13 Ocak 2026, Salı

"Aliağalılar Termik Santral konusunda duyarsız"

08 Ocak 2014, Çarşamba Paylaş Gönderiyi Yayınla
"Aliağalılar Termik Santral konusunda duyarsız" Petrol İş Sendikası Aliağa Şubesi, 9. Olağan Kongresi sonrasında başkanlık koltuğuna oturan Ahmet Oktay’la, gazetemiz Aliağa Ekspres olarak Türkiye ve Aliağa gündemine ilişkin söyleşi yaptık. Samimi olarak sorularımızı yanıtlayan yeni başkan, gündemdeki konulara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

TÜPRAŞ ve PETKİM gibi Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarında örgütlü olan Petrol-İş Aliağa Şube’si 9. Olağan Kongresi geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdi. Siz de başkanlık koltuğunuza oturdunuz öncelikle hayırlı olsun.
Teşekkür ederim.
Bütçe, yolsuzluk ve rüşvet gibi protesto gösterilerine katıldığınızı gördük. Petrol İş Sendikası olarak bundan sonra da hayatın içerisinde aktif rol alacak mısınız?
Petrol- İş sendikası olarak yapılması gerektiğini düşündüğümüz bir eylemdi. Ve bu sürecin içerisinde de yer aldık. Tabi ki burada çalışanlara, emekçilere ve vatandaşlara dönük, maddi ve manevi bir saldırı olduğunda, biz bugüne kadar bunun karşısında olduysak, bundan sonra ki süreçte de aynı şekilde o safta yerimizi alacağız. Almak zorundayız da. Çünkü mevcut iktidarın görevde olduğu on bir yıl boyunca yapmış olduğu faaliyetleri hepimiz biliyoruz. On bir yıldır elini gözünü bizim gibi emekçilerin üzerinde hiç çekmedi. Dolayısıyla biz de emekçi sınıfı olarak bunun karşısındayız. Karşısında da olmaya devam edeceğiz. Pis kirlenmiş ellerini bizim üzerimizden çeksinler. Eğer çekmeyeceklerse biz de Oda olarak elimizden geleni yapacağız. Biz bunun için aday olduk. Emekçilerin her zaman yanında olacağız.

İş sağlığı ve güvenliği kapsamında 50’den az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri 1 ocak 2014 tarihi itibariyle işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı çalıştırmak zorunda. Sendikanıza bağlı iş kollarında zaten kaza riskini en aza indirmek için önlemlerin alındığını biliyoruz. Yeni yasa Sendika çalışanlarına ne gibi fayda sağlayacaktır. Siz bu yeni yasanın tam anlamıyla uygulanabileceğine inanıyor musunuz; yoksa kağıt üzerinde mi kalır?
Yeni 6331 İş sağlığı ve güvenliği kanununda, bize göre olumlu yerler var. Ancak sadece yasaları çıkarmak yeterli olmuyor. Dolayısıyla yasayı çıkaranlar, uygulama kısmında yeterli denetim mekanizmasını oluşturmak zorundadırlar. Yasa çıkıyor ama işverenler, sermaye her zaman çıkan yasanın boşluklarından faydalanıp maalesef yasayı kendi lehlerine döndürme arayışı içerisinde oluyorlar. Örgütlü olduğumuz yerlerde bu tür şeylere fırsat vermiyoruz. Bugün Türkiye’de örgütlülük oranı beş buçuk altılarda, örgütsüz çalışan iş yerlerinde maalesef bırakın işyeri güvenliği kurallarını, bunun çok çok ötesinde ilkel şartlarda isçi çalıştıran yerler var. Şahit olduğum bir olaydan da bahsetmek isterim. Bir işyerinde emniyet eldiveni olarak bildiğiniz naylon poşetten yapılan eldiveni vermişler. Ve bu işyerinde bu eldiven koruyucu malzeme olarak geçiyordu. Örgütsüz sendikasız bu işyerlerinde bunların önüne muhakkak geçmek lazım. Örgütlü işyerlerinde her ne kadar bunu yapamazlarsa da işverenler, örgütsüz yerlerde, işverenler çıkan yasa da olsa uymuyorlar. Yasayı tek başına çıkarmak yeterli değil, denetim mekanizmasını da çok iyi çalışması gerekir.

Son dönemde gündemde yer eden bireysel hesaba dayanan kıdem tazminatı bildiğiniz üzere rafa kalktı. Sizce yerinde bir karar mıdır?
Kıdem tazminatında bizim tavrımız net. En son Türk-İş Genel Kurulunda da alınan kararla, kıdem tazminatına dokunmaları halinde ülke genelinde genel grev kararı alma sebebi oldu. Biz de Petrol İş Sendikası olarak, bu olayın tekrar gündeme gelmesi veya kıdem tazminatlarına dokunmalarına asla müsaade etmeyeceğiz. Tazminatlar bizim sigortamızdır. Geleceğimizin teminatıdır. Böyle bir hakkımızın gasp edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz.

Bildiğiniz üzere yerel seçimlere az bir zaman kaldı. Seçimlerde sendika olarak tavrınız ne olacak. Desteklediğiniz bir aday var mı? Yeni gelecek belediye başkanından çözmesini istediğiniz en acil istek ne olurdu?
Aliağa bir emekçi kentidir. Aliağa’ya yakışır bir belediye başkanının göreve gelmesi, emekten yana parti politikaları olan birinin göreve gelmesi tabii ki isteğimizdir. Göreve gelecek olan belediye başkanının en acil olarak tam teşekküllü hastane için uğraşması gerek. Aliağa ağır sanayinin konuşlandığı bir yerleşim bölgesidir. Özellikle sağlık hizmeti noktasında Aliağa’nın büyük bir sıkıntısı vardır. Mevcut siyasi iktidar daha önce mevcut hastaneyi kapatıp, yeni bir devlet hastanesi yaptı ama maalesef yeni hastane mevcut kapasiteden daha geride oldu. Bu hastanenin tam teşekküllü bir sağlık hizmeti verebilecek duruma getirilmesi gerekli. Bir de mesleki hastalıklar ülkenin problemi, şu an itibariyle ülke genelinde benim bildiğim iki yerde mesleki hastane var. Onların da işleyişi ortada. Dolayısıyla Aliağa’ya muhakkak suretle, adına yakışır, taşıdığı özelliklere yakışır bir hastane yapılması gerekli. Göreve gelecek belediye başkanı da, bunun üzerinde çok çalışması gerektiğini bilmeli. Biz de Aliağa halkı ve sivil toplum örgütü olarak üzerimize ne düşüyorsa desteğe her zaman hazır olduğumuzu söyleyebiliriz.

Asgari ücretin 2014’ün ilk 6 ayında yüzde 5, ikinci 6 ayında ise yüzde 6 arttırılması kararlaştırıldı. Buna göre, asgari ücret yeni yılın ilk 6 ayında net 846 lira, ikinci 6 ayında ise net 891 lira olurken, mevcutta yaklaşık 803 lira olan asgari ücrete 43 lira zam yapıldı. Yeni yılla birlikte bildiğiniz üzere ÖTV zammı ile bir çok kalem ürüne de zam geldi. Siz bu zammı nasıl değerlendiriyorsunuz?
İlk 6 ayında yüzde 5, ikinci 6 ayında da yüzde 6 zam açıklandı. Asgari ücret bir geçim ücreti değil bir sefalet ücreti halini almış oldu memlekette. Sayın Başbakan simitle çayla asgari ücret hesabı yapıyordu. Şimdi o hesap da kurtarmaz oldu. Üzülerek söylemek istiyorum ki sayın Bakan bu dönem açıklama yaptı. ‘Asgari ücret bir geçim ücreti olarak algılanmasın’ dedi. Ama bu ülkede beş-altı milyon civarında çalışan asgari ücretle çalışıyor. Eğer asgari ücret geçim ücreti değilse bu insanlar nasıl geçimlerini sağlayacaklar. Kendilerine bunu sormak lazım. Aylık 43 lira bir zam bunu günlüğe vurduğunuz zaman 1.5 lira bile değil bir simit olmuş 1 lira, bir ekmek olmuş bir lira bunun hesabını yaptığınızda günlük bir simite hemen hemen eş değerdir bu zam. Bu da bizim tarafımızdan kabul edilebilinecek bir zam oranı değildir. Dolayısıyla bununla ilgili başta Türk-İş olmak üzere tüm konfederasyonlara bir görev düşüyordu ama yine bu dönem siyasi iktidarın ekmeğine yağ sürdüler. Biz sendikal anlayış olarak bunu kesinlikle kabul etmiyoruz. Geçmişte de biz asgari ücret sefalet ücretidir diye Aliağa’da da bir kampanya düzenlemiştik. Ama gariptir ki özellikle asgari ücretle çalışan emekçiler böyle bir kampanyaya destek vermediler. Buradan yakacağımız bir kıvılcım belki de ülke geneline yayılacaktı. Bugün itibariyle belki de asgari ücret daha iyi bir seviyeye ulaşacaktı. Karamsarlığa itmesin halkımızı, bununla ilgili faaliyetlerimiz olacaktır. Biz de Aliağalıları bu faaliyetlerde yanımızda görmek isteriz.

Aliağa’ya kurulması planlanan çok sayıda (7-8 ) termik santral var. Sizce bir ilçe bu kadar termik santralı kaldırabilir mi?
Aliağa bırakın termik santrali, bir demirci dükkanı dahil açılamaz raporları vardır. Termik santrallerin Aliağa’ya yapılması, Aliağa’nın geleceği adına kayıptır. Aliağa’da yeteri kadar petrokimya tesisleri, rafineriler ve demir-çelik sektörü vardır. Termik santrallerin kurulması çevre kirliği, tarım ve hayvancılık bakımından tehlike arz etmektedir. Geçtiğimiz yıl 6 Mayıs’ta bir miting düzenledik. Ama maalesef yetmiş beş bin nüfusluk bir ilçe de yüzde beşi bile katılmadı. O dönemde Egeçep’le ve sivil toplum örgütleriyle yürütmüş olduğumuz termik santrallere hayır mitingi karşılığını bulmamıştır. Aliağa bu konuda çok duyarsız kalmıştır. Bununla ilgili ilerleyen günlerde muhakkak suretle bir şeyler yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Şu an yedi tane termik santral onay almış durumda. İlerleyen günlerde Aliağa’da oturulamayacak seviyede bir hava kirliliği yaşanacağını şimdiden çok açık bir şekilde söylemek istiyorum. Dolayısıyla termik santrallerin Aliağa’ya yakışır bir tesis olamayacağını açık bir dille ifade etmek istiyorum.

Aliağalıların en çok şikayet ettikleri konulardan biri de, bu bölgedeki fabrikaların işe alımlarda Aliağalılara öncelik vermemesi. Nitelikleri yok denilerek alınmıyor. Bu doğru bir gerekçe midir? Doğruysa bunu düzeltmek için yapılması gerekenler nelerdir?
Bu bölgede kurulu fabrikaların ve işletmelerin işe alımla ilgili olarak politikalarını gözden geçirmeleri gerektiğine inanıyorum. Bizim örgütlü olduğumuz yerlerden TÜPRAŞ’ın daha adaletli işe alım politikası var. Ama iki iş yerinde, Star Rafinerisi ve Petkim’de böyle olmadığını görüyoruz. Bu bölgede yaşayanların işe alınmaları konusunda var olan sıkıntıların ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu bölgede yaşayanlar için bir kamuoyu yaratılması gerekiyor. Bununla ilgili bizden önce görev yapan arkadaşlarımız, Aliağa’daki siyasi partilerle görüştüler. Siyasi partilerin oy kaygısından dolayı bu işe sıcak bakmadıklarını gördük. Bunun da doğru bir yaklaşım olmadığını düşünüyorum. Eğer bu bölgede yaşıyorsak, buradaki hava kirliliğini bizler de soluyorsak muhakkak burada yaşayan çocukların da değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Sendika olarak işçi haklarını savunmanın ötesinde siyasetle de yakından ilgilisiniz. Son günlerde cemaat-hükümet arasındaki sürtüşmeyle ortaya çıkan gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Rant kavgası olduğunu düşünüyorum. Rant o kadar büyüdü ki artık yıllardır birlikte hareket eden aynı siyasi anlayışına sahip yapıları bir birine düşürme noktasına gelmiş. Kısacası rant kavgası diyorum.