Aliağa’nın kurtuluşunun 90. Yıl dönümü kutlamaları Atatürkçü Düşünce Derneği Aliağa Şubesi (ADD) ve Aliağa Kültür ve Dayanışma Derneği (ADER) öncülüğünde gerçekleştirildi. Aliağa Cumhuriyet Meydanı’ında saat 12: 30 da gerçekleştirilen anma törenine katılan ADD, ADER üyeleri ve vatandaşlar Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtına karanfil bıraktılar. Aliağa Atatürkçü Düşünce Derneği Şube Başkanı Başkanı Mükerrem Çakın’ın yaptığı basın açıklamasıyla başlayan tören ADER’ deki sohbetle son buldu.
Genel Kurmay Başkanlığı’nın kayıtlarında Aliağa’nın kurtuluş tarihi olarak 13 Eylül 1922 olarak yer aldığını ifade eden ADD Aliağa Şube Başkanı Çakın, “ 90 yıl önce Anadolu'nun her karışını düşman işgalinden kurtaran, bağımsızlığımıza kastedenleri silip süpüren Türk Ordusu bugün buradan bu topraklardan geçti. Bugün Aliağa'nın Kurtuluş günü. Aliağa'da bir çatışmanın olmaması, ordunun bir direnişle karşı karşıya kalmamış olması bu gerçeği değiştirmiyor. Kurtuluş günümüz kutlu olsun" dedi. Çakın, "Uluslar geçmişlerini bilerek geleceğe yürüyebilirler. Yurttaşlık bilinci, gelecek kuşaklara hangi nitelikleri ile taşınırsa o ülke, o toplum öyle biçimlenir. İktidarın, Türk ulusunun hafızasından Türkiye Cumhuriyetinin temel değerlerini silmeye, unutturmaya çalışmaları da bu nedenledir. Bu nedenledir ders kitaplarından İsmet İnönü'yü çıkarmaları, bu nedenledir Ulusal bayramların kutlamalarını kısıtlamaları, yasaklamaları. Anayasa mahkemesince Laiklik karşıtı eylemlerin odak noktası tescil edilmiş bir partinin iktidarına, BOP Eşbaşkanınca yönetilen ülkemiz, "Yurtta ve Dünya'da Barış" anlayışından uzaklaştırılmış, komşumuz Suriye ile savaşın eşiğine gelmiştir. Vatan savunması söz konusu değilse savaş bir cinayettir. Sıfır sorun iddiası ile göreve geldiklerinden bu yana terör olayları ve şehit sayısındaki artış, terörle mücadele edemediklerinin hatta etmediklerinin en önemli göstergesidir. Terörle mücadelede en önemli güç ordudur. Ancak iktidar, Türk ordusunu uydurma davalarla itibarsızlaştırıp, güçsüzleştirerek ülkemizin elinden bu gücüde almıştır. Eğitimi dinselleştirerek "dindar, kindar" bir ümmet yaratma hedeflerinde hızla yol alan iktidar, çocuklarımızı iktidarlarının devamlılığı için bir araç olarak görmektedir. Aklın ve bilimin egemen olmadığı toplumlar, karanlıkta kalmaya mahkumdur" dedi. Çakın, "Mustafa Kemal Atatürk'ün Gençliğe Sesleniş'indeki tüm koşullar olmuştur. Bu durumda ne yapacağımız "Bursa Söylevi" nde açıkça anlatılmıştır. "Artık sesiniz çıksın. Ülkemizin içinde bulunduğu duruma düşürülmesi vatana ihanettir. Bağımsızlığımıza göz dikenlerin, bin yıllık kardeşliği bozanların, oyunlarını bozmalıyız. Bu ihanetin karşısında sessiz kalmak, suça ortak olmak demektir. Bu gün sessiz kalırsanız, bir gün sesinizi duyuracak hiç kimseyi bulamazsınız" dedi.