
Aliağa EKSPRES
Bakırçay Belediyeler Birliği tarafından düzenlenen "Termik Santrallere Hayır" paneli Menemen Belediyesi Kültür Merkezinde gerçekleştirildi.
Panelde Aliağa'ya yapılması planlana termik santrallerin Aliağa ve İzmir'e vereceği kalıcı zararlar yeniden gündeme getirildi. Konuşmacılar; termik santral yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimesi gerektiği vurgusu yapılarak, mücadelelerin süreceği ifade edildi.
CHP İzmir Milletvekili Kemal Anadol, İzmir İl Genel Meclisi Başkanı Serdar Değirmenci, Bakırçay Belediyeler Birliği Başkanı ve Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven, Aliağa Belediye Başkanı Ömer Turgut Oğuz, Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin, 22. dönem İzmir Milletvekili ve 90’lı yıllarda termik santarle karşı mücadelelerde önder isimlerden Aliağa’nın eski Belediye Başkanı Hakkı Ülkü ve Foça Belediye Başkan Yardımcısı Osman Yurtseven, Bakırçay Belediyeler Birliği üyesi beldelerin Kent Konseyleri temsilcileri ve çok sayıda İzmirli çevre sever katıldı.
Gazeteci ve yazar Hüseyin Yurttaş'ın yönetiminde gerçekleşen "Termik Santrallere Hayır" paneline konuşmacı olarak Uzman Doktor Raika Durusoy, Ege Üniversitesi Çevre Merkez Müdürü Prof. Dr. Ümit Erdem, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Sedat Gülşen, Muğla Üniversitesi Sosyoloji Ana Bilimdalı Başkanı Prof. Dr. Muammer Tuna katıldı.
Menemen Belediye Başkanı'nın Tahir Şahin'in açılış ve hoş geldiniz konuşmasından ve çevre için ne bedel ödemek gerekiyorsa hazırız vurgusundan sonra, Bakırçay Belediyeler Birliği ve Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven "Gündemiz sadece termik santraller değil, altın madenleri var. 20 bin fıstık çamı kestiler altın madenleri için. Bu gün biz bu duruma seyirci kalırken Midilliler Kaz Dağları'ndan gelen suyla kıyılarımız kirleniyor diye ortalığı ayağa kaldırıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmaya hazırlanıyor, biz sadece seyrediyoruz. 20 yıl önce İzmir’den Gencelli’ye kadar insan zinciri oluşturmuştuk. Yine böyle bir bilinci oluşturmaya yaşadığımız çevre için ihtiyacımız var" dedi.
Panelin yöneticisi Hüseyin Yurttaş Çevre ve Orman Bakanlığına yüklenerek "Elimde Aliağa Ekspres gazetesi var haber şöyle Aliağa'ya bir santral daha, bir enerji üretim tesisinin yeni bir doğalgaz santrali daha yapacağını yazıyor. Yani o kadar çok termik santral yapılmak isteniyor ki hangisiyle uğraşacağımızı şaşırmış durumdayız. Çevreyi kirletenlere karşı mücadele etmeye çalıştığınızda karşınıza çevre ve orman bakanlığı çıkıyor. Bana kalırsa çevreyi orman kanunlarına göre Çevreyi ve ormanları koruyacağına, onunla savaşmaya çalışan bir bakanlığa sahibiz. Modaratürün sözlük anlamı sakinleştirici, ılımlaştırıcıymış, biri beni çevre konusun nasıl sakinleştirecek" dedi.
Akciğer kanserinde büyük artışlar olur.
Uzm. Dr. Raika Durusoy elektrik üretmek için kurulan santraller içinde insan sağlığına en çok zarar veren santrallerin termik santraller olduğunu belirterek "Termik santraller meteorolojik koşullar ve baca yüksekliklerine bağlı olarak kurulduğu yerin bin km uzağındaki bölgeleri bile etkileyebilmektedir. Kuruldukları yerlerde geçmişe dönük yapılan araştırmalarda insan ömrünün yaklaşık 3 yıla kadar kısaldığı tespit edilmiştir. Özellikle termik santrallerin faaliyet gösterdiği yerlerde solumun yoluyla alakalı hastalıkların sayısında inanılmaz bir artış gözüküyor. Bu durumdan en çok çocuklarımız ve hamileler etkileniyor. Kronik öksürük, göğüs sıkışmasından akciğer kanserine kadar bütün solunum yolları hastalıklarında ki artış termik santrallere yakın yerleşim yerlerinde çok daha fazla oluyor. Aliağa ve çevresinde yapılması planlanan termik santraller sonrasında kronik solunum yolları hastalıklarında ve akciğer kanserinde çok büyük artışlar gerçekleşecektir. Termik santrallerde üretilen her 1 terawattlık enerji için yapılan araştırmalara göre yılda 24 kişi ölüyor. Yılda 10 terawattlık üretim yapan bir santralin çevresinde yılda ortalama 240 kişi termik santrale bağlı sağlık sorunlarından dolayı hayatını kaybedecek demektir” dedi.
‘Aliağa'ya demirci dükkanı bile açılmamalı’
Ege Üniversitesi Çevre Merkez Müdürü Prof.Dr. Ümit Erdem ise "Öncelikle halk arasında bir tabir vardır burama kadar geldi diye. Aliağa'da olanlar buraya kadar tabirini çoktan geçti. Ben anlamıyorum birisi Aliağa'yı öldürme kararı mı aldı? Termik Santraller, kimyasal enerjinin elektrik enerjiye dönüştüğü tesislerdir. Çevre kirliliğine kesinlikle neden oluyor. Hava, su ve toprak kirliliğine neden olacaklar. Hem işletme sırasında, hem taşımada, hem yakmada, hem de çıkartmada çevreye ve insanlara zarar veriyor. Aliağa'da zaten termik santral yokken bile demir-çelik ve petrol rafinerilerinden dolayı havada kükürt oranı çok yüksek, termik santraller yapıldıktan sonra İzmir ve Aliağa'nın havası ne olacak, asit yağmurları yiyecek olan ormanlarımıza ne olacak. Ben Aliağa'ya demirci dükkanı bile açılmamalı diye söylememin üstünden 3-4 yıl geçti, kaçıncı toplantıyı yapıyoruz, olaylar düzeleceğini üstüne termik santral yapmak istiyorlar. Tükenecek olan bu fosil yakıtlardan enerji üretiminin önüne geçmek ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelmemiz lazım. Toplum olarakda üzerimize düşeni yapmak zorundayız, toplum olarak her şeyden korkar olduk, tepkimizi göstermeliyiz " dedi.
‘Bölgenin enerjiye ihtiyacı yok’
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Sedat Gülşen’de İzmir’in ihtiyacından daha fazla elektrik enerjisi ürettiğini ifade ederek "Aliağa ve çevresinin bir enerji ihtiyacı bulunmamaktadır. İzmir tükettiği enerjinin fazlasını üretmektedir. İzmir'de 18 milyar Kw elektrik üretilirken, 14 milyar Kw tüketilmektedir. Daha önce yapılan doğalgaz santrali sonrası Aliağa'da sanayi yatırımları arttı ve çevre kirliliği büyük ölçüde attı. Şimdi yeni termik santraller yapılması planlanıyor. Ne kadar çok enerji tüketilirse o kadar gelişmiş ülke olunur yalanına kanmamalıyız. Önemli olan enerji yoğunluğudur. Çevremiz ve geleceğimiz için yenilenebilir enerji üretme kaynaklarına yönelmeliyiz ve Aliağa Bölgesi endüstri bölgesi olmaktan derhal çıkarılmalıdır" dedi.
‘Aliağa Yatağan gibi olacak’
Panelde son konuşmacı olan Muğla Üniversitesi Sosyoloji Ana Bilimdalı Başkanı Prof. Dr. Muammer Tuna ise Yatağan Termik Santrali'nin çalıştığı yaklaşık 30 yıl boyunca çevreye ve insanlara olan etkileri üzerine bir sunum yaptıktan sonra Aliağa'da ve İzmir'de nasıl değişimler yaşanacağını anlattı.
Prof. Tuna " Muğla Yatağan ve çevresinde yaptığımız araştırmalar sonucunda, santral çalışmaya başladıktan yaklaşık 15 yıl sonra yapılan araştırmalarda kanserden dolayı gerçekleşen ölüm vakalarının yarısı akciğer kanserinden gerçekleşmiştir. Bu oran günümüzde gittikçe artmaktadır. Aynı şekilde tarım ürünleri ve ormanlarda da büyük tahribat gerçekleşmiştir. Yatağan'a 3 km yakınlıkta bulunan termik santral, hakim rüzgar yönü ile tüm Muğla ili ve ilçeleri yanında Aydın ve Denizli'ye kadar hava kirliliğine neden olmaktadır. 1982 yılında faaliyete geçen ve 2000'li yılların başında ancak yapılan eylemler nedeniyle bacasına filtre takılan santral, bu gün ölüm saçmaya devam etmektedir. Aliağa'ya yapılacak termik santrallerin faaliyete başlamasından belli bir süre sonra bizim Muğla Yatağan'da yaşadığımız olumsuzluklar Aliağa ve çevresinde aynen yaşanacaktır" dedi.
Panelein konuşmacıları daha sonra izleyenlerin sorularında cevapladılar.
Panel yönetcisi Hüseyin Yurttaş, başta termik santral olmak üzere bölgedeki çevreye zararlı tüm yatırımlara karşı mücadelerinin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da süreceğini ifade etti.