birinci ağızdan yapmamızın en doğrusu olduğunu düşünüyoruz. Bilgi kirliliğini temizlemiş ve yanlışları bulmuş oluruz diye düşünüyoruz. İşkur ile odamızın iş birliği ile düzenlediği İş Sağlığı ve Güvenliği yasası tanıtımı yapılacak. Ayrıca kanunun getirdikleri işveren ve çalışan yükümlülükleri, idari para cezaları detaylı olarak anlatılacağı bir toplantıya hoş geldiniz” dedi.
“BU KONU GEREKTEN ÇOK ÖNEMLİ”Saka, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği konusuna gerektiği kadar önem vermediğini ifade ederek, “Bu konu gerçekten çok önemli, bizim sürekli eğitim yaptığımız bir ortamda gördüğümüz bir takım değişmeler var. Ben kısaca şunu da söylemek istiyorum, biz eğitim verdiğimiz zaman bir iş makinesi eğitimi yaptığımızda ve ya bir inşaat kalfası eğitimi yaptığımızda, keseri nasıl kullandığını ve ya o iş makinesini nasıl yürütebileceğini çalıştığı zaman ne olacağını öğretiyoruz. Kaldı ki yanında diğer eğitimleri de veriyoruz. Ama eğitimi alanların, sosyal taraflara yani insan sağlığına yaşam sağlığına pek önem vermediğini görüyoruz. Özellikle insanlarımızı, çalışanlarımızı bu yönde eğitmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü genel iş kazalarında, gördüğümüz olaylarda hep o tarafı için eksik kalmış görünüyor. Bu eğitimi alan kişilerde bu işin çok fazla üzerinde durmuyor benim bu makineyi en iyi şekilde kullanmış olmam diye düşünüyor belki de, bizim bu düşünceyi kırmamız lazım diyorum. Bunun içinde eğitimleri daha fazla daha detaylı yapmamız lazım. Buna değer vermeyi de öğretmemiz lazım. Gördüğünüz gibi kanunlarda da sürekli değişiklikler yapılıyor. Şimdi bu yeni gelen iş kanunundaki yeni görevlerle birlikte, işverene bayağı iyi bir dönem düşüyor bu konumda. Bunu bilinçli yaparsak çok daha iyi bir dönem olur diye düşünüyorum. İş Sağlığı ve İş Güvenliği yasası dışında, İşkur’un işveren sigorta pirimi işveren desteği konusunda çalışanlar için İl müdürümüz ve müdür yardımcımız sizlere bilgi verecek” dedi.
“TALEPLERİNİZİ BİZE İLETİN”Adnan Saka, bu tarz eğitim toplantılarına yönelik olarak gelecek taleplere değer verdiklerini söyleyerek, “Bu tip toplantılar ile ilgili talepleriniz olursa, bunları nasıl karşılayacağımız hep birlikte düşünmemizi isterim. Herhangi bir konuda, sizin mesleki konularınızda düşünceleriniz varsa bunları bize ne zaman olsa bir form ya da onun gibi hiçbir şeye gerek yok. Bir yazıyla da şifai olarak şu konuyla ilgili şöyle bir eğitim yapılsa faydalı olur şeklinde talepte bulunabilirsiniz” dedi.
ALTO Başkanı Adnan Saka’nın ardından toplantıya konuşmacı olarak katılan Çalışma ve İş Kurumu İzmir İl Müdürü Kadri Kabak, katılımcılara kanunun getirdikleri, işveren ve çalışan yükümlülükleri, idari para cezaları konusunda bilgiler verdi. Kabak, düzenleme ve yapılanmalarla birlikte kurum olarak yoğun şekilde eğitim toplantılarına devam ettiklerini belirterek, “Yeni düzenleme ve yeni yapılanma ile birlikte bizde İş kurumu olarak yoğun eğitim programları ve çalışma ve faaliyetleri içerisindeyiz. Bu faaliyetlerden biride güzel ilçemiz Aliağa’da gerçekleştiriyoruz” dedi.
“İŞSİZLİK ORANI AÇISINDAN ORTALAMALARIN ALTINDAYIZ”Kabak, işsizlik rakamları ve istihdam politikalarında çok büyük bir mesafe kat edildiğinin altını çizerek, “Çalışma hayatı son on yıllık süreç içerisinde bombardıman gibi mevzuat değişikliği ve yapılanma sistemine dönüştü. Öncelikle bu sürece kısaca göz attığımızda, bu değişiklikler ve yapılanmalar 2003 yılında başladı. Hakikaten yaklaşık otuz yıl çalışma hayatına hizmet etmiş olan 1475 sayılı iş kanunu gündemini de ömrünü de bir nevi doldurmuştu ve 10 Haziran 2003 tarihinde yerini 4857 sayılı iş kanuna bıraktı. Bir maddesi dışında o da kıdem tazminatı maddesi. Bundan sonra neler oldu çalışma hayatında, bundan sonraki süreçte 2008 yılındaki süreçte ve öncesindeki süreçte 5510 sayılı kanun ve ondan önce 5502 sayılı kanunla sosyal güvenlik reformu gerçekleştirildi. Hakikaten çok önemli ve kapsamlı bir reformdur. Ondan önceki süreçte insanlar farklı farklı ayrımlara tabi tutulabiliyordu. 5502 sayılı kanun ile birlikte sosyal güvenlik sistemi tek çatı altında birleştirildi. 5510 sayılı kanunla birlikte de sosyal güvenlik sisteminden yararlanma aşamasındaki süreç tek çatı altında birleştirildi. Ondan sonra ne gündeme geldi. Ondan sonra Türkiye’de çalışma hayatına yönelik olarak geçtiğimiz süreç içerisinde hakikaten işsizlik rakamlarıyla ilgili olarak ve istihdam politikalarıyla ilgili olarak çok mesafeler aldık. Geçtiğimiz dönemdeki rakamları kıyasladığımızda şu anda çalışma hayatı bakımında işsizlik oranı açısında ortalamaların altındayız. 2012 rakamlarına göre Türkiye’de %9.2 işsizlik var OECD ülkeleri Avrupa Birliği ülkeleri işsizlikten kırılıyor. Belki bu rakamda çok düşük bir rakam değil fakat İspanya ile Yunanistan ile bizimle emsal ülkelerle kıyasladığımızda çok çok daha düşük bir düzeyde” dedi.
“BÖYLE BİR İHTİYAÇ SÖZ KONUSUYDU”Kabak, “Tabii bununla birlikte çalışma hayatında daha atılması gerek adımlar vardı. Yani 2012 yılının 20 Haziran’ı geldiğinde Türkiye’de halen bir iş sağlığı güvenliğine ilişkin yasa bulunmamaktaydı. Yani Avrupa birliği sebatı çerçevesinde çağdaş medeniyetlerle mukayese ettiğimizde böyle bir ihtiyaçta söz konusuydu. Çünkü istihdam politikalarıyla ilgili olarak almış olduğumuz çok adım var ancak iş sağlığı ve güvenliğine yönelik olarak atmamız gereken daha fazla adım var. Yani şöyle belirtmeliyim ki, 2000 yılında bu ülkede iş kazaları ve meslek hastalıkları çerçevesinde kaza sıklık oranı dediğimiz her yüz bin işçide, kazalanan ve iş kazası nedeniyle hayatını kaybeden işçi sayısı %17.9’du. Geçtiğimiz süreç içerisinde bu alandaki çalışmalar ile birlikte bu on yıllık dönem içerisinde kaza sıklık oranında yaklaşık %50’lik bir iyileşme yaşadık. Yani şu anda %8 oranında bir kaza sıklık oranımız var. Ancak bu alanda atmamız gereken daha çok adım var. Ülkemizde her gün bir iş kazası nedeniyle yaklaşık dört kişi hayatını kaybediyor ve her on eş saniyede bir, bir iş kazası meydana geliyor. İzmir için şu belki de daha önemli, iş kazaları bakımında İzmir ikinci sırada geliyor. İş kazalarında İstanbul’dan sonra en fazla İzmir ancak İzmir kayıtlı ekonomi bakımından da kayıtlı çalışma bakımından da birinci sırada. Bazı illerde iş kazalarının beklide büyük bir kısmı bildirimi yapılmadığından kayıtlara yansımadığından dolayı belki İzmir’de iş kazası daha fazlaymış gibi görünüyor” şeklinde konuştu.
İl Müdürü Kabak’ın ardından, müdür yardımcısı Zafer Şener’de katılımcılara yasa ve yapılması gerekenler konusunda bilgiler vererek soruları cevapladı.