
Eğitim-Sen Aliağa Temsilciliği yaptığı açıklamada Milli Eğitim Şûrası’nda alınan bazı kararları tanımayacaklarını belirtti.
19. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan kararlara ilişkin Eğitim-Sen Aliağa Temsilciliği’nde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda eğitim emekçileri adına açıklama yapan Eğitim-sen Aliağa Temsilcisi Mehtap Akyıldız, 19. Milli Eğitim Şurası, eğitim politikalarıyla ilgili önerilerin tartışıldığı beş günlük maratonun ardından 6 Aralık tarihinde çok önemli bazı “tavsiye kararları” alınarak sona erdiğini söyledi. Akyıldız, Milli Eğitim şurasında oy birliği ile kabul edilen tavsiye kararlarının laik ve bilimsel eğitim-öğretim isteyen tüm ebeveynleri ve eğitimcileri kaygılandırdığını ifade etti. Akyıldız, “Tüm bu olumsuzlukların yanısıra öğretmen niteliğini arttırma konusundaki öneriler kabul gördü” dedi.
“BASINA YÖNELİK SANSÜRÜN KIRILMASINDA ÖNEMİ BİR ROL ALDIK”Yapılan açıklamada Laik-bilimsel anadilinde eğitim hakkı için AKP ve yandaş eğitim sendikası Eğitim Bir-Sen’in şura da almış olduğu bazı kararları Eğitim-Sen olarak onaylamadıklarına dikkat çekildi. Eğitim Sen Aliağa Temsilciliği olarak her zaman eğitim emekçilerinin yanında olduklarını ve olumsuz etkileri olacak kararlar karşısında mücadele edeceklerini bildiren Eğitim Sen Aliağa Temsilciliği’nin açıklamasında; “Her ne kadar bu kararlar bir tavsiye niteliğinde olsa da çıkan kararların uygulanma olasılığı bile oldukça endişe vericidir. Çünkü bu kararlar hayata geçirildiği takdirde eğitim öğretimde geri dönüşü olmayan ve çocuklarımızın psiko-sosyal gelişimlerini derinden sarsacak etkilerinin olacağının bilincindeyiz. Alınan kararlar laik ve bilimsel eğitimin önündeki engelleri aşmak bir yana dursun henüz çözülemeyen çıkmazlara bir yenisini daha eklemeye gebedir. Şuraya Eğitim-Sen’in katılması eleştirilse de Eğitim-sen bu şuraya laik ve bilimsel eğitimin tarafı ve sözcüsü olarak katılmayı bir gereklilik görmüştür ve öğretmenlerin özlük hakları ile ilgili çıkan olumlu kararlarda da sendikamızın yoğun çabalarının olduğu bir gerçektir. Eğitim Sen temsilcileri, Şura`nın ilk gününden son gününe kadar oluşturulan komisyonların tamamında, laik, bilimsel eğitimin savunucuları ve temsilcileri olarak yer almıştır. Zaman zaman temsilcilerimize yönelik ağır hakaretler ve sözlü saldırılar yapılmasına rağmen, sendikamız Şura raporumuzda belirtilen görüşlerini hem komisyonlarla, hem de basın ve kamuoyu ile sürekli ve düzenli olarak paylaşmayı sürdürmüştür. Anadolu Ajansı dışındaki basının Şura çalışmalarını izlemesinin yasaklanması, Şura`da konuşulanların halktan gizlenmeye çalışılmasının önemli bir kanıtı olmuş, fakat sendikamız basına yönelik bu sansürün kırılmasında önemi bir rol oynayarak, kapalı kapılar ardında konuşulanları basın ve kamuoyu ile paylaşmıştır” denildi.
“ENDİŞE YARATAN MADDELER VAR”Şura da endişe yaratan maddelerin tartışma götürür nitelikte olduğunun söylendiği açıklamada, maddeler şöyle açıklandı:
“Birinci madde olarak biz eğitimcilerin şüphe ile baktığı “değerler eğitimi” adı altında içeriği tam olarak açıklanmayan ancak dini masallara, İslam içerikli hikâyelere, cennet, cehennem ve Allah kavramlarına yer verileceği anlaşılan bir dersin anaokullarında okutulması kararı din dersinin anaokullarına kadar indirilmek istendiğinin bir göstergesidir. Bazı komisyon üyelerinin tepkisine rağmen bu madde genel kuruldan geçmiştir. Soyut birçok konuyu kavramaya henüz hazır olmayan ve oyunla öğrenen bir yaş gurubunun bu eğitimi alması beraberinde pedagojik açıdan geri dönüşü olmayacak pek çok sorunu da getirecektir.
2. madde olarak ilkokul 1,2. ve 3. sınıflara da zorunlu din dersinin getirilmesi önerisidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’de zorunlu din dersinin kaldırılmasını isterken, ilkokul 1,2 ve 3’üncü sınıflarda din dersinin zorunlu olmasının tavsiye kararı olarak çıkması AKP hükümetinin evrensel hukuku ne kadar hiçe saydığının da bir göstergesidir. Pek çok farklı inanç, mezhep ve inanışlara sahip ülkemizde sadece İslamiyet ve Sünni inanışı benimseyen bir din eğitiminin zorunlu tutulması hem anayasamızda yer alan din ve vicdan özgürlüğü maddesiyle çelişmektedir hem de farklı inanışlarıyla kültür mozaiği oluşturan vatandaşlarımızın yaşamına saygısızlık niteliği göstermektedir. Pedagojik açıdan sakıncalı bulduğumuz zorunlu din eğitimini anaokullarında olduğu gibi ilkokullarda da zorunlu tutulmasına karşı olduğumuzu bir kez daha belirtiriz.
3. madde olarak Karma eğitimin tartışma konusu yapılmış olmasıdır. Eğitim-Bir- Sen’in gündemde olmamasına rağmen defalarca farklı komisyonlarda da tartışmaya açtığı karma eğitim tartışması Genel Kurul’a kadar çıkamasa da sendikamızın kararlı ve direngen tutumu sonucunda Şura'nın gündem maddelerinde olmadığı gerekçesiyle oylanmamıştır. Ancak bilimsel ve laik eğitim anlayışıyla ters düşen cinsiyet ayrımına dayalı bir eğitim anlayışının gündemde olmamasına rağmen ısrarla tartışılıyor olması bile son derece endişe vericidir.
4. Madde olarak Turizm Meslek Liseleri`ndeki renkli sularla yapılan "Alkollü İçki ve Kokteyl Hazırlama" dersinin kaldırılması yönündeki öneriler, Eğitim Sen`in bütün karşı çıkışlarına rağmen oy çokluğuyla kabul edilmiştir Dersi kaldırma kararı "18 yaş altı gençler içkilerin sunumunda, satışında vs. görevlendirilemez" maddesinin yasada yer almasını dayanak göstermiştir. Aynı şura 18 yaş altı okul çocuklarının okullarda maruz kaldıkları cinsel taciz ve tecavüz konularında neler yapılması gerektiği konusunda ise aynı duyarlılığı maalesef gösterememiş ve çocuklarımızı korumak için alınabilecek hiçbir önlemi gündem konusu yapmamıştır.
5. madde olarak Osmanlıcanın bütün liselerde zorunlu olması önerisidir. Genel Kurul’da Osmanlı Türkçesi dersinin tüm liselerde zorunlu olması önerilmiştir ancak oylama sonrasında sadece Anadolu imam hatip liselerinde zorunlu hale getirilmesi, diğerlerinde mevcuttaki gibi seçmeli olması kabul edilmesi öngörülmüştür. Eğitim Sen, Osmanlıcanın sadece Sarayda konuşulan bir dil olduğunu ifade ederek, dersin zorunlu ya da seçmeli olarak verilmesine karşı çıkmıştır. Osmanlıcanın bile konuşulduğu komisyonda anadilde eğitim taleplerinin de gündeme getirilmesine rağmen bu öneri de gündeme alınmamıştır. Oysaki anadilde eğitim “eğitimde eşitlik ilkesi” prensibinde her birey için bir haktır.
6. Madde olarak "Okul Güvenliği" komisyonunda alınan kararlar, , kapılara x-ray, kamera, Duman sensörü, metal dedektör gibi önlemler alınacağı okullardaki güvenlik önlemlerinin kışla ya da cezaevi mantığına paralel bir şekilde ele alındığını göstermiştir.
Okul güvenliği komisyonunda kendisini veli olarak tanıtan bir kişinin aynı zamanda Eğitim Bir Sen`in G.Antep şubesi avukatı olduğunu açıklaması Şura bileşenlerinin nasıl belirlendiği sorusunu gündeme getirmiştir. Eğitim Sen "Okul Güvenliği" komisyonu kararlarına bir bütün olarak red oyu vermiştir.
7. Madde olarak liseler de zorunlu olarak okutulan din dersinin 2 saate çıkarılması kararının alınmasıdır. Tartışmanın yaşandığı bu konuda Eğitim-sen 1 saatin bile tartışmalı olduğunu, özellikle üniversiteye hazırlanan öğrenciler için zorlama olacağını ayrıca AİHM kararlarına rağmen bu dersin 2 saate çıkarılmasının laik eğitime bir darbe niteliği taşıyacağını belirtmiştir.
8. Madde olarak Sendikal hak ve özgürlükler tartışmaya açılmasıdır. Son gün Şura Genel Kurulu sırasında, sendikal faaliyetler ile okul güvenliği arasında zorla ilişki kurularak oylamaya sunulan "sendikal faaliyetlerin okul ve ders saatleri dışında yapılması" önerisi bardağı taşıran son damla olmuştur. Eğitim Sen adına Şura Genel Kurula hitaben yapılan konuşmada Şuranın sendikal hak ve özgürlükler aleyhine karar alamayacağı ve bu maddenin görüşülmemesi gerektiği belirtilmesine rağmen madde oylanmış ve kabul edilmiştir.
Bu maddenin kabul edilmesi üzerine Genel Sekreterimiz Sakine ESEN YILMAZ, Şura`da bütün ısrarlarımıza rağmen alınan bilim karşıtı bütün kararların ve sendikal haklara karşı alınan son kararın Şura`yı geçersiz hale getirdiği ve Eğitim Sen açısından Şura`nın anlamını yitirdiğini açıklamış ve Eğitim Sen delegasyonu Şura salonunu terk etmiştir. Eğitim Sen`in Genel Kurul salonunu terk etmesinin ardından alınan karar usulsüz bir şekilde tekrar değiştirilerek "sendika" ifadesi metinden çıkarılmış ve görevliler sendikamızı salona tekrar çağırmak istemişlerdir.
9. Madde olarak İlkokul 4. sınıfta 2 saat görülen İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi dersinin kaldırılacak olup bu konuların Sosyal Bilgiler dersinde sıkıştırılacak olmasıdır. Bu konuların önemsiz ve gereksizmiş gibi gösterilerek içeriğinin daraltılmaya çalışılması ileride demokrasi yeterince benimseyememiş, haklarını özümseyememiş ve iyi bir yurttaş olma konusunda yeterince bilgi sahibi olamamış sorgulamadan yoksun ve evrensel insanlık değerlerinden uzak bireylerin yetişmesine olanak tanıyacaktır. Bu bireylerin AKP iktidarına daha rahat hizmet edeceği gerçeği bu kararın alınmasında etkili olmuştur.
10. Madde olarak Aleviliğin, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi müfredatındaki yerinin yeniden gözden geçirilmesine ilişkin önerinin görüşülmesi dahi kabul edilmemiş olmasıdır. Ülkemizde 20 milyonu aşkın yaşayan Alevi yurttaşlarımızın olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu maddenin gündeme alınmaması yine mevcut din anlayışının başka herhangi bir meshebi ve inanışı kabul etmediğinin bir göstergesidir. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “seçmeli Alevilik dersi doğru bir taleptir” açıklamasına rağmen bu konu şurada hiçbir şekilde gündeme gelmemiştir.”
OLUMLU KARARLAR DA ALINDITüm bu olumsuzlukların yanısıra öğretmen niteliğini arttırma konusundaki önerilerin kabul gördüğü belirtilirken şu ifadeler kullanıldı:
“Şura ihtisas komisyonları içinde öğretmen niteliğini arttırma komisyonunda alınan kararların önemli bir bölümü Milli Eğitim Bakanlığı`nın uygulamaları ile çelişmiştir. Eğitim Sen`in öğretmenlerin ekonomik ve özlük sorunları ile ilgili bütün önerilerinin komisyonda kabul edilmesi, Şura hazırlık raporundaki piyasacı ifadelerin çıkarılması, zorunlu rotasyon yerine teşvik sisteminin getirilmesi yönündeki önerilerimiz, ek derslerin arttırılması, 3600 ek gösterge, öğretmenlere her 4 yılda bir yıpranma payı verilmesi, yüksek lisans yapanlara %25, doktora yapanlara yüzde 40 daha fazla ek ders ücreti ödenmesi gibi pek çok konuda olumlu kararlar alınmıştır.
Öğretmenlerin yetiştirilmesi süreci ve eğitim fakülteleri ile ilgili olarak alınan kararların Bakanlığın politika ve uygulamaları ile temelden çelişmesi, 19. Milli Eğitim Şurasında bir bütün olarak öğretmenlerin lehine olan bu kararların ne kadarının uygulanacağı büyük bir soru işareti olarak durmaktadır. 19. Milli Eğitim Şurasında diğer bir tartışma başlığı olan Eğitim Yöneticilerinin Niteliğinin Arttırılması ihtisas komisyonunda sendikamız alternatif önerilerini komisyon üyelerine sunmuş, ancak Eğitim Bir Sen ve Bakanlık Bürokrasisinin direnci ile karşılaşmıştır. Bu komisyonda yürütülen tartışmalarda eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde mülakat yöntemine devam edilmesine karar verilmiştir. Sendikamızın toplumsal cinsiyet kotası getirilmesi önerisi kabul edilmemiş, ancak kadın eğitim yöneticilerine pozitif ayrımcılık yapılması yönünde kararlar alınmıştır. Okul yöneticilerinin belirlenmesi konusunda kurum yöneticilerinin sendika yönetimlerinde yer almaması gibi, sendikaların iç işleyişlerine müdahale anlamına gelen bir komisyon önerisi oy çokluğu ile Şura metininden çıkarılmıştır. Resmi dil dışında anadili farklı olan yerlerde eğitim yöneticilerinin seçiminde çalıştığı yörenin anadilini bilenlere öncelik verilmesi önerimiz ise oyçokluğu ile reddedilmiştir. Eğitim sistemindeki mevcut merkezi, otoriter ve statükocu yapıyı daha da güçlendiren, eğitimin temel sorunlarına çözüm üretmek yerine yeni sorun alanları yaratacak olan Şura kararlarının onaylamak ve kabul etmek mümkün değildir. Eğitim Sen`in 19. Milli Eğitim Şurası`nda laik, bilimsel eğitim anlayışı ile çelişen kararların uygulanmaması için bütün gücüyle mücadele edeceğinden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Eğitim sistemini ve toplumu kendi dünya görüşleri ve ihtiyaçları doğrultusunda dönüştürmek isteyenlere karşı bütün eğitim ve bilim emekçilerini, öğrencilerimizi ve velilerimiz, Eğitim Sen ile birlikte, omuz omuza mücadele etmeye çağırıyoruz.”
HABER: Eda Ebru NANECİ