Ege Üniversitesi Aliağa Meslek Yüksekokulu'nun üniversite ve sanayi kuruluşları işbirliği çerçevesinde düzenlediği "Danışma Kurulu Toplantısı" geniş bir katılımla gerçekleştirildi.
Ege Üniversitesi Rektörü Candeğer Yılmaz'ın yanısıra Aliağa Kaymakamı Bayram Yılmaz, Aliağa Belediyesi Başkan Yardımcısı....., ALTO Başkanı Adnan Saka, BERTO Başkanı Melih Kahraman, meslek yüksek okul müdürleri ve sektörün önde gelen sanayi kuruluşlarından temsilcilerin katılımıyla Ege Üniversitesi Aliağa Meslek Yüksek Okulu Konferans Salonu'nda düzenlenen toplantı Yüksekokul Müdürü Doç. Dr. Nesibe Avçıbaşı'nın okul hakkında bilgi verdiği sunum ve açılış konuşmasıyla başladı.
Avcıbaşı, 240 öğrenciyle öğretime başlayan meslek Yüksek Okulunun bugün 1411 öğrenciye eğitim verdiğini vurgularken; okulun yer, akademik ve idari personel sıkıntısını dile getirerek bu konuda sanayicilerden destek talebini dile getirdi.
Daha sonra söz alan Aliağa Kaymakamı Bayram Yılmaz insanın yaşadığı yerin modern olmasını, kurumunun güzel, personelinin kaliteli olmasını her zaman arzu ettiğini belirterek "sizin dışınızdaki unsurlar kaliteliyse, elbette sizin de işiniz kolaylaşıyor. Ben 9 aydır Aliağa'dayım. İlçemizdeki kurumların, kuruluşların kapasitelerini görüyoruz. İstediğimiz seviyede olanlar var, olmayanlar var. İlk geldiğimiz zaman okulumuz Bergama'ya bağlıydı. O zamanlar hocalarımızla istişarelerimiz olmuştu. Aliağa Meslek Yüksek Okulu'nun müsttakil olmasını çok arzu etmiştik ve nihayetinde oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Arzu ediyorum ki Yüksekokulumuzun da kalitesi yüksek olsun, güzel binaları olsun, yeterli sayıda akademik ve idari personeli olsun, öğrencilerimiz daha iyi şartlarda günhlerini geçirsinler. Tabii istenilen her şey her zaman olmuyor. İnşallah zamanla, rektörümüzün de gayretleriyle bu olacaktır."şeklinde konuştu.
Kaymakam Yılmaz, "Türkiye'de ara elemana, akademisyenlerimizin deyişiyle 'kaliteli eleman'a çok ihtiyacımız var. Aliağa;Tüpraşıyla, Petkim'iyle, 13 tane limanıyla, 7 tane demir çeliğiyle, gemi sökümüyle ve bunlara yansanayi desteği veren diğer kuruluşlarla hakikaten halen dokunulmamış bir çok alanı olan iyi bir laboratuvar. Bize çok iş düştüğünü düşünüyorum. 4 bölüm var yüksekokulumuzda. Rektör hocamızın planları olduğunu biliyorum; bizden daha net görüyor birçok şeyi. Yerel ihtiyaca cevap verecek, fizibilitesi iyi yapılmış yeni bölümler açmak gerekir. Mutlaka bu konuda bir çalışma yapılmıştır. Aliağa, ne verirseniz alabilecek, ne yaparsanız kendini gösterecek güzel bir yer. İnsan eliyle bitecek işlerin imkansız olmaması gerekir. İnşallah elbirliğiyle okulmumuzun kalitesini, seviyesini zamanla daha da iyileştireceğiz. Türkiye'de 700'e yakın yüksekokul var. Okulumuzun, bunların bir kaçı hariç, pek çoğundan iyi olduğunu düşünüyorum. İnşallah daha da güzel olacak" dedi.
Ege Üniversitesi Rektörü Candeğer Yılmaz da yaptığı konuşmada herkesin aynı şey için bir araya geldiğini belirterek, bu daveti gerçekleştirmenin heyecan ve onurunu duyduğunu söyledi. Yılmaz, "Biz, Ege Üniversitesi olarak kaliteyi en temel felsefe olarak görüyoruz. Çünkü insana hizmet ediyoruz. Bu temel felsefeden baktığımızda, işimizi nitelikli, kaliteli, sertifikalı ve mutlaka paydaşlarımızla birlikte topluma faydalı olacak şekilde yapmayı öngörüyoruz. Gelecek yıl 60'ıncı yılımıza giriyoruz. 60 yıllık, Ege bölgesinin ilk kurulmuş üniversitesinin elbette büyük sorumlulukları var. Bu sorumlulukları akademik anlamda ve uluslararası düzeyde yeteri kadar temsil ettiğimizi düşünüyorum. Çünkü, değişik kriterlerle bakıldığında, son 5 yılda dünyanın en iyi 500 üniversitesi içine Ege üniversitesi iki kez girmiştir. Ben bunun önemli bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum. Hedefimiz ilk 100'e girmektir. Bunun için çaba sarfediyoruz. Bizim esas ilk 100'e girme telaşımız, içinde bulunduğumuz toplumdaki ilklere girmektir. Ben ne kadar becerimi deneyimimi bulunduğum topluma yansıttım? Bölgenin kalkınmışlığında ne denli etki faktörüm oldu; bunları ölçen kriterlere ihtiyacım var. Buna baktığımız zaman da, biz üniversite-sanayi işbirliğini önemsediğimiz kavramsal temaya geri dönüyoruz."dedi.
Yılmaz, Ege Üniversitesi'nin 1964 yılında Türkiye'de ilk kez Piyale firması ile protokol imzalayarak üniversite-sanayi işbirliğini özgün bir modelle ortaya koyduğunu sözlerine ekleyerek "Türkiye'de ziraat konusunda, mühendislik konusunda, tıp konusunda Türkiye'nin en iyi ilk beşi içindeyiz. Türkiye'nin en iyi üniversiteleri sıralamasında da üniversitemiz dördüncü sırada. Bizim şimdi söyleyecek bir sözümüz daha var. Biz bulunduğumuz bölgenin eğitimine, üretimine, kalkınmasına ve değerlerine; geçmişini koruyarak geleceğe uluslararası rekabet ortamında ne kadar verimli katkıda bulunabildiğimizi sürekli sorguluyoruz. Bunu meslek yüksekokulları bazına indirdiğimiz zaman şunu görüyoruz; Türkiye, yabancı yatırımcılık konusunda çok açık bir pazar haline geldi.Gelen yatırımlar ve yatırımcılarla, Türkiye'de gelişen sanayicilerle konuştuğumuz zaman da söylenen bir şey var: 'Biz, nitelikli insan gücü istiyoruz.' Bu nitelikli insan gücü, bazen çok üst düzey doktoralı insan gibi düşünebiliriz, ama en çok yoğunlukta istediğimiz nitelikli ara insan gücü. Yatırım yapacak firmanın da, gelişmek isteyen sanayicinin de tek kaygısı bu. O zaman bunu paydaşlarımızla birlikte çözmek gerekiyor. Benim bakış açımla yatırımcının bakış açısı aynı değil. Sizin ihtiyaçlarınızı irdelerken ben teorik düzeyde kalıyorum. İşte bu yüzden, meslek yüksek okulları danışma kurulu katılımcılarını, siz paydaşlarımızı fevkalade önemsiyorum. Türkler olarak biz özelliğimiz var. Bir şey söyleyeceksek, en olumsuzundan başlıyoruz. O kadar büyük yazar çizeriz ki, eleştiri yapmak için yarışıyoruz. Eleştiriler, yapıcı olduğu takdirde anlamlı. Yani hevesimizi kıran eleştirilerden bize bir fayda gelmez. Bu, eleştirilmemek anlamına gelmiyor. Ama iyi yaptığımız işleri, iyi yapanları da ödüllendirmek gerekiyor. Biz aynı gemide seyahat ediyoruz. Kim hangi kamarada, hangi güvertede olursa olsun, hepimiz aynı gemideyiz. Gemide herhangi bir hasar ortaya çıkarsa, az ya da çok, önce ya da sonra, hepimiz birlikte batarız. Biz bu nedenle yaptığımız işi paylaşarak yapmak istiyoruz. İyi bir şey yapmak istiyoruz. Önce kendi hedeflerimizi, sonra da paydaşlarımızla birlikte gerçekleştirdiğimiz hedefleri alkışlamak istiyoruz. Meslek yüksekokulları yüksek öğretim bilincinde farklı bir anlayışta. Şöyle bir düşünce var: Meslek liseleri var, meslek yüksek okulları başka bir kurumda, milli Eğitim bakanlığı'nda olmalıdır. Ama ben, üst yönetici olarak, böyle düşünmüyorum. Bunun üniversite içinde, kampüsünde, üniversite anlayışıyla yapılması gerektiğine inanıyoruz. O nedenle de meslek yüksekokulları bizim için son derece önemli. " şeklinde konuştu.
Rektör Candeğer Yılmaz "Aliağa'da meslek yüksekokulunun bir kurumsal kimliğe kavuşması bir toplumsal istekti. Yerel yöneticiler ve sanayiciler bu konuda çok ısrar etti. Biz de, senato kararımızla bunu gerçekleştirdik. Biz, eğitim boyutunda elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Ama siz olmazsanız eksiğiz. Sanayicinin ne istediğini bilmek istiyoruz. Biz, daha büyük bir yerleşim alanında eğitim vermek istiyoruz. Şu anda 1411 öğrenci sayımız var. Eğer bakılırsa bunun önemli bir rakam olduğunu düşünüyorum. Yerel ihtiyaçlar doğrultusunda yeni programlar eklemeyi düşünüyoruz. Petrokimyayla ilgili olan bunlardan birisi. Gemi sökümü, çok önemsediğimiz programlardan birisidir. Her istediğimizi sizin de belirlediğiniz başlıklarla YÖK'ten geçirmeye yetkimiz yok. Çünkü YÖk de uluslararası standartlar içinde açılabilecek programlar için liste koyuyor önümüze. Biz o zaman sizin taleplerinizin bu listeye uygun olanlarını yeni programlar olarak, uymayanları da derslerimizi zenginleştirerek yapmak istiyoruz. Sizin istekleriniz bizim için çok önemli. Birkaç sorunumuz var. Sorunlardan biri; biz ikili eğitim istiyoruz. Yani, iki yıllak eğitimin bir yılı okulda, bir yılı mutlaka sanayicinin bulunduğu yerde geçmelidir. Bu konuda tüm sanayicilerden bizim öğrencilerimizi kalıcı, bir yıllık staj yaptırabilmek için bizi zorlamanızı istiyoruz. Eğer bir program açacaksak, bunun uygulamasını yapacak alan bulamayacaksak, hiç yorulmayalım." dedi.
Vermeden istemenin sadece Tanrı'ya mahsus olduğunu belirten Yılmaz, kendilerinin de bir şeyler yapmaları gerektiğini vurgulayarak "tüm sanayicilerimize sistemimiz açıktır. Analizleriniz için, sorunlarınız için, ne isterseniz biz açığız. Ege Üniversitesi olarak 'teknoloji transfer ünitesi' adı altında çok büyük bir sistemimiz var. Bu sistem 20 yıllık bir deneyime sahip. Proje yazma konusunda, uluslararası formlar konusunda, rehberlik konusunda, patent kütüphanelerini tarama konusunda tüm sanayicilerimize yardımcı olabiliriz. Biz Meslek yüksek Okulları olarak proje yarışmaları yapıyoruz ve bu proje yarışmalarını sanayicilerle buluşturuyoruz. Bu sene Aralık ayında İzmir'da AREGE dediğimiz proje pazarımızda bütün meslek yüksek okullarımızın ve sanayicilerimizin projelerini orada görmeyi çok arzu ediyoruz. Bizim esas istediğimiz sanayicinin isteği doğrultusunda eğitim ve öğretim yapmak, ama bizim de bu eğitimin laboratuvarı olarak öğrencilerimizi sizin işyerlerinizde çalışır görmek. Bir başka isteğimiz, sanayicilerimizin konferanslar ve seminerlerle deneyim ve tecrübelerini aktarmalarıdır." şeklinde konuşarak toplantıyı başlattı.
İlk olarak söz alan Aliağa Ticaret Odası Başkanı Adnan Saka, kurumlararası birliktelik ve işbirliği gerçekleşmedikçe sorunların çözülemeyeceğine değinerek yüksekokulun isminin değişmesinin Aliağa için önemli olduğunu söyledi. Saka "İkili eğitim Türkiye'de yavaş yavaş gelişmeye başlayan bir olgu. Bu sistem bizde çok karışık. İkili eğitimin olması şart." dedi.
Avrupa'da mesleki eğitim için Türklerin eski ahilik sisteminin modernize edilerek kullanıldığını anekdotlarla aktaran Saka "Ben bin nüfuslu Aliağa'dan geliyorum. Şimdi 85 bin kişiyiz. O kadar kozmopolitikiz ki, kurumları bir araya getiremiyoruz. Bu okulun daha fazla gelişebilmesi için buradaki bütün kurumların işbirliği yapması gerekli. Bizim limanlarımıza yılda 5 bin gemi yanaşıyor. Her gemiye bir gemi adamı koysanız 5 bin kişiye iş imkanı yaratmış olursunuz. Metalurji konusunda Aliağa, Türkiye'nin yüzde 24lük ihtiyacını karşılıyor. Ama bu sektörde sıkıntılar var. Bunu kimse görmüyor. Yerel yönetimlerle genel yönetimlerin birlikte planlama yapması gerekiyor. Devlet bize organize sanayi bölgesi yapın dedi, biz de gittik yaptık. 10 bin dönüm alan üzerine. Şimdi orda yatırım yapmak isteyene 'git üç ay yazın üç ay da kışın hava ölçümü yap, sonra gel' deniyor. Bir sene yatırımcı niye beklesin? Devlete diyoruz ki biz alalım buraya bir makina, 365 gün ölçüm yapalım. Niye yatırımcıyı bir sene bekletiyoruz? Olmaz öyle şey, o yetki bize ait, biz ölçeceğiz deniliyor, kalıyor. Yani bütün planlamaların beraber yaşaması gerek. Bunlar için de teknik eleman gerek. Teknik eleman yetiştirmek için okul var. Tam çocuğu yetiştireceğiz, staj bölümü geliyor. Firmaları arıyoruz, firmalar stajyer almıyor. Rizikoyu kimse üstlenmek istemiyor. Peki nerede yetişecek bu eleman? Üç gün sonra gelip benden nitelikli eleman istiyor. Öyle bir eleman olması için sizin de bize destek vermeniz lazım. Hocalar, büyük firmaların iç yüzünü bilmedikleri için herhalde, ille gidin Petkim'de staj yapın diyor ismi var diye. Oysa oralarda staj yapan arkadaşlarımız 15 gün masa başında oturuyor. Hiçbir şey yapmıyor. Fiili olarak orada çalışmadığı sürece o çocuklar bir şey öğrenemezler. Bu konunun kesinlikle teşvik görmesi gerek. İşveren teşvik edilirse bu iş olur. Sigorta yönünden kanunla teşvik edilmeli. İkili eğitimle, 4 yıllık eğitim yerine 2 yılda çok daha iyi yetişmiş insan alırız karşımıza." dedi.
Yüksekokulun genişlletilmesi için Aliağa Metro istasyonu karşısındaki 50 dönüm arazinin kullanılabileceğine işaret eden Saka, bu arazinin bazı sorunlarının bulunduğunu ancak kurumlararası işbirliği ile çözülebileceğini söyledi. Saka, ayrıca Aliağa Ticaret Odası olarak bir Meslekokulu ve Üniversite Yaptırma Derneği kurmayı düşündüklerini, bu konuda kamu kurumlarından ve sanayi kuruluşlarından da destek ve işbirliği beklediklerini belirtti.
Çeşitli sektörlerden firma temsilcileri ve eğitimcilerin görüş ve önerilerini paylaştığı toplantının ardından katılımcılar için düzenlenen öğle yemeğiyle son buldu.