13 Ocak 2026, Salı

Sanayiye karşı olamazsınız, tarımı yok sayamazsınız

11 Ekim 2014, Cumartesi Paylaş Gönderiyi Yayınla
Sanayiye karşı olamazsınız, tarımı yok sayamazsınız Eda Ebru NANECİ - Aliağa Ziraat Odası Başkanı Feridun Durmaz’la Aliağa’da çiftçinin durumunu konuştuk. Yaptıkları çalışmaları ve yaşadıkları sorunları açık yüreklilikle paylaşan Durmaz, üye sayısının düşük olmasından dolayı projeleri gerçekleştirme aşamasında yaşadıkları sıkıntılara rağmen, çiftçiler için Aliağa’da gerekli mercilerle kurduğu bağlantıları ve aldıkları sonuçları anlattı. Pamuk üretimi açısından büyük bir düşüşün yaşandığını dile getiren Durmaz, “Pamuktan kesinlikle bir geri dönüş var” dedi.

Aliağa Ziraat Odası Başkanı olarak kaç yıldır görevdesiniz? Aliağa’nın tarım ve sanayi ile iç içe olması hakkındaki izlenimlerinizi alabilir miyiz?

Göreve geleli 3,5 yıl oldu. Meclisimizle yönetimimizle elimizden geldiğince çiftçinin, haklarını savunmakla yükümlü olduğumuz insanların hakkını her platformda savunmak için mücadelemizi veriyoruz. Şöyle bir eksiğimiz var; herhangi bir yaptırım gücümüz olmadığı için genel merkeze ve ilgili bakanlıklara bu sıkıntıları rapor ediyoruz. Çözümlenmesi yönünde fikirlerimizi ve çözüm önerilerimizi sunuyoruz. Bunların bazıları gerçekleşiyor bazıları da olmuyor. Bundan dolayı Aliağa sanayi ile iç içe olduğu için çiftçinin sıkıntısı çok. Sanayiyle iç içesiniz, bir ayağınız sanayide bir ayağınız tarımda. Ne serden ne yardan vazgeçilir derler. Çocukları yani yeni nesil genelde sanayide çalışıyor, anne baba ise tarımla uğraşıyor. İki ayak birden olduğundan bizlerde arada kalıyor ve ne yapacağımızı bilemiyoruz. Sanayiye karşı olamazsınız, tarımı yok sayamazsınız. Yani ilçemizde hep bir ikilem var. Böyle bir ikilimde en çok zararı da köylü ve çiftçi görüyor. Üretim sahaları giderek azalıyor. Üretim türleri, çeşitleri düşüyor.

Çiftçinin zararının çok olduğunu söylediniz. Peki, çiftçi en çok hangi konularda sorun yaşıyor?

Özellikle pamukla ilgili sıkıntılar var. Daha geçtiğimiz günlerde Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB)’a pamukla ilgili Bakanlığa verilmek üzere bir rapor ilettik. Pamuk ve mısırda iki yıldan beri Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, bölgesel veriler yok sayıldı. Örnek verecek olursak; pamukta 400 kg dönümde diyor ama bölgemizde dönümde ortalama 650 kg pamuk yetişiyor. Tane mısırda 1200 kg dönümde üretim var ama TÜİK verilerinde 950 kg dönümde olarak görünüyor. Bu durum vatandaşta sıkıntı yaratıyor. Üreticiye yalnızca bunun primi kar kalıyor. Prim aşağıya düşünce her yıl artan maliyetleri de hesaba katarsak bu kez üretici ekimden vazgeçiyor. Üreticiye zorla ekim yaptıramazsınız. Bölgemizden bundan on yıl öncesi yaklaşık 25 bin dönüme yıllık pamuk ekimi yapılıyordu. Şuanda yapılan ekim, 1000-1500 dönümlere düştü.  Yani arada uçurum var. Bu durum üreticiyi mısır gibi daha az masraflı ürünlere yönlendiriyor. Çünkü az masrafla, tarlam da boş kalacağına en azından bir ürün elde edeyim derdine düşülüyor. Pamuktan kesinlikle bir geri dönüş var. Bunda maliyetlerin yüksek olması, ikinci ürün alternatifinin bulunmaması bunlar vatandaşı pamuk ekiminden soğuttu. Sadece Aliağa’da değil, Bakırçay Havzası’nda da durum aynı. Yıllık 400 bin dönüm ekim yapılırken, şuanda 65 bin dönümlere düştü. Bakırçay Havzası dünyanın en kaliteli pamuklarını üreten bir bölgedir ama maalesef üretim düşmekte. İzmir Ticaret Borsa’sı çok güzel bir tablo çiziyor ama ben onun tam karşısındayım. Kendileri de üretimin aşırı derece düştüğünü kabul ediyorlar ama verim yükseldi diyorlar ama vatandaş prim olarak karşılığını alamayınca ekimden vazgeçiyor.

Anlattıklarınız doğrultusunda pamuk ekiminin yükselmesi için yapılması gereken şeyler nelerdir?

Bunların çözümü bölgeseldir. Daha geçtiğimiz gün genel merkeze yazdığımız raporda, TÜİK verilerine göre değil de bölgesel üretim ortalaması bazında prim verilmesini öneriyoruz. Yani o bölgenin bölgesel üretim ortalamasını biz biliyoruz, ilçe tarım biliyor. Bölgesel üretim baz alınarak primler ona göre verildiğinde vatandaş pamuk ekmeye devam eder. Zaten maliyetler aşırı yüksek ve giderek yükseliyor. Vatandaş ekecek ikinci bir ürün de olmadığında ekimden vazgeçiyor.

Oda olarak Aliağa’da yaptığınız çalışmalar nelerdir?

26 Ocak 2011 tarihinde göreve geldikten sonra ilk yaptığımız çalışma, çiftçi tarafından kullanılan 2/B arazilerinin uzun vadeli olarak çiftçiye tahsisini Bakanlığa bildirdik. Eşit dilimler halinde uzun vadede ödeme yaparak, tarım arazisi vasfında olanları kullanan kişilere hak sağlanmasını talep ettik. Bunun dışında yaptığınız işi bilinçli yapmak gerekli sloganından yola çıkarak üretici için kurslar açtık. Bu kursların en önemlileri Yenişakran’da TARİŞ ile ortaklaşa budama ve ağaç bakım kursu açtık. 145 kursiyerimiz vardı. Onun akabinde Aliağa’da arıcılık ve polen kursu açtık. 130 tane kursiyerimiz vardı. Şakran’da arıcılık bal üretim kursu açtık 50 tane kursiyerimiz vardı. Yenişakran ve Helvacı’da güvenli traktör sürüş ve tarım aletlerini kullanma eğitimi kursu açtık. Talepler doğrultusunda, talep olan yerlerde kurslarımızı açmaya devam edeceğiz. Bu kurslar çok önemli. Özellikle bölgemiz anayol üstünde olduğu için tehlikeli bir durum söz konusu, güvenli traktör sürüş kursunu özellikle bu nedenle açtık. Avcılık kulüpleriyle birlikte kaçak avcılığın önlenmesi konusunda İzmir Doğa Araştırma Müdürlüğü’nün katılımıyla yapılan seminerlere katıldı. Yeni aletleri, yeni gelişmeleri görmeli için üreticilerimizi tarım fuarlarına isteyenleri oda götürerek, onların yeni teknolojilerle tanışmalarını sağladık. Biyolojik mücadele seminerlerine katılarak bunları üreticilerimizle paylaştık. Çünkü hoyrat bir ilaçlama söz konusu. Bilinçsiz ilaçlamayı önlemek adına bilgilendirmelerimizi yaptık. Devlet kurumlarıyla birebir istişare halinde olup sıkıntıları, şikâyetleri birebir ilettik. Kooperatiflerle iyi ilişkiler kurduk. Üreticinin her zaman yanında durduk.

Hedeflediğiniz projeler içerisinde çiftçiye en fazla fayda sağlayacak konu hangisidir? Bu konuda adımlar atılıyor mu?

Bizim en büyük sıkıntımız maddi açıdan yaşadığımız sorunlar bulunuyor. Üye sayımız düşük. O nedenle ürettiğimiz projeleri bize destek verebilecek yerlerle paylaşıyoruz. Bir projemiz PETKİM tarafından önce kabul edildi sonra reddettiler. Bu projede biz bir eğitim alanı istedik. Çiftçi eğitim merkezi oluşturmak için yaptığımız girişimler sonuçsuz kaldı. Amacımız hem çiftçimizi kendi konuları hakkında uzman kişiler aracılığıyla bilinçlendirme yapabilmekteydi. Yer sıkıntımız var. Her konuda güncel bilgiler vermeyi hedefliyorduk. Balıkçılar, tavukçular da bize bağlıdır. Yelpazemiz çok geniş ve bu konularda doğru bilgilendirme çok önem kazanıyor. Bilinçsiz yapılan iş, iş değildir sloganıyla hareket ediyoruz ve bu doğrultuda çalışmalar yürütmeye çalışıyoruz.

Gerçekleştirdiğiniz projeler nelerdir?

Çaltılıdere kapalı devre sulama sistemi, muhtarımızın çabalarıyla bizim de verdiğimiz destekle kooperatif kuruldu. Şuanda aktif hale getirildi DSİ’den teslimi yapıldı. Mavi köşe, Bozgöl, Kunduz Çayı ortak projeyle damlama kapalı sistem sulama kooperatifi kuruldu. Yenişakran’da Bahçedere bendi yağmur suyu toplama bendi ile Şakran Ovası’nda bulunan zeytinlerin yüzde ellisini sulama kapasitesine sahip sistem şuanda bitti ve kooperatif kurulma aşamasında. İyi şeylerde oluyor ama bizim amacımız vatandaşı üretime teşvik etmektir. Yapılmak istenen projeler hakkında vatandaşı bilgilendirip, desteklemek bizim asli görevimizdir.