Aliağa Güven taksi durağında 15 yıldan beri taksicilik yaptığını belirten Mehmet Ali Köprü’ye işlerin nasıl olduğunu, sıkıntılarını, isteklerini ve mesleğin zorlukları sorularını sorarak, sorularımıza cevap bulmaya çalıştık.
İşler durgun pek ahım şahım bir şey yok. İşler bizi tatmin etmiyor diyen Köprü,şikayet ve sıkıntılarını Aliağanın sesi olan gazetemize anlatmaya başladı. Köprü, “Taksi durağımızda lavabomuz yok,suyumuz yok bunların çözümlenmesini istiyorum” dedi.
Aliağa’daki taksicilerin ortak sorunu olan “T” plakasıyla ilgili dert yanan Köprü, “Bize Ankara’dan yazı geldi. Aynen size okuyorum; ‘Aliağa ilçesi köylerinde çalışmakta olan 69 adet ticari taksi için tahdit kapsamında henüz kullanılmadığı anlaşılan”35T9900-9999” plaka aralığı, 76 adet minibüs için ise henüz kullanılmadığı anlaşılan “35M9900-9999” plaka aralığında tahdit tanımlaması yapılmış olup, ilgi (b) yazı ekinde belirtilen köy tahditli ticari araçlara noter satış işlemi öncesinde bu seri aralığından tahditli plaka verilerek işlem yapılması hususunda. Bilgi ve gereğini arz ederim’ diye. Yazı gelmiş ama hiçbir şey yapılmadı. Bu durum bizi sıkıntıya sokuyor” diye konuştu.
Şehir içindeki minibüslerden de şikayetçi olduğunu belirten Köprü, “Minibüsler durak harici her yerde duruyorlar. Bizi yolda çok sıkıştırıyorlar. Sadece biz değil bütün vatandaşlar minibüsçülerden şikayetçi. Minibüsçüleri durak yerlerinde durmaları için buradan onlara sesleniyorum” şeklinde konuştu ve Köprü bir diğer sıkıntı olan trafik ve bozulmuş yoldan yakındı. Köprü, “Trafiğin sıkışık olması zamanımızdan çalıyor ve yolların bozuk olmasından dolayı arabalarımızın alt takımı mahvoldu” diyerek buna bir çare bulunmasını söyledi.
Mesleğin zorluklarından bahseden Köprü, “Adam gece geliyor sarhoş, cebinde beş parası yok. Gideceği yere götürüyoruz. Vardığımızda da para vermiyor bıçak yada silah çekiyor. Yani çoğu zaman can güvenliğimiz tehlikeye giriyor” dedi.
Yine aynı durakta taksicilik yapan Mehmet Kahyaoğulları’na işlerin nasıl olduğunu, sıkıntılarını, isteklerini ve mesleğin zorlukları sorularını sorarak, sorularımıza cevap bulmaya çalıştık.
30 yıllık taksicilik yaptığını belirten Kahyaoğulları işlerin kötü olduğunu söyledi. Kahyaoğulları, “Emekliyim ama yetmiyor ve ek iş yaptığım içinde emekli maaşımdan her ay 210 TL kesinti yapılıyor. Akıl var mantık var emekli maaşım bana yetse ek iş yaparmıydım” dedi.
Taksi dediğin zaman amme hizmeti veren bir kuruluştur. Biz 24 saat vatandaşa hizmet veriyoruz. Ne gecemiz belli ne de gündüzümüz. Çıkmaz sokak bilmeyiz. Vatandaşa da hizmet vermekten gurur duyarız diyen Kahyaoğulları, “ Ama şu Petkim sitelerine girerken bize çıkarılan zorluklardan çok şikâyetçiyiz. Petkim’e minibüsünden, özel aracına kadar her türlü araç geçiyor ama biz hemen giremiyoruz, bizden ruhsat istiyorlar iki saat zamanımızı çalıyorlar, niye? Uygulanacaksa diğer araçlarada uygulansın. Biz hizmetkârız, 24 saat hizmet veriyoruz. Ve petkim’de ilk girdiğin yerde ruhsatı bırakıyorsun, dönerken de ruhsatını bıraktığın yerden çıkmak zorundasın. Bu da bize bazen pahalıya patlıyor. Misal; benim başka taraftan çıkıp, benzinliğe uğrayıp yakıt almam gerekiyor. Önce ruhsatı bıraktığım yere uğrayıp öyle çıkmam gerekiyor. Bu tam bir ızdırap, Petkim’in yaptığı bu uygulama bizim çok zorumuza gidiyor. Yetkililerde bu soruna el atmasını istiyorum” diyerek sıkıntısı anlattı.
Aliağa’daki taksicilerin bir diğer sorunu olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği ruhsatlar. Bu ruhsatlar normalde bir taksici Havaalanına ve Otogar’a gittiği zaman giriş parası diye bir ücret vermemesi anlamında olduğunu söyleyen Kahyaoğulları, “ İzmir Büyükşehir Belediyesi bize bir ruhsat verdi ve bu ruhsattan üç see geçtikte sonra haberimiz oldu. Bununda üstüne ceza yedik. Neyse aldık bu ruhsatı, havaalanına, otogara müşteriyi götürüyoruz. Girişte para almamaları gerekirken bizde 5 TL ücret alıyorlar. Madem bizden para alacaklar. Bu ruhsatı bize niye verdiler anlamıyorum ve ruhsat ne işe yarıyor bilmiyorum” diye konuştu.
Aliağa’da sosyal tesisler olsa işler artar diyen Kahyaoğulları, “Denizimiz var ama sosyal tesislerimiz yok, plajlarımız çok sahipsiz. Halk plajı diyorsun 5 TL alıyorsun, böyle oluca kimse plajlara gelmez. Ama para alınmazsa, herkes plajlara gelir. Hem biz bu durumdan yararlanırız, hem diğer esaflarımız. Ey bu ya önceden plajlar tel örgülerle kapatılmıştı. Sonradan çıkardılar telleri. Tabi gelmez kimse bizimde işimiz olmaz. Şimdiki yönetimden sosyal tesis yapılması konusunda bir talebimiz oldu ve bize bu konuda söz verdi. İnşallah verdiği sözü tutarda bizim yüzümüz güler”.
Taksiciliği zorluklarını gazetemize anlatan Kahyaoğulları, “Zaten işler bozuk, bunun üzerine millet veresiye biniyor, sonra veririm diyor. İşte böyle insanlarla uğraşıyoruz. Delisi var, sarhoşu var. Geçenlerde arkadaşlarımızın taksileri gasp ettiler. Çoğu zaman can güvenliğiniz tehlikeye giriyor” dedi.