
SOCAR Türkiye Başkanı Kenan Yavuz, katıldığı programda sanayi üretimi ve düşen enerji maliyetlerinin sanayiciye etkisi hakkındaki soruları yanıtladı.
CNBC-e'de canlı olarak yayınlanan "Son Baskı" programına katılan SOCAR Türkiye Başkanı Kenan Yavuz, Burcu Göksüzoğlu'nun konuğu oldu. Gündem sorularının yanıtlandığı programda doğalgaz hakkındaki son gelişmeler konuşuldu. “Sanayi üretimi beklentinin altında Ekim ayı sanayi üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,4 arttı. CNBC-e anketine katılan analistler yüzde 3,6 artış bekliyordu” diyen Göksüzoğlu, sanayi üretimi ve düşen enerji maliyetlerinin sanayiciye etkisi hakkındaki soruları Yavuz’a sordu.
Eskiden PETKİM’in başındaydınız ve sanayiyi yakından takip eden bir isimsiniz. Bu oranları nasıl değerlendiriyorsunuz?Gayrisafi Milli Hasıla sanayi üretiminin payının giderek düşüyor olması üzücü bir gelişme. Nitekim bu gelişmeyi hükümetimiz de gördüğü için reform paketinde çok önemli başlıklar açıklandı. İthalata bağımlılığın azaltılması ve yerli üretimin öncellenmesi noktasında, stratejik yatırımların desteklenmesi ile ilgili teşvik kanunun değişikliği ile ilgili başlayan bir süreç var. Umuyoruz ki bu tedbirler sahaya yansıyacaktır. Alt yapısı için bürokraside çok geniş bir hazırlık yapılıyor. Sanıyorum önümüzdeki günlerde de ilave tedbirler açıklanacak. Sanayi üretiminin Gayrisafi Milli Hasıla içindeki payının düşürmemiz değil tam tersine arttırmamız gerekiyor. Üretmeden tüketmenin ve refah yaşamanın en önemli örneğini Yunanistan’da gördük. Türkiye’nin dünyanın büyüme hızından daha hızlı büyümesi gerekiyor çünkü biz gelişmekte olan bir ekonomiyiz. İstihdam yaratmaya ihtiyacımız var. Yerli üretimi ve temel sorunumuz olan cari açığın kapatılmasını üreterek, açığın kapatılmasını tercih etmek gerekiyor. Bu yaklaşımın Ankara’da gözüküyor.
Sanayi Bakanı tekrar yerli üretim açıklamasında bulundu. Yerli üretim konusunda neler yapılmalı?Kobilere yönelik Sanayi Bakanlığımızın açıkladığı önemli teşvikler var. Hatta kobilerin sermayelerini, fabrika binalarına değil, teknolojiye ve çalışma sermayelerine ayırabilmeleri için çok önemli destekler açıklanıyor. Yerli üretimin devlet alımlarında da öncellemesi gerekirse yerli üretime daha fazla destek vermesi ile ilgili önemli çalışmalar var ama ithalata bağımlılığın azaltılması ihtiyacının gerçekleşmesi için bana göre serbest bölgeler dahilde işleme rejiminin de rehabilite edilmesi lazım. Çünkü özellikle ithalata bağımlılığımız arttıran yani ihracatta rekabet gücünü, ucuz ithalatta aramamalıyız. Ucuz ithalat çıkmaz bir sokak ve ara malı satıcıları pazarı öğrendikçe nihai mamul de satar hale geliyorlar. Geçmişte çok yaşadık dolayısı ile rekabetin gücünü ithalatta değil, üretimin tamamında ve üreticinin rekabet gücünü arttırmada aramalıyız ve ihracat odaklı çalışırken, ithalatı değil yerli katma değeri arttırmanın yolunu bulmamız lazım.
“2014 BÜYÜME RAKAMI HİÇ BİRİMİZİ MUTLU ETMEDİ”Son gelen ihracat verisi de biraz kötü gelmişti. Şimdi sanayi üretim rakamı da ortada. Son gelen veriler ortaya nasıl bir perspektif koyuyor?2014 büyüme rakamı hiç birimizi mutlu etmedi. Siyasi iradeyi de bizleri de sanayicileri de mutlu eden bir büyüme yok. Ben hep şunu söylüyorum, bizim pazarımız dünyanın en cazip pazarlarından bir tanesi. Tüketim kabiliyetimiz var, doymamış bir pazarımız var, genç nüfusumuz var. Ama bu avantajlarımızı biz kendimiz için kullanmamız lazım. İthalat yaparak değil, yerli üreterek yapmalıyız. Üretmek dünyanın en kolay şeyidir. Burada yerli üretimin karşı karşıya olduğu haksız rekabet konularını serbest bölgeler ve dahilde işleme rejimi ve Gümrük Birliği’nden kaynaklanan konuları Türkiye’nin mutlaka çözmesi lazım. Örnek olarak, ben şuanda İran’a mal satacak olsam, İran benim rakibim. Ben malımı sattığımda yüzde 60 vergi ödüyorum ama İran Türkiye’ye mal satışını sıfır vergi ile yapıyor. Böyle bir rekabet olmaz. Yani Gümrük Birliği’nin acilen revize edilmesi lazım. Aksi taktirde TTIP biliyorsunuz Avrupa ile Amerika arasındaki anlaşma eğer gerçekleşir de biz bunun tarafı olmazsak, bizim için ve sanayi üretimimiz için gerçekten sıkıntılı olacak. Türkiye gerek kalite standartları itibariyle gerek üretim gamı itibariyle Gümrük Birliği’ne ihtiyacı kalmadı. Türkiye’nin ihtiyacı Avrupa Birliği’ne üye olmak. Bu hedeften vazgeçmemek gerekiyor ama Gümrük Birliği’ne üye olmak bizi Avrupa Birliği’ne taşımadı. Eğer taşısaydı, aradan geçen 20 yıla yakın bir zamanda Gümrük Birliği’ne üye olduk diye bizi Avrupa Birliği’ne almayanlar 20 sene Gümrük Birliği’nde kalsak da aralarında bir ilinti yok. Dolayısıyla Avrupa Birliği üyesi olalım ama Gümrük Birliği neredeyse bir kapitülasyon anlaşmasına dönüştü. Bu işi bir masaya yatırmak lazım. İnanıyorum ki Avrupa Birliği de bize hak verecektir. Haklıyız. Düşünün dünyanın iki büyük ekonomik gücü, masaya oturuyor ve anlaşma yapacaklar. Biz o masada yokuz ama alınan kararlar bizi bağlayacak. Böyle saçma bir şey olur mu? Gümrük Birliği Anlaşması bana göre İnsan Haklarına aykırı bir anlaşma. Bu anlaşmanın daha objektif bir şekilde tartışılması lazım. TTIP’in imzalanması ve biz dışarıda kalırsak bana göre çok büyük zararlar göreceğiz. Yüzbinlerce insanımız işsiz kalabilir.
Avrupa’nın durumu da çok iyi değil şuanda…Amerika bu anlaşma ile Avrupa’yı yedeğine alacak. Avrupa Amerika’nın desteği olmadan bu krizden çıkamaz.
IMF, sermaye akışlarında ani düşüşün resesyona neden olabileceği uyarısı yaptı. Böyle bir durum var mı?Cari açığı kontrol altına almak için iç tüketimi frenlemek ihtiyacı doğdu. Böyle olunca resesyon riski arttı. Yerli üretim gücümüzü arttırabilecek olsak o zaman ne tüketimin üzerine basma ihtiyacında olacak ne de büyümenin üzerine basma ihtiyacımız olacak. Yani dışa bağımlığımız nedeniyle aldığımız tedbirler de bizi başka handikapların, başka problemlerin içine itiyor. Bütün mesele yerli üretim kabiliyetimiz arttırmaktan geçiyor. Bunun dışındaki tedbirler pansuman niteliğindeki tedbirlerdir. Köklü çözüm üretimden geçer.
Son dönemde enerji maliyetlerinde düşüş var. Enerji maliyelerindeki düşüş yerli üretimi destekler mi?Destekler ama petrol fiyatlarının geri gelmesi Türkiye’deki üretim rekabetini arttırmaya PETKİM için olumlu bir gelişme. Son derecede pozitif bir gelişme. Ancak daha fazlası Türkiye’nin alternatif pazarlarında daralmaya neden olacağı için başka bir problemi doğuracaktır. İdeal olan 70 ila 100 dolar arasındaki banttın altında hareket etmesi ihracat olarak olumsuz yönde yansır. Petrol faturalarımız rahatlar ama ihracat pazarımız ve yeni pazarlarla geliştirdiğimiz projelerinde olumsuz yönde etkiler.
Enerji Bakanı Cezayir’den ham petrol alımı için görüşüldüğünü söyledi siz neler söyleyeceksiniz?
Şimdiye kadar genellikle kış aylarında sıkıştığımız zaman spot olarak bu piyasaya başvurmak zorunda kalıyorduk. Sanıyorum Enerji Bakanlığımız bunu kontrata bağlayarak hem güvence altına alıyor hem de kontratlı alım spot alımlardan her zaman daha ucuz olur. Dolayısıyla önemli bir maliyet avantajı sağlayacak bir gelişmedir. Kontrat son derece önemli ve güzel bir gelişmedir. Spot alımdan Türkiye’yi kurtaracak. Spot alımda, satıcının belirlediği fiyatlara alıcının uyması gerekir. Kontrat makul fiyatları ve makul şartları ortaya koyar.
“BOTAŞ’IN DURUMUNU KURTARMASI LAZIM”Doğalgazda yaşanan gelişmeler hakkında neler söyleyeceksiniz? Yeni bir hat söz konusu. Ayrıca Türkiye’ye satılan doğalgazda indirime de gidiliyor. Faturaya yansıması nasıl olur. TANAP’ın etkisi ne olacak?Türkiye’nin çok önemli bir ayrıcalığı var hem bir tüketim noktası hem de bütün enerji kaynaklarına komşu olan tek coğrafya. Güney akım Karadeniz’i neredeyse boydan boya geçip Bulgaristan’dan Avrupa’ya gidecekti ama yeni açıklanan hat, bizim mevcut mavi akımla paralel olarak karaya çıkar Türkiye üzerinden Yunanistan üzerinden Avrupa’ya giderse bir kere maliyeti daha iyi olacaktır, proje uygulayıcıları açısından. Bizim açımızdan bakıldığında Güney Gaz Koridoru TANAP zaten başlamış, büyüyen yatırım operasyonları başlamıştır. Markette, pazarda, piyasada bir sıkıntı olmadığı için doğalgaza bağımlılığı noktasında şuanda 45 milyar metreküp olan ihtiyacımız 2020 de 60 oluyor. Dolayısıyla 60 milyar metreküplük doğalgaz tüketim noktası olarak gerek TANAP’tan gelen doğalgaz tüketilecektir. Gerekse Rusya’dan ilave gaz alırsak tüketme kabiliyetine sahibiz. Avrupa’ya çıkış noktası olması da önemlidir. Türkiye açısından pozitif bir gelişmedir. Bu gelişme hem Türkiye’nin hem de dünyanın menfaatinedir. Türkiye bütün enerji politikalarına karşı ilkeli bir duruş sergiliyor ama Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik ilişkiler ve uzun vadeli karşılıklı hedefler bizim projelerimizin olumsuz engelleyecek boyutta bir kardeşlik ve stratejik ilişki vardır. Dolayısı ile SOCAR olarak herhangi bir kaygımız yok.
Bütün bunlar sanayicinin doğalgaz fiyatlarını düşürecek mi?BOTAŞ uzun süre bu doğalgaz fiyatlarını sübvanse etti. Dolayısı ile BOTAŞ’ın buradaki durumunu bir kurtarması lazım. Hemen ilk aşamada bu 70 dolarlı seviye bir yıl boyunca devam ederse benim tahminim yılın ikinci yarısında doğalgazda bir fiyat gerilemesi olabilir ama birinci yarısında beklemiyorum. Çünkü sübvanse edilen kısım belki ortadan kalkacak, BOTAŞ bir rahatlayacak, devlet orada önemli bir külfete katlanıyor. Sanayinin ve halkın maliyetini arttırmamak için uzun süre sübvanse etti. Ardından tüketiciye ve sanayiciye de yansıma olasılığı var.