MHP Aliağa İlçe Teşkilatı Cumhuriyet Meydanında İftar yemeği düzenledi. Düzenlenen İftar yemeğine Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Oktay Vural’ın yanı sıra yaklaşık 3 bin kişi katıldı.
Düzenlenen iftar programında, yemeğin ardından “Grup Elçi” ilahi grubu ve semazen gösterileri sergilendi. Gösterilerin ardından bir konuşma yapan Aliağa İlçe Başkanı Abdurrehim Aydemir, “Mübarek Ramazan ayının derin mana yüklü ikliminde millet olarak filizlenmek ve bereket olarak akan nimet pınarlarından doya doya içmek için ibadetlerimizi yapıyoruz. İnşallah Cenabı Allah tuttuğumuz oruçları ve ettiğimiz duaları kabul eder. Üzerimizden ihsanını, mafiretini ve himmetini esirgemez. Bu önemli davete katılan her bir dava arkadaşıma şükranlarımı sunuyorum. Hepiniz hoş geldiniz, şerefler verdiniz” dedi.
“ALİAĞA BELEDİYESİNE MHP BAYRAĞINI DİKECEĞİZ”Aydemir, düzenledikleri iftar yemeğindeki amacın hem bir araya gelebilmek olduğunu hem de, partinin ve teşkilatın geleceğe yönelik görüş ve düşüncelerini paylaşması olduğunu söyledi. Aydemir, “Türkiye’nin önüne konulan ve ülkeyi bölünme sürecine sokacak olan ihanet planı olan açılım sürecini ve 2014 yılının Mart ayında yapılacak olan ülkemiz, İzmir’imiz ve Aliağa’mız için nasıl olacağı ve neler getireceğine yönelik görüş ve düşünce alış verişinde bulunmak istiyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonrada amacımız, bütün gücümüz, inancımız, azmimiz ve teşkilatımız ile yaklaşık 7 ay sonra yapılacak olan yerel seçimlerde Aliağa Belediyesine Milliyetçi Hareket Partisi Bayrağının dikilmesi olacaktır. Bunun için gece gündüz demeden, bütün gücümüzle ve teşkilatımızla birlikte, Belediye Başkan adayımız, kardeşimizle birlikte el ele gönül gönüle büyük bir azimle çalışmaktayız. Bu çalışmanın sonuncunda diyoruz ki, gayret bizden, destek sizden. Allahın izni ile başarı ile sonuçlanacak ve Belediye Başkanlığını kazanacağız inşallah” dedi.
“MİLLİ DEVLET, HEPİMİZİN DEVLETİ OLMALIDIR” Aydemir’in konuşmasının ardından kürsüye çıkan MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, iftar sofralarını aynı zamanda milli değerlerin ve ülkenin içinde bulunduğu durumun idrak edildiği sofralar olması gerektiğini söyledi. Vural, yürütülen politikalar sonucunda, millet egemenliğine dayalı ve üniter bir devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin tehdit altında olduğunu söyleyerek, "Milli devlet, hepimizin devleti olmalıdır ama bugün milli devlet yerine etnik kimliklere ayrılmış bir devlet yapılanması meydana getirilmek isteniyor. Maalesef topraklarımızın bir kısmı, emperyalizmin yüz yıl önce bize dayattığı Kürdistan, daha sonra da Ermenistan toprakları olarak ayrılmak, Kürt kökenli insanlarımız büyük Türk milleti ailesinden koparılmak istenmektedir. Dün biz bunları yırtıp atmıştık ama bugün çözüm adı altında, 'bize eğer barış istiyorsanız bunları yerine getirmeniz gerekiyor diyorlar. Çözüm ve barış süreci adı altında, milli devlet ve üniter devlet yapımızdan uzaklaşmaya yönelik çözüm süreçleri, örtülü Sevr'den başka bir anlam taşımıyor" dedi.
“BU KUŞATMAYI DURDURMANIN YOLU DEMOKRASİDEN GEÇMEKTEDİR”Vural, etnik ve mezhep temelli ayrışmanın nelere yol açtığının, Türkiye 'nin yakın coğrafyasında çok iyi görülebileceğini ifade ederek, “Bu tehlikeli sürece dur denilmesi gerekiyor. Sosyal medyada polisler, Twitter polisleri varsa Facebook’ta yapılan eleştirilerde gözaltılar yapılıyorsa, eğer bir ülkede tencere tavalar suç unsuru haline gelmişse belinde bomba, omzunda silah olanlar geziyorsa özgürlüğümüz nerede diye sormamız gerekmiyor mu? Bütün bu süreç içerisinde hem bağımsızlığımıza hem egemenliğimize hem özgürlüklerimize yönelen bu kuşatmayı durdurmanın yolu demokrasiden geçmektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin millet egemenliğine dayalı ve üniter bir devlet olmanın yanında özgür ve eşit vatandaşlardan oluşan bir devlet olarak kuruldu. Ancak gelinen noktada özgürlüklerin de kısıtlanmaya başlandı” dedi. Vural, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hiçbir zaman yönetenlerin kulu kölesi olmadığını belirterek, "Biz özgür bireylerden oluşan bir millet olmalıyız. Ama bugün geldiğimiz noktada eğer özgürlüklerimiz kısıtlanır hale geliyorsa eğer dinleme izlemeyle vatandaşlar tehdit ediliyorsa siyasi partiler üzerinde tuzaklar kuruluyorsa, eğer medya işgal edilmişse, medya bu güzel vatan evlatlarının derdiyle ilgilenmiyor da bir siyasi partinin borazanlığını yapıyorsa, demokratik tercihler nerede olacak, nasıl biz hür bir şekilde yaşayacağız? Bugün spor kulüplerini tutan taraftarları, 'yok efendim şu sloganları atmak yasaktır' diye eğer suçlu konumuna düşürülüyorsa, eğer siyasi konularda görüşlerini ifade eden öğrencilere burs verilmeyecek deniyorsa nereye gidiyoruz diye sorulması gerekmiyor mu? Onun için bugün uygulanan bu politikalar bize nefes hakkı tanımıyor. Bunlara dur dememiz lazım. Bunların şu partiyle bu partiyle alakası yok, insan olmanın erdemiyle alakası var" şeklinde konuştu.
“HATTI MÜDAFA YOKTUR, SATTI MÜDAFA VARDIR” Oktay Vural , Türkiye 'nin dış politika ve ekonomi alanında da bağımsızlığını yitirmiş olduğunu savunarak, “Türkiye 'nin önünde yakın zamanda art arda yapılacak üç seçim bulunuyor ve tüm sorunların çözümü demokrasi ve sandıktan geçmekte. Bütün bu süreç içerisinde hem bağımsızlığımıza hem egemenliğimize hem özgürlüklerimize yönelen bu kuşatmayı durdurmanın yolu demokrasiden geçmektedir. Sokakta değil, sandıkta. Sokağın karanlığında değil, meydanlarda, Aliağa'nın Demokrasi Meydanı'nda, Aliağa'nın burasında.Türkiye 'nin her yerinde, 'Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır' diyerek, her bir sandığı bir cephe gibi düşünmemiz gerekiyor. Türkiye 'nin bir sultanlığa, krallığa, diktatörlüğe, bir etnik cehenneme dönmesini istemiyorsak, bu iradeye dur demenin yolu, sandıkta iradeyi kullanmaktan geçmektedir" dedi.