
Aliağa’da sayıları giderek artan termik santrallere bir yenisini daha eklemeye hazırlanıldığını söyleyen Aliağa Ziraat Odası Başkanı Feridun Durmaz, Torba Yasa ve 2B arazileri hakkına önemli açıklamalarda bulundu
Eda Ebru NANECİ - Aliağa Ziraat Odası Başkanı Feridun Durmaz, Aliağalı çiftçileri yakından ilgilendiren Torba Yasa ve 2B arazileri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Sorularımızı yanıtlayan Durmaz, termik santrallere karşı olduklarını her fırsatta dile getirdiklerini belirterek, Çaltılıdere bölgesinde bir termik santral hazırlığı olduğunu söyledi. “Çaltılıdere’de şuanda kimse net bir şey demese de bir hazırlık var. Biz firmanın ismine kadar her şeyi öğrendik” ifadelerini kullanan Durmaz, “Şuan ki Başkanımız Serkan Acar, termik santrale karşıyım diyerek taahhütnamenin altına imzasını attı ama neler olur bilemiyoruz” dedi.
Zeytinliklerin imara açıldığı hakkında görüşler var. Torba Yasa içerisinde yer alan bir kanunla, 25 dönümün altında bulunan zeytinlik araziler bu kapsamdan çıkarılması gündemde. Siz bu konuda ne söyleyeceksiniz? 3573 sayılı zeytincilik kanunu vardı. Zeytin ağaçlarının korunması bakımından çok değerli bir yasaydı. Elinizdeki çok sağlam tutanaktı. 1996 yılında revizyondan geçmiş ve şuanda tamamen delinme aşamasında 25 dönümün altında olan zeytin arazilerinin zeytinlik vasfından çıkarılması Torba Yasa’da yer alıyor. Biz buna karşı hem Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) hem de ilçe biz bölgesel odalar olarak bu durumun yanlış olduğunu, zeytin ağacı yetiştirmenin çok emek gerektirdiğini ve bin yıla kadar yaşayan bu ağaçların ölümsüzlük sembolü olduğunu dile getiriyoruz. Biz bunun bölgelerde çok büyük bir geçim kaynağı sağladığını, eğer Torba Yasa’da bu yer alırsa imarla bu zeytin ağaçlarının yok olacağını belirttik. Genel merkezimize bu durumun talana çanak tutmak olduğunu söyledik. Biz bölgemizde, tek bir zeytin ağacının kesilmesine tahammül edemeyiz. Bize gelen taleplerde biz hep zeytin ağaçlarını nakil verdik. PEKTİM talepte bulunuldu nakil verdik. Her zaman bu ağaçların kesilmesine karşı geldik. Talepte bulunan vatandaşlara iyi niyetli bir şekilde durumu anlattık ve ikna ettik. PEKTİM’den yaklaşık bin tane zeytin ağacı Yenişakran Cezaevi yakınında bulunan araziye profesyonel bir ekip tarafından nakledildi ve hepsi tuttu. İleride cezaevinde bulunan mahkûmlara önümüzdeki süreçlerde gelir kaynağı olmaya başlayacak.
Türkiye’de zeytin ağaçlarına yeterince önem veriliyor mu? 2002 yılana kadar Türkiye’de 97 milyon zeytin ağacı vardı. 2002 yılından sonra yapılan programlardan sonra devletin hibe fidan vermesi ve vatandaşı özendirmesi ile şuanda Türkiye’de 167 milyon zeytin ağacı var. Bir yandan bu tür girişimleri destekliyorsunuz, üretime destek veriyorsunuz, AB’ye girebilme yolunda zeytin güçlü sesimiz olsun diye düşünüyorsunuz, bir yandan bunun tam tersi uygulamalarda bulunuyorsunuz. Çok ağacımız olsun diye önce teşvik veriliyor sonra 3573 iptal edilip 25 dönümün altında olan araziler, zeytinlik arazisi vasfından çıkarılıyor.
2B arazileri ile ilgili durum nedir? Aliağa’da bu konuda neler yaşanıyor?2B’de hak sahipleri sıkıntı yaşıyor. Aliağa’da özellikle Helvacı bölgesinde çok büyük sıkıntılar oldu. Vatandaş 40 yıldır 50 yıldır kullandığı ve elinde devlete ödemiş olduğu kiraya dair belgeleri, makbuzları var. Yani atıl olan yerleri, ormanlık alanı üretime açık buraları tarım arazisi vasfına getirip, ürün elde etmişler. Büyük emeklerle tımar edip üretim arazisi haline getirmişler. Öyle bir fiyat verildi ki üreticiye, var olan yerini çok yüksek rakamlarla tekrar satın almaları istendi. Mücadele vermişsiniz, bir emek var ortada. Normal bir arazi satın almış gibi bir bedel isteniyor. Böylece oraya verdiği emek yok sayılmış oluyor. Vatandaş başka yerden arazi alırım bu fiyata diyor. Süreleri çok kısa.
Bu konuda çiftçinin yaşadığı sorunlara değinecek olursak, bu işin çözümü ne olmalıdır? Bizim bu konuda ilk yaptığımız icraat, vatandaşın bu paraları daha az ve uzun vadede ödemesi talebinde bulunmak oldu. Şerh konulması, yani bu vatandaşın borcu bitene kadar bu araziyi satamayacağı belirtilmesini istedik. Taksitlendirip vatandaşı hak sahibi yapmak bizim önerimizdi. Özellikle Helvacı bölgemizde çok büyük sıkıntıydı. Geçtiğimiz yıl muhatap kişilerden 370 imza topladık üst yazıyla ilgili bakanlıklara ilettik. Fiyatlarının yüksek olduğunu, fiyatların makul hale getirilmesi gerektiğini ve yıllarca verilmiş emeklerin yok sayılmaması gerektiğini söyledik. Tarım arazisi vasfında olanların uygun fiyatlar ve taksitle üreticiye tahsis edilmesi gerektiğine yönelik raporu Maliye Bakanlığına sunduk. Sonuçta hiçbir cevap gelmedi.
Termik santral konusunda neler düşünüyorsunuz? Geçen yıldan itibaren hatta meclis kararıyla biz, Aliağa Çevre Platformu (ALÇEP)’nda müdahil olduk. Bu platformda yaklaşık 11 tane mücadele eden STK var. Biz her zaman termik santrallere karşı olduk. Bunu ben İzmir İl Koordinasyon toplantısına taşıdım. İzmir İl Koordinasyon’undan termik santrallere hayır ve bütün 21 oda başkanı altına imzasını attı. Koordinasyon kurulunda İzmir’de şuan 21 tane ilçe ziraat odası başkanı İzmir’de termik santrale karşı. Fakat ne yazık ki Aliağa’daki protestolarda Aliağa’dan insan göremedik. Geçmiş belediye başkanı döneminde belediyenin kapısına çelenk koyarken Aliağa’dan 15 kişi kadar vardık. Diğer katılımcılar İzmir’in çeşitli bölgelerindendi biz bunun üzüntüsünü yaşıyoruz. Sayın Başkan Kocaoğlu’na bu konuyu gündeme getirdiğimde bana vermiş olduğu cevap; ‘Çarşıyız çarşı, her şeye karşıyız diyemeyiz Başkan, buna Turgut Başkan imzayı attı ben de bunu onaylıyorum’ oldu. Ben de düşüncelerine saygı duyduğumu ancak mahkemeye gideceğim ve bu konuda haklıyım diyerek kendisine 27 sayfalık bir mahkemeye başvuru tutanağı vardı, çoğaltıp dağıttım ve karşı olduğumuzu bir kez daha dile getirdim. Şuan ki Başkanımız Serkan Acar, termik santrale karşıyım diyerek taahhütnamenin altına imzasını attı ama neler olur bilemiyoruz.
Çaltılıdere bölgesinde termik santrale ilişkin bir hareketliliğin olduğu doğru mu? Çaltılıdere bölgesinde şuanda tam termik santral diyemiyorlar ama ALÇEP olarak ve ziraat odasını temsilen gittik. Orada taş ocağının arkasında bir yer daha var. Daha önce orada yüksek teknoloji enstitüsü arazisi olarak düşünülüyordu. Ancak siyasi baskılar sonucu Urla’ya aktarıldı. Biz bu konuda 1991-1992 yıllarında yüksek teknoloji enstitüsü kurulması için öneride bulunduk. Genel Başkan yardımcısı ve o zamanlar bölgemizin Milletvekili Erdal İnönü’ye bu konu çok aktarıldı. Maalesef siyasi baskılarla Urla’ya kaydırıldı. O bölgenin tekrar üniversite arazisi olarak devam ettirilmesi için İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne belirtip oranın üniversite arazisi olarak tahsisini istedik. Çaltılıdere’de şuanda kimse net bir şey demese de bir hazırlık var. Biz firmanın ismine kadar her şeyi öğrendik.
Harfiyat kamyonlarının kaldırdığı tozların çiftçiyi zarar uğrattığını daha önce belirtmiştiniz. Dava açılması gibi bir durumu vardı, bu konuda bir gelişme var mı? 3-4 kişi dava açtı. Hafriyat kamyonları aşırı bir zarar verdi. Hatta yönetim kurulunda olan bir arkadaşımız yerinde tespit yaptı. 14 bin 400 TL hasar tespiti yapıldı ilçe tarım müdürlüğüne. Bundan dolayı duyulan rahatsızlığı ilgili hafriyat firmasını aradım. Her aradığımda başkasıyla görüştüm en sonunda bu zararı tanzim etmeyeceklerini söylediler. Yaklaşık 40 kişinin zarar gördüğünü, ürünlerinden verim alamadıklarını ve dava açacaklarını duyurdum fakat, hiçbir önlem alınmadı. Bize de hiçbir bilgi verdi. Mahkemeye verenlerin davalarında kendimi ziraat odası başkanı olarak müdahil yazdırdım. Bundan sonra açılacak mahkemelerde kendimizi müdahil olarak yazdıracağım. Mahkemeler daha da çoğalacak. Sonuç alınmazsa yol kapatıp valiyle görüşmek talebinde bulunmayı düşünüyoruz. Vali de kendi gözüyle bu zararı görmeli.
Son olarak eklemek dikkat çekmek istediğiniz bir konu var mı?Bizim bir talebimiz vardı. Traktörlerde hurda indirimi uygulanması gerektiği konusundaydı. Bir defaya mahsus olarak yüzde 50 devlet teşviki ile yeni traktör alımının sağlanmasını istedik. Üretimi çoğaltacaktır. Hem de mazot tüketimini düşürecektir. Ürüne ve işlediğiniz yere göre çiftçiye ÖTV'siz mazot desteği yapılsın. Bu konuyu her toplantıda söyledik. Bakanlığa da bildirdik. Fakat hiçbir adım atılmadı. Hiçbir destek olmadı.