13 Ocak 2026, Salı

"EMEKÇİNİN KADERİ ÖLÜM DEĞİLDİR"

13 Kasım 2014, Perşembe Paylaş Gönderiyi Yayınla
"EMEKÇİNİN KADERİ ÖLÜM DEĞİLDİR" Aliağa Demokrasi Platformu'nun çağrısıyla Demokrasi Meydan'ında gerçekleştirilen basın açıklamasında iş cinayetleri protesto edildi.
Eda Ebru NANECİ- Demokrasi Meydan'ında bir araya gelen Petkim, Tüpraş, belediye işçileri, kamu emekçileri ve yurttaşlar hükümetin işçilere yönelik olan tutumuna karşı tepkilerini ortaya koydu. Alanda sık sık 'Zafer direnen emekçinin olacak', 'Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız ya siz?' Yaşasın onurlu mücadelemiz, 'Katil sermaye işbirlikçi AKP', 'Kahrolsun işçi düşmanları' sloganları atıldı. Basın açıklamasını Aliağa Demokrasi Platformu adına Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı Ahmet Oktay yaptı. “Bu iş cinayetlerinin birinci derece sorumlusu tabii ki devleti yönetenlerdir” diye konuşan Ahmet Oktay, 2014’ün ilk 9 ayında 1414 emekçinin hayatını kaybettiğini vurguladı.
KAĞIT ÜSTÜNDE DENETİM VAR UYGULAMADA YOK
Yasaların yetersiz olduğunu var olan yasaların uygulamada karşılık bulmadığının altını çizen Oktay, "Kağıt üstünde denetim mekanizması varmış gibi gözükse de uygulamada yok" dedi. Oktay sözlerini şu şekilde sürdürdü:
"Ülkemizde son 10 yılda işyerleri denetimleri yüzde 70 azalmıştır. Rakamlara bakacak olursak 2005 yılında 27 bin denetim yapılırken, 2013'te bu rakam 8 binlere gerilemiştir. Türkiye'de denetim elemanı sayısı da son derece yetersizdir. 12 milyon işçinin çalıştığı ülkede iş sağlığı ve güvenliği denetimi yapabilecek müfettiş sayısı sadece 266, müfettiş yardımcısı maalesef ki 315 kişidir. Müfettiş sayısının yetersizliğinin nedeniyle denetimlere yetişemeyen hükümet, bu işi iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarına havale etmiştir. Yasaya göre iş yerleri, tehlike sınıfına göre iş güvenliği uzmanı çalıştırmak zorunda. Bu uzmanlar, iş yerlerini iş güvenliği açısından denetliyor. Ancak yasadaki bu hükümler, uygulamada karşılık bulmuyor. Çünkü sisteme göre iş güvenliği uzmanı , maaşını denetlediği patrondan alıyor. Mevzuata göre uzman, işletmede hayati bir tehlike arz eden bir durum gördüğünde önce patronu uyaracak. Sorun giderilmezse patronunu Bakanlığa şikayet edecek. Ancak pratikte hiçbir uzmanın, çalıştığı işyerini devlete şikayet etme lüksü yok! Bu tablo nedeniyle kağıt üstünde denetim mekanizması varmış gibi gözükse de uygulamada yok."
AK SARAY DEĞİL YAŞAM ODASI YAPILSIN
Denetimlerin bu derece azaltılması, kayıt dışı istihdamın artması, taşeron çalışmanın meşrulaştırılması ve özelleştirmelerin iş cinayetlerini bu noktaya getirdiğine dikkat çeken Oktay ‘Kapıma 50 kişi dayanıyor’ diyen bakana da “Gereken cevabı veremiyorsan yazıklar olsun” şeklinde konuştu. Oktay, "Soruyoruz kendisine yaratmış olduğunuz bu yandaş sermaye ile daha kaç emekçinin canını yitirmesine göz yumacaksanız? Soma'da 301 işçinin katili yandaş patrona nasıl olurda Amasya'daki ihaleyi verirsiniz? Rahat yaşam ortamı elde etmeniz için yaptırmış olduğunuz AKSARAY'a harcadığınız paralarla kaç tane yaşam odası yapılırdı?" dedi. İş yeri denetimlerinin maliyetini sendikalara yükleyebileceklerini söyleyerek hükümete seslenen Oktay, “Örgütlenmenin önündeki engelleri kaldırın. İş yerlerinin denetlenmesi konusunda sendikaların yetkilerini artırın. İş yeri denetimlerinin maliyetini sendikalar karşılamak suretiyle sendikaların yetkisine bırakılsın” dedi.