Geçtiğimiz Perşembe günü oynanan Aliağaspor-Kanderespor maçının haberini tüm Aliağa Ekspres okurlarıyla paylaşmıştık. Bugün Aliağaspor’umuz, Süper Amatör Lig için final maçını oynayacak. Saat: 15:00’de Çiğli Galip Öztürk Tesisleri’nde Alaçatıspor ile oynanacak olan bu maçımız için taraftar desteğinin ne kadar önemli olduğunu vurgulayarak, 13:30’da belediye önünden kalkacak otobüsleri siz değerli okurlarımıza bildirmiştik. Fakat Aliağalılar takımımız hakkında ne düşünüyor, ya da takımımızı ne kadar biliyorlardı?
Aliağa’yı turladım
Maça iki gün kala böyle bir düşünceyle Aliağa sokaklarında bir tura çıktım. Fakat öncelikle Aliağaspor’a destek veren kişilerle değil, Aliağa’da yaşayıp Futbol kulübümüzün ne kadar tanındığını merak ettim ve sokakta dolaşan birkaç Aliağalı’ya sorular yönelttim.
Abdullah Örenç neler dedi?
Petkimspor’da kalecilik yapmış olan ve futbolu iyi bilen Abdullah Örenç’e gittim ve sordum.. Kendisi Kanderespor maçında takımımızı yalnız bırakmayıp tribündeki yerinden tam destek vermişti. Kendisine ve arkadaşlarına sorduğum ilk soru tabii ki, takımımız oldu. Örenç, “Daha önce 2 kez, bu sene 3. olacak Play-Off maçlarında mücadele ettik. Ama hepsinde taraftar eksiğimiz oldu ve takımımda aksaklıklar yaşandı. İnanıyorum ki, bu maçta daha öncekiler gibi bir sorun yaşamayacağız ve final maçımızı da kazanıp hep birlikte şampiyon olarak ilçemize döneceğiz. Kulüp yönetimi son maçta tam kadro orada olmalı. Çünkü takımımız bir siyaset ortamı değil spor alanıdır. Aliağa’yı seven herkes gelmeli ve takımını desteklemelidir. Çünkü bu ilçede yaşayan ve ilçemizde ekmeğini kazanan herkesin boynunun borcu olduğunu düşünüyorum. Futbol takımımız bir çocuk gibi görüyorum yanında anne babası eksik ise çocuğumuz sağlıklı büyüyemez. Biz bu takıma gönül verdik. Herkes vermeli ki, çocuğumuz hiçbir konuda eksiklik hissetmemeli. Herkesi bu günkü Alaçatıspor ile yapacağımız maça bekliyoruz” dedi.
Aliağa’ya göç
Aliağa turunda sohbet imkanı bulduğum kişilere ilk sorum ne kadar zamandır Aliağa’da yaşadıkları oldu. Aldığım cevap son zamanlarda Aliağa’nın aldığı göç ile ilgili yaptığımız haberleri doğrular nitelikteydi. Hatta bir kaçı Aliağa’da bile oturmuyor, sadece iş için gündüzleri ilçemize geliyor ve mesai sonu evlerine Aliağa dışına gidiyorlardı. Ama bu soracağım soruya engel olamazdı. Çünkü futbol takımımız var ve başarıya emin adımlarla gitmekteydi.
Bir zamanlar Aliağaspor vardı
Sorduğum soruya bir çok Aliağalı, özetle anlatmak gerekirse, aynı ana tema çerçevesinde cevap veriyordu: İLGİSİZLİK. Tabii ki ilgisizlik sadece yönetimle kaynaklanan bir ilgisizlikten bahsetmiyorum, ilçemizin insanları iğneyi kendilerine batırmaktan kaçınmıyor, hata aynı zamanda bizlerde de diyorlar. Yıllar önce, 1993-94 yıllarından bu yana Aliağaspor’umuz, bölgede namı ve başarılarıyla anlatılan bir takımdı. Bu yılları hatırlayamasam da bende büyüklerimden dinliyorum. Daha önceleri Aliağaspor’da oynayan biri olarak futbola olan ilgimden olsa gerek anlatılan hatıralar bana tabiri caizse bir aşk romanı gibi geliyor ve mutlulukla dinliyordum. Bu konuda o zamanların yönetiminde görev alan Ergin Düzkaya ağabeyimi ziyaret ederek bu hatıralarını sizlerle de paylaşması için rica ettim. Beni kırmadı sağolsun ve yıllardır o günleri yaşayan ve bir çok hatıralarla dolan kişilerden dinlediğim hikayelerden birini anlattı bana:
1993-1994 sezonu.
- Yine Aliağaspor’umuzun 3.lige çıkma yolunda yazdığı destansı mücadele ilçemizde olduğu gibi yakın semt ve ilçelerde biliniyor ve övgüyle anılıyordu. 3 lige çıkma noktasında en yakın rakibimiz Çanakkale Çanspor’du. Öylesine bir yarış vardı ki aramızda ezeli rakip diye tabir ettiğimiz bir takım oluvermişti. Şampiyonluk yarışında en önemli rakibimiz olan Çanspor’la yapacağımız maç için 20 bin nüfusluk Aliağa’dan 300 kişilik bir taraftar grubu destek için 5 otobüsle Çanakkale maçına gitmiştik. O gün takımımız berabere kaldı. Ama 3. lige çıkmamızda önemli bir yeri vardır o maçın. Maçta davullar bir dakika susmamış resmen yer yerinden oynuyordu. O zamanlar Aliağaspor’un yönetiminde görev aldığım dönemler olmasına rağmen resmi kimliğimi bırakmış bir Aliağasporlu genç gibi takımımı destekliyordum. 1 dakika oturamadık yerimizde yönetimdeki arkadaşlarım ve o zamanki kulüp başkanımız Hakkı Ülkü her maça gider ve desteklerdik. Tabii bizim desteğimiz bir yere kadar. Aliağaspor deyince akla gelen ilk isimlerinden olan ‘Marko’ ve ekibi, takımımızın başarıya ulaşmasında çok büyük bir görev üstlenmiştir. Kendisine teşekkür ediyor ve Alaçatıspor maçında beraber izleyeceğimiz maça tüm Aliağalı sporseverleri bekliyoruz. Biz takımımızı her alanda destekliyor ve her daim yanında olacağımıza söz veriyoruz. Sizde bize katılıp takımımıza sahip çıkmanız için bütün olanaklar sağlanıyor. Neden bekliyorsunuz” diyerek Aliağalılar’ı bugün oynanacak maça davet ediyorum.
Aliağaspor aşkı siyasetten üstün basıyor
Yarı finalde rakibimiz olan Kanderespor maçında bahsettiğim gibi siyasi partilerin adayları ve aday adaylarının da bulunduğu tribün öylesine renkli geliyordu ki gözüme kendilerini ziyaret edemeden yapamadım ve ajandamı kaptığım gibi Aliağa’nın önde gelen simalarından randevu aldım. İlk durağım Yıllarca Aliağaspor’un kulüp başkanlığını yapmış ve şu anda olmasını dilediğimiz yerlerde bir zamanlar var olan takımımızın “Efsanevi Başkanı” olarak adlandırılan Hakkı Ülkü’nün yanına uğradım. Gerçekten bu başarının sırrı neydi? Sporda nasıl başarılı olunur? gibi soruların cevabını bulabileceğim bir noktada olduğumu biliyor ve korkmadan soruyordum.
“Futbol nedir?”
-Futbol her daim sanayi kentlerinin vazgeçilmezi olmuştur. Çünkü ilçemizde de olduğu gibi tarihte de sanayinin olduğu yerler her daim göç almıştır. Tabi göç alan kentlerde kültürel farklılıklar kendilerini belli etmiş ve gruplaşmalar başlamıştır. Futbolun anavatanı bu nedenle İngiltere’dir.. Çünkü ayrışmaların başlamasıyla beraber bütünlük korunmak istenmiş ve bunu sağlayan en güzel faaliyet futbol olmuştur. Sanayi kentinde çalışanların artık kültür çatışmasını yenmeye başlayıp bir araya gelebilecekleri ortak bir alanları olmuştu . Tabi İngiltere’de sanayi kentlerinden sonra diğer kentlerde futbol takımları kurulmuş ve kentler arasında maçlar oynanmaya başlanmıştır. Bu da beraberinde rekabeti getirmiştir. Sonra futbola olan ilgi arttıkça daha fazla ilgi çekmek isteyen futbol kulüpleri iyi oyuncuları bir araya toplamak istemiş ve belli bedeller ödeyeceklerini de açıklamış ve artık transferlerde profesyonellik dönemi başlamıştır.
İngiltere yine bu konuda dünyaya öncü olmuştur. Fakat ülkemizde gelişmelerden bir haber olup futbolu vatandaşlarımıza kazandırma konusunda ilk adım İzmir’imizde atılmıştır.
İlk takım İzmir Bornova’dır
Ülkemizde futbol tarihi İzmir’in Bornova takımıyla başlamış ardından İstanbul takımıyla devam etmiştir. Tabii ki ilerleyen yıllarda rekabetler ve transferler başladıktan sonra dünyadaki yerini almış ve milli takımımız kurulmuştur. İlk maçımızı Romanya ile yapmış ve 2-2’lik bir skorla berabere kalmıştık. Bu skor bizi ümitlendirmiş ve futbola gösterdiğimiz ilginin artmasına sebep olmuştur.
50’yıllık sporseverim
Gençlik yıllarımda Salihli’nin Beş Eylül takımında 11 numaralı forma ile sahada görev almıştım. Futbola olan sevgimin ilk noktası olarak kabul ettiğim bu yıllar, kendimi geliştirme anlamında günü birlik İzmir’e gelir Alsancak stadında maçları izler ve geri dönerdim. Galatasaraylı Metin Oktay, Beşiktaşlı Baba Recep ve Fenerbahçeli Şeref Has’ı o yıllar izmir’de sevdim. Ogün Altıparmak, kaleci Varol, Altınordulu Beytullah, İzmirsporlu Seyfi’yi, Göztepeli İngiliz Nevzat’ı ve bombacı Halil’i hep o zamanlar tanıdım. Aliağa’da 1989 yılında belediye başkanı olduğum zaman Aliağa’da top oynayacak sahası bile yoktu. Futbola önem veren bir başkan olarak ilk işim saha yapmak oldu. Daha sonra kulübün üzerine eğilerek kendi alt yapımızdaki oyuncularla ve amatör ruhla takımımızı 3. Lige terfi etmesini sağladık. Profesyonel ligde yer almaya başladığımız zaman alt yapı ihtiyacının olduğunu fark ettim ve diğer ilçelerden ve İzmir merkezden transferler yapmaya başladık. İlk yıl ligde tutunmayı hedefledik ve başardık. Sonraki yıllarda 3.Lig kendi gurubumuzda en istikrarlı takım olduk. Zaman zaman orta sıralarda yer almamıza rağmen bazı yıllar şampiyonluk yollunda iddialı olduğumuzu diğer takımlara ve Aliağalılar’a gösterdik. Deplasman maçlarına dahi belediye araçlarıyla taraftar taşıdık. Futbolcularımıza tam destek verdik. Giderek sporu seven Aliağalılar’ın artan biçimde destek olduğunu gördük. İki çim antrenman sahası daha yaptık. Hem alt yapı hem de transfer ettiğimiz oyuncularla 2.lige geçme konusunda iyi mücadeleler verdik. Çan’dan Fethiye’ye kadar takımımızı destekleyerek yalnız bırakmayan taraftarımıza ve en çok da ‘Marko’ya teşekkürü bir borç bilirim. Milletvekili olduğum zaman güzelim takımımız 3. ligde bir süre daha mücadele verdi. Ardından kimine göre 5 milyon (trilyon), kimine göre 6,5 milyon (trilyon) yönetim kurulu karar defterine göre ise 50 bin (milyar) liraya satıldığını öğrendim. Bu beni kahır etti. Yoktan var ettiğimiz takımımız elimizden uçup gitti ve Aliağalılar öksüz kaldı. Şimdi amatör liglerde mücadele ediyor ve üzülüyorum. Bu haftaki Alaçatı maçını alarak, bir üst lig olan süper amatör ligine çıkarlarsa, buna en çok sevinecek olan benim. Nasıl belediye başkanlığı yaptığım zaman Aliağa benim 3. çocuğum diyorsam, Aliağaspor’u da aynı kapsamda değerlendiriyorum. Aliağa’nın profesyonel liglere geri dönmesinde ve süper lige gelmesi konusunda elimden gelen her şeyi, gerek bir Aliağalı olarak gerekse belediye başkanı olarak üzerime düşen görevi yapacağım. Son söz olarak Güzelim Aliağaspor’un Göztepe’ye satılması ilçemizin onurunun satılmasıyla eş değerdir. Ama olan olmuş yolunu bulan bulmuş bizim hedefimiz Aliağaspor’un bölgemizi en iyi şekilde temsil ederek futbol anlamında ün salan bir takım olmasıdır.
Tıpkı Liverpool gibi…
Başarı dolu bu sözlerden kendimi alamıyor ve mesleğimiz icabı yorum yapmamam gerektiğini biliyordum. Fakat şunu sizinle paylaşmadan edemeyeceğim. Hakkı Ülkü’ye kayıt dışı sorduğum soru olarak “böylesine yükselişin püf noktasını nedir?” sorusuna cevabı, “Aydın bu işin püf noktası taraftardır” oldu. Kendisi umuyorum ki, bu cümleyi yazdığım için bana kızmamıştır. Başarının sırrını öğrendim ve sizinle paylaşmak istiyorum. Taraftarsız takım ruhsuz beden gibidir bir işe yaramaz yeter ki, Aliağalılar olarak takımımızı destekleyelim. İnanın süper amatör bile bize dar gelecek. Eskiden olduğumuz gibi profesyonel liglerde top koşturacak ve tribünden tezahüratlar yapacağız. Ardından hızlıca yönümü diğer Aliağalılara çevirmek için semtimizin sokaklarında dolaşmaya çıktım. Aliağaspor’u yakından takip eden ve desteğini hissettirerek elinden geldiğince maçlarına katılan Serkan Acar’ın yanına uğradım. Kendisine “Aliağasporumuz’un maçlarına ve antrenmanlarına katıldığınızı görüyorum. Sizce takımımız bu yarışta nasıl ilerliyor ve ne durumda?” sorusunu sordum. Şunları söyledi:
-Aliağaspor yıllardır faal durumda olan ilçemizin bir futbol takımı. Fakat son dönemlerde futbol takımımızda eskiden olduğu gibi bir canlılık bulunmamaktadır. Nedenini herkesin bildiğini düşünüyorum. Özellikle belirtmek istediğim birkaç husus var takımımızla ilgili. Bunlardan en önemlisi Aliağaspor bir futbol kulübüdür. Başarıya ulaşmak için bu kulübümüzün lehine olacak her türlü doğru yol izlenmelidir. Özellikle de yönetimde siyasetin yapılması takımımızı başarısızlığa götürür. Tüm Aliağa halkının da bildiği üzere Aliağasporun yıllarca bahsedilen bir ünü ve taraftar topluluğu vardı. Şu anda baktığımızda takımı zayıflamış görmekteyiz. Tabii ki bunu bir çok etkeni var. Başarısızlıkların sona ermesi için elimizden geleni yapacağız. Önümüzdeki alaçatıspor maçında ben de siyasetten önce bir Aliağalı olarak ilçe temsilcisi takımımızın yanında olup elimden gelen tüm desteğimi göstererek Süper amatör ligi sevincini paylaşacağız. İsterim ki Aliağaspor camiasını öncesi gibi hatta daha da fazla bir katılımla takım ruhunu büyüterek hep beraber bu sevinci paylaşalım” dedi.
Acar’ın bu sözleri beni umutlandırmış, verdiği destekle hem türbin hem de futbolcular moral buluyor ve takımıza büyük katkıları olacağına inanıyordum.
Zeybekoğlu neler söyledi?
Yol güzergahında son zamanlarda adını duyduğumuz Fatih Zeybekoğlu’na da uğramak istedim. Kendisinin işlerini de aksatmak istemememden ötürü Aliağaspor için görüşlerini sormak istedim. Yaptığımız sohbette Aliağaspor’u sordum kendisine. Zeybekoğlu “Aliağaspor daha önce şimdi olmasını istediğimiz noktadaydı. Fakat satıldı. Ülkelerin olduğu gibi bölgelerinde adının duyurulmasında spor çok önemli bir branş. Aliağa deyince ülkemizde sanayi akla gelmekte. Fakat bizim güzel bir takımımızla futbolla neden ilçemizin adı anılmasın. Toplumumuzun futbola olan aşırı bir ilgisi var. Biz bu konuda Aliağamız’ı bir sanayi kentinden çok insanlara futbol takımıyla spora da önem veren bir ilçe olduğumuzu göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Futbol takımımızın yanında alt yapımıza da önem vermemiz gerekiyor. Bakın bu gün dünyada Barcelona adını duyurmuş bir kulübtür. Yoldan herhangi birini çevirin ve kendisine Barcelona’yı sorun çoğunluğu bir spor kulübü olduğunu bilir. Barcelona hangi ülkede olduğunu sorun eminim yarısı bilmiyordur. Ya da haritada yerini sorun. Hiç olmadı nasıl bir kent olduğunu sorun. Alacağınız cevap çoğunlukla aynı spora verdiği önem ve spor kulübü olduğunu duyacaksınız. Peki bizim böyle olmamamız için bir engel var mı? Tek yapmamız gereken satmak değil, üzerine bir şeyler koymaktır. Ben bugün bir Aliağalı olarak bugünkü maçta tribünde yerimi alacağım ve takımıma gereken desteği sağlayacağım. En azından benim gibi düşünen Aliağalılar varsa kendilerini de desteklemek için takımımızın yanında olmaları konusunda çağrıda bulunuyorum. Takımımız kazansın Aliağa kazansın” dedi.
Ortak buluşma noktası
Konuşma sonrasında birbirleriyle yarışan ya da farklı kültürlere sahip olan insanların böylesine görüşler beyan etmesine ne kadar güzel diye kendime bir çay ısmarladım ve düşünmeye başladım. Hakkı Ülkü’nün de dediği gibi takımımız ortak buluşma noktası oluvermişti. Herşeyden uzaklaşıp bütün stresleri dertleri bir noktaya bırakıp ortak bir tatlı sorun oluvermişti Aliağaspor. Bende inanıyorum ki, bugünkü maçta her şey güzel olacak ve galip gelen takım olacağız. Ama şunu unutmamak gerekiyor sevgili okurlar. Sen yoksan biz bir eksiğiz.