Türkiye Gençlik Vakfı Aliağa Temsilciliği tarafından “28 Şubat sonrası” konulu konferans düzenlendi. Aliağa Tüpraş Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonunda gerçekleştirilen ve moderatörlüğünü Ali Osman Karabulut’un yaptığı programa gazeteci –yazar Abdurrahman Dilipak ile Ünlü Aktivist-Yazar Tuğrul Selmanoğlu konuşmacı olarak katıldı.
Program, bir dakikalık saygı duruşu akabinde okunan İstiklal Marşı ve Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Programın açılış konuşmasını yapan Türkiye Gençlik Vakfı Aliağa Temsilciliği Başkanı Muhammet Doğan, Türkiye Gençlik Vakfı olarak geçmişinden ders alıp, geleceği emin adımlarla yürümek için, tarihte yaşanmış olayları asla unutmayacaklarını belirterek. “28 Şubat bu anlamda asla unutmayacağımız bir süreçtir, 15 Temmuz gibi. Çünkü 15 Temmuz’u iyi okursak, 28 Şubatı iyi analiz edersek hainlerin bu vatanla neden bu kadar çok uğraştıklarını daha iyi anlarız. 28 Şubat sürecinden genç yaşında hakkı savunmayı görev edilen, nihayetinde idamla yargılanan, sonra yüreğini ve canını 15 Temmuzda bir kez daha ortaya koyan yiğit kahramanlarımızdan Şehit Halil Kantarcı’yı, darbe girişimin seyrini değiştiren Şehit Ömer Halis Demir’i, köprüde hain kurşunlara ilk adım atanlardan Şehit Erol Olçok ve oğlu Tayyip Olçok’un şanları anlatmakla bitmeyecektir.” dedi.
"28 Şubat’ın herkes için acı bir yanı var”
Konferansa konuşmacı olarak katılan Gazeteci-Yazar Abdurrahman Dilipak konuşmasına “Annem beni darbelerin ortasında doğurmuş. 60 darbesini hatırlıyorum, çocuktum. 12 Mart’ta mahkûm oldum, yurt dışına kaçmak için İstanbul’a geldim. 74 affıyla kurtuldum. Ama 47 yıldır sanığım, hala devam ediyor. Kesintisiz 47 yıldır sanığım. 500 yıldan daha fazla mahkûmiyet talebi ile yargılandım. Hiç içeri girmedim nasıl oldu bilmiyorum ama. Bir günde 5 defa haftada 5 gün duruşmaya çıktığım oldu. Bir avukat bir hâkim benim kadar mahkemeye çıkmamıştır. Özellikle o 28 Şubat döneminde. 28 Şubat’ın herkes için acı bir yanı var, benim için de” diyerek” başlayan gazeteci-yazar Abdurrahman Dilipak “Batı BÇG’yi, SSCB’nin dağılmasından sonra, tehlikenin rengi ‘kızıl’ değil, artık ‘yeşil’ olunca, İslam’a karşı yeni bir soğuk savaş cephesi açtıkları süreçte ‘Komünizmle Mücadele’ yerine ‘Şeriatla Mücadele’ için örgütledi. FETÖ’yü ise, ABD, NATO, Batı ve İsrail’e yönelik tehdit oluşturmayan, alameti farikaları kaybolmuş ‘yeni bir İslam’ imalatı için kullandı. ‘İslamofobya’ bu aklın ürünü idi. El Kaide’den devşirilen DAEŞ de aynı aklın ürünü idi. BÇG’liler işi abartıp, ‘İslam’ın ılımlısı-radikali olmaz’ noktasına götürdüler. Uluslararası sistem ise, radikalleri tasfiye edip, artık, sol, liberal, laikçi ve Kemalist unsurlar yerine ‘ılımlı İslamcılar’ı sisteme entegre etmek istiyorlardı. BÇG’liler, ordu, iş, istihbarat, polis ve bürokrasideki namaz kılan, başörtülü herkesi hedefe koyunca, BÇG’lileri ordudan tasfiye etmek ve FETÖ’nün önünü açmak için REFAH-YOL hükümetine kapı aralandı. Erbakan’ı harekete geçirmek için ordu içindeki bazı BÇG’lilerin iktidara karşı meydan okumaları deşifre edildi. Ama Erbakan, ‘Bakalım kanlı mı olacak kansız mı’ diye harekete geçmedi. Çünkü Erbakan harekete geçerse aynen Gezi’de olduğu gibi herkesi sokağa dökeceklerdi. İçeride şiddetin kontrolden çıkma ihtimali vardı. Binlerce, on binlerce insanın hayatını kaybetme riski vardı. Erbakan hükümetten istifa ederek görevi Çiller’e terk etme kararı aldı. Eğer o gün bir Gezi kalkışması olsaydı, piyasayı, medyayı, STK’ları manipule edenlere karşı Çatlı devreye gidecekti. Çatlı ekibi iktidarın örtülü korumasını yapacaktı. ‘Sistem’ böyle planlamıştı. Erbakan harekete geçmeyince BÇG kanadı harekete geçti ve Susurluk gerçekleşti.” şeklinde konuştu.
Alman televizyon kanalında yaptığı çıkış ile tüm Türkiye’nin sevgisini kazanan Ünlü Aktivist-Yazar Tuğrul Selmanoğlu ise bundan 20 yıl önce Kudüs gecesi yapıldığı için Sincan’da tankların yürüdüğünü, İsrail’in çıkarlarını korumak için bu ülkenin ordusu hangi akla hizmet ise o gün tankları yürüterek başbakana da darbe yapıldığını, 40’a yakın İslam ülkesini gezdiğini, her yerde Türkiye’ye olan sevgi ve güvenin çok fazla olduğunu, Türkiye’ye umut bağladıklarını, Türkiye zayıf kaldığı sürece siyonizmin korkacağı bir şey olmadığını söyledi. Program sonrasında katılımcılar Karikatürist Furkan Şimşek’e ait “ Darbe” konulu karikatür sergisini gezdiler. Programa Aliağa Belediye Başkan Yardımcısı Mehemedali Özkurt, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ogün Derse ,TÜGVA İzmir İl temsilcisi Yasin Keskin, AK Parti İlçe Teşkilatı yönetim kurulu üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
(NİMET ERGÜN)