
Eğitim-İş Aliağa Temsilciliği’nin yemeğinde konuşan Sendika Genel Başkanı Yüksel Adıbelli, Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı’nın tastiknamesinin hazırladğını, 22 Temmuz’da halk tarafından verileceğini söyledi.
Bizimev Restaurant’daki yemek bir miting havası içerisinde geçti.
Aliağa EKSPRES
Eğitim-İş Aliağa Temsilciliği’nin Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlemiş olduğu dayanışma yemeği, Bizimev Restaurant’da yapıldı.
Yemeğin 17 Nisan Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümünde yapmayı planladıklarını belirten Eğitim-İş Sendikası Aliağa Temsilcisi Uğur Eren, Ankara Tandoğan ve İstanbul Çağlayan Mitingleri nedeniyle 4 Mayıs’a ertelendiğini söyledi.
Her masaya kapatılan Köy Enstitülerinden birisinin isminin verildiği yemekte, dev ekrandan Eğitim-İş Aliağa’nın katıldığı mitinglerden görüntüler yayımlandı.
CHP İlçe Başkanı Turgut Oğuz ve belediye meclis üyeleri, ADD Aliağa Şube Başkanı Zeki Keski, ADER Başkanı Mesut Öztürk, yüzün üzerinde öğretme ve Gönen Köy Enstitüsü’nün son mezunlarından Serciya Doğan katıldı.
Eğitim-İş Aliağa Temsilcisi Uğur Eren, ülkenin Kurtuluş Savaşı’na nasıl geldiğini, bugün ise o senaryoların başka türlü oynandığını anlatarak başladığı konuşmasında şunları söyledi;
“İşte tablo aynı, roller aynı, koşullar benzer, oyuncular farklı... seyirci olmak isteyenlerle direnenler yine ayrılacaklar. Buradaki en önemli husus, ‘direnecek’ olanların direnme mevzilerinin oluşturulması, kurumlarının yaratılması ve söylemlerinin yaygınlaştırılmasıdır. ABD’nin oyuncağı bir iktidar ve kararsızlığın çarkında salınan bir kitle… Uyanmanın, uyandırmanın vaktidir bugün… Ama bilelim ki, kitlelerin yorgunluğuna bir kıvılcım düştüğünde, tutuşacak olan yalnızca ihaneti örgütleyen işbirlikçiler olacaktır” dedi.
Eğitim-İş, bir gereklilikten ortaya çıktığını belirten Eren “Türkiye’nin öğretmenleri, Cumhuriyetine sahip çıkmalı ve ülkenin sorunlarına bağımsızlıkçı yaklaşabilmeliydi… Türban eylemlerine destek veren değil, tarikatların kadını yok etmek için kullandıkları türbana karşı çıkan bir sendika özlemiyle… Türkiye’nin etnik bölünmesine çanak tutan emperyalizmin maşalarına paravan olmuş bir sendika değil, bütünleşmeyi ve sınıfsal idealleri önplana çıkartan bir sendika özlemiyle… velhasıl Emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerine cesurca, ağzında lafı gevelemeden karşı çıkan bir sendika… AB ve ABD emperyalizmine ve onların kalemşörlerine karşı çıkabilen bir sendika… İşte bu gereklilikler yeniden yarattı Eğitim-iş’i” dedi.
Ülkenin bu günkü öncelikli hedeflerinin; Kemalist ilkeleri hayata geçirmek olduğunu belirten Uğur Eren, “Türkiye’nin bugünkü asıl ihtiyacı siyasi partilerin haricinde gerçekten demokratik, bağımsızlıkçı, Kemalist, ilerici söylemleri olacak kurumlara duyulan ihtiyaçtır. Eğitimiş, Türkiye’de böylesi bir boşluğu dolduracaktır. Bugün sivil örgütlenmeler, ya liboşların elinde ya döneklerin elinde ya AB’cilerin elinde ya da ABD’ci Kürtçülerin elindedir ve bizler kendimizi ifade edebileceğimiz kurumların dışında bulunuyoruz bugün. Ülkenin kurumları emperyalizm tarafından zaptedilirken, bu işin farkındalığını yaşayanlar olarak en büyük sıkıntı, sesimizi çıkarabileceğimiz bir örgütümüzün olmamasıdır, örgütlülük açısından temel ölçüt budur” diyerek,
“Her ne kadar Eğitim-İş kadroları, Eğitim-Sen’den ayrılarak bir sendika kurmuşlarsa da, aslında asıl ayrışma ve sapma, öğretmen hareketini emperyalizmin buyruklarına sokan çizgide gözlemlenebilmektedir. Bu biçimiyle Eğitim-Sen’den ayrılmak, çizgimizden ayrılmak değil, çizgimize sahip çıkmaktır. Eğitim-İş’e bu biçimiyle yöneltilen eleştirilerden biri sınıf hareketini, emek hareketini, öğretmen hareketini bölmek ile ilgilidir. Gerçek şu ki, Türkiye’yi, etnik temelde bölmeye çalışanlara ‘hayır’ diyemeyen bir sendika’dan böylesi bir eleştiri, bir hayli komik olmaktadır. Asıl bölünme, ideolojik bölünmedir; ya Türkiye’den yana olacaksınız ya da işbirlikçilerden! Eğitim-İş kadroları, Türkiye’den yana olmayı seçerek varolmuşlardır” dedi.
Eğitim-İş’in egemen çevreler tarafından kurdurulmak istenmediğini yönünde söylentilerede cevap veren Uğur Eren, kendilerine salon bile verilmediğini, sendikaya adeta sokakta kurduklarını belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü;
“Ankara’ya uğramadan Diyarbakır’a gidenlere sırtını dayamış olanların bunu söylemeye ne hakkı var! Bu sendika, yalnız ve ancak ‘Kuva-i milliye” kadar emekçi ve bağımsızlıkçı bir direnç örgütü olarak Anadolu’nun bağrında doğmuş ve adım adım da büyümektedir. Kongrelerinde bu ülkenin bağımsızlık felsefesinin simgesi olan Ay-yıldızlı bayrağı asmayanlar, Mustafa Kemal’i anmayanlar ve işin en çarpıcı gerçekliği çerçevesinde ‘PKK’ye bir terör örgütüdür” diyemeyenler, AB fonlarından beslenen bu işbirlikçi yapı, bağımsızlığı Mustafa Kemal’den öğrenmiş olanlara bu tür iftiraları ‘oyunları bozulduğu’ için atmaktan geri durmayacaklardır.” dedi.
Türkiye’deki örgütsel devinimin, 80 darbesi ve 82 anayasası ile parçalanmış ve zaman sarkacında gerileyerek yozlaşıya mahkûm edildiğini belirten Uğur Eren sözlerini şöyle tamamladı;
“Tözsel bir canlanışın ışıkları, emperyalizm karşıtı bir ideolojik açılımla mümkün olmuştur. İşte Eğitim-iş, bu yozlaşmanın yırtıldığı bir diriliş ve derleniş hareketi olarak sendikal hareketteki yerini almıştır. Eğitim-iş yalnızca öğretmenlerimizin özlük haklarıyla ve eğitim sisteminin sorunlarıyla ilgilenen bir kurum değil, Türkiye’nin emperyalist çevrelenişinde, sömürüye ve gericiliğe karşı bir direnç örgütü olarak yoluna devam edecektir”
AKP TÜRKİYE’NİN SAHİPSİZ OLMADIĞINI GÖRDÜ
Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli, tek parti dayanışması ve diktatörlüğünün 14 Nisan’da ve 29 Nisan’ da halk ile anayasa mahkemesinin gösterdiği irade karşısında tek parti iktidarı dayatmasının AKP ve zihniyetinin artık, Türkiye’nin sahipsiz olmadığını gördüğünü belirterek, başladığı konuşmasında şunları söyledi;
“Bundan sonra o zihniyet kesinlikle yanlışlık yapamayacaktır. Eğitim-İş İzmir’den başlayarak Isparta, Mersin, Antalya, Ankara, İstanbul ve daha sonrada Manisa’da mitinglerde kendimizi gösterdik ve göstereceğiz. Başbakan miting öncesi bir takım şeyler söylemişti ama halk onun söylediklerinin tam tersini yapmıştır. Ankara’da İstanbul’da milyonlarca insan akmıştır adeta meydanlara. Birde üzücü bir şey vardır ki oda Eğitim-Sen üyelerini çok üzmüştür. AKP zihniyeti yandaşı basınlar doğru onlar kendi düşüncelerini anlatıyorlar. Laik Cumhuriyetin temel ilkelerinden korkuyorlar. Ama Eğitim-Sen Genel Başkanı bir açıklama yapıyor ki; o mitinge katılanlar, arkadaşlarımız otobüsler tutarak ADD, Eğitim-İş ve Siyasi Partilerin araçlarıyla Ankara’ya geliyorlar. Orada pankartları, flamaları dövizleri görünce çokta seviniyorlar. Soruyorlar arkadaşlarımıza Eğitim-Sen neden yok? Arkadaşlarımız orda yargı değeri yok. Ve 14 Nisan’dan sonra bütün Türkiye’de arkadaşlarımız genel merkezimize ulaşarak, illerimize ve ilçelerimize ulaşarak her bir Eğitim- İş’e 300- 500 tane üye formu gönderiyorlar. Birileride şunu söylüyordu siz yalnızca Batı’da, Trakya’da varsınız. Hayır biz Diyarbakır’da da varız. Her ilde her ilçede Eğitim-İş olacaktır. 14 Nisan bir kırılma noktasıdır” diye konuştu.
Adıbelli, Başbakanın, Cumhurbaşkanı adayının, Meclis Başkanının son bir aydır gerçekten ortaya koyduğu çabalarla dayatmalar ve gerginlik yaratmalar ile hepsinin sonuçsuz kaldığının altını çizdi.
Adıbelli, “Türkiye’nin sistemini alt üst edecek bir anayasa değişikliği seçimlere giderayak, halkı gerginleştirmeye devam ediyor. Niye bu seçimler de o mağdurluğu oynaya bilirmiyim diye. 14 Nisan, 29 Nisan ve yapılan mitingler biz daha önce Eğitim-İş’i örgütlemek için 60 ilin üzerinde ve o illere bağlı ilçeleri dolaştık. Elimizde baston ayağımızda çarık parasız pulsuz ve bugün geldiğimiz nokta 60’ın üzerinde ilde örgütlendik, 76 tane ilçede örgütlendik. Her yerde de tüm sol partileri ziyaret ettik. Söyledikleri şu, bir tane oy dahi boşa gitmesin. Genel başkanlarla da görüştük. Ne yaparsanız yapın 14 Nisan, 29 Nisan bir gerçeği ortaya koydu. İktidar yapacağız, bunların elinden sizleri kurtaracağız dedi. Çalışmalar devam ediyor dileriz başarılı olunur” dedi.
TASTİKNAMELERİNİ HAZIRLADIK
Halkın iradesinin boşa gitmemesi için oyların tek bir yerde buluşturacağına inandıklarını belirten Adıbelli, “Hepimize herkese görevler düşüyor. Sadece bir oy vermek değil, en az herkes on oy getirmek zorundadır. 4,5 yıl önce seçimlerde gördük ki 10 milyon insan sandık başına gitmedi. Ertesi gün keşke gitseydim düşüncesi olmamalı. Bütün Türkiye’de mitinglere katılan arkadaşlarımız halkımız kadınlarımız gençlerimiz sandıklara sahip çıkmalı” dedi
Eğitim-İş’in İzmir ilçelerinde ilk olarak Aliağa’da örgütlendiğini belirten Adıbelli, “Gerçekten Eğitim-İş çok zor koşullarda kuruldu ama geldiği nokta ortadadır. Aliağa başta olmak üzere tüm Türkiye’de ki arkadaşlarımız ve Genel Merkez temsilcileri olmak üzere herkes kelleyi yüreği ortaya koyduk. Aliağa İzmir’in ilk ilçe temsilciliği. Burada yüreğini koyan herkesi kutluyorum. Eğitim-İş 22 Temmuz seçimlerinde AKP ve AKP zihniyeti ile Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı’nın tasdiknamesi hazırlanmıştır. Halkımız 22 Temmuzda bunu kendilerine verecektir” diye sözlerini tamamladı.