
Aliağalı Emekçiler Tekel işçilerinin Yanında
Eylemde olan Tekel işçileri ve İstanbul Büyük Şehir Belediyesi İtfaiye çalışanlarına Aliağa Demokrasi Platformu tarafından basın açıklamasıyla destek verildi.
Aliağa Demokrasi Meydanı'nda mini bir miting şeklinde düzenlenen basın açıklamasına; Aliağa Belediye Başkanı Turgut Oğuz, CHP Aliağa İlçe Başkanı Özlem Şan Oğuzhan ve yönetim Kurulu üyeleri, Petrol-İş Sendikası Aliağa Şubesi, Aliağa Disk Genel-iş, Eğitim-Sen, Eğitim-İş Aliağa İşyeri Temsilcilikleri, Aliağa Kültür ve Dayanışma Derneği, Alevi Kültür Derneği'nin yanısıra Petkim ve Tüpraş işçileri, belediye işçileri, kamu emekçileri ve Aliağa halkı katıldı.
Aliağa Demokrasi Platformu adına hazırlanan basın açıklamasını Aliağa Eğitim Sen Baş Temsilcisi Çetin Ekinci okudu.
AKP iktidarının işçi haklarına karşı yaptığı baskıların dile getirildiği basın açıklamasında "AKP Hükümetinin iktidara geldiği günden bu yana temel toplumsal sorunlara sermayenin gözlüğünden bakarak kayıtsız kalması; dahası emekçilerin hak mücadeleleri karşısında hasma ne bir tutum sergilemesi tesadüf değildir. AKP iktidarının açık ve net ideolojik tercihlerinin doğal sonucudur. Bu tercihler özelleştirmedir, kamusal alanın sermayeye açılmasıdır, sağlıkta katkı ve katılım payıdır, mezarda emekliliktir, taşeronlaştırmadır, güvencesizleştirmedir, sendikal örgütlenme özgürlüklerini kısıtlamaktır, toplu sözleşme ve grev hakkını gasp etmektir. AKP'nin tercihleri demokratik alanı kısıtlamak, toplumsal talepleri bastırmak, emek, barış ve demokrasi güçlerine karşı baskıyla, tutuklamayla, operasyonla yanıt vermektir; polis şiddetini ve devletin baskı aygıtlarını sonuna kadar kullanmaktır" denildi.
Gün Mücadele Günüdür
Son dönemde yaşanan gelişmelerin de değerlendirildiği açıklamada değerlendirildiği açıklamada Tekel işçilerinin mücadelesine değinilerek "TEKEL işçileri hükümetin 'Çalışma süresinin 10 aydan 11 aya çıkarıldığı' sözünü kabul ederlerse; kıdem tazminatı ve senelik izin hak kayıpları olacak. Koşulları kaldıramayanlar devletin yakasından düşecek. TEKEL işçileri 'Yeni bir iş' sözünü kabul ederlerse; pratikte sendika hakkını kaybedecekler. Örgütsüzleşip, yalnızlaştıklarında devletin yakasından düşecekler. Dün bunları yaşayan Telekom, Petkim, Tüpraş, vb birçok karlı kuruluşun emekçileri, bugün TEKEL emekçilerinin yanında hak-adalet-hukuk savaşı veriyor. Yarın hastaneler, okullar ve diğer kamu hizmetleri ile devlet işletmeleri özelleştirildiğinde hep birlikte bu sancıyı yaşayacağız. Gün bu talana ve köleleştirmeye karşı hep birlikte mücadele günüdür" denildi.
Linç girişimleri sorumluları ortaya çıkarılsın
Basın açıklamasında son zamanlarda yaşanan linç ve tehcir olaylarına da değinen Çetin Ekinci, şiddet yaratanları ve savunanları da eleştirerek, bu olayları önlemekte yetersiz kalınmasını da eleştirdi.
Ekinci, şöyle devam etti: "Son aylarda ülkemizde yaratılan kaos ortamını fırsat bilen ve şiddetten beslenen bazı odaklar bir yerlerden aldıkları cesaret ile yasal hakkını kullanan emekçilere, gençlere, siyasi parti temsilcilerine saldırılar düzenleyebilmektedir. Bu saldırıların linç girişimlerine kadar uzanmış olması son derece tehlikelidir. Bu tür girişimlerin şimdiye kadar can kaybına yol açmamış olması önemlidir. Ancak ortama hâkim kılınan gerginlik ve kutuplaşma ile ekonomik krizin etkileri bir araya geldiğinde benzer girişimlerin çok daha üzüntü verici sonuçlara yol açabileceğini görmek zor değildir. Edirne, Erzincan, Mersin ve Manisa Selendi…daha nereye kadar sürecek….Bilinmelidir ki; şiddet ve linç kültürü bulaşıcı virüs gibidir, kime ve nasıl bulaşacağı bilinemez. Şiddeti savunanlar da bir gün kendi yarattıkları şiddetin kurbanı olabilirler... Hukuk herkese lazımdır" diye tamamladı.
Basın açıklamasına destek verenler Çetin Ekincinin sözlerini sık sık “IMF defol bu memleket bizim", "Yaşasın iş, ekmek, özgürlük mücadelemiz", "Emekçiyiz, haklıyız, kazanacağız", "İşçi, memur el ele genel greve", "Yaşasın örgütlü mücadelemiz" sloganları ile kestiler.