Aliağa CHP'de bazı yönetim kurulu üyelerinin istifa etmesi ve bazı delegelerin imza toplamasıyla başlayan kongre süreci dün yapılan kongre ile sona erdi. Çok gergin geçeceği sanılan kongre, beklenenin aksine son derece uyumlu geçti. Konuşmacılar biri birlerini eleştirmek yerine, CHP’nin büyümesi ve başarılı olması için önerilerini sunup, birlik ve beraberlik mesajı verdiler. Kongreyi izleyenler ‘İşte özlediğimiz tablo buydu’ dediler. Divan Başkanlığına oybirliği ile Hakkı Ülkü’nün seçildiği kongrede iki adayın yarıştı. 181 delegenin oy kullandığı kongrede Özcan Durmaz 111 oy ile ilçe başkanı seçilirken, diğer aday Kahraman Cengiz 60 oy aldı. Kongreye; CHP İl Başkan Yardımcısı Orhan Karaoğlu, İl Yönetim Kurulu Üyeleri Züleyha Bingöl, Rıza Gök, Barış Erel, İlkay Sungurlu, Bergama İlçe Başkanı Dr. İdris Yavuzyılmaz, İl genel meclis üyeleri, Belediye Meclis Üyeleri, partili delegeler ile çok sayıda partili katıldı.
Belediye Başkanı Turgut Oğuz ve eski ilçe başkanı Özlem Şan Oğuzhan’ın katılmadığı kongre Atatürk Kültür Merkezi’nde dün saat 11.00’de İlçe Sekreteri Ziya Yıldız’ın konuşmasıyla açıldı.
Kendilerine güven gösteren delegelere teşekkür ederek, “Bu kongrenin çok neşeli ve olgun geçeceğine inanıyorum diye 2 aday ve divan başkanı olarak kendisinin de aynı renk kravat taktığını ifade ederek esperili bir şekilde kongreye başlayan Hakkı Ülkü, “Bir Aliağa olağanüstü kongresi yapıyoruz. Tüm arkadaşlar birbirleriyle kucaklaştı selamlaştı. Böyle bir kongreyi açıyoruz” dedi.
Kongrenin olağanüstü olduğu için gündemdeki maddelerin haricinde bir konunun görüşülemeyeceğini hatırlatatan Ülkü, “Bir tek şey hatırlatayım sizlere, bu kongre öylesine önemli bir kongre ki, hemen bütün partilerin artık yerel seçimlere yönelik olarak yaptığı çalışmaların arifesinde gerçekleşiyor. Bu kongreden çıkacak olan sonuç aynı zamanda yerel seçimleri, daha sonrasında yapılacak olan genel seçimleri belki de referandumu belki de Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de beraberinde sırtlayacaktır. Bu nedenle dışarıda bekleyen, dışarıda bizden anlaşmazlık bekleyen diğer siyasi partilere inat, burada bugün bir bayram havasında geçecek olan kongremizi hep beraber şenlendirelim ve yarından itibaren de bütün diğer siyasi partilere korku salalım. Ama korkuyu salarken de Taksim, Gezi yerindeki korkular gibi sempatik olalım, hiç kimseyi incitmeden. O korkulardan birileri etkilesin ki yarın yapılacak olan yerel seçimlerde, ‘Bunlar bu işi yapabilirmiş, bunlar bu işi götürürlermiş, bunlar kurumsal bir yapıya sahipmiş, bunlar boşu boşuna olağan üstü kongreleri yapmıyorlarmış’ demin arkadaşımızın dediği gibi. Bizim kongrelerimizden çıkacak olan sonuçlar her zaman ve her zaman hem ülkemiz hem o yöre insanları hem de partimiz için hayırlı olmuştur. Bununda böylesi bir durumla sonuçlanacağına inanıyorum" dedi.
Olağanüstü kongreye çağrı yapan delegeler adına konuşan Ulviye Öztürk, 14 ay önce iki adaylı bir ilçe kongresi yaptıklarını hatırlatarak, “Adaylarımızdan biri yüz altı oy diğer ise yüz oy almıştı. Yüz altı delege oyu alan arkadaşımız ilçe başkanı ve yönetimi de ilçe yönetimini oluşturmuştu. Bildiğiniz gibi parti yönetimde üye, delege ve yönetim çok önemlidir. Bunlar partinin organlarıdır. Parti üyelerimiz delegelerimiz bir karar verdi. Olağan üstü kongreye gidilme kararı aldı. Hepimiz Cumhuriyet Halk Partiliyiz. Demokrasi bir kültürdür. İşte bu yüzden Cumhuriyet Halk Partiliyiz. Ülkemizde ki temiz ve dürüst siyaset için CHP'liyiz. Herkesin düşüncesini özgürce ifade edebileceği gelişmeden yana ilerlemeye açık katılımcı bir siyaset için CHP'liyiz. Hepimiz bir olalım. Öyle bir olalım ki kendimizden başlayan ve halka gelişen, demokrat, hukukun üstünlüğüne inanan, fikirlerimiz ve davranışlarımız ile hep yerel seçimler de hem genel seçimlerde iktidara taşıyalım. Bugüne kadar hizmet veren ilçe yönetimine teşekkür ediyorum. Bir olalım, diri olalım, başarıya ulaşalım” dedi.
İmzacılara yönetim adına İlçe Başkanı Musa Özcan cevabi bir konuşma yaptı.
ÖZCAN: ‘OLAĞANÜSTÜ KONGREYİ OLAĞAN HALE GETİRDİK’‘Arkadaşlarımızın talebi doğrultusunda bugün buradayız’ diyen Musa Özcan, sözlerine AKP Hükümetinin icraatlarını eleştirerek başladı.
“Bu hükümetlerin Cumhuriyet yönetimini kendi sağ ırkçı muhafazakâr emelleri doğrultusunda şekillendirmeye çalıştıklarını bunu da büyük oranda başardıklarını çok net görmekteyiz. 11 yıllık AKP iktidarının ülkeyi ne hale getirdiğini anlamak için son bir aya bakmak yeterli sanırım. Halk iradesinin zayıflatılıp hiçe saymak istendiğini hep birlikte gördük. Bunca zulüm ve entrikaya, talan ve sömürüye rağmen neden AKP girdiği son altı seçimi de kazandı. Sizce acaba doğru halkçı politikaları ve pratiği ile mi kazandı. Yoksa bizim doğru politika ve yanlış pratiğimiz sayesinde mi kazandı. Bence ikinci söylenen daha çok hayat bulan bir söylem. Yani doğru politikalarımız var ama pratikte uygulamamız yok. Bu konuda kafamızı iki elimiz aramıza alıp ya da şapkamızı önümüze koyup derin derin düşünmeliyiz” dedi.
İçerisinde bulunduğu ve 14 ay görev yapan yönetimin çalışmalarından örnekler veren Musa Özcan, bu süre içerisinde geçmiş kongrede rakip olanların katkı koymamasından şikayetçi oldu.
Aklının erdiği günden buyana hep sosyal demokrat düşünce yapısına sahip olduğunu belirten Özcan, “Hepimizin bildiği gibi demokrasinin olmazsa olmazlarında partilerdir. Bu durumda yine kendimi bildim bileli Türkiye'deki partiler içinde CHP’yi benimsedim ve destekledim. Bu bilinçle de geçtiğimiz kongrede taşın altına elimi koymak düşüncesiyle ve sorumluluk almak adına yönetimde arkadaşlarımla beraber görev aldım” diyerek yönetiminde bulunduğu süre içerisinde yaptıkları çalışmalardan örnekler verdi.
Olağanüstü kongre kararını, olağan bir kongreye çevirmek uğraş verdiklerini ve bunda da başarılı olduklarının altını çizen Musa Özcan, “Tek aday ve tek liste ile bu kongreye gitmek için çok çaba harcadık ama başaramadık” dedi.
“Sonuç itibarıyla şapkamızı önümüze koyalım ve önceliğe partimizi koyarak birbirimizi suçlamadan suçlu aramadan davranmamız lazım. Amacımız bağcı dövmek değil üzüm yemek mantığıyla bakalım. Birlik beraberliği nasıl sağlarızı arayalım. Bunun içinde gerçekleri görmeliyiz” diyen Özcan, konuşmasını şöyle sürdürdü;
“Partimizde oluşan bu olumsuz havanın yada sorunun sorumlusu kesinlikle delegemiz değil. Bu işin sorumlusu sen ben gibi bu işe öncülük eden bizleriz. Bu durumda sorun biz ise sorunu da çözecek olan bizleriz. Peki, nasıl çözeceğiz bu da bana göre ancak fedakârlıkla olur. Eğer ben değilde partim diyebilirsek bu iş çözülür. Bu kamplaşma gerçeğini görmezden gelmek çok büyük hata olur. Bugünkü kongreyi kazanmak 29 Mart seçimini kazanmak anlamına gelmiyor. İlk hedefimiz 29 Mart seçimini kazanmak değimli?. O zaman bizler fedakârlık yapacağız. Ben kendi adıma bu fedakârlığı yapmaya hazırım dedim. Şu an koltuğu bırakırım, kongrede hiç bir şekilde aday olmayacağım. Özcan Bey den de bunu rica ediyorum dedim. Bu demek değil ki Özcan Bey ilçe başkanlığı yapamaz çok iyi yapacağına da inanıyorum. Ama oluşan iklim gruplaşmayı getirmiş. Ancak bunu dediğim gibi bir fedakârlıkla yok edebiliriz diye düşündüm ve ben bu anlamda Özcan Bey'den de bu fedakarlığı yapmasını istiyorum dedim. Ancak Özcan bey söylediği gibi imza veren delege arkadaşların arzusunun kendisini ilçe başkanlığında görmek istediğini söyledi ve arkadaşların arzusunu da dikkate alarak aday olduğunu beyan etti ve bugünkü kongrenin iki adaylı olmasını sağlamıştır. Kendimize gelelim arkadaşlar”
“Geçmişten ve yaşananlardan hiç ders almadığımız görülüyor. Şimdi önümüzde 29 Mart 2014 yerel seçimleri var. 2004 yerel seçimlerinde yaşadıklarımızı biliyorsunuz. 2004 yerel seçimlerin bizim için bir trajedidir. O nedenle bu konuya değinmeden geçmek istemiyorum. O dönem Türkiye Cumhuriyetinin konvektöründen AKP ye karşı durabilecek tek parti konumunda bir parti olmamıza rağmen sonuçlar hepimizi kahretmedi mi? Yeterince canımızı yakmadı bu acı gerçek, değerli arkadaşlar nedir bu koltuk hırsı, ben hırsı, ben olmazsam gerisi tufan mantığı. İstanbul'u alabilecekken kaybetmemiz, Ankara'yı alabilecekken kaybetmemiz, Antalya bizdeyken gitti, Antep bizdeyken gitti, İzmit bizdeyken gitti. Ve benim yaşadığımız kent Aliağa'da bizdeyken gitti. Çok iyi biliyorum ki Aliağa'da AKP kazanacağını rüyasında görseydi inanamazdı. Bu sonuçların alınmasındaki nedeni çok iyi analiz etmek lazım. Bu yaşanmışlığın unutulmaması veda tekrar bunun yaşanmaması için gerçekten iyi analiz edilip önlem alınması gerekir. 2004 yerel seçimlerindeki hezimetin Türkiye genelinde sorumluluğun doğal olarak o günkü CHP'si Genel Başkanı ve de yönetimidir. 2004 Aliağa'sında yaşadığımız hezimetin sorumluluğunda parti içi demokrasiyi uygulamayan ya da savunmayan bizleriz.
Tüm partililerimden rica ediyorum, bu kongrenin ardından yerel seçimler için adaylık süreci başlayacak. Lütfen birbirimizi kırmadan yarışalım. Düşman sevindirmeyelim. Adayımız kim olursa olsun kapı gibi ardında duralım. Buna burada hep birlikte söz verelim. Dolayısıyla, parti içi demokrasinin en önemli ölçütlerinden birisi ve parti içi demokrasinin varlığında en belirgin gösterge şüphesiz aday belirleme yöntemleridir"
Bizler bugüne kadar yaşananları tecrübe ve deneyim sayarak ve üstüne sünger çekmeden onlardan ders alarak hareket etmeliyiz ve bu yetenek ve birikime de sahibiz.
Çok seslilik bazen kargaşa doğurur onun için düzenli sesler topluluğuna yani çok sesli fakat düzenli bir koro olmaya ihtiyacımız var.
Farklılıklarımızı koruyarak birlikte yürüyebilme becerisi gösterebildiğimiz oranda pratik gelişme sağlayabiliriz. Aksi takdirde en ufak rüzgârda savrulur gideriz. İktidarı hedeflemeli ve ona göre planlı ve kolektif düşünmeli komünal hareket etmeliyiz. Aktif ve etkili olma adına her tarafa gülücükler dağıtmamalı. Yani karanlığa yüzlerce yumruk sallayacağımıza aydınlıkta tek kroşeyle hedefi bulmalıyız. Toplumun ve kitlenin kaygılarını kendi bireysel hırslarımızın ve egomuzun altında ezmemeliyiz. Çünkü bazen insanlar ille de ben tümcesinin benlikte bıraktığı popülist hazzında etkisiyle farkında olmadan önce kendilerine sonra ailelerine ve en önemlisi de ait oldukları sınıfsal yapıya korkunç ve telafisi zor zararlar verebilir. Bu nedenle halkın partisi halkın iktidarına hazırlarken ben kavramını en şiddetli şekilde yok etmeli BİZ Kavramına hayat vermeliyiz. Karanlıklardan aydınlıklar çıkarmak çok zordur fakat bir o kadarda onurlu ve zevkli iştir. Zorluklardan güçlenerek ve erdemli siyaset onurlu siyasetçinin şiarını rehber edinerek çıkabiliriz. Hiyerarşik bürokratik ve sayısalcı çalışma tarzını terk etmeliyiz. Parti içerisinde delegenin ve üyenin iradesini özgür ve sınırsızca telkin etmesinin önündeki korkuları bertaraf etmeliyiz. Unutulmamalıdır ki netice itibarıyla dayatılmaya çalışılan Âdemi merkeziyetçilik eninde sonunda kaybedecek ve demokratik katılımcı merkeziyetçilik kazanacaktır. Korkularımızı ve kaygılarımızı kullanarak seçme ve seçilme sürecine müdahale ederek seçim kazanacağını sananlar er ya da geç kaybedeceklerdir.
Sevgili dostlar bugünü kurtarmak adına yarınlarımıza ihanet etmemeliyiz. Sandığa gitmek gibi onurlu bir göreve haizsiniz. Oy kullanırken kendinizi değil çocuklarınızın ve ülkemizin geleceğini sadece Aliağa değil kocaman bir halkın çıkarlarına hizmet edeceğinizi unutmayınız. Bu kongremizin gerçekten birlik ve beraberliğimizin başlangıcı olmasını, partimize, ilçemizi ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” diye konuşmasını tamamladı.
KAHRAMAN CENGİZMusa Özcan’nın konuşmasının ardından ilk sözü ilçe başkan adaylarından Kahraman Cengiz aldı.
Yapılan kongrenin CHP’nin gücüne güç katacağını belirterek sözlerine başlan Kahraman Cengiz, “Biz, birbirimizin rakibi değiliz ve hiç bir CHP'lide hiç bir CHP'linin rakibi olmamalıdır. Bizim tek bir rakibimiz var o da demokrasinin, özgürlüklerin ve insan haklarının karşısında âdete karanlığı kendisine yönetim anlayışı olarak seçen AKP'dir. Hepimiz biliyoruz ki; Cumhuriyet Halk Partisi'nin üyeleri için siyasal yaşamda yer almak, parti içinde görev almak hepimiz için paha biçilmez bir onurdur. CHP’li olmak toplumsal ve siyasal yaşamda erdemli olmak, erdemliliği savunmak, korumak ve gerçekleştirmek Cumhuriyet Halk Partili olmanın ön koşuldur” dedi.
“Biz burada kongre salonunda değil, halkımızın dertlerini çözmek için el ele kol kola tek yürek halinde halkımızı AKP iktidarından kurtarmak için sokaklarda olmalıydık” diyen Cengiz, Yaşanan son Gezi Parkı olayları ve eylemelerin artık klasik siyaset anlayışının dışına çıkılması gerekmektir diğini vurgulayarak, “Çok farklı siyasi kimlikleri olan yaşam tarzları ve dünyaya bakış açıları farklı olan milyonlarca kişinin bir araya gelebilmesi mümkünken, bizi bir araya getiremeyen nedir” diye sordu.
Kongre sürecinde arkadaşlarının kendisine görev tebliğ ettiğini belirten Cengiz, “Ben de bu görevi layıkıyla yerine getirmek için canla başla çalışacağımdan hiç kimsenin şüphesi olmasın” dedi.
Önümüzdeki ilk yerel seçimlerde hükümetin en önemli hedeflerinden birisinin İzmir ve ilçelerinde belediye seçimlerini kazanmak için her şeyi göze aldığını ifade eden Kahraman Cengiz, “Bu isteklerini boşa çıkarmak, yurttaşlarımızın 2009 yerel seçimlerinde verdiği cevabı 2014 seçimlerinde de çok daha güçlü bir şekilde vermesini sağlamalıyız” dedi.
‘ADAY BELİRLEME DE TERCİHİMİZ ÖNSEÇİM’ Biz başta yerel yönetimimiz olmak üzere her herkesle uyum içinde çalışacaklarını ifade eden Cengiz, “Sekiz ay sonra yapılacak yerel seçim çalışmamız kademe kebeme planlanacaktır. Bu süreçte görev almak isteyen her adayımıza eşit mesafede olacağız. Aday belirleme yöntemine yönelik tercihimiz ön seçimdir. Ön seçimin en demokratik olabilmesi için her türlü tedbiri alarak eksiksiz bir ön seçim yapacağız. Biz kongre salonundan çıkarken seçilen tarafı tebrik ederek çıkacağız. Gelecek kongreye kadar ağzımızı kapatacağız. Kendi ikbalimiz için seçilen bir yönetime çemre takma düşüncemiz olmaz. Kazanan tarafın emrinde oluruz. Bu durumdan bir eziklik duymayız. Bize göre siyaset yapma yöntemi budur, benimde siyaset yapma anlayışım budur” diye sözlerini tamamladı.
Adayların konuşmasının ardından parti programlarından alıntılar vererek bir konuşma yapan hakkı Ülkü
Yayıgın basının gündeminde yer almayan bazı konulardan bilginiz marmı diye soran hakkı Ülkü, “İktidarın son bir haftada yaptığı neler varmış hatırlatmak isterim. Taksim, Gezi Parkı ve satırlı saldırılar hariç. Bir tanesi Akşam Gazetesi’ne AKP'li bir genel müdür geliyor ve ilk olarak Gezi Parkı'na destek veren üç yazarın işine son verildi. Bir başkası ki daha da önemlisi bu, Anadolu Ajansının yüzde 25'i Tayyip Erdoğan'ın eski basın danışmanı Kemal Öztürk'e satılıyor. Ama işte hisse senetleri ile bilmem nelerle tıpkı burada geçmişte Aliağaspor'un satıldığı gibi. Bir başka madde Televizyon yayımcıları derneğinin başkanlığına Deniz Feneri davasından yargılanmakta olan ve Alman mahkemelerince meslek haline getirilip nitelikli dolandırıcılık suçu sabit görülmüş olan Zahit Akman seçiliyor. Bunlardan haberdar olmanızı istedim”diye birkaç örenk daha verdi.
12 Eylül sonrası sağın gerktiğinde birlik olduğunu, solun ise sayrı ayrı partilerle seçime girnmesi sonucu CHP’nin kaybettiği seçimlerden örnekler veren Hakkı Ülkü, yaşımdan örekler verdi.
“Biliyorsunuz bir okuldan mezun oldum. Okuldu Şerif Mardin'in bir söylemini öğrettiler bize. Şerif Mardin ünlü bir hoca. Mahalle baskısını her yerde dillendiren bir insan. Dediler ki merkez ve çevre hareketleri ulusal kurtuluş savaşından bu yana belli bir grubun elinde. Eğer merkez bu dar kapsamda bırakılırsa, çevre genişlemez ve çevrede kendi işine bakar. O nedenle önemli olan merkezin büyümesini sağlamak için çevrenin insanlarını merkeze doğru getirmek. Bu ne demek? Elit tabakanın işte yıllardır ülkeyi yönetmesi. Zaten biz iktidar olmadığımızdan dolayı biraz sağ partileri sayabiliriz bu kapsamda. Diğerleri farklı farklı yaptılar bu işi ama AKP, çok farklı yapıyor. Çevreyi hem merkeze doğru yaklaştırıyor, hem de hırsızlık alanlarını genişletiyor. Her hırsızlık kapsamında alan büyüdükçe, çevreden merkeze doğru gidiyor. Böylece merkez şişmiyor, şişerken bile sağlıklı bir şekilde zenginlikleriyle, gayrimenkulleriyle, inşaatlarıyla, gökdelenleriyle şişiyor. Zenginleşenlerde çoğaldıkça Akp'nin artık çevre bakımından çok cazip bir parti olduğu görünümü veriyor. Bu da giderek Akp'yi cazip hale getirdiği doğrultusuyla iktidarı belli ölçüde sağlamlaştırıyor. Ama şimdi çaldıkları, yaptıkları bitiyor. Ormanlara saldırıyorlar, ehliyetlere bile saldırmaya başladılar, kaynaklar bitiyor. Özal zamanında bile söylenen hani ‘Alternatifiniz yok’ diyordu ya. Alternatif biziz Cumhuriyet Halk Partisi. Ama Cumhuriyet Halk Partisinin de alternatif olduğunu göstermesi için ister olağan ister olağan üstü kongrelerde halkın, halkımızın, kongre üyelerimizin birbirleri ile yakınlaşması özellikle şart. Birbirlerini sevmesi şart. Birbirimize yan bakmadan, birbirimize sövmeden, birbirimizle dalaşmadan her şeyi bırakalım, bu AKP tehlikesine karşı centilmence birbirimizi çok seven birbirimize yakın duran insanlardan oluşan bir kongre yapısıyla ortaya çıkalım. Hangi aday kazanırsa kazansın, hangi liste kazanırsa kazansın ben bunun sonucunda mutlaka gerçekleşeceğine inananlardanım. Hedeflerimizi iyi koyacağız, rüzgar ne taraftan eserse essin geminin rotasını yelken ve yelkeni ayarlayan belirler. Yelkenleri biz ayarlayacağız, rüzgarın esiri olmayacağız zaten bu kuşak şimdiden ayarlamaya başladı bile"
Hakkı Ülkü’nün konuşmasının ardından adaylar ve yönetim kurulu üyelerinin isimleri tek tek okunarak sahneye davet edildi. Adaylar ve yönetim kurulu üyeleri el ele verip fotoğraf çektirerek birlik ve beraberlik mesajı verdiler.
181 delegenin oy kullandığı seçimin sonucunda Özcan Durmaz’ın listesi 111 oy alırken Kahraman Cengiz’in listesi 60 oy aldı. 7 oyun geçersiz sayıldığı seçimlerde 3 zarf da boş çıktı.
Özcan Durmaz’ın ilçe başkanlığında Demet Akdoğanoğlu, Çiğdem Armutlu, Berna Ekmekçiler, Bülent Tuğrul Ergin, Namık Kaçar, Yücel Laçiner, Mukadder Sonay Özoğul, İlhan Aktaş, Meral Aydın, Murat Erden, Engin Eroğlu, Ali Karanfil, Fikri Teymur ve Ecevit Yılmaz yönetim kurulu üyeliklerine seçildiler.
KONGRE’DEN NOTLAR:-Yapılan konuşmalarda eleştirilerden çok geleceğe yönelik öneriler yer aldı.
-Gerek Divan Başkanı Hakkı Ülkü’nün, gerek se adayların konuşmaları tüm delegeler tarafından alkışlandı.