İzmir'de Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında 270 sanığın yargılandığı davada savunma yapmaya devam etti.
Aliağa Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü'ndeki salonda, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesince görülen duruşmaya bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları katıldı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kaydedilen duruşmada tutuksuz sanıklardan telsiz astsubayı İsmail Cem Beyazit, Astsubay Çavuş Muhammed Sefa Taşkeser, Topçu Astsubay Cemre Karataş, Harekat Astsubay Çavuş Eyüpcan Sezgin ile Topçu Uzman Çavuş Fatih Karakoç ve Yara Savunma Uzmanı Uzman Çavuş Cafer Benzer, 15 Temmuz'da TCG Bozcaada gemisinde nöbetçi olduklarını, tutuksuz sanık Astsubay Üstçavuş Arif Özdemir de 'acil personel toplanma planı' çerçevesinde gemiye geldiğini söyledi. Tutuksuz sanıklar, FETÖ ile hiçbir bağlantılarının olmadığını, iddianamede haklarında geçen üzerlerine atılı hiçbir suçlamayı kabul etmediklerini dile getirdi.
TCG Bozcaada gemisinde görevli tutuklu sanık eski Topçu Astsubay Üstçavuş Cihan Avdan, hakkında yapılan soruşturmada 6 Ekim'de FETÖ'nün haberleşme programı ByLock'u kullandığı gerekçesi ile gözaltına alınıp tutuklandığını aktararak, "Kesinlikle indirmedim, kullanmadım. 15 Temmuz sürecinden sonra böyle bir program olduğunu haberlerden öğrendim. Programı kullanmadım, indirmedim kendimden eminim. Programın hattım üzerinden dolaylı olarak kullanılabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır." diye konuştu. TCG Bartın gemisi eski komutanı tutuksuz sanık Binbaşı Serdar Durukan, 13 Temmuz 2016'da Bartın gemisi komutanı görevini devraldığını belirterek, darbe girişimi akşamı 21.24'te Whatsapp grubundan acil toplanma ve seyir hazırlığı mesajı geldiğini kaydetti.
Durukan, gemiye intikal ettiğinde tutuklu sanık eski Foça Batı Görev Grup Komutanı Tuğamiral Yaşar Çamur'un kendisine "kırmızı durum" olduğunu ve seyre çıkılacağını söylediğini belirterek, Çamur'un "Yalnızca benden emir alacaksınız, ben söylemeden dönmeyeceksiniz" dediğini ifade etti.
Seyre çıktıklarında saat 23.35'te Boğaziçi Köprüsü'ndeki haberleri duyduğunu belirten Durukan, saat 23.45'te o sırada Ankara'da olan eşiyle telefonda konuştuğunu ve eşinin kendisine Ankara'da uçakların alçak uçuş yaptığını söylediğini kaydetti.
Terör saldırısı tehdidiyle karşı karşıya olduklarını düşündüğünü söyleyen Durukan, "Televizyonda haberleri gördükten sonra telefon trafiği başladı. Gemi komutanları hariç telefonlar toplatıldı. Ne olduğunu anlamaya çalıştım. Foça ile Midilli arasındaki 8 kilometrelik bekleme sahasına intikale geçtik. Gemi komutanlarıyla suç teşkil edecek herhangi bir emir verilirse kendi aramızda konuşma kararı aldık. Yıllarca bu komutanlarla omuz omuza görev icra ettik. Görüşümüz personel ve geminin güvenliğini sağlamak için limandan ayrıldığımız yönündeydi. Bayburt Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde görevli kardeşim Mete Durukan'la konuştuk. Bana FETÖ deyince açıkçası rahatladım. Çünkü FETÖ'cü değilim." ifadelerini kullandı.
Kardeşinin telefonda kendisini 'Abi gemi içinde de FETÖ'cüler olabilir, dikkatli olun. Belki FETÖ'cü komutanlardan da emirler gelebilir. Emirlerini iyi tart' şeklinde uyardığını ifade eden Durukan, diğer kardeşi Melih Durukan'ın sabah saatlerinde kendisini arayıp Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın "Darbenin karşısındayız" açıklamasını aktarmasıyla rahatladığını kaydetti. Gece boyunca irtibatta olduğu TCG Beykoz ve TCG Bozcaada komutanları ile 'Darbe yanlısı, uygunsuz emir geldiğinde uygulamayacağız' şeklinde karar aldıklarını iddia eden Durukan, "Şu an Urla Uzunada Liman Hizmetleri Komutanlığı'nda görev yapıyorum. Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olan biri olarak hayatımın hiçbir döneminde ne benim, ne ailemin FETÖ'cülerle bir teması olmamıştır." dedi.
(AA)